Le prime 200 righe.
SPIDER-NOIR'DA DAHA ÖNCE
Ne o?
Süperleri alelade enayilere çeviriyor.
Ruby öldüğünden beri bir kuyudasın
ve kazmayı hiç bırakmadın.
O küreği yere atmak için son şansın.
Hepsine enjekte etmem lazım.
Onlar sağlığına kavuşunca sıra bende.
Hasta gazi kalmayacak.
Acı kalmayacak. Örümcek kalmayacak.
Ne bunlar?
Bunların hepsi ölmüş!
Doktorun laboratuvarına gittik.
- Kurtuluş yolu yok. - Bunu bilemezsin.
Silvermane'e söylemeyeceğim ama ondan kaçmaz.
Er ya da geç ne yaptığını öğrenir.
Hayır. Şimdi olmaz.
Atla. Hadi. Hadi!
Doktor çağırmamız gerekmez mi?
Hayır. Dinlense kafi.
Bu da ne?
Her neyse herifi yere serdi.
Ne yapacağız patron?
Örümcek'i bulacağız.
- Reilly'yi getir. - Reilly'yi getir.
B. REILLY ÖZEL DEDEKTİF
Şu enayilere bak.
Hepsi yitik vaka.
Bir zamanlar ben de onlar gibiydim.
Körler, haberleri bile yok.
Her gün aynı hikâye, birinin peşine takılıp gidiyorlar.
Tanrım, bir susar mısın?
Hayır.
Niye dünyayı ihtişamımdan mahrum bırakayım?
Peki madem,
sonumuz geliyor, daha hissetmiyorsun.
Kendi adına konuş. Ben gittikçe güçleniyorum.
Böyle zamanlarda…
…bana biraz düşünme fırsatı ver.
Pek yapmıyorum.
Kendi sırtını sıvazlayan biri olmadım ama…
Tanrım, büyüdüğüm yeri görseydin.
Açlık, kıtlık.
Daha doğmadan iki kardeşimi kaybettim.
Gördüklerim akıl kârı değildi.
O devirdeki sefillerle
benim aramdaki farkı biliyor musun?
Gözü karayım. Bu kadar basit.
Ne güç
ne kurnazlık ne zalimlik.
Yalnızca cesaret.
Ve tez canlılık.
Hiç yetmedi.
Asla duramam, asla rahata alışmam.
Sana tavsiyem.
"Asla rahata alışma."
Asla tatmin olma.
Sana verileni kabul etme
çünkü kimse istediğini vermez.
Kendilerince sebeplerle istediklerini verirler.
Bu kadar. Hikâye vakti bitti.
Bir su dökeyim.
Ben Cat, seni görmeliyim.
Şükürler olsun. Çok endişelendim…
Bu Ben için.
Hak ettim.
Bu da içimden geldi.
Ben senin için her şeyini ortaya attı
ve sen ona ihanet ettin.
O doktor onu delik deşik etmiş.
Ona zarar vereceğini bilmiyordum.
Daha iyi olacağını sandım.
Ben kendi ağzıyla söylemişti, şey…
Şimdi mi sırrını tutasın geldi?
Faber'a Ben'i söyleme kararı sana düşmezdi.
Telafi edebilirim.
- Bırak bu işleri. - Yemin ederim. Bana güven.
Evet, onu çoktan denedim.
Yalancısın.
Manipülatörsün.
Aşkımdan yaptım.
Kimin aşkından?
Flint.
Ama Ben iyi bir adam.
Telafi edeceğime yemin ederim.
Nasıl?
Bana panzehri verirse Flint ve Dirk'e enjekte edebilirim.
Şüphelerini çekmeden onlara yaklaşabilirim.
Bu kararı sen veremezsin. Ben kendi karar verebilir.
Düşünüyordum da…
Düşünmeni kim istedi?
Bak. Sorun da bu işte.
Niye onca gücümüz varken
bu ihtiyarın ayak işlerini yapıyoruz?
Ona niye ihtiyacımız var?
Sadakate inancın yok sanırım.
"Sadakat." Sadakatmiş.
Senin sadakat dediğin düpedüz manipülasyon.
Silvermane'e hizmet etmemiz kimin işine geliyor?
Emirlerine uymazsan sana ne kadar sadık kalır?
Var ya? Cevap verme.
Eski arkadaşın Winston'a soralım.
Dur ya, soramayız. Adam öldü.
Sekreteri değil mi o?
Evet. Güzel kadın.
Nerelerdeydin? Millet seni arıyorlar.
Doğrusu "arıyor" ve tam olarak kim arıyor?
Öncelikle Robbie. Ben onun evindeymiş.
Robbie diyor ki kendisi perişan olmuşlar.
"Olmuş." "Olmuş" doğrusu.
- Ne? - "Olmuş."
Sen de bir karar ver ya.
- Reilly Dedektiflik… - Janet, canım.
- Selam Hank. - Benden duymadın
ama patronunun başı belada.
Ne yaptığını bilmiyorum
ama her karakol karış karış arıyor.
Bizzat Başkan'ın emri var. Kendine dikkat et canım.
Teşekkürler Hank.
Kes şunu ve bir yere ayrılma.
Sahne yönergesi veriyor olsam
"biriyle görüşmek için can atmak" diye buna derdim.
Evet.
Hastamız nasıl?
Sağ.
Ama güçlerine daha kavuşmadı. Dinlenmesi lazım.
Hâlâ muz gibi sapsarısın.
Çürük muz gerçi, iyice berelenmiş.
Evet, tabii.
Nasılsın?
Göründüğümden beter.
Diğer adam ne durumda?
Annesiyle Niagara Şelaleleri yolunu tuttu.
Bakın, size bir şey söylemeliyim.
- Cat görüşmek istedi. - Ne?
- Ne zaman? - Bu akşam.
Flint'e enjekte etmek için panzehri istiyor.
Diğeri Leyden'a da.
Hiç çaktırmadan yaklaşabilirmiş.
Ben de inandım.
Bilmiyorum.
Fena fikir sayılmaz.
Lonnie kafana kaç kez vurdu? Kadın sana ihanet etti.
- Sence niye ihanet etti? - Flint için.
- Ağzıyla söyledi. - Doğru, Flint'i kurtarmak istiyor.
Ona iyi geleceğini biliyorsa gözü kapalı yapar.
Kim o?
- "Domuzcuklar, domuzcuklar…" - Leyden.
- "Açın da gireyim." - Ne işi var burada?
"Yoksa üflerim, püflerim,
"evinizi başınıza yıkarım!"
Teşekkürler! Teşekkürler.
Teşekkürler.
Bok gibi gözüküyorsun.
- Ne olmuş? - Ne olmuş ya? Gielgud'a anlat.
Eşek götü gibi çenem olduğunu söylemişti.
Niye sanki daha önce tanışmışız gibi geliyor?
Çünkü birkaç gece evvel Silvermane'in çatı katında tanıştık.
Sana şarkı söyledim ya. Ne oldu, hoşuna gitmedi mi?
Hayır. Yani ondan önce.
Belki yanlış adamın karısıyla yattın.
Ne oldu sana böyle?
Doğru kadının kocasını çektim.
Ne istiyorsunuz?
Onu.
Ayağa kalk. Patron seninle konuşacak.
Ciddi ciddi mi konuşacak yoksa öylesine mi?
Arkadaşlarımla nasıl vedalaşacağımı bilmeliyim.
Bence şimdilik üç beş parça eşyanı paylaştırmana lüzum yok.
Kalk bakalım.
Tamam, geliyorum. Paltomu alayım.
Merak etme. Biz ona iyi bakarız.
MARVEL ÇİZGİ ROMANLARINDAN UYARLANMIŞTIR
Reilly, beni dinliyor musun?
Sorun şu ki sorman yeterdi.
Arkadaşız sanmıştım.
Arkadaşız tabii.
Ama acil bir durum vardı.
Arkadaşının şehrimde dolaşıp
elimi boşa çıkarmasına göz yumamam.
O yüzden senden telefonu alıp Örümcek arkadaşını aramanı istiyorum.
Yok, aramayacağım.
Anlamadım?
Örümcek ile konuşacak havamda değilim.
İşin aslı konuşması güç biri, hele ki telefonda.
"Dostum, maskeni çıkar da dediklerimi duy." mu diyeyim?
Şaka mı bu? İdrak edemediğim bir espri mi?
Hayır, ciddiyim.
Harbiden ağzından çıkan kelimelerin yarısını anlamıyorum.
Onu gördün. Kafasında saçma sapan çorap var.
Seninle ilk tanıştığımızda
o dilin yüzünden ölebileceğini söylemiştim.
Bugün tam da o gün.
Hayır, bana ihtiyacın var. Pazarlık yapıyoruz.
Örümcek'e ihtiyacın var, dolayısıyla bana ihtiyacın var.
Hâlin icabından anlaşılacağı üzere…
Aman, ağdalı konuşamıyorum.
Hem söylentiye göre Başkan Morris de
Senyor Örümcek ile pek ilgiliymiş.
Yani bak sen şu işe, her taraf da kodaman.
No comments yet. Be the first to leave one.