Le prime 200 righe.
Okyanuslardaki tüm canlı hayatı suyun daimi hareketine bağlıdır.
Dünya üzerinde, birbirinden ayrılmış 5 farklı değil...
..güçlü ve aralıksız...
..akıntılarla birbirine bağlı parçalardan oluşan tek bir okyanus vardır.
Dünya üzerindeki herbir deniz suyu damlası,
tek bir seferi tamamlaması, binlerce yıl sürmüş olan bu akıntılar üzerinde yol alır.
Ve bu akıntılıarın olduğu yerde...
..yaşam vardır.
Güney Afrika kıyıları açıklarında,
yunuslar av peşinde.
Bir soğuk su akıntısı buldular
ve şimdi bu akıntı boyunca yol alarak yiyecek arıyorlar.
Sümsük kuşları da onları takip ediyor.
Bunun yiyeceğe ulaşmanın en hızlı yolu olduğunu biliyorlar.
Bir uskumru sürüsü...
..tam da yunusların aradığı cinsten.
Uskumruların etrafını sararak, onları bir yem yumağı haline getiriyor,
ve daha sonra su yüzeyine sürerek
balıkların, derinlere kaçmalarına engel oluyorlar.
Balıklar artık, saatte 80 kilometreye ulaşan hızlarıyla dalışa geçen,
sümsük kuşlarının da hedefindeler.
Okyanus akıntılarının br araya getirdiği binlerce yırtcıdan oluşan
beklenmedik bir buluşma.
Ziyafete son katılanlar Köpek balıkları oluyor.
Akıntılar olmasaydı,
bu uçsuz bucaksız açık denizde yiyecek bulmak olanaksız olurdu...
..onlar canlıları bir araya getiren otoyollardır.
Yem yumağı dağıldığı zaman,
geriye tek kalan dibe batan artıklar oluyor.
Bunlar da nihayetinde deniz tabanına ulaşan
organik atıklardan meydana gelen yavaş ve sonsuz bir yağmurun parçası gibiler.
Fakat sonsuza dek burada kalmayacaklar.
Akıntılar onları tekrar güneş gören su yüzeyine sürükleyecek...
..ve burada fitoplankton kümelerini besleyecekler...
..denizlerin otlakları sayılabilecek basit mikroskobik bitkiler.
Binlerce farklı türleri var,
ve hep birlikte atmosferdeki tüm oksijenin yarısını üretiyorlar...
..tüm ağaçlar ve ormanların ürettiğinden daha fazlasını.
Ve karbon emişleriyle,
iklim değişikliğine karşı olan savaşımızda en büyük müttefiklerimiz.
Planktonlar okyanuslardaki bütün yaşamın neredeyse temelidir,
çünkü akıntıların besin maddelerini
su yüzeyine taşıdığı yerlerde inanılmaz derecede çoğalarak...
..okyanusu yeşile boyarlar.
Akıntılar, okyanuslarımız boyunca yol alarak aksi halde
sadece bir çöl olacak olan denizlere yaşam getirirler.
Galapagos adaları onlardan birinin
pasifik okyanusu boyunca 10.000 km yol alan
derin Cromwell akıntısı üzerinde bulunur.
Fernandina adasına yaklaştıkça da yükselir
ve besin maddelerini sığlıklara taşır.
Ayrıca aksi halde çorak bir ada olacak olan adaya da yaşam getirir.
Iguanalar.
Onlardan binlercesi var.
Fakat ada üzerinde bu vejeteryan hayvanların yiyeceği hiçbirşey yok.
Ya da...
..neredeyse hiçbirşey.
Karabataklar yuvalarını yapmak için karaya deniz yosunu taşırlar.
Fakat karabatak için yapı malzemesi olan şey
bir iguana için yiyecektir.
Her ikisi de burada evrim geçirdi ama
bu iyi komşu olacakları anlamına gelmiyor.
Önemli değil.
Bunlardan başka nerelerde bulabileceğini biliyor.
O bir deniz iguanası...
..dünyanın yiyeceğini denizden
elde eden tek sürüngeni.
Iguananın tek gıdası olan deniz yosunu
Cromwell akıntısının taşıdığı
besin sayesinde, burada oldukça bol miktarda yetişiyor.
Suya girdiği zaman yiyecek bulması için sadece 30 dakikası var.
Daha fazla kalırsa,
kasları uyuşur ve boğulur...
..çünkü, çoğu sürüngen gibi o da soğuğa dayanamıyor.
Soğuk su, sıcak kanlı karabatak için pek sorun değil.
Bu suda bütün gün yüzebilir,
ama nefesini birkaç dakika tutabilir.
Öte yandan iguana,
yarım saatlik gezintisinin tamamını
tek bir nefeste tamamlar.
Yağsız suratı ve keskin dişleri
onu becerikli bir yosun biçme makinesine dönüştürür,
ama vakit daralıyor hızlı yemek zorunda.
Balığını yakalayan karabatak...
..su yüzeyine geri dönüyor.
Son bir lokma alıyor,
ve iguana için de artık eve dönme vakti.
Fakat kaslarının, soğuk suda uyuşmasına engel olmak için
acele etmesi gerekiyor.
Burada meraklı deniz aslanının
dikkatini çekmeden etse iyi olur.
Kaya sadece 30 metre ileride,
Fakat en büyük engeli hala önünde duruyor.
Kabaran sular şimdi onun aleyhine çalışıyor.
Çıktı ancak soğuk suda o kadar
kaldıki hiç gücü kalmadı.
Ve sonunda başardı.
Gezegen üzerindeki çok az sürüngen yiyecek bulmak için
onun kadar uğraşmak zorunda.
Ve yarın hepsini yeniden yapması gerekecek...
..tabi bu sefer de...
..komşusundan çalmayı beceremezse.
Fernandina'da yüz binden fazla iguana yaşamını sürdürüyor...
..ve herbiri varlığını Cromwell akıntısının
bu sahillere getirdiği besinlere borçlu.
Fakat Pasifikten Hint Okyanusuna su taşıyan
bu akıntıdan çok daha büyük bir akıntı var.
Uzun yolculuğu boyunca Endonezya adalarından geçiyor,
ve buraya iki okyanustan da canlılar taşıyor.
Dünyanın tüm mercan balıklarının üçte biri burada yaşıyor.
Bazıları bu bölgeye mercan üçgeni de der.
Dünyanın en fazla çeişitlilik gösteren su altı bölgesidir.
Buradaki çeşitlilik göz kamaştırıcıdır, sadece mercanlar bakımından değil
bütün hayvanlar bakımından da.
Bunlardan çok azı gösterişli mürekkep balığı kadar tuhaftır.
Bu bir erkek, sadece 5 santimetre boyunda.
Bu kadar küçük olunca akıntıya karşı yüzmek çok zor,
o da bunun yerine yürümeyi tercih ediyor...
..çok çok yavaşça.
O bir kamuflaj ustası.
Fakat şu an farkedilmek istiyor.
O bir eş arıyor.
Muhtemel partneri ona kıyasla bir dev kadar,
onun büyüklüğünün dört katı.
Fakat iş, kur yapmaya gelince
gösterişli olmak kafi değil.
Onu elde etmek için göz kamaştırıcı olmalı.
Erkeğin amacı; dişinin ağzına
bir miktar sperm boşaltmak.
Yaklaşmıştı...
..ama olmadı.
Daha çok çabalaması gerekecek.
İkinci deneme.
Oldu!
Erkeğin işi bitti.
Şimdi dişinin yumurtaları bırakması için bir yer bulması gerek.
Eski bir deniz kabuğu bu iş için çok uygun,
tabi şimdiki sakini yerinden edebilmeyi başarırsa.
Yumurtaları avcılara karşı güvende olabilecek şekilde,
deniz kabuğunun alt tarafına sabitliyor.
Mercan üçgenindeki canlılara hayat veren bu akıntı
yumurtaları, temiz ve oksijen zengini su ile yıkıyor.
Sdece üç hafta sonra yumurtadan çıkmaya başlıyorlar.
İnsan tırnağından daha küçük olan yavrular,
şimdi akıntı yoluyla
resifin diğer bölgelerine taşınıyorlar.
Ve birkaç ay içinde,
bu genç erkek, kendi dişisini bulmaya hazır hale gelecek.
Kozmik anlamda şansımız yaver gitmiş,
ve dünyamız aya...
..çevresindeki dönüşünü 27 günde tamamlayan bir uyduya sahip.
Ayın çekim gücü, gezegen yüzeyindeki okyanusları kendine çeker...
..ve gelgitler oluşur.
Okyanusları karıştıran akıntıların aksine,
Gelgitlerin en büyük etkilerini hem denizden,
hem de karadan gelen gıdalarla besledikleri kıyılar üzerinde gösterirler.
Ve hiçbiryerde burası kadar şiddetli ve etkileyici olmaz...
..Norveç'in Saltstraumen Boğazı.
Her 6 saatte bir,
sadece 150 metre genişliğindeki
bu kanaldan yaklaşık yarım milyar ton su geçmeye çalışır.
Çok dar oluşu suyun hızını artırır ve...
..dünyanın en kuvvetli gelgit akıntısı meydana gelir.
Bu akıntıya katılan hayvanların çoğu sürüklenir gider.
Tabi bu gelgit uzmanları hariç.
Pufla kazları yaşamları tamamen
okyanusa bağımlı olan az sayıdaki ördekgillerdendir.
Ve bu kazlar sürekli olarak
bu azgın sularda yaşayabilecek kadar güçlü olan tek türdür.
Fakat burada yiyecek var hem de toplamayı başarabilenler için
bol miktarda mevcut...
..Midyeler.
Midyeler, gelgitler tarafından getirilen besin parçacıklarını süzerler.
Ve pufla kazları midyeye bayılır.
Ama zor olan onlara ulaşabilmek.
Pufla kazları oldukça hızlı akan bu sularda
hayatta kalmayı başarabilen tek canlıdır...
..yani midyelerin hepsi onlara kalıyor.
Midyeleri bütün halde kabuklarıyla birlikte yutarlar.
Her bir pufla kazı bir günde yüzlerce midye tüketebilir...
..başka hiçkimsenin ulaşamadığı yıl boyunca süren bir ziyafet.
Buradaki gelgit gücünü
sahil şeridinin benzersiz coğrafyasına borçludur.
Fakat, okyanuslarımızın başka yerlerinde,
yeryüzü, gelgitleri çok farklı birşekilde etkiler.
Bahamalar'da,
geniş, sığ kumsallar; gelgit akıntılarının deniz tabanı
üstünde sakince hareket ettiği anlamına gelir...
..bunlar aksi takdirde çöle dönüşecek olan
deniz tabanını zengin bir su altı dünyasına dönüştürür.
Burası, benekli bahçe müreni ve ustura balıklarının yuvasıdır.
Ve derin sulardan gelen temiz, taze yiyeceklerle beslenirler.
Hayat sakin, teleşsız ve huzurlu görünüyor...
..fakat cennette bir sorun var.
Bu şişe burunlu yunus balıkları,
ustura balıklarıyla beslenir ve onların saklanma numaralarına kolayca kanmazlar.
Yankıları takip ettikleri sesler çıkararak, kumu tarayıp
onları saklandıkları yerleri kesin olarak tespit edebilyorlar.
Fakat nerede olduklarını bilmek onları yakalamakla aynı şey değil.
Yunuslar kazdıkça,
No comments yet. Be the first to leave one.