Le prime 200 righe.
Bayanlar ve baylar,
karşınızda Hannah Berner.
Ne haber Toronto?
Çok heyecanlıyım. Yapıyoruz. Gerçekten yapıyoruz.
Erkekler kayıt tuşuna bastı mı? Hiçbirine güvenmiyorum.
Son zamanlarda her yer erkek kaynıyor. Fark ettiniz mi?
FBI'dan başlayalım.
FBI'da çok fazla erkek var.
Öylesine erkekler değil, yaşlı erkekler.
Evinizde bir şey kaybedince "Babamı arayayım, o biliyordur" dediniz mi hiç?
Bir keresinde babam kumandayı kendi göğsünde kaybetmişti.
Bu arada annem de başka birinin evinde makas bulabilir.
Kadınlar FBI'ı yönetmeli.
Tartışmaya açık bile değil.
Herkesin Stephanie adında bir arkadaşı var.
Ona bir yudum rozeyle Wi-Fi şifresi versen
Osama Bin Ladin'i 32 dakikada bulurdu.
Adını, sakalının uzunluğunu söylerim.
"Şuradaki kum havuzunda. Git al" der.
Cinayet belgesellerine bayılırım.
Gerçekten.
Onları seven hep kızlar oluyor.
Çünkü erkekler cinayet işlemekle meşgul.
Evet, çoğu seri katil erkek.
Çoğu seri katil erkek.
Keşke seri katil olsam
ama hemen yakalanırdım.
Polis gelip kıçından bir saç çeker ve "Yine Hannah Berner.
Bu sefer postiş. İlginç" derdi.
Bu tartışmalı bir konu ama anlatacaklarımı dinleyin.
Stand-up komedyenleri seri katil gibidir...
Herkes sinirlendi.
Yani alanında "inanılmaz derecede iyi görünümlü" olmak için
aslında o kadar da iyi görünümlü olmana gerek yoktur.
Ama bir düşünün, Ted Bundy seri katillerin seks sembolü.
Küçük, ürkütücü, boncuk gibi gözleri var, bir de tek kaş.
Barda arkadaşının arkasında dans etmeye başlasa...
Sürtünerek dans etme olayını hatırlıyor musunuz?
Çılgıncaydı.
Ne çılgın zamanlardı.
Akon çalarken barda kız arkadaşlarınla şöyle olurdun.
Sözlerini söylemeye çalışırdın.
Sonra birden arkanda bir sıcaklık hissederdin.
Bir de tuhaf bir kural vardı, arkana bakman yasaktı.
Bunu kim uydurdu? Tanrı korusun, bakarsam şöyle olurdu...
O yüzden devam etmeliydin.
Çok korkuyorsun
ve odadaki herhangi bir kızla göz teması kurmaya çalışıyorsun.
Kızı tanımana bile gerek yok.
Bir kız bulup "Ne oluyor lan?" diye soruyorsun.
O zamanlar hangi hareketleri yapıyordum acaba?
Şunu yapıyordum galiba.
Sonra ona bakardın ve meseleyi hallederdi.
Çok ciddiye alırdı. Şöyle yapardı...
Siz de "Hayır, teşekkürler. İşemem lazım" derdiniz.
Öğretmenleri hatırlar mısınız? "Arada İsa için yer bırakın" derlerdi.
Ne demekti? Yani İsa da mı sürtünme sırasına girmek istiyordu?
"Hadi suyu şaraba dönüştürelim, evet!"
Hayır ama asıl, olayın erkek bakış açısı neydi?
Barlara aletin yarım kalkık giriyordun.
Kızların arkasına geçip,
"Bu kaçtı.
Bu da kaçtı."
Herkesi dürtüyordun.
Tek iyi tarafı şuydu, boynunu dürterse
"Vay be, uzunmuş" derdin.
Yazın bunu.
Şurandan dürtecek olsaydı "Git buradan" derdin.
Stand-up komedyenleri olarak alanımızda inanılmaz derecede iyi görünümlü
olmak için o kadar da iyi görünümlü olmamıza gerek yoktur.
Reality şov dünyasında ben 10 üzerinden 6'yım.
Stand-up komedyenleri arasında 27'yim, tamam mı?
Teşekkürler.
Teşekkürler.
Ben komedinin Gisele'iyim.
Jujitsu yapamasaydı ve yemek yeseydi.
Komedi dünyasının en güzel kadınıyım...
Matt Rife'ı saymazsak.
Teşekkürler.
Ama benim dudaklarım gerçek.
Ne düşündüğünüzü biliyorum. "Hannah. Mükemmel misin?"
Şu anda çenemde sümük var.
Aslında hep bu kadar iyi göründüğümü bilmiyordum.
Gerçekten iyi görünen insanların
ne kadar iyi göründüklerinin farkında olmadıklarına dair o makaleyi okuyana dek.
Çünkü aslında en az iltifatı onlar alırmış.
Çünkü ne kadar iyi göründükleri o kadar ortadaymış ki.
"Şimdi taşlar yerine oturdu," dedim.
Ama öyle tam zamanlı seksi de değilim.
Yarı zamanlı seksiyim. Açık konuşayım, yarı zamanlıyım.
Ve bunu öyle herkes beceremez.
Kırmızı halıya yakışabilirim de
ama aynı zamanda 7-Eleven'dan kovulabilirim de.
Yelpazem geniş.
Güzellik akışkanıyım işte.
Işığa göre Caitlyn Jenner’ın değişim öncesi ya da sonrası hâli olabilirim.
Lüteal fazıma bağlı.
Tam zamanlı seksi olmak istemem.
Hep böyle olsaydım
canavar olurdum.
Megan Fox tam zamanlı seksi.
Çılgınca.
Kadının hiçbir sıkıntısı olmamış.
"Sanırım adı Makineli Tüfek olan bir adamla evleneceğim" demiştir.
Tam zamanlı seksi insanlar böyle yapar.
Ben sizden biriyim.
Aklınızdakini biliyorum, "Hannah, bu öz güven nereden geliyor?"
Numaram şu.
Aynaya bakmıyorum.
Çünkü ayna beni hiç ilgilendirmez.
Sabah uyandığınızda ihtiyacınız olmayan bilgilerin
saldırısına uğramıyorsunuz.
Uyanırım, aynaya bakmam. Neye benzediğimi zaten biliyorum.
Paris filtresiyle çektiğim en güzel fotoğraf.
"Bu o kadın" diyorum.
Sonra dış dünyaya adımımı atıyorum.
Kimse bir şey demiyor, ben de hâliyle "E tabii" diyorum.
Ama hayır, arada bir öz güvenime doğru bir yorum geliyor.
Mesela üniversitedeyken oda arkadaşım gövden çok uzun demişti.
Gövdenin ne olduğunu bilmiyordum.
Diğer oda arkadaşıma baktım
ve "Bu mu..." dedim. O da "Gerçekten öyle" dedi.
Sonra şunu fark ettim, ortamlara girdiğimde
herkes "İşte bizim koca gövdeli Hanny!" diyordu.
Sonra biriyle buluştum.
Kısa bir elbise giymiştim.
İçeri girdim.
Yemin ederim, adam dedi ki
"Çok sağlamsın."
"Pardon?" dedim.
"Hayır, sadece... Çok güçlü bacakların var" dedi.
Ben de dedim ki "At mıyım ben?
Yarışalım mı? Dişlerime mi bakacaksın?
Bu gece kim kime biniyor?"
Altı ay daha çıktık.
Bana sevgili olmayı teklif etti. Ben de "Nee-y" dedim.
Bu akşam bir at esprisi geleceğini hiç beklemiyordunuz.
Bir adam beni bayağı güldürmüştü.
Dizlerimin Voldemort'a benzediğini söyledi.
Gözünüzü dikmeyin.
Baktım ve "Bu gerçekten komik," dedim.
Tam yerinden vurdu. Harika bir espriydi.
Komik bir cevap yazmalıyım diye düşündüm.
"Dizimdeki birkaç katlanmayla baş edemiyorsan
bu vajinayla nasıl baş edeceksin?"
Beni engelledi. Ben kazandım.
Teşekkürler.
Teşekkürler.
Görmemezlikten gelemezsiniz,
saatin geri kalanı mahvolacak. Özür dilerim.
Ama hayır çocuklar, bu benim ilk hayalim değildi.
Sahnede palyaço olmak.
İlk hayalim profesyonel bir tenisçi olmaktı.
Ölü hayalimi alkışladığınız için teşekkürler.
Sonunda Wisconsin Üniversitesi takımında tenis oynadım.
- Bastırın Porsuklar. - Bastırın Porsuklar!
Eski günlerde kadın tenis takımı olarak pek saygı görmezdik.
Bir futbolcuyla çıkmak zorunda kaldım.
Bunu yapmamın tek sebebi
adamın çok büyük olmasıydı.
Boyu 2 metre 7 santimdi. Hiç "Güçlü bacakların var" demezdi.
"Çok miniksin" derdi.
Ben de "Biliyorum!" derdim.
İki bacağımı tek bacak yapardım. Şöyle...
Yok, beni kucağına alırdı.
Çünkü bakın, ortalama bir adam öylece kucağına alamaz.
Alabiliyorsa da şöyle olur...
O beni resmen sırtına savurur, öyle gezdirirdi.
Kendimi Cynthia Erivo gibi hissederdim.
Beni hep koltuğa fırlatırdı
ve istediğimden biraz daha yüksek bir gümleme sesiyle iniş yapardım.
"Tanrım, koltuğun kırıkmış, çılgınca," derdim.
Ama aptaldı millet. Çok aptaldı.
Onun suçu değildi. CTE'si vardı. CTE ne, biliyor musunuz?
Kafana defalarca darbe alıp bir Kardashian'la yatınca oluyor.
İyi bir şey değil.
Şu kız "Tanrım" dedi.
Üniversite boyunca bedava CTE hayır işi yaptım. Ben çok iyi bir insanım.
Yok, gerçekten çok aptaldı.
Görmezden gelmeye çalıştım.
Ama bir gün mesajında "isn't"ı
"I-S-I-N-T" diye yazmış.
"Bu beni aşıyor. Kadınlar adına sesimi yükseltmeliyim," dedim.
Ona cevap yazdım. "'Isn't' kelimesi
öyle yazılmaz," dedim.
O da "Hop, antrenman yüzünden yorgunum," dedi.
Ben de "Yorgun olduğunda kelimeye harf eklemezsin," dedim.
Ama eğleniyorduk. Mesela yiyişiyorduk.
Ama benimle daha ileri gitmek istemezdi.
Bu da sorun oluyordu çünkü onunla beraber olma sebebim zekâ değildi.
Bir noktada "Hey, bir sorun mu var?
Çok mu miniğim? Yani..."
"Hayır, mükemmelsin" dedi.
"Sana bir şey söylemeliyim.
Ben sonradan olma bakirim."
Çocuklar, başka kültürleri anlamak isterim, o yüzden ben de...
Şey dedim, "Bir gün aniden bakire olmaya mı karar verdin?
Nasıl oluyor?"
O da "Ondan çok daha karmaşık bir mevzu" dedi.
Ben de "Hayır, değil" dedim.
No comments yet. Be the first to leave one.