Le prime 200 righe.
Bu benim en iyi arkadaşım, Léa.
EN İYİ ARKADAŞIM
Léa beş dil biliyor,
şeftalili Haribo jelibondan vazgeçemiyor
ve kistik fibrozis hastası.
Yani, akciğerinde yoğun bir mukus tabakasıyla doğmuş
ve bu yüzden nefes alma yetisini kısıtlayabilecek bakterilere karşı
aşırı duyarlı.
Bu sebepten ötürü günde yirmiye kadar mide ilacı içiyor
ve ömrünün sonuna dek akciğer fonksiyonlarına baktırmak için
üç ayda bir hastaneye gitmesi gerek.
Yine bu sebepten ötürü, Kistik Fibrozis Vakfı verilerine göre,
yaklaşık 37 sene yaşaması bekleniyor.
Çoğu insan için
ortalama bu.
Ama Léa öyle herkese benzemiyor.
Kistik fibrozisten bahsetmiyor.
Antibiyotik kullanmayı reddediyor.
Solunum desteklerine neredeyse hiç başvurmuyor.
Léa sigara içiyor.
Ama gayet iyi durumda.
Hatta "gayet iyi" hafif kalıyor.
Tanıdığım hiç kimse hayatı onun kadar dolu yaşamıyor.
Léa üç ayda bir âşık oluyor,
iki haftada bir telefonunu kaybediyor,
spor olarak da havada akrobasi yapıyor.
21. doğum günümde bana,
üzerinde 21 tane otlu sigara olan bir pasta yapmıştı.
22. doğum günümde ise beni,
bir köprüden atlamaya ikna etti.
23 yaşındayken de, üniversiteden mezun olduğumuz sene,
beni bir seyahate çıkmaya ikna etti.
Hayatımı değiştireceğine söz verdiği bir seyahate.
Üç aylık süre zarfında Jalisco kırsalındaki bir yerli köyüne,
Meksika sahilindeki bir hippi sahil kasabasına,
Peru Amazonlarına
ve Şili'deki Atacama Çölü'ne gittik.
Léa, Latin Amerika'da
farklı bir tedavi bulacağından emindi
ve onu bulmaya da hazırdı.
Her zamanki gibi,
ben de yanındaydım.
Üniversiteden mezun olduğumuz yaz,
tahliller sonucu Léa'nın akciğerinde tehlikeli bir bakteri bulundu:
Pseudomonas.
Léa'nın söylediğine göre, beş yıl önce Meksiko'da bir kadın,
mıknatıslar kullanarak onu aynı bakteriden arındırmıştı.
Yelp'e bakılırsa Kaliforniya'daki tek biyomanyetizma uzmanı
Upland'daki bir iş hanındaydı.
-Merhaba. -Selam.
-Merhaba. -Nasılsınız?
Mıknatıslar ucuz şeyler, ezelden beri de varlar.
BİYOMANYETİZMA UZMANI
Mıknatıslarla yapabildiğimiz
onca şeyin hiç bilinmemesi gerçekten üzücü.
-Kistik fibrozis nedir, biliyor musunuz? -Evet.
-Tamam. Bende kistik fibrozis var. -Anladım.
Bu hastalığın en büyük tehlikelerinden biri,
normal insanların yok edebileceği
kötü huylu bakterilere karşı savunmasız olmamız.
Bunlar en kuvvetli mıknatıslarım.
Yerini aramakla fazla vakit harcamayalım, değil mi?
Evet. Kesinlikle akciğerimde zaten.
Temel detoks paketimize akciğer, böbrekler, pankreas, mesane
ve kalın bağırsağın sağ ve sol kısımları dâhil.
Temel detoks, Pseudomonas'a çare oluyor mu?
İnan bana, vücudun pH dengesini bulunca
hiçbir toksine geçit vermeyecek.
Saat dörde dek devam edeceğiz. Bir buçuk saatin biraz üzerinde.
Tamam, teşekkürler.
Sence bunun cidden faydası olacak mı?
Yani...
Bilmiyorum ki...
Meksiko'ya inmiştik
ve orada bir kadın bana bunu yapmıştı.
"Artık hayatım böyle olacak." diyordum ama kadın çözdüğünü söylemişti.
"Sorun çıkmasın?" dedim.
"Yok, baktım ben. Bakteriler yok oldu." dedi.
Sonra annemle ben...
Şaşırdık işte...
Sonra Los Angeles'a döndük, tahlil yaptırdık.
Gerçekten de bakteri falan yoktu.
Belki de antibiyotikler sayesindeydi ama benim için
bu öyle bir şeydi ki...
Çılgınca bir şeydi işte.
Kimse bunun nasıl bir şey olduğunu bilmiyor.
İnsan, ölüme yaklaştığı anlarda,
çok ciddi şeyler yaşadığı zamanlarda
tüm inandıklarını bir köşeye atıyor
ve açık fikirli olursan çok acayip şeyler yaşanabiliyor.
Ama tabii gerçekten öyle mi oldu, asla bilemeyeceğim.
Gerçekten de farklı hissediyorum.
Öyle mi?
Birkaç gün sonra, Léa'nın tahlillerinde Pseudomonas bakterisine rastlanmadı.
Biyomanyetizma sayesinde olduğunu kanıtlayamasak da
onun daha fazla kanıta ihtiyacı yoktu.
Léa, antibiyotiklere
açıklaması olmayan bir alternatif bulmuş gibiydi.
Onun mantığına göre, eğer bu mümkünse
dünya, açıklaması olmayan çözümlerle dolu olabilirdi.
Bu çözümlerden birini bulmak istedi.
Ya da birkaçını.
Bizim için bir plan yaptı.
Meksiko'dan başlayıp güneye doğru inerek,
gereken her yere gidecek, gereken herkesle konuşacaktık.
Her şeyi denemeye hazırdı.
Esansiyel yağlar, bitkisel ilaçlar,
şaman ayinleri,
at terapisi,
hatta kurbağa zehri.
Ama işte... Ben gerçekten kurbağa zehri istiyor muydum?
Los Angeles'ta çok rahat bir hayatım vardı.
İran Yahudisi, geniş bir sülalem vardı.
Los Angeles'taki sayısız teyze, hala, amca, dayı,
dede, nine, kardeş ve kuzenden oluşan karmaşık bir yapı.
Hepsi de bende olmayan, tedavisi bulunmayan bir hastalığın
çaresini aramak üzere Güney Amerika'ya gitmeme
olabildiğince karşıydı.
Hatta, planımızın kabataslak bir özetini duyan annem
bağıra çağıra Meksika'da kaçırılacağımı,
ona postayla parmağımı gönderip fidye isteyeceklerini söyledi.
Şey...
15 aylıktı.
Normalde hafızam zayıftır ama o an...
LÉA'NIN ANNESİ
LÉA'NIN BABASI
...asla ama asla aklımdan çıkmayacak.
Başına ne geleceğini düşünüyordunuz?
Düşündüm ki...
Şu an bunu konuşamayacağım.
Tamam.
Düşündüm ki...
Sen konuş.
-Gelsene ya. -Şu an bunu konuşmak istemiyorum.
Daha fazla sıkıntı yaşamasını bekliyorduk.
Ama Léa böyledir işte.
İşte... Açıklanabilecek bir şey değil.
Özellikle de tedavi programlarına
pek ayak uydurmadığı için öyle düşünüyor olmalısınız.
-Evet. -Şu anda da böyle.
Evet, tedavilerle ilgilenmiyor.
Ama tasvip etmiyorum.
Şansını fazla zorluyor bence.
-Öyle mi diyorsunuz? -Evet.
Çünkü size göre... Tam olarak ne düşünüyorsunuz?
Fazla riske giriyor bence.
Bazen hastalığı yokmuş gibi davranıyor, öyle yaşamaya çalışıyor.
O yaz, Léa'nın Brüksel'deki kontrol vakti geldiğinde...
BRÜKSEL, BELÇİKA
...onunla gittim.
SAINT-LUC HASTANESİ
Bir, iki, üç.
Yeterli.
Pekâlâ.
Sigara içiyor musun?
Ara sıra. Nadiren.
Yani sosyal içicisin.
1996'DAN BU YANA LÉA'NIN DOKTORU
Geçtiğimiz senede semptomlarının şiddetlendiğini
düşünüyor musun?
Evet, öksürüğüm biraz arttı.
-Hiç antibiyotik kullandın mı? -Hayır.
Çok arada kaldım ama nihayetinde kullanmadım.
Düşündüm ki sürekli sizi göreceğim için...
-Antibiyotik kullanmalıydın. -Özür dilerim.
Geçen sefer de seni kullanmaya ikna etmeye çalışmıştım.
Sabah ve akşam, günde iki kere içmeni önermiştim.
Ama içmiyorsun. Hasta görünmediğin de bir gerçek.
Ama başka bir gerçek daha var.
Eğer olur da durumun kötüye giderse bunu hemen fark etmeyeceksin.
Antibiyotiklerle olan sıkıntım zamanla falan ilgili değil, daha çok...
-Onlardan korkuyorsun. -Aynen öyle.
Antibiyotiğin içimdeki bakterileri öldürdüğü fikri bile...
İyi bakterileri de öldürdüğünü biliyorum. Yani bir ay falan içerim, sorun değil
ama aralıksız içemem, mümkün değil.
Kulağa aptalca gelebilir ama bir türlü buna cesaret edemiyorum.
Hayır, aptalca falan gelmiyor. Çoğu hastadan çok daha iyi durumdasın.
Sonsuza dek yaşamayacaksın ama zaten kimse yaşamıyor.
Evet, haklısınız.
Senin yaşına gelmeden ölen bir sürü kistik fibrozis hastası var
ama sen yine de bu riske giriyorsun.
Kronik öksürüğün var, ne zaman ne olacağını bilemezsin.
Dr. Lubeck bu seyahat konusunda beni uyarmıştı.
Léa haplarını kaybedebilirdi.
Başka bakteriler kapabilirdi.
Kistik fibrozisin amansız bir hastalık olduğunu söyledi.
Şu anda bir şeyi olmasa dahi
ücra bir yerde birdenbire çok hastalanabilir
ve onu götürecek bir hastane bulamayabilirim.
Şöyle yapman gerekiyor, bak...
Sadece sağ elin hareket edecek,
sol el hep sabit.
Sonra da çeviriyorsun
ve yalıyorsun.
Arkana yaslanıyorsun.
Dumanı üflerken de
kafanı birazcık şöyle... Yani zaten biliyorsun ama...
Çeneni kaldırıyorsun.
Şöyle, birazcık. Mesela normal hâli şuysa...
Şöyle yapacaksın.
No comments yet. Be the first to leave one.