Le prime 200 righe.
Merhaba. Hikâyeyi ben anlatacağım.
Amacım Ella'yla ilgili gerçekleri anlatmak.
Önce, onun tabiriyle, tam şeffaflık namına bir şey açıklamalıyım.
Ella Hukuk'tan mezun olduğundan beri yanında çalışıyorum.
Bu yüzden pek tarafsız sayılmam.
Ona bayılıyorum.
Gerçekten.
2008. Büyük Resesyon'un tam ortasıydı.
Ama bir yandan da daha iyi bir dönemdi.
Hepimiz hâlâ birbirimizi severdik.
Sadece 34 yaşında olan Ella
o makama yükselen en genç üçüncü kadındı.
Kulağa harika gelmiyor mu?
Ama gerçek şu ki, hep saklarız...
Nasıl desem... Sorunlarımızı.
Ya yüzeye çıkarlar ya da onları alt ederiz.
VALİ YARDIMCISI'NIN ODASI
Ella'nın sorunları o 16 yaşındayken başladı.
Hadi kızlar.
Moral bozmak istemem tabii ama diğer insanların
mutlu ailelerini görünce
hiç içi burkulmayanlardansanız
çok şanslısınız demektir.
Bay McCay, gitmemiz gerek.
Kader dediğin cilvelidir.
Konuşmam.
Cebinde.
Hayatımız bir anda ya da bir kelimeyle değişebilir.
Durun.
Kimse bir şey demeyecek mi?
Kim ne diyecek ki güzelim?
Case, bana bir bardak su getirir misin?
Tamam.
Hadi Ella, aklındakini söyle.
Sağ ol Helen hala.
Hastane müdürlüğü görevinden kendin emekli oluyormuşsun gibi davranıyorsun,
oysa iş yerinde birden fazla kadınla ilişkin olduğu için
emekli olmaya zorlandın.
Geçerli bakış açılarından biri de bu tabii.
Ne, başka açı mı var?
-Sana zahmet, buz da koyar mısın? -Koymam.
Peki o zaman.
Altı hafta boyunca gece sana masal okurum.
Resimsiz, bir sürü kelime dolu, bitirmesi zor kitaplardan okurum.
Ya okumazsan?
Sana verdiğim sözü tutmadığım oldu mu?
Başka bir açıdan bakarsan...
Üç kadın da bana destek mektupları yazdı.
Evlisin ya.
Dinle, bugün bizden beklenen bir aile olarak
hazır bulunmamız zira...
Yapma şunu...
Bilmiyorum.
Anne?
Lütfen bizi zorla götürme.
Ben gitmek istiyorum.
Hayır. Olmaz, gidemezsin.
Travmatik deneyim nedir, biliyor musun?
Tabii.
Case, asla bilmediğin bir şeyi biliyormuş gibi davranma.
Öğrenmek kolay ve eğlencelidir.
Yeni bir şey öğrenmeni engelleyecek yegâne şey, biliyormuşsun gibi yapmaktır.
Tamam.
T harfine gel. "Travma. Duygusal bir şok sonucu oluşan,
bellekte bastırılan ve iyileşmeden kalan ruhsal yara.
Beyinde oluşan bir hasar."
Gidersek başımıza gelecek şey bu. Hâlâ gitmek istiyor musun?
Hayır, istemem.
Tamam.
Bay McCay, çok geç kaldık!
Seni asla affetmeyeceğim. Seni seviyorum. Bir ihtiyacın olursa ara.
Altı hafta sonra ikinci darbe geldi.
-Elinde seçenekler var. -Sahiden mi?
Ben bir seçenek göremiyorum.
-Yok yani. -Peki.
Ella'ya söylediğinde burada olmak istemem.
Ne söyleyecek?
Tatlım, şöyle ki...
Baban Kaliforniya'da
çok büyük bir iş fırsatı yakaladı.
Helen halan düzenli ziyaretimize gelecek.
Anne, olmaz, benim...
Lisede aldığım tüm üniversite derslerinin kredileri yanar.
Bu da üniversite başvurularımı
ve bir sürü mülakat ve kompozisyon sonucu kazandığım stajı yakar.
Ayrıca son zamanlarda, nasıl desem...
Okulda yaşanan bazı olumlu gelişmeler vardı.
Mesela uzun süredir yazdığım sosyoloji ödevim. Notunu yeni aldım.
Hoca dedi ki...
Dedi ki...
Ödev burada, göstereyim.
Ama baban hepimiz için yeni bir başlangıç istiyor.
Bir daha yani.
Anne?
Lütfen bana şunu açıkla,
niye bu işkenceye katlanmaya devam ediyorsun?
Gerçekten anlamak istiyorum.
Onu hâlâ seviyorum.
O zaman Tanrı beni kimseye âşık etmesin.
Tanrım, yeğenim ciddi değil.
-Bir saniye lütfen. -Anne.
-Babam yine aynı haltları yiyecek. -Olabilir. Mümkün.
Muhtemelen.
Helen halan diyor ki
belki bir süre onda kalsan iyi olurmuş.
Babanla ben biraz daha sağlam...
En azından yarıyıl bitene dek.
Zaten sonra üniversiteye gideceksin.
Ne?
Benim hatalarımın cezasını sen çekmemelisin.
Tamam.
Bunların hiçbiri için sakın kendini suçlama.
Asıl sen suçlama.
Helen hala, seninle yaşamamda gerçekten bir sakınca yok mu?
Kesinlikle yok.
Hâlâ uyanık mısın?
Annem ağlıyor mu?
-Evet. -Niye?
Bir yerini çarptı.
Uyu sen, ben yanında dururum.
Seni çok seviyorum çocuk.
Sen de söyle.
Seni çok seviyorum çocuk.
A+ GÜZEL DEĞİŞİMLERE İMZA ATABİLİRSİN.
Her şey böyle başladı.
O üç günde her şey değişti.
Okuduğum an böyle olacağını anlamıştım.
Karnım ise benden de önce anlamıştı.
-Günaydın Estelle. -Günaydın.
-Şu muhabir bir rahat vermedi. -Bugün ne demiş?
Bir sürü son uyarı.
Bu sefer büyük harflerle "çok ciddiyim" yazmış.
Ella, bu konuyu birileriyle görüş.
-İyi gelir. -Biliyorum, haklısın.
Teşekkürler.
-Günaydın, Helen'ın Yeri. -Günaydın hala.
-Selam Ella. -Merhaba.
Müsaitsen sana uğramak istiyorum.
Tabii, gel. Her şey yolunda mı?
Evet. Sadece...
Bir konuda sana fikir danışacağım.
Biraz uzun hikâye, gelince anlatırım.
Yola çıkıyorum.
-Peki, seni seviyorum. -Ben de seni. Görüşürüz.
Efendim, Vali sizi istiyor.
-Yolun karşısında, telefon odasında. -Teşekkürler.
Ah şu telefon odası.
Bu odaların var olma sebebi seçilmiş yetkililerin
devlet dairesinde bağış toplamasının yasak olması.
Günaydın.
Bu saatte aradığım için pardon. Ben Senatör...
Bu yüzden partiler telefon odası kiralar
ve günde en az yedi saat insanlardan para isteyerek mesai yaparlar.
Geçen sefer 2.000 dolar bağışladınız.
-Evet... -Beş dolar diyelim.
-...bu delilik. -Teşekkürler.
-Elli dolar. -Desteğiniz hayati.
-Desteğinizi sürdürün. -35 dolar.
Merhaba, ben Vali Bill Moore.
Vali Bill Moore, herkes ona Vali Bill der.
Ella ile eskiden beri tanışırlar.
Başkan Bill olarak bilindiği
belediye başkanlığı döneminde onun özel kalemiydi.
Bağışınız için teşekkür ederim, 500 dolar bağışlamışsınız.
Evet efendim.
Şey nasıl...
Kocası kim?
Jerry ne âlemde? Keyfi yerinde mi?
Harika.
İki filinta gibi oğlunuz nasıl peki? Yoksa...
Yani kızınız Colleen.
Elbette. Colleen'i nasıl unuturuz?
Kaç oldu şimdi, dört mü?
Tıp mı okuyor?
Ben sizi tutmayayım.
Teşekkürler.
Karışıklık yüzünden kusura bakmayın. Alayımız ahmak.
Seni nelerden kurtarıyorum gör.
Yapmaktan çekinmem, biliyorsun. Seçmenle konuşmayı seviyorum.
Bu yüzden hiç beceremiyorsun ya. Bir görüşmen 45 dakika sürüyor.
Yürüyelim. Sana bir şey anlatacağım.
Dünya dursun.
Çalışmaya devam Vali Bill!
Seni seviyoruz Vali Bill!
Sana söyleyeceğim şeyi kimseyle paylaşamazsın.
Tamam.
Gerçekleşiyor.
Bakanlar Kurulu.
İçişleri Bakanı.
Adaylar arasındayım.
Yakında haber gelecek.
Seçilirsem yerime geçmeye hazır ol.
Tebrikler.
Sorun ne?
-Şey... -Hâl böyleyken
aslında bir sorun varsa bilmesem daha iyi.
-Hoşça kal. -Güle güle.
Ella'nın sorunu şuydu, politika bir kaşık suda boğulacağınız
tek iş koluydu
ve Ella bir kaşık sudan çok daha büyük bir şeye dalmak üzereydi.
No comments yet. Be the first to leave one.