Le prime 200 righe.
Tehlikenin farkında değil misin?
- Olur böyle terslikler. - Neyiniz var sizin ya?
Niye böyle…
Nami, bacağını göstersene.
Of, aşçı bunu kaçırdığına pişman olacak.
Yok, şu boyayı diyorum Nami.
Onu hemen silmen lazım.
Gerek yok.
Neredesin, hatırlıyor musun?
Her şeyi hatırlıyorum da sanki hislerimi kontrol edemiyor gibiydim.
O, Bayan Goldenweek diye çok tehlikeli bir ajanın sembolü.
Tenle temas ettiğinde
kurbanın ruh hâlini değiştirip resmen hislerini boyayan
özel bir hipnotik boya kullanıyor.
O damgayı silerek kontrolünden çıkarsın.
Bayağı çılgın şeyler yaşadın Nami.
Öyle bir şeyin beni kontrol etmesine asla izin vermem.
Baksana gülen adam. Bacağın boya içinde be.
- Hayır. - Evet, öyle.
- Hayır, değil. - Evet.
Hop!
Gıdıklandım ya.
Arkadaşlar, dalgayı kesin. Barok Eserleri dışarıda.
Çizmemde maymuncuk var. Biriniz…
Bu zincirler mumdan yapılmış.
Açacak kilit yok.
Tayfanızdan biri bizi aramaya çıksın diye dua edeceğiz.
Olamaz. Usopp.
Onu son gördüğümde kayalardan yuvarlanıyordu…
Umarım iyidir.
Peki ya Sanji?
O mu?
O kesin ormanda kaybolmuştur.
- Yani tek başımızayız. - Hayır.
Luffy hâlâ dışarıda bir yerde. O bizi bulur.
Bayan Goldenweek onu da yakaladı. Her neredeyse bildiğiniz Luffy değil o.
Luffy'yle ilgili kesin konuşma.
Hem ayrıca
daha ölmedik.
Ben de ondan korkuyorum ya.
Bu ev, bu prangalar. Bayan Goldenweek'in ortağı Bay 3'ün işi.
Her ne planlıyorsa
keşke ölseydim diyeceksiniz.
İltifatlarını kendine saklamana gerek yok.
Son eserimi nasıl buldun?
Çığlıklarına bayıldım.
Bayılırsın tabii.
Esirlerimiz sorun çıkardı mı?
Kılıç ustasıyla rotacı beni görmedi. Prenses de kaçtı.
Ama uzaklaşamadı.
Listede bir isim daha var.
Kaptan.
- Nerede? - Sahilde, piknik yapıyor.
- Onu bana getirmen lazımdı. - Bende kalsın istiyorum.
Bak şimdi.
- Bunu konuşmuştuk. - Yeni bir oyuncak lazım.
O zaman eskilerini kırmasaydın.
İyi. Belki sen benimle oynarsın.
Gerçi bu surata nasıl hayır derim ki ben?
Sen eğlencene bak. Onunla işin bitince de geri getirirsin.
Şaheserimi tamamlayabilmek için ona ihtiyacım var.
Doğum günü pastası gibi.
Doğum günüm mü?
Hayır canım ama mumları da var.
O devler de etkisiz hâle geldiğine göre partimizi bozacak kimse kalmadı.
Luffy!
Luffy!
Luffy!
Of, iyi ki buldum seni.
Bir sorunumuz var. Barok Eserleri. Vivi, Nami ve Zoro'yu yakaladılar.
Çayırda manyak bir işkence aleti hazırlıyorlar.
Çok korkunç abi.
Gidelim, onları kurtaralım dedim. Sen şu lastik şeyini yaparsın.
Bu adadan defolup gideriz.
Hepsi benim suçum.
Hayır, o zırdeli suikastçıların hatası.
Gemideki kadın beni uyarmıştı.
Saklanma teklifini kabul etmezsem
Barok Eserleri arkadaşlarının canını yakar dedi.
Hepsi benim yüzümden.
- Luffy, yüzündeki ne öyle? - Hepiniz öleceksiniz.
Bana bak, bu sen değilsin, tamam mı?
Dinle. Halledeceğiz.
Sen ve ben.
Kaptan Usopp ve Luffy.
Yasopp ve Shanks gibi.
Hayallerimizin peşinden gidip yolumuza çıkan herkesle savaşacağız.
Hem bunu tek başıma yapamam,
o yüzden silkelen, kendine gel lütfen.
Hadi Luffy.
Sana ihtiyacımız var. Hadi!
Durum kötü görünüyor
ama sen pes etmezsin.
Sen asla pes etmezsin.
Geri geleceğim.
Özür dilerim Usopp.
Yeni oyuncağım için piknik düzenliyorum.
Senin için yani.
Tamam Usopp. Düşün. Bu adada dört suikastçı var.
Birinci plan. Hepsi gidene kadar saklan.
Ama o zaman arkadaşların ölür.
İkinci plan. Onlarla savaş.
O zaman sen ölürsün.
Acı çekerek.
Üçüncü plan.
Onlarla
savaşması için
başkasını bul.
Sanji.
Sanji!
Nami?
Vivi?
Luffy?
Usopp!
Yosun kafa!
Vay, ne beklenmedik bir manzara bu böyle.
Haklıydın.
Bu ölümden de beter.
Eminim üçünüz de rahatsızsınızdır.
Bay 3 sensin demek.
- Nereden anladın? - Saçındaki üç rakamından olsa gerek.
Viski Tepesi'nde kurtulmanıza üzülmüştük.
Ama sizi şimdi öldürüp durumu telafi ederiz.
Barok Eserleri'ndeki bazı dostlarımın derdini söyleyeyim mi?
İşe o kadar odaklanıyorlar ki
barok olmayı unutuyorlar.
Mesela bu ikisi.
Muazzam şeytan meyvesi yetenekleri var.
Peki onları nasıl kullanıyorlar?
Kiralık katil olarak.
Kabadayı olarak.
Yaptıkları, tarih tarafından unutulacak.
Ama benimki unutulmayacak.
İşkenceniz bu konuşma mı?
Nami!
Bu şerefi sen üstlenir misin?
Çok iğrenç.
İşte.
Balmumu yağıyor.
Tepenizden aşağı inen balmumu her yerinizi kaplayıp sertleştirerek
vücutlarınızı güzel birer balmumu heykeline dönüştürecek.
Onur duymalısınız. Sanat uğruna can veriyorsunuz.
Of ya.
Dâhi planın bu muydu?
- Gökten balmumu yağmasını beklemek mi? - Sizin gibi dangalaklar anlamaz tabii.
Suikastçıyız biz. Onları öldürelim de evimize gidelim.
Suikastçıyız, anlıyorum ama ben bir sanatçıyım.
Onları havaya uçurayım. Vaktimizi harcıyorsun.
Vivi.
Zoro'ya baksana.
- Kılıçları hâlâ üstünde. - Balmumu yüz ifadelerini donduracak.
Istıraplarını ölümsüzleştirecek.
Acılarını. Çaresizliklerini.
İşin püf noktası
yavaş ölüm.
Hadi lan oradan.
Kendine sanatçı mı diyorsun? Doğu Mavi'de bir sürü müze soydum.
Sanata dair böyle saçmalayan görmedim.
- Eserim seni rahatsız mı etti? - Eserin bir yalan.
Zoro'ya bak.
Acı çektiği falan yok. Kıkırdıyor.
Kız haklı.
Kılıçlarımı almanız gerekirdi.
Roronoa Zoro'yu onlarsız ölümsüzleştirmeyi hayal dahi edemezdim.
O zaman kendimi kurtarıp bu adadan kellenle beraber ayrılmama
hiçbir engel yok.
İşte budur ya.
Bu ne be?
Balmumum çelik gibi serttir.
Onu kesecek kadar güçlü olmadığın bariz ama denemeye devam et sen.
Çok eğlenceli.
İşte.
Aradığım tepki buydu.
Özel boyamı yapana kadar kimse benimle oynamak istemezdi.
Şimdi herkes istediğimi yapıyor.
Yeşil seni öyle sakinleştirir ki kendi ölümünü kabul edersin.
Sarı en acı işkence de bile seni kahkahalarla güldürür.
Peki mavi?
Mavi de hayatında hissetmediğin kadar üzgün yapar seni.
Ama sen bunu biliyorsun zaten.
Çay?
Arkadaşlarım
ölecek.
Onlara ihtiyacın yok.
Arkadaşlar kazık atar. Oyuncaklar öyle değil.
Bir oyuncaktan sıkıldın mı onu kutusuna kaldırırsın.
Bunu annemlere de anlatmaya çalıştım. Beni anlamadılar.
O yüzden onları da boyadım ve kutuya kaldırdım.
Çok gürültü yaptılar.
İlk birkaç gün.
Ağlıyorsun.
Sıkılmaya başladım.
Oldu işte. Şimdi rahatlayıp o salak arkadaşlarını unutabilirsin.
Çayı beğendin mi?
Oyuncağım çayı beğendi mi dedim.
Arkadaşlarımı
kurtaracağım.
Çayı beğendin mi?
Bu çay çok lezzetli.
Aferin sana.
No comments yet. Be the first to leave one.