Le prime 200 righe.
Neden hakem gibi giyindin?
Çünkü ben bir hakemim.
Ne?
Strohmeyer Park'ta. Bronco ve Mustang maçları dedim ya.
- Ne zaman? - Geçen cumartesi olabilir.
Hafta sonları yarı zamanlı bir işte çalışmaya başlarsam
eve yeni tabak çanak
ve Richard'ın yaşına göre mobilya alabiliriz.
Hatırlamıyor musun?
Cumartesileri çalışacağımı söylemiştim.
Ben de yeterli olmayacağını,
ek iş bulacağımı söylemiştim.
- Hatırlamıyor musun? - Tamam, peki.
Tamam. Bahçe bakımı aboneliğimizi iptal eder misin lütfen?
Geçen ay edecektik. Bir fatura daha geldi.
Tamam, aklımdan çıkmış. Evet, hallederim...
Evet, bu harcamalardan kısmamız gerekiyor
yoksa Richard'ı özel okula yazdıramayacağız.
Yapmamız gerekenleri yapamayız.
- Bugün hepsini halledeceğim. - Tamam.
Neden hakem oldun?
Çünkü evin hemen arkasında ve maç başı 85 dolar.
Beyzbola dair bir şey bilmiyorum, garip olacak.
Hakem, çok soğuk. Başlayalım.
Sizi bekliyorum.
Senin söylemen gerekiyor.
- Neyi? - Maçı başlatmalarını.
- Başlayın işte. - Topu atmalarını söylemelisin.
- Topu at. - Bana değil, herkese söyle.
Hey, merhaba.
Topu at.
Tek tek değil. Herkesin duyacağı şekilde bağır.
Topu at!
Hakemlik olayı.
Bu işe devam edeceksin, öyle mi?
Evet. Yeni bir okul mu?
Bunu karşılayabilecek rahatlığa erişmemize üç yıl falan var.
Richard'ın odasındaki eşyanın da
yenilenmesi gerekiyor.
Geçtiğimiz sene de beklettik, iki sene olacak.
Tamam, doğru.
O zamana dek kemer sıkalım.
Tamam.
O zamana kadar hakemliğe devam edeceksin, ha?
Evet.
Tamam, güzel.
İyi.
Yani bu kupon geçerli değil mi?
- Kontrfilede değil. - Anlamadım.
Seçili ürünlerde geçerli. Evet, bunda geçmiyor.
Tamam. Kontrfile hayatta olmaz yani.
- Tamam, bunu ister misiniz? - Hayır, işe yaramaz.
Hey, hey, küçük adam. Bu ne saçmalık? 20 dolar mı?
STROHMEYER SAHASI
Strike! Strike!
Devam etsene!
Hayatta olmaz.
Tamam, bir şeyin yok. Bir şey yok, tamam.
- İyi ki doğdun. - Floyd.
Hayatta olmaz.
Olur, olur. Kadınsı görünüyor.
Strike üç! Dışarıda.
Az kaldı.
Eve yeni tabak alabilecek duruma geliyoruz,
Richard'ın yatak odasını da
yenileyebileceğiz.
Okul ücreti de var.
Hey, öyle değil mi?
Bunları halletmek isteriz.
Evet, evet.
Evet. Bunları halletmek isteriz.
Kontrfilede geçerli olmadığını
kupona neden yazmıyorlar?
İki aydır terapi ücretini de ödemiyoruz.
Eve kâğıt göndermeye başladılar.
Terapiye başladığınızdan beri bir şey değişti mi?
Hayır, pek sayılmaz.
Aslında biz konuşuyoruz.
Richard'la konuşuyoruz.
Okul pek ona uygun bir yer değil.
Evet, yelek yüzünden olmalı.
Bence onunla ilgili değil.
Bence okuldakiler onu tanımıyor.
Tanısalar onu severlerdi.
Yeni okul onun için büyük bir şans olabilir.
Evet, evet...
Yani bunlar hayatta olmaz. Tamam mı?
Tamam.
Oğlum tüm sütleri nasıl mahvetmiş olabilir?
Albertsons'ta mı?
Oğlumun sütlerinizi nasıl mahvettiğini bilmiyor musunuz?
Olamaz!
- Hey Queece. Stephen Queece? - Merhaba Carol.
Merhaba. Paramı alabilir miyim?
- Paran ödenmedi mi zaten? - Hayır. Tam üç haftalık.
Üç haftalık mı?
Üç haftadır ödeme almadım Queece.
Siktir. Tamam. Ligle görüşüp bir bakayım.
Tamam, 600 dolar ediyor, değil mi? Teşekkürler.
Nereye gidiyorsun?
Oğlumu almaya.
Sütlere bir şey yaptığını söylediler.
- Mustang maçı. - Ne?
Öğleden sonraki maça çıkacaksın.
Rattlers ve The Comets. Saha dört.
İki maça çıktım ve eşim burada olmadığı için
- oğlumu almaya gitmeliyim. - Carol...
Ben üçüncü sahadayım. Ayarladık.
Sözleşmede yer alan maçlara çıkmazsan sana ödeme yapamam.
Vay canına. Tamam.
- Topu at! - Koş, koş.
Dışarıda!
- Maç bitti! - Saçmalık.
Bu nasıl olabilir anlamıyorum.
Ben de öyle. Yine de parasını ödemeniz gerekiyor.
- Merhaba Carol Love. - Merhaba.
- Annen nasıl? - Gayet iyi.
Sen nasılsın?
Ben de
iyiyim.
Seninle bir şey konuşmak istiyorum.
Ne oldu?
Şey...
Ne?
Evin her yerinden çıkan
hakem eşyan.
Evet.
Genel olarak bunu yaptığın için çok mutluyum, tamam mı?
Çocukların takım çalışmasını anlaması için harika bir yer, ha?
Güneşe çıkmış oluyorlar.
Bunu yapman gerçekten çok güzel, değil mi?
Soru sorup durmasan.
- Nasıl yani? - Her cümlen soru gibi değil mi?
- Güneşe çıkmış oluyorlar? - Öyle mi yaptım?
- Yapmadın mı? - Öyle mi?
Tamam, belki de söyleyeceğim şey için gergin olduğumdandır.
Evdeki hakemlik ekipmanları
kuşu uçurmamı engelliyor olabilir mi?
Yani, biraz...
Havamı kaçırıyor gibi, cinsel açıdan?
Evin içindeyken hakemlikten uzak vakit geçirsen?
Bunu söylemem önemli, değil mi? Bu sayede seks hayatımız da...
Evet, tamam.
Tamam, tamam.
Vay canına.
Tamam.
Partiye birkaç kişiyi davet ettim.
Clark'la tanışacağına heyecanlıyım, hava durumunu sunan.
Sana bahsettiğim adam.
Sabırsızlanıyorum.
HAKEMLER BİRLİĞİ
HESAP HAREKETLERİ
KANIT
Her zaman büyük bir şey olmuyor
ama suyun altındayken işler çok tehlikeli bir hâl alabiliyor.
Bir bölgeye çok yüklenince
birkaç patlama meydana gelebiliyor.
Birkaç kez patlıyor mu?
Kesinlikle.
Şaraplı bisiklet turu için heyecanlı mısın?
Evet.
Hava tahminen 18, 20 derece falan olacak.
Harika olacak.
Buradan uzaklaşacağız. İyi insanlarla dolu bir grup bisikletçi.
Evet. Ucunu kaçırmadan biraz şarap içmek.
Bunu özel biriyle paylaşmak da güzel olacak, evet.
Harika bir gün.
Aman tanrım, bu çok güzel.
Bunu dene, meyve tadı geliyor.
Hadi bir dene. İç bakalım. Nasıl ama?
Bak şimdi.
En beğendiğini seç, yemekte bize eşlik edecek.
Kesinlikle bu.
- Öyle mi? - Evet.
Harika bir gün.
Harika bir gün.
Sana bir adamla öpüştüğümü anlatmıştım ya hani...
DTF yapmak istediğimden emin değilim.
Bilmiyorum Clark. Yani ben...
Tekrar o durumda olmak ister miyim bilmiyorum.
- Beni biraz aşıyor. - Tamam.
O öpücüğün bir şey ifade etmediğini bilmesinden korkuyorum.
Ben...
Belki onu incittim.
Bu beni rahatsız ediyor.
Düşüncelere dalıyorum.
Aman tanrım. Bu şarabı çok seviyorum.
Peki ya...
Geceleri en çok neyi kafana takıyorsun?
Ölmek olabilir.
Sırlarımın ortaya dökülmesi.
Ne gibi?
48.000 dolar kadar borcumun olması olabilir.
Belki daha fazladır.
Yani artık hesap kitap yapmayı da bıraktım.
Ama...
Geriye kalan bu. Hepsi bu...
Hiçbir şey kalmasa daha iyi.
Richard ve Carol için endişeleniyorum.
Hani gece yatağa uzanınca
No comments yet. Be the first to leave one.