Le prime 200 righe.
Daha önce, Georgie & Mandy'nin İlk Evliliği'nde...
Az önce Kanal Yedi aradı, cuma günü
normal hava durumu sunucusunun yerine geçmemi istiyorlar.
: Ben Mandy McAllister.
Gördüğünüz gibi, burada içinde durmam istenen
bu küçük gölet...
Çok mutsuz görünüyor.
: Bunu kaydetmeliyiz.
O bir yılan!
: Yılan!
Hem de kocaman bir yılan.
Ben mi?
Ne yaptım ki?
Tabii, tabii.
Tamam CeeCee, ya ekstra sevimli olman lazım
ya da hızlıca ateşlenmen gerekiyor.
Pekala...
Merhaba.
Hızlı gittiğinizin farkında mıydınız?
Eh, o tamamen duruma bağlı.
Ne kadar hızlı gittiğimi biliyor musun?
Biliyorum.
Bu kötü olmuş.
Üzgünüm, ben sadece...
Dur bir dakika, sen yediinci kanaldaki hava durumu sunucusu değil misin?
Oradan mıydı?
Yani...
Evet, tam olarak benim.
Az önce başıma ne geldiğine inanamazsın.
Hız yaptığım için polis tarafından durduruldum...
Senin araba kullandığını gördüm, gayet inanıyorum.
Konu o değil.
Ceza yazacaktı,
sonra televizyondan tanıdı, beni bıraktı.
Peki, ne kadar hızlı gidiyordun?
Önemsiz.
Bazı şeyleri paçayı sıyırarak atlatabiliyorum!
CeeCee de yanında mıydı?
Evet, ve tüm o süre boyunca tamamen güvendeydi.
Şimdi nerede?
Hemen geliyorum.
...yani sadece uyarıyla bıraktı beni.
Vay, bak sen!
O kadar heyecanlandım ki,
eve hız yapmadan gitmek gerçekten zordu.
-Ama yaptın. -Yaptım.
Biliyor musun, kuru temizlemecinin
duvarında ünlülerin fotoğrafları var.
Belki senin de bir fotoğrafını onlara verelim.
Ah, yani kendime ünlü demem pek doğru olmaz.
Yani, polis öyle dedi ama ben demezdim.
Hep merak etmişimdir,
o ünlüler kendi fotoğraflarıyla mı gidiyor içeri,
yoksa onlardan isteniyor da mı
sonra getiriyorlar?
Bunlar mı kafanı kurcalayan şeyler?
Doğal olarak meraklı biriyim.
Kızımın fotoğrafını
duvarda görmek bayağı havalı olurdu.
Caroline Minkus'un yanında mesela.
Kim?
1978 Medford Güzeli.
Hula-Hoop çevirmişti.
Eğer bize indirim sağlayacaksa,
bence bir fotoğraf götürelim.
Sen kuru temizlemeye neyi veriyorsun ki?
Mesela babamın cenazesinde giydiğim takımı?
Konu bir anda karardı.
Ne yapıyorsun?
Hayran mektuplarını yanıtlıyorum.
Aa, güzelmiş.
Ben de bir kere Tony Danza’ya mektup göndermiştim.
Hiç geri dönmedi.
Ona ne sordun?
Gerçekte patron kimdi?
Sanırım asla öğrenemeyeceğiz.
Bence önemli bir şey bu,
izleyicilere onları takdir ettiğimi belirtmek.
Umarım biraz takdir
en büyük hayranına da ayırdın.
Ama biraz rekabetin olabilir,
çünkü bu kişi
benim bir resmimi çizmiş.
Pek de masum sayılmaz bu resim, değil mi?
Bir resimden mi
kıskanacaksın yani?
Tabii ki hayır.
Çünkü ben gerçeğine sahibim,
ve bol tişörtünle boxer'ınla da aynı derecede çekicisin.
Tamam, bunu bitirmem lazım.
Tamam, ben de dualarımı ederim o zaman.
Tanrım, bana bu harika
güzel eşimi verdiğin için çok teşekkür ederim.
İncelikliymiş.
Affedersiniz, Rabbimle konuşuyorum.
Lütfen bana izin verin,
ona bir koca olarak onu ne kadar sevdiğimi göstereyim.
-Bir dakika, ne oluyor? -Duaların kabul oluyor, sus.
Nereye gidiyorsun?
Lise beyzbol maçında çalmak için davet edildim.
Gerçekten mi?
Ne çalacağını biliyor musun?
Eski tarz org müziği.
Bir de "Take Me Out To The Ball Game"i öğrendim
ve "bah-bah-bah-bah-bup-bah!"
Ona "Charge" deniyor.
Tamam.
Para alacak mısın?
Sormak aklıma gelmedi.
-Tabii, niye sorasın ki? -
Ben birkaç işimi halletmeye gidiyorum,
benimle gelmek ister misin?
Nereye gidiyorsun?
Postaneye, markete, belki kuru temizlemeciye uğrayacağım.
Beni sadece yanında götürmek istiyorsun, insanlara göstereceksin.
Evet. Hadi, üzerini değiştir.
Buyur bakalım.
Teşekkür ederim.
Kızımla daha önce tanışmış mıydınız, bilmiyorum.
-Mandy. -Merhaba.
Belki bir yerlerden gözünüz ısırıyor olabilir.
Sanmıyorum.
Şey, kızım şöyle...
-Anne, yeter. -Sadece mütevazılık yapıyor.
Hafta sonları hava durumunu sunan o.
Onun vesikalık fotoğrafını da yanımda getirdim.
Belki duvarınıza asmak istersiniz diye.
-Anne... -Ne var?
İstemiyor işte!
Tabii ki ister, sadece heyecanlandı.
Kaleminiz varsa, hemen imzalar.
Peki, biz gidiyoruz, teşekkürler.
Kanal Yedi, saat altıda, gerçekten çok iyi.
Anne!
Hımm, güzelmiş.
Böylece, seni terk ederken onu her gün görebilirsin.
Hey, kıskanma.
Eğer bir gün televizyonda olan bir kızla çıkarsan,
sen de onun fotoğrafını asabilirsin.
Bilgin olsun,
ben de Mauryonce’da çıkan bir kızla çıktım.
Baba ben değildim.
Hey, kamyonun için mi geldin?
Evet. Hazır mı?
-Evet efendim. Anahtarlarını getireyim. -Tamamdır.
Hadi, hesabını kapatalım.
-Nakit mi kart mı? -Kart.
Hey, o yeni hava durumu sunucusu değil mi?
Aynen öyle.
Ooo, fena güzelmiş, değil mi?
Gerçekten çekici bir kadın.
Hem işinde de iyi.
Peki, buraya geldi mi hiç?
Bazen.
Gerçekten ekranda göründüğü kadar mı güzel?
Hey, o benim eşim.
Özür dilerim.
Ama evet.
Anahtarlarınız burada.
-Ah, teşekkürler. -Evet, rica ederim.
Cidden hava durumu sunucusuyla mı evliymiş?
Hayır. Sana öyle mi söyledi?
Ben de biliyordum, o senin liginde biri değil.
Bak dostum, ilk denemede çocuk sahibi olduk biz.
Güzel toparladın.
Belki de daha büyük bir televizyon almalıyız.
Daha büyük mü?
Bu 27 inçlik.
Biliyorum ama şimdi bunun iki katı boyutunda olanlar var.
O 1500 dolar ve neredeyse 180 kilo.
Evet ama sonuçta... ne oluyor ki bu?
Kilosu üç, dört dolara geliyor yani, değil mi?
Daha büyük bir TV mi istiyorsun, ona biraz daha yaklaş o zaman.
Merhaba.
Selam, nasıl geçti?
Hiç iyi geçmedi.
Ah, canım, ne oldu?
Şey, birinci devrede,
"Take Me Out to the Ball Game" çaldım.
Hm. O şarkı yedinci devreye kadar çalınmaz ki.
Bunu yeni öğrendim.
Herkes böyle bir hata yapabilirdi.
Bir de, rakip takım vururken "Charge" çaldım.
: Aman Tanrım.
Peki, kimse "charge" dedi mi?
"Yuh!" dediler.
Belki rakip takımı yuhalıyorlardır.
Biri bana sosisli sandviç fırlattı.
Yani öğle yemeğin olmuş oldu!
-Selam. -Selam.
Meksika yemeği yemeye gitsek mi diye düşündüm,
Romantik bir akşam geçirelim.
Tamam, şöyle diyelim, romantizmin simgesi ne olabilir ki
fasulye ve peynirden daha iyi?
Yani, bu bir evet mi?
Tabii, izin ver de bir duş alayım.
Ben de en süslü gömleğimi giyerim.
Hangi gömleği süslü olarak görüyorsun ki?
Üzerinde adımın yazılı olmadığı bir taneyi.
Duşun bayağı uzun sürdü.
No comments yet. Be the first to leave one.