Le prime 200 righe.
Michael!
Yerine dön.
Tamam hadi şimdi, en baştan alıyoruz.
Bu sefer doğru yapın.
Bir, iki, üç, dört.
Durun!
Birlikte nefes alın.
Hissetmelisiniz.
Duydunuz mu?
Baştan al.
Bir, iki, üç, dört.
Huuuu....
Mike!
Bana bakman lazım.
Tamam, bence bu iyi, tamam.
Tamam, tamam, tamam.
Bence tamamdır.
Doğru yaptığınızda daha iyi olacak...
Yemeğini ye lütfen.
Kes şunu.
Hey Mikey, neden yemeğinle oynuyorsun?
Yemekle oynama.
Hadi ama, asla yemezsin.
Kapa çeneni, keltoş.
Sen çeneni kapat.
Bakın, surat yaptım.
Gördüm.
Esaslı birşeymiş..
Pekala, şimdi dinleyin çocuklar.
Beni yarı yolda bırakmayacağınızı biliyorum.
Ve, sanırım hazırsınız.
Bu yüzden bize birkaç konser ayarladım.
Yarın, Salı veya Cuma, Illinois'de başlıyoruz.
Bu kadar çok çalışmamıza gerek yok.
İş?
İşle ilgili ilk şeyi bilmiyorlar.
Anlıyorum ama okulları var.
Size bir şey söyleyeyim.
Bu hayatta ya kazanırsınız ya da kaybedersiniz.
Anlıyor musunuz?
Hepiniz Indiana'dan gelen zavallı siyah çocuklarsınız.
Size hiçbir şey altın tepside verilmeyecek..
Bunun için savaşmalısınız.
Hayatınız boyunca beni gibi çelik fabrikasında mı çalışmak istiyorsunuz?
Evet efendim.
Çünkü ben kesinlikle yapmayacağım.
Herkesten daha çok çalışmadığınız sürece, bu sizin hayatınızdır.
Bunun için savaşmaya hazır mısınız?
Evet efendim.
Daha yüksek sesle duymam lazım.
Savaşmaya hazır mısınız?
Evet efendim.
Şimdi sanki duvara dokunacakmış gibi uzanmanızı istiyorum ama tam olarak değil.
Böyle, tamam mı?
Hadi.
Ama dokunmayın.
Tamam.
İyi.
İşte bu.
Kollarınızı yukarıda tutun.
Kollarınızı yukarıda tutun.
Şimdi şu duvara bakmanızı istiyorum, tamam mı?
Gözlerinizi kapatın.
Birlikte ulaşacağız.
Bir olarak.
Bir aile olarak.
Artık Jackie, Tito, Jermaine, Marvin ve Marco yok.
Şu andan itibaren, siz Jackson Five'sınız.
Türkçe'ye çeviren; ufukbaba
Seninle konuşmuyormuşum gibi mi bakıyorsun?
Oğlum, çağırdığımda yanıma gel.
Ne yani, benim fikrimin burada hiçbir önemi yok mu evlat?
Joseph, kes şunu!
Bana aldırmayacak mısın?
Prova yapıyoruz, doğru yapamıyoruz.
Bu hayatta ya kazanırsınız ya da kaybedersiniz.
Bu doğru.
Ağlayacaksan, ağla.
Haydi, koca burun.
Kurun sistemi.
Michae ben annen.
Beş, altı,
beş, altı, yedi, sekiz.
Mike, gözler burada...
Mike, tam buraya...
Dene şunu..
İşte bu kadar kollar yukarıda.
Hepsi bu kadar bebeğim, değil mi?
İşte bu.
Biraz ara vermeye hazırlanıyoruz.
Bu yüzden hepinizi birkaç yakışıklı genç adamla tanıştıracağım.
Hanımlar, kalplerinizi kırmalarına izin vermeyin.
Bayanlar ve Baylar, huzurlarınızda, Jackson 5
Merhaba evlat.
Hadi, hadi, hadi.
Oğullarımı beğendin mi?
Onların menajeri misin?
Joseph Jackson.
Motown'dan Susanna Mills.
Motown.
Hey!
İşte Allah vergisi bir yetenek.
Mükemmel akor..
Mükemmel akor mu?
Ne demek istiyorsun?
O sesle yapabileceği şeyler.
Sizinle iletişime geçeceğim Bay Jackson.
Çocuklar, sizi tekrar gördüğüme sevindim.
Verdiğimiz şarkıyı çıkardınız mı?
Bunu çoktan hallettik.
Michael'la başlayalım.
Michael,
...çok fazla hareket ediyorsun.
Tamam mı? Başlıyoruz.
Michael, yine yapıyorsun.
Mikrofona bir adım daha yaklaş.
İşte bu.
Ve ayaklarını sabit tutman lazım.
Beni anlıyor musun?
Bana da aynı hattı ver.
Bırak onunla konuşayım.
Hayır, alışıyor...
Sadece beş dakika..
Joseph, çocukların programa uymaları konusunda endişelenmez miydin, ha?
Bunu kontrol altına aldık.
Sana ne söyledim?
Sana bir şey söyleyeyim oğlum.
Bu işi uzun zamandır yapıyorum.
Hiç seninkine benzeyen bir ses duymadım.
Şarkıyı Smokey'nin kendisinden bile daha iyi söyledin.
Gerçekten mi?
Bu özeldir.
Söyleyecek bir şeyin var.
Bu nadir olur, Michael.
Bu ses ayar düğmesi.
Hadi, dene.
Bu düğme yukarı ve aşağı hareket eder ve seviyeleri en alta ayarlar.
Sesininn daha yüksek veya daha yumuşak çıkmasını sağlayabilir.
Evet.
Ve buradaki düğmeler EQ için.
EQ nedir?
Eşitleme.
Görüyorsun, kayıt yaparken her şeyi bölüşüyoruz ve...
..Trasky burada.
Gitme zamanı Michael.
Bay Gordy çok meşgul dostum.
Eminim onun yeterince zamanını almışsındır.
Hadi git Michael.
Bunları sana başka zaman gösteririm.
Tamam Bay Gordy.
Teşekkür ederim.
Hey Michael.
Bana her şeyi sorabilirsin.
Ne zaman istersen.
Peki bakalım.
Kaç yaşındasın?
10 yaşında değilsin.
8 yaşındasın.
Bu işte hemen hemen her şeyin telafisi vardır.
Özellikle yaşının.
Michael?
Kaç yaşındasın?
8 yaşındayım
Otur kızım!
Sanırım seni seviyorum!
HAYIR!
Evet kızım!
Bana neler yapabileceğini göster!
Serengeti hakkında bir şeyler okudum.
Tüm farklı türler hakkında bilgi edinmek.
Aslanlar, kaplanlar, maymunlar, zürafalar.
Bir gün senin ve benim oynayacak daha çok arkadaşımız olacak.
Bu eğlenceli olmaz mıydı?
Şu resme bak.
Sevdin mi?
Haydi Michael.
Joseph seni istiyor.
Ve bu sefer fareni kafesine koymayı sakın unutma.
İğrenç yaratık.
Hadisene ya.
Bill Bray'le tanış.
Senin yeni güvenlik şefin, tamam mı?
Etrafta olacak.
Onu önemse.
Tanıştığımıza memnun oldum Bay Bray.
Ben de memnun oldum genç adam.
Bana Bill diyebilirsin, tamam mı?
Tamam Bill.
Peki.
Canın pahasına koru.
Michael, en iyi kısmı kaçırıyorsun.
Serengeti Lamalarının üç midesi vardır, böylece yiyeceklerini sindirebilirler çünkü tek yedikleri sebzedir.
Ve onlar gerçekten çok akıllı, çok zeki yaratıklar.
Ve hepsinden önemlisi asla ısırmazlar.
Fareler hakkında da aynısını söylemiştin.
Hayır, gerçekten.
Lamalar asla ısırmazlar.
Sadece tedirgin olduklarında tükürürler.
Yani evime tükürüklü ve tedirgin bir hayvan mı getirmemi istiyorsun?
Dışarıda yaşıyorlar.
No comments yet. Be the first to leave one.