Le prime 200 righe.
Hazır.
Çok üzgünüm.
Umarım...
...daha ilginç bir şeye reenkarne olursun.
Hoşça kal!
- E hadi... gelsene! - Fotoğraflardaki dağ eviyle aynı değil.
Aynı... Tabii ki aynı...
Hayır, burası aynı yer değil.
Gizlice değiştirmedim ya. Beni aptal mı sanıyorsun?
Gel de gör. Emin ol, harika!
Bu taraftan.
Hazır.
Al...
- Ah canım... Helikopterde hiç uyumadın mı? - Hassiktir!
Pilot benden yorum bırakmamı istemişti; ama unuttum.
Gerçekten mi?
Pilotlar ne zamandan beri böyle şeyler istiyor?
Çok nazikti.
Ben de ona söz verdim. Benim için sen yapar mısın?
Tabii, sorun değil.
Ne yazmamı istersin?
“Pilot çok nazikti” mi? “Pilot çok cana yakındı” mı?
- Fark etmez. Olumlu bir şey olsun yeter. - Sorun değil. Ben hallederim.
Bu yoğurt hiç güzel değil. Tadı çok garip.
- Gerçekten mi? - Evet.
Yanlış markayı almışsın.
Çok özür dilerim. Bir dahaki sefere daha dikkatli olacağım.
Sadece aç olduğum için yiyorum.
- Bu ne? - Onu dün aldık.
- Testere videosu için mi? - Evet.
Beğenmediysen atarız.
- Yok. Fena değil. Dursun. - Tamam.
- Bu akşam bana ihtiyacın var mı? - Hayır, gidebilirsin.
Tamam. Peki, iyi misin? Yani...
Burayı beğendin mi? Keyif alacak mısın?
- Henüz bilmiyorum. Yarın söylerim. - Tamam.
Huzur içinde yemeğini ye.
Biraz dinlen.
- Tatilde misin? - Hayır, tatilde olan o.
Bana tatil matil yok.
Halletmem gereken çok şey var. Herkese cevap vermek zorundayım.
Tam bir cehennem.
Buraya sırf takılmak için geldiğimi falan mı sanıyorsun?
Evden de halledebilirdin; hiçbir farkı olmazdı.
İmkânsız!
Nasıl olduğunu biliyorsun.
Onun yanında olup her şeyi görmem gerekiyor.
Her zaman, her yerde.
Motivasyonunu yüksek tutmam gerekiyor. Bırakmak istediğini söyledi.
Ee? Bırakmak istiyorsa bıraksın işte.
Ee, ben ne yapacağım? İşsiz mi kalacağım? Çok komik.
Yapabileceğin başka işler de var.
On yıl boyunca onun kontrolü altında olmaktan bıkmadın mı?
Bu kadar çok para kazanmaktan mı? Hayır, bıkmadım.
Artık birlikte hiçbir şey yapmıyoruz. Hep onunlasın.
“Magalie orada olmamı istiyor.”
Magalie, Magalie, Magalie, bunu duymaktan bıktım.
Kendi çocuklarından daha çok o deli kadınınla vakit geçiriyorsun.
Bir yeni iletiniz var
- Beni dinliyor musun sen? - Garip bir şey oldu. Seni sonra ararım.
- Yine n'oldu? - Acil cevaplamam gereken bir e-posta geldi.
- Seni sonra ararım, canım. - Tamam, görüşürüz.
Mag, uyuyor musun?
- Mag! - Delirdin mi sen? Neyin var senin?
- Üzgünüm, bu çok önemli... - Umurumda değil.
Odama gizlice girip fısıldama!
- Hasta mısın nesin? - Yemin ederim, önemli bir şey.
Çık odamdan!
Tamam, özür dilerim.
Hay sikeyim!
“Herzog” adı sana bir şey çağrıştırıyor mu?
Patrick, bu kadar önemli olan neyse anlat. Aptalca bilmeceleri bırak.
Herzog kim?
- Dimitri, vinççi adam. - Tamam.
Her şeyi mahvetmiş. Mal herif, ablasına her şeyi anlatmış.
- Ablasına mı? - Ablası var...?
Tamam.
- Peki ona ne anlatmış? - Her şeyi! Her şeyi.
Bu yüzden seninle iletişime geçmiş. Bana bir e-posta gönderdi.
Ve o bir gazeteci.
Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?
Hayır. Ona her şeyi anlatmasının ne önemi var?
Peki...
Oku!
Bu ne ya? Hatalarla dolu. Çok kötü yazılmış.
Önemli değil... Sen de yapıyorsun o hataları.
Lütfen... hepsini oku işte!
- Şantaj yapıyor. - Deme ya!
- Hepsi bu mu? - Para istemediğini söylüyor.
O zaman ne istiyor ki bu kaltak?
Sorun da bu ya... Ne istediğini bilmiyoruz.
Beni uyandırmadan önce onunla iletişime geçtin mi?
Evet. Benimle konuşmak istemiyor. Sadece seninle konuşmak istiyor.
Hayır. Mümkün değil!
Merhaba Simone, ben Magalie.
O piyano kazasıyla ilgili olarak...
...kişisel asistanım Bay Balandras'a bir e-posta göndermişsiniz.
Kötü dilbilgisi yüzünden tam olarak anlamadım...
...ama yüz yüze konuşmaya sıcak bakıyorum.
Şu anda yeni dağ evimdeyim; ne kadar süre burada kalacağım belli değil.
İsterseniz beni bu numaradan arayabilirsiniz.
Yakında görüşmek dileğiyle, Bayan Simone. Hoşça kalın.
Orospu seni!
Biliyor musun?
- Hatalar konusunda haklı olabilirsin. - Yani?
Tam tersini kastetmiş ve aslında para istiyor olabilir.
Götünü siktirecek herhalde?
Hayır, hayır, hayır. Bu konuda şaka yapma. Bu ciddi bir konu.
Bildiğimiz kadarıyla, ömür boyu hapis cezasına çarptırılabiliriz.
Bunu unutma. Bu ciddi bir konu!
Unutmayacağım, ama yatmaya gidiyorum.
Anlamıyor musun? Sakin ol işte, tamam mı?
- Peki, tekrar ararsa ne yapacağız? - Onu geri arayacağım, Patrick.
Sakin ol. Endişelenme. Hallederiz. Tamam mı?
Bir hap al... Sinirlerin bozulmuş.
Babalarının neden burada olmadığını soruyorlar, ama bunun dışında...
Onlara, kıyafet ve yemek paralarını kazanmak için...
...işimden dolayı uzakta olduğumu söyleyemez misin?
Ailesini terk eden bir pislik olduğumu düşünecekler.
Senin bir pislik olduğunu zaten biliyorlar.
Harika, sağ ol. Gül gül öldüm.
Hayır, onlar iyi. Rahat ol sen.
Mathieu, midilli kulübünden atıldı. Onun dışında her şey yolunda.
İyi. Bu konuda ne düşündüğümü biliyorsun.
Kusura bakma da, o erkek işi değil zaten...
Pekâlâ...
Bak kim geldi?
Merhaba.
Oha!
Böyle bir boyunluk taktığını bilmiyordum.
- Evet. Çok kötüymüş, canım.
Önemli değil, hayatta kalırım. Merak etme.
O çok dayanıklıdır, biliyorsun!
Dağ evin harika görünüyor. Memnun musun?
Evet, şey... Henüz kendimi evimde hissetmiyorum.
Ben olsam hemen alışırdım.
Ne kadar büyük? 300 metrekare mi?
Çok naziksin, ama acil bir durum var.
Kocanı ödünç alıp görüşmeyi sonlandırmalıyım.
- Konuşmamızı bitiremez miyiz? - Dağ evi 500 metrekare. Hoşça kal!
Patrick, onun ne istediğini biliyorum!
- Bu yaptığın çok kabaydı. - Önemli değil. Tekrar ararsın. Dinle!
Düşündüm ve gazetecinin ne istediğini biliyorum.
- Söyleyeyim mi? - Para. Bu kadar basit.
Hayır! Benimle yatmak istiyor.
- Anlamadım? - Doğru duydun.
İnternette fotoğraflarını gördüm. Çirkin bir kadın. Korkunç bir tip!
Kesinlikle öyle. Benimle birlikte olmak isteyen zavallı bir hayran.
Karımın görüşmesini, bana bunu söylemek için mi kestin?
Evet. E-postasını tekrar okudum.
Cümleler çok kötü kurulmuş. Kesinlikle psikopat bu karı.
Yani senin mantığın şu... kötü yazıyorsa, demek ki seninle yatmak istiyor?
- Evet. - Kadın para peşinde.
Herkes senin zengin olduğunu biliyor. Pastadan bir parça istiyor.
- Onu geri aradın mı? - Hayır.
O da neydi?
- Neymiş? - Bilmiyorum.
- Orada. Bak, bu o! - Siktir! Olaya bak, oha!
Gördün mü?! Aptal değilim. Biliyorum!
- O burada ne arıyor ki? - Bilmiyorum, ama burada işte.
Hadi, aç şunu! Aç!
- Bir saniyeliğine. - Konuşabilir miyiz?
- Açsana. - Lütfen.
- Bir dakikalığına. - Konuşalım!
Aç!
- Bu geri zekâlılar da kim? - Uzun boylu olan bu sabah beni takip etti.
O boktan scooter'ıyla beni takip etti.
Kar maskeni takmadan mı çıktın? Delisin sen!
Bana deli deme!
Belanı arıyorsun.
Ne istiyorsunuz?
Delirdiniz mi?
Defolun gidin, yoksa gebertirim sizi!
Burası özel mülk. Defolun!
Ne istersek onu yaparız. Sen kimsin?
Hey!
- Soytarılar, defolun! - Aa, çok ayıp!
Komik olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?
Küçük puştlar!
- Efendim? - İyi akşamlar.
- Sen misin, Simone? - Evet.
Tamam.
- Buyur? - Şey, ben...
- Ne istiyorsun? - Söylemek zor. Korkuyorum.
- Baksana! - Ne?
Bak. Üzgünüm.
Sonra arayayım mı? Yalnız değil misin?
Hayır, önemli değil. Köpeğim az önce odaya girdi de. Önemli bir şey değil.
Anlat sen. Ne istiyorsun?
Tamam. Öncelikle, daha önce kimseye şantaj yapmadığımı bilmenizi isterim.
Bu ilk kez oluyor.
Oldukça dürüst biriyimdir.
Doğrusunu söylemek gerekirse, gerçekten çok rahatsızım.
Ah canım...
Rahatsız mısınız? Çok üzüldüm!
- Dalga mı geçiyorsunuz? - Hayır, hayır, ciddiyim.
Savunmaya geçtin, ama sonunda benim iyi niyetli olduğumu anlayacaksın.
Bu çok hafif, çok olumlu bir şantaj biçimi, ben...
Bu “olumlu şantaj” saçmalığını ve boktan açıklamalarını kes artık!
Sadece ne istediğini söyle.
No comments yet. Be the first to leave one.