Le prime 200 righe.
Taç giyme töreninin olduğu gün
şafak seremonisi
Buckingham Sarayı'nın soylu kapılarının sınırlarına dokunuyor
ve dünyadaki herkesin uyanık olduğunu görüyor.
Biyografimi yazmak isteyen olursa diye söylüyorum
favori fantezim şu olurdu:
Kızım Nonoca'yla, Coruripe Nehri'nin kıyısında
atalarım Caetés'in dört yüz yıl önce yaptığı gibi
dans edip, Portekizli bir psikoposun insan etini yiyip bitirmek.
Burjuvaların asla anlamadığı temel nokta şu ki
damarlarımda Kızılderili kanı dolanıyor ve vahşi bir iştahım var.
Lanet olasıca İngiltere.
İngiliz Sarayı'nda Brezilya Büyükelçisi olarak
Avrupa burjuvazisini, bütün dünyaya yayılacak olan
yeni bir kültürel standarda hazırlıyorum.
Bu, Brezilya'dan gelmiş olacak.
Brezilya'dan!
Bu, Kızılderili atalarımın, Brezilya ve dünya burjuvazisinden
aldıkları intikam olacak.
Brezilya'ya dönmek istiyorum.
Neden duruyoruz?
Neden durduk?
Devam et. Çok geciktim.
Gidemem, efendim. Kırmızı ışıktayız.
Sana geciktiğimi söyledim. Hadi git! Hareket et!
Yoksa seni kovarım.
Ekstra! Ekstra!
"Yüzyılın Mahkemesi" bütün ülkede canlı yayında!
Bunu kaçırmayın! Ekstra!
Geldik, efendim.
Tanrım, Portekizce konuşuyor.
Lanet olsun! Ne oluyor?
Kendimi iyi hissetmiyorum. Belli olmuyor mu?
Halüsinasyon gördüm.
Sana bir bakayım.
-Bu sadece... -Yavaş, yavaş.
Londra'da bir partideydim ve...
Doktor Assis, şova katılmaya geldiniz.
-Sen hasta değilsin. -Kan pıhtısı oluşmuş.
Doktor Assis, şova katılmaya geldiniz.
Sen hasta değilsin. Kan pıhtısı oluşmuş.
Doktor Assis, şova katılmaya geldiniz.
Sen hasta değilsin. Kan pıhtısı oluşmuş.
Doktor Assis, şova katılmaya geldiniz.
Sen hasta değilsin. Kan pıhtısı oluşmuş.
GECE ŞOVU
YÜZYILIN MAHKEMESİ
Uyandığına sevindim, Assis.
Sen misin, Maria Eudóxia?
Neler oluyor?
Bugün senin günün, Assis.
-Ne günü? -Kusursuz olmalısın.
Beş dakika, Doktor Assis.
Hadi, Assis. Giyin artık.
Tupi gibi giyinmek istiyorum. Gerçek bir Tupi.
Tanrım, burada ne işim var?
Eğer ölmediyse de ölecek. Her an olabilir.
-Zavallı adam. -Niye "zavallı adam"? Bunu hak etti.
Hepsinin dağ gibi borcu varken, 26 gazete, 14 radyo
dört dergi ve 12 televizyon kanalının
ne anlamı var? Bunun bedelini ödeyeceğiz.
Çok teşekkürler.
Umarım ölmez.
Başka bir açıdan bakarsak, yıllarca böyle kalabilir.
Bunun bize kaça patlayacağını düşünebiliyor musun?
Yani, bunun ona kaça patlayacağını demek istedin. Ona!
Çakmağın var mı, Ted?
Afrânio, onun önünde mi yapacaksın? Bu en nefret ettiği şeydi.
Aynen.
Cansız bir bedenin içinde sekiz yıl.
Kabile büyücülerinden, doktorlardan ve şarlatanlardan yardım istedim. Sonuç yok.
Hiçbir şey beni, kan pıhtısı yüzünden oluşan bu felçten kurtaramıyor.
İmparatorluğum her geçen gün daha da eriyor.
Bugün, ne yazıyorsam oyum.
Her geçen gün, harf harf.
Senatör ölümsüz.
Bedeni, Akademi'de ya da Federal Senato'da görülebilir.
Hayır. Büyükelçi henüz ölmedi.
Kendinizi kandırmayın.
Adam, daha önce hiç olmadığı kadar yazıyor ve homurdanıyor.
Onun silahı yazmak! Yazmak!
Sadece tek parmakla. Tek bir parmakla!
Hiçbir çekincesi olmadan, Planalto Sarayı'nı soyan
kırmızı dolandırıcılara karşı devrimi destekliyor.
Başkanlığa söyle, bize saçma sapan sözlerle gelmesinler.
Burada emir verebilmek için, maaşlarımızı ödemeniz gerek.
Hükümet bizi öylece terk edemez.
En önemli sanatçılarımızı kaybediyoruz.
Amerikalılarla yapılan bu anlaşma yasadışı.
Vatanseverlik karşıtı ve yasadışı.
Ne istiyorsun? Birleşmiş Günlükler'i ortadan kaldırmayı mı?
Neredeyse iki yıldır, hükümetten bir kuruş almadık.
Bu kadar korkakça bir davranışın bir nedeni yok.
Ben bu ölüm kalım meselesinde savaşmaya hazırım.
Lanet olasıca ordu.
Şimdi de, radyo ve televizyonu yok etmek için para alan bir suçluyla ortaklar.
Bay Rosemberg'in tutuklanmasını ve kafasının kazıtılmasını istiyorum.
Benden sonra tekrar et, oğlum:
"Güzelliği yaratan, ölümsüzlüktür."
Kekelemek yok. Bir kez daha.
Tekrar et, "Güzelliği yaratan, ölümsüzlüktür."
Konuşmayı, büyükbabam bana dayak atarken öğrendim.
Böylesi harika durumlar, düşüncelerini aktarmak için
iki kelimeyi bir araya getiremeyen
sıkıcı ve aptal bir insanın ruhunu eğlemek için
kolay kolay bir araya gelmezler.
Aksine, ne kadar mükemmel ve şanslı bir konumda olsa da
bunu yapabilecek başka bir hayvan yok.
Çalıştım, o kadar çok çalıştım ki
avukat ve gazeteci oldum.
Avukat olarak, ücret almak hiç hoşuma gitmedi.
Gelecekte üstün ele sahip olmak, her şeydir.
Doktor Assis, bunu kabul edemem.
Sizi, Brezilya Taşımacılık'a avukat olarak işe alacağım.
Bu da avansınız.
Para, gazete ve üstün el. Bu sırayla.
O gazeteyi saklasan iyi olur.
Patron, tembel insanlardan hoşlanmaz.
İşimi kaybetmek istemiyorum. Daha dikkatli ol, dostum!
Severino, dikkatli olmak, ortalama biri olmakla aynıdır.
Ömrümün sonuna kadar bu tezgâhın arkasında kumaş kesmeyeceğim.
Makasçı olarak ölmek istemiyorum. Benim kaderim bu değil.
Ben bu gazetede çalışacağım.
Hadi ama! Hayal kurmayı bırak, Francisco.
Kalk da bu kumaşı kesmeme yardım et.
Bir şey daha: Bu gazetenin sahibi olan kadın
Rio de Janeiro'da yaşıyor.
Oraya gidip ondan iş isteyeceğim. O da beni işe alacak.
Sağ taraftan.
Genç adam.
Şimdi de bunu yaptın, öyle mi? Bu olamaz, oğlum.
Bu işte hiç iyi değilsin.
Aslında, size bir şey söylemek istiyorum.
-Konuş. -Ben asla uşak olmak istemedim.
Hukuk Fakültesi'ndeyim. Birazcık Almancam da var.
Ayağa kalk.
Başka bir iş istiyorum.
Beni uşak olarak işe aldınız ve size hayır demek istemedim
ama aslında, başka bir iş istiyorum.
-Pekâlâ ama nasıl bir iş? -Gazeteci olmak istiyorum, Bayan Germana.
Neden gazeteci olmak isteyesin ki?
-Neden mi? Çünkü fikirlerim var. -Hadi ama. Fikirlermiş.
Fikirleri olanlar eleman değil
gazetenin sahibi olmalılar.
Haklısınız, hanımefendi. Benim bir gazetem yok.
Sadece bir fikrim var, o da neredeyse hazır.
Fikrin var demek. Ne olmuş yani? Bir fikir. Kimin umrunda?
Affedersiniz. Bakın, Bayan Germana.
Neden gazetenizdeki ilanlar çok küçük?
Haberlere yer kalsın diye.
Gazetemde haber satılır.
Cesaretimi mazur görün ama Laffite Sarayı'nın parasını kim ödüyor?
Haberler değil, ilanlar. İlanlar para getirir. Haber de yanında ekstra.
-Genç adam, diğer bardağa. -Pardon.
Bırak kalsın.
İlanlar, haber severler için bile iyidir
çünkü haberleri yapanların maaşları bu sayede ödenir.
Bana katılıyor musunuz, Bayan Germana?
Hanımlar ve beyler, cesaretiyle tarihimizi değiştiren
adama kocaman bir alkış.
Bizden para çalan, bizim kadınlarımızla yatan adam.
Senatör, büyükelçi, avukat ve gazeteci:
Doktor Francisco de Assis Chateaubriand Bandeira de Mello.
Hakemlerimiz, kayınvalide Germana Almeida
ilk eşi Maria Eudóxia
ikinci eşi Lola ve kızı Nonoca
ikinci kayınvalidesi Bayan Consuelo, çok sevdiğimiz Soraia Teles
her zaman yardımcı olan sekreter Karina
ve hayatı boyunca zina yaptığı bütün kadınlar.
Yavaş olun, Doktor Assis. Kameralar var!
Şimdi size, Brezilya'nın başpiskoposu Dom Sardinha da Gama'yı
takdim etmekten gurur duyarım.
Brezilya ailesinin kalbinde, Tanrı'nın sözüne bir pencere olacak
bu şovu kutsuyorum.
Baba, oğul ve Kutsal Ruh adına.
Lanet olsun!
Bu lanet olası başpiskopos, kameranın kaç paraya mal olduğunu bilseydi
üzerine melek sidiği atmazdı.
Şimdi de, sevgili Andreia Rodrigues!
YAYINDA
Tanrım, bu bir kâbus.
Bu daha önce de oldu. Rüya görüyor olmalıyım.
Doktor Assis gelecek mi çok merak ediyorum.
-Yaklaşmış olmalı. -Gelmezse çok yazık olacak.
Onunla tanışmayı çok isterim.
Servise başlamalarını söylemeliyim.
Tabii ki.
Merhaba.
Sevgilim.
Bu kıyafetler de ne?
Geciktiğim için üzgünüm. Gazetedeydim.
Bazı otoriteleri ve bazı askerleri Devrimci Fedailer'e
almakla meşguldüm.
Bunu daha önce hiç duymadım.
Bu Cumhuriyet'in başkentine, biraz Paraíba geleneği.
Assis, bunlar ev sahiplerimiz
Vivi ve Stuart Cubing.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Francisco de Assis Chateaubriand Bandeira de Mello.
Emrinizdeyim, hanımefendi.
No comments yet. Be the first to leave one.