Le prime 200 righe.
Metropol Emniyeti olay konusunda yorum yapmadı
ama detaylar netleşmeye başladı.
Cesedin, bir araçtan ünlülerin ve siyasetçilerin uğrak yeri olan
Anna Livia's adlı restoranın önüne atıldığı bildirildi.
İç İşleri Bakanı Peter J...
Otur.
Uzun kalmayacağım, o yüzden ayaktayım.
Ne diyeceğini biliyorum.
O zaman benim yerime sen söyle.
Beni aşan işlere kalkıştığımı.
Beni ilgilendirmeyen işlere bulaştığımı.
Tehlikeli sularda yüzdüğümü? Yaklaştım mı?
Tam isabet.
Güvenliğimizi sınamak için MI5 üzerine bir ekip yolladın.
- Şimdi o ekip kontrolden çıktı. - Dahası var.
En sevdiğim restoranın önüne ceset attılar.
Restoranın rezervasyonlarını olumsuz etkileyecek.
- Cidden odaklanmak istediğin bu mu? - Sahibini tanıyorum.
Ayrıca yatırımcılarındanım. Ama konumuz bu değil.
- Doğru. - Bu mesele duyulamaz.
İstifa etmem gerekir.
Bu da Kabile Şefinin itibarını mahveder.
Orada da finansal riskin var.
Durumumu anlıyorsun.
Kendi tükürüğünde boğulmanı çok isterim.
Ama bu zırvalarla MI5'i lekeledin.
O yüzden bunu temizleyip ortadan kaldıracağım.
Nasıl? Onlara boyun eğemeyiz.
Onu bana bırak. Yani profesyonele.
Ingrid.
Kaplan timinin Gri Kitaplar'a bakmasına izin vereceğim.
Sahi mi? Bunu yapmana gerek yok.
Onları oyalayıp izlerini sürebilirsin.
Böylece İç İşleri Bakanı'nın kaplan timi, kendine zarar verecek biçimde
bir güvenli MI5 lokasyonuna sızmış olur.
O tesiste kıymetli bir şey yok.
Doğru ama oranın yetkilisi benim. Bu konuda başım ağrıyacak mı?
Tabii ki hayır Diana. Söz veriyorum.
ZOMBİ SALDIRISI!!!
Cartwright?
Üst katta.
Donovan'ın Standish'i tuttuğu yeri öğrendim.
- Öğrenmedin. - Pek sayılmaz
ama Kabile Şefinin kayıtlarından mülk listelerine ulaştım.
En son bu dördüne kadar indirdim.
Zaman aralığına göre Londra'nın 50 km. civarında.
Ama Donovan, Kabile Şefinin mülklerinden birini kullanmaz.
Neden?
Çünkü o zaman yerini bilirlerdi salak.
- Ben yaparım. - Peki.
Standish'in kafasına silah dayalı fotosunu göstersene.
Tamam. Bazı gelişmeler oldu.
Örümcek, Kabile Şefinde çalışıyor.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Standish'i bırakmayacaklar o yüzden benim gidip almam gerek.
Şunu bilgisayarına al. Büyüt, kocaman yap.
Düşünün.
Aradıkları zaman arka planda herhangi bir ses var mıydı?
Hayır. Yoktu.
- Onun dediğini duydun mu? - Örümcek de kaplan timindeymiş.
Evet. Mesaj neydi?
Mesaj şuydu "Kimseye söyleme.
Barbican Köprüsü'ne gel yoksa Catherine Standish ölür."
- Örümcek oradaydı. İşin içinde. - Evet.
Boş ver o sikik Örümcek'i.
O öldü.
Ne?
Dur, sen... Az önce onunlaydık.
Evet ama az sonra
bir arabadan, Judd ve Monteith'in yemek yediği restoranın önüne atıldı.
Dur. Onu kim öldürdü?
Görünüşe göre Donovan.
Herhâlde kimsenin dikkatini çekemediğini düşündü.
- Gri Kitaplar için cinayet mi? - Öyle görünüyor.
İçine sıçayım.
Görünüşe göre bir evde.
Bu, bayağı daraltır.
Haftanın çalışanı.
İrkiliyor.
Kafasına silah dayalı.
Hayır.
Bize bir şey göstermeye çalışıyor.
Şurayı büyüt. Duvardaki şeyi.
ALISON - SARAH - 3 ŞUB '94 - BEN
İşte bu daraltır. Zeki kız.
O üç çocuğun büyüdüğü evi bul.
Hadi neşelen. Şerefsizin tekiydi.
Sen nereye?
Kiliseye.
MICK HERRON'UN GERÇEK KAPLANLAR ROMANINDAN UYARLAMA
Tamam, çabuk ol. Astlarıma zorbalık yapmam gerek. İşim var.
Iskarta Bürosunda kimsenin işi olmaz.
Hadi. Konuş.
Kaplan timi bir kişiyi öldürüp iki kişiyi rehin aldı.
Gri Kitaplar'da ne arıyorlar bilmiyorum ama orada değerli bir şey yok.
O yüzden bence onlara istediklerini verip rehineleri kurtaralım
- ve icaplarına sonra bakalım. - Peki.
Onları içeri senin adamlarının sokup çıkarmasını istiyorum.
İstersin tabii.
Kazan kazan. Güven bana.
Güveneyim mi? O, başka bir günün konusu.
Standish'i daha hızlı alırsın.
İstediğinde kullanabileceğin bir iyilik borcum olur.
Hayır.
Hayır, gerek yok.
Daha önce böyle yakalanmıştım.
"Kusura bakma Jackson. Sıçtık. Bize iyilik yap.
Şu kapıdan geçersen her şey düzelir."
Bunu son yaptığımda içeri girdim ve masanın üzerinde kesik bir baş buldum.
Kendi bokunu temizleyebilirsin.
- Benim değil. - Doğru, Judd'ın.
O boka batması için yardım etmemi istiyorsun.
- Karına ne diyeceksin? - Hangi konuda?
Kovulma konusunda.
Bir şey demeyi planlamıyordum.
Şaşırtıcı ama karım kovulman konusuna pek önem vermiyor.
Senin kim olduğunu bile bilmiyor dostum.
İkimiz de kovulduk.
Beni neden kovsun? Kokainle yakalanan ben değilim ki.
"Kovuldunuz.
Sizden daha fazla işe yarayan hemoroitlerim var."
- Mesaj buydu. - Mesaj neydi biliyorum.
Senden bahsediyordu.
Ama Iskarta Bürosuna döndüğümüzde anlayacaksın.
"Hemoroitler" çoğul.
- Tekil hemoroitler olmaz. - Tabii olur.
Peki. Sen bilirsin.
Beni neden kovsun?
Mesela dejenere bir kumarbaz olduğun için.
Rulet çevirmekten sürekli ellerin sakat.
Hayır, oyuncular ruleti kendileri çevirmez.
Senin uyuşturucunun aksine, hobim işimi etkilemiyor.
- Kimse kafamın iyi olduğunu anlamaz. - Bunun kötü olduğunu biliyor musun?
Yüz papel. İkimiz de aynıyız.
500.
- Sahi mi? - Hayır, sikerim, 1.000 olsun.
Tamam.
Evet. Tamam.
Süt yok.
Hep Catherine alır da ondan.
Sence Ho evi bulunca Lamb ne yapmayı planlıyor?
Şey, sanırım oraya gidip Catherine'i alacağız.
Örümcek'e üzüldün mü?
Heriften nefret ediyordum. Nefret... Ama...
Aslında bir zamanlar arkadaştık.
Sahi mi?
Evet.
Bence seni çok kullanmış.
Ve bence durum tam tersi olsa o hiç umursamazdı.
- Efendim? - River Cartwright?
Evet.
Büyükbabanızın eski üyesi olduğu St. Joshua Club'dan arıyorum.
Hâlâ üyeyim!
Üyelik durumuyla ilgili bir anlaşmazlık var da...
Neden torunumu arıyorsun? Dediğime inanmıyor musun?
Evet. Konuyu biliyorum.
Onunla konuşmak ister misiniz?
Hayır, sorun değil. Ben...
- Oraya gelirim. Uzak değil. - Sakıncası yoksa.
Tamam. Sağ olun.
Büyükbabamın sorununu çözmeliyim.
Ne? Şimdi mi?
Evet, şimdi.
Çay için de teşekkürler.
Ben zaten sütsüz seviyorum. O yüzden de...
- Şimdi cinayetten aranıyoruz. - Ben aranıyorum.
Bir daha tek başına gitmeyeceksin.
- Sorun yok. - Birini öldürdün.
Şimdi istediğimizi alacağız ama.
- Emin misin? - Arayacaklar.
- Ondan sonra sana olanlar... - Önemi yok!
Önce Alison için adaleti sağlayacağız.
O iş bitince de benim için uygulanacak adaleti kabul edeceğim.
Rehin aldığınız adamla ne yapacaksınız?
Hiç.
O sizin patronunuz mu? Şimdi esiriniz mi? Beni bırakacaktı.
Seni biraz daha tutmamız gerekecek.
Seni seçmemizin bir sebebi var.
Bu mu? Yeni depolama tesisinde.
Ve sen bunu biliyorsun.
Dosyalar hangi kutuda, hangi odada biliyorsun.
Bunlar rafa kalkmış belgeler. İşinize yaramaz...
Benim ilgimi çekiyorlar.
Bunlar aslında imhaya ayrılan belgelerdi.
O zaman yerini söylemen de sorun olmamalı.
Üzgünüm, söyleyemem.
Söylersem başım türlü belaya girer.
Başın zaten belada.
Neler yapabileceğini biliyorum.
Ama kafama silah dayaman tiyatroydu.
O yüzden bana zarar vermeyeceksin.
Peki.
Sana o kafede söylediklerimin hepsi doğruydu.
Adın hariç.
Adım Sean Donovan.
Alkoliğim.
Ve birini kaybettim.
MI5'tendi.
Adı Alison Dunn'dı.
Onu sevmiştim.
No comments yet. Be the first to leave one.