Le prime 200 righe.
Bayan Hooper.
Bayan Hooper siparişlerinizi getirdim.
Kimse yok mu?
Bayan Hooper. Siparişlerinizi bırakıyorum.
Parayı haftaya alırım.
Kimse yok mu? Bayan Hooper?
İğrenç.
Bayan Hooper. Benim, manavın çırağı .
Bayan Hooper.
Merhumu toprağa verirken rahmet diliyor. . .
. . .hayatı boyunca inancı için yaşamış biri olarak. . .
. . .Tanrı'dan cennetinde ağırlamasını diliyoruz.
Hep birlikte dua edelim.
''Deliydi'' demek zor.
Şimdi öyle görünüyor ama asla böyle bir şey yapacak biri değildi.
Teşekkür ederim Bay Johnson. Çok teşekkürler.
Karım olarak başka. Belki biraz deliydi.
Ama annen olarak çok iyi bir kadındı .
Pekala, bir iki adım geri gidelim lütfen.
Bay Roger hepinizin kitabını imzalayacak.
''Sevgili dostum Johan'a'' diye lütfen.
Başlayalım.
Müthiş bir kitap. Uzun zamandır bekliyorduk.
Yeni kitabınızın konusunu söyler misiniz?
Vietnam'da yaşadığım kişisel deneyimlerimle ilgili.
Savaşta mı? Evet öyle.
Harika.
Bayan Sinclair'la evleniyor olmak nasıl bir duygu?
Heyecanlıydı ama şimdi iyi. Onun iyi bir oyuncu. . .
. . .olduğunu düşünüyorum. Çok yetenekli bir genç kadın.
Ona söylerim. Güzel bir kitap.
Teşekkür ederim. Saçın da öyle. Teşekkür ederim.
Hiçbir filmini kaçırmadım. Hepsini izledim.
Onu izlemek çok heyecan verici. Kim bu deliler?
Hepsi de hayranın.
Bunu her zaman saklayacağım.
Son kitabın üç yıl önce çıktı .
Aynı kitaba daha fazla imza günü yapamayız.
Hayranların yeni şeyler bekliyor. Gösterecek bir şeyin var mı?
Birkaç sayfa bile olur.
Yeni bir şeyler veremezsen alacağımı ay sonunda istemek zorundayım.
Borcunu ödemek zorundasın.
Yeni kitap yoksa para da yok.
Yapma, bu iş yüzünden eşini harcadığına bile şahit oldum.
Tüm kariyerini çöpe mi atacaksın? Hayata geri dönmek zorundasın.
Frank, yapma. Hazır söz açılmışken. . .
. . .artık hiç kimse Vietnam'la ilgili bir şey okumak istemiyor.
Bari aşkla ilgili bir şeyler yaz. Frank. Beni dinle biraz.
Bu kitabın sorun olacağını biliyorum ama bu yapmam gereken bir şey.
Bu kitabı yazmak zorundayım.
Bir Adamın Hikayesi. Vietnam Savaşı'nın Kişisel Muhasebesi.
FBl .
Alo, Ajan Patrick lütfen. Ben Roger Cobb.
Acil deyin lütfen. Hattı dolu. Sizi geri arayayım mı?
Beklerim.
Evet Bay Cobb? Bir haber var m?
Hayır. Maalesef oğlunla ilgili yeni bir gelişme yok.
Olursa arayacak mısın? Arayacağımı biliyorsun.
Bu arada, ClA'den Decker bana telefon etti. Adamı rahat bırak.
Tamam. Çok teşekkür ederim. Bir şey değil. Seni ararız.
Roger. Evet.
Bu gürültü de ne?
Çocuklar müziğin sesini açmış. Bir dakika.
Çocuklar kapatın şunu. Telefonda bağırmak zorunda kalıyorum.
Affedersin, bu poker oyunu biraz kontrolden çıktı .
Kimler var?
Bildik birkaç arkadaş işte. Seni ödül töreninden arıyorum.
Kazanamadım.
Tanrım, özür dilerim, unutmuşum. Tamamen aklımdan çıkmış.
Çok çalışıyorum da. Yazmaya mı başladın? Harika.
Sandy, üzgünüm. Kazanmanı isterdim.
Her zaman kazanamazsın. Mesajını aldığımı söylemek için aradım.
Bugün eve gittim. Roger bunu neden yapıyorsun?
Neden yapıyorsun? Gülümseyin. Mutlu görünün lütfen.
Geliyorum, tamam.
Kapatmak zorundayım. Oyunu bölüyorum da.
Seninle sonra konuşuruz.
Tamam. Roger.
Evet?
Yok bir şey. Hoşça kal. Hoşça kal.
Alo Sandy. Sandy.
Ben tam bir aptalım.
Şanslı adam geliyor.
Bay Parker. Bay Cobb.
Sizi yeniden görmek çok güzel. Yolculuk nasıldı?
Pek iyi denemez. İyi. Duyduğuma sevindim.
Hatta kötüydü. Sizi bu kadar erken beklemiyordum.
Satış tabelasını bile daha dün diktim.
Bunca yolu bu kadar acil aşmanızı gerektirecek bir şey yoktu.
Bunu ben istedim.
Amcanız iyi balıkçıymış. ABD rekorunu iki yıl kaptırmamış.
Evet.
Gördüğünüz gibi, kısmen de olsa temizlik yaptırdım.
Açık artırmayı önümüzdeki hafta yapmayı düşünüyoruz.
Bu döküntülerin bir kısmını çok iyi paraya satabiliriz.
Benimle gelirseniz evin diğer bölümlerini de gösterebilirim.
Gerek yok. Bu evi iyi bilirim. Ben burada büyüdüm.
Öyle mi?
Annem ölünce beni teyzem büyüttü.
Bunu bilmiyordum. Eşsiz bir kadınmış.
Havuzu da temizlettik.
Jimmy.
Jimmy.
Sandy.
Sandy.
Ne oldu? Jimmy yanında mı?
Hayır. Yan tarafta seninleydi. Hayır yok.
Arkaya baktın mı?
Jimmy.
Jimmy.
Jimmy.
İyi misiniz Bay Cobb?
Evet.
İsterseniz içeri dönelim.
Üç kişilik misafirhane olmaya uygun. Banyo şu tarafta olabilir.
Jakuzi de koyabiliriz.
Mutfağı da buraya yaparız.
Bakın ne diyeceğim. Yeğenim Manny dekorasyon işleri yapar.
Ucuza çıkartır. Burayı çok güzel bir yere dönüştürebiliriz.
En kötüsünü düşünmek gerek. Büyük ev kiraya verilip burada kalınabilir.
İyi para getirir. Sahi, amcanıza ne oldu?
Durumu iyi mi?
Ray burnunda dalışa gittiği bir gündü.
Affedersiniz.
Teyzeniz de çok iyi bir ressammış. Buna hiç şüphe yok.
Şuna bir bakın.
Bu resmi ölümünden hemen önce yapmış olmalı .
İçimi ürpertiyor.
Böyle şeylere meraklı biri olmalı .
Bu, odasındaki giysi dolabı .
Gençliğini geçirdiği ve vefat ettiği oda.
Bu evin perili olduğuna inanıyordu. Yapmayın bayım.
Bu şaka değil mi?
Bay Cobb, oğlunuz havuzda değil. Ev genelinde hiçbir yerde değil.
Havuzda gördüm diyorum.
Yüzme havuzundaydı .
Ben de koştum ve havuza daldım.
Ama orada değilmiş.
Kaybolduğunu rapor edeceğiz. Bir haber alır almaz size bildiririz.
Bu ev.
Bunu bu ev yaptı . Evet Bayan Hooper. Anlıyorum.
İnan bana Roger, bunu bu ev yaptı .
Susacak mısın sen?
Bunu bizi sevmediğin için mi söylüyorsun?
Çok alıngan.
Kusura bakmayın Bay Parker ama satmıyorum.
Ne? Satmıyorum dedim.
Umarım tekrar düşünürsünüz.
Bir süre burada kalmak istiyorum. Biraz çalışacağım.
Kim o?
Kim o?
Elisabeth Teyze.
O kazandı Roger. Beni kandırdı .
Buna ihtimal vermiyordum ama kazandı .
Ne?
Seni de kandıracak Roger. Bu ev hakkında her şeyi biliyor.
Fırsat varken git buradan. Hayır.
Günaydın.
Güzel kız ha?
Merhaba.
Nasılsın komşu? Yeni mi geldin?
Evet, dün gece. Harold Gorton.
Ben de Roger.
Yeni komşum olman güzel. Senden önce burada yaşayan. . .
. . .tam bir kaçıktı . Güneşte fazla kalmış bir sürtüktü.
Sadece bunak bir kocakarı, gerçekten. Birisi bıkıp onu öldürse şaşırmazdım,
ne demek istediğimi anlıyor musunuz? O teyzemdi.
Yine de altın gibi bir kalbi vardı. O, sadece bir... Bir azizdi, gerçekten.
Ve yaşına göre çok güzel bir kadındı.
Akşam yemeği ister misiniz, sen ve tüm aile?
Onları da al. Hemen bir şeyler hazırlayabilirim.
Yalnız geldim. Yalnız öyle mi?
Böylesi daha iyi. Biraz hamburger al, maç izle.
Sen Oakland Athletics taraftarısın, değil mi? Evet, sayılır.
Ben yazarım. Buraya bir süre her şeyden uzaklaşmak için geldim, anlarsın ya.
Kendimle olmaya.
Yani kafa dinlemeye.
Buna inanmıyorum. Bu doğru olamaz.
Roger Cobb değil mi?
Evet, o benim. En büyük hayranınım.
Bekle. Nerede bu?
Sürekli okumaktan dağılmış olmalı.
Bunu benim için imzalar mısın?
Elbette, tabii. Kalemin var mı?
Yok.
Bak ne diyeceğim, daha sonra imzalarım.
Çünkü hemen eve gidip yeni kitabıma başlamak istiyorum.
Tabii yalnızlığa ihtiyacım var. Yalnızlığa.
Tabii, yalnızlığa.
Anlıyorsun değil mi? Kesinlikle.
Emimin iyi olacaktır. Umarım.
Roger'ın ta kendisi. Aman Tanrım.
Yardım et tanrım.
Kaldır kıçını, Cobb.
Kaybedecek bir savaş var.
Sen de Ben, toparlanın.
Tamam millet, toparlanın.
Ne yapacağımı söylemesinden sıkıldım artık.
Adamın işi bu. Bunun için burada.
Hiç kimse ne yapacağımı söyleyemez.
No comments yet. Be the first to leave one.