The Exception

The Exception (Undtagelsen)

Scarica il sottotitolo Turkish

Informazioni sulla release

Undtagelsen (The Exception) 2019 1080p PBOX WEB-DL x264 AAC-BULTOR
Un commento di BartuW
Çeviri: Utku Akar

Tag

webdl
Pubblicato il: 2026-06-12
Download: 9
Sottotitoli per non udenti: No

Anteprima dei sottotitoli in Turkish

Le prime 200 righe.

Çeviri: Utku Akar İyi seyirler.

Kötülüğün Psikolojisine Dair 2, Iben Hojga.

Nazi Almanyası'nın mağlubiyetinden sonra...

...önde gelen yirmi iki Nazi, uzmanların onların deli olduğundan...

...hiçbir şüphesi olmadığı için kapsamlı psikolojik testlere tabi tutuldu.

Ancak önde gelen psikologlar, Nazilerin...

...zihinsel olarak iyi işleyen insanlar olduğu ve...

...aralarındaki farkların benzerliklerden çok daha büyük olduğu sonucuna vardılar.

Sonuç bellidir:

Bu tür bir kötülük için belirli bir kişilik tipi yoktur.

Bu, hepimizin içinde olan bir şeydir.

Iben...

- Iben? - Evet?

- Müzik açmadın mı? - Açtım, açtım.

Moda girmemiz gerek.

- Şifren ne? - Büyük M, büyük J, 1987.

- Sen 88'lisin ama. - Kendininkini kullanmamalısın.

- Bu ayakkabılardan nefret ediyorum. - Düşünme bunu, tamam mı?

Hayır, hayır.

- Keşke topuklu giyebilsem. - Bunu düşünme.

Büyük ihtimâl tüm akşam Gritt'in psikolog arkadaşlarını dinlemek zorunda kalacağım.

- Sen ilginç bir vakasın. Keyfini çıkar. - Ben vaka olmak istemiyorum.

Gunnar'ı da davet ettim.

Beni yemeğe çıkarmak istemişti ama gidememiştim.

Ben de onu buraya çağırdım.

- Ne var? - Sana yanıp tutuştuğunu sen söyledin.

Sevgilimin olduğunu ve hiçbir şekilde ilgilenmediğimi gayet iyi biliyor.

Selam Gritt. Tebrikler.

Buyurun, bir şeyler için.

Pekâlâ millet, sizi liseden arkadaşlarımla tanıştırmak istiyorum.

Malene ve Nairobi kahramanı Iben.

Iben, kendisiyle birlikte...

...dört kişinin daha savanda rehin alındığı zaman yardım görevlisi olarak çalışıyordu.

Yiyecekleri veya suları yoktu...

...ve bir hafta sonra, içlerinden birisi Iben'e kor hâline gelmiş kömürle işkenceye başladı.

Hiç paniklemedi.

Yardım çağırmak için koşabilsin diye dışarı çıkmasına izin veren biriyle arkadaş oldu.

- Bu da büyük ihtimâl fark yaratmıştır. - Umarım.

- Buna kıyasla, sen... - Gunnar!

- Öyle de denilebilir. - Başka birisi karşı da çıkabilir.

Susadın mı?

Nefes almak iyi mi geliyor?

Evet, öyle de denilebilir.

Gunnar.

Seni tanıyorum.

Bak sen. Şöhretim benden önce gelmiş sanırım?

Küçüklüğümden beri makalelerini okuyorum.

Çok ilginç. Çok sağlıklı da değil aslında ama...

Evet, hayatı hep bir macera içinde yaşayamayız.

Sağ ol.

Afrika'dan bahsetmekten sıkıldın mı?

Daha önce hiç Afrika'da bulunmamış insanlara orayı anlatmaktan sıkıldım.

Tuhaf. Hayatımdaki en berbat şeyleri orada gördüm.

Ancak yarın olsa yine giderim.

- "Shot" atmamız gerek. - Ben almayayım, sağ ol.

- Selam. - Selam.

Eve gitmem gerek, onu söylemeye geldim. Ayağım...

- Artrit mi? - Evet.

- Eve bırakayım mı seni? - Zahmet olmazsa?

Tabii ki.

Bu akşam için teşekkürler Gunnar.

Görüşürüz.

Seninle konuşmak güzeldi.

Aynı şekilde.

Umarım tekrarlarız. Belki Metrobar'da.

Sanırım müzikli salı günlerinde seni orada gördüm.

Evet.

Gunnar, çok kibar adam.

Evet.

Sevgili olunacak kumaşı olmaması üzücü.

Gunnar gibilerden uzak durulmalı. Onlar sadakatsiz doğuyorlar.

Sen devam et, ben iyiyim.

- Yardım etmemi ister misin? - Sorun değil, parmaklarım biraz ağrıyor sadece.

Peki.

Pazartesi kendimi iyi hissetmezsem...

Anne-Lise'yi uzak tutacağım. Senin işini alamayacak.

- O konuda başarılı olamayacak. - Teşekkürler.

- İyi uykular. - Sana da.

Görüşürüz.

- Korsgade'ye lütfen. - Tamamdır.

Sakat kalacağını düşünüyorsun.

Bir daha seks yapamayacağını düşünüyorsun.

Sevgilinin seni terk edeceğini düşünüyorsun.

- Seni destekliyor mu? - Evet.

Çok.

Ne düşünüyorsun?

Sağlıklı insanlardan nefret etmeye başladım.

Çok kayıtsız bir anlatı hâlini alıyor.

"Dünyadaki tek ülke" ifadesinin etrafından nasıl dolaşacağımı bilemiyorum.

1930'larda yabancı Yahudilere yönelik uygulanan sığınma politikasıyla harmanla.

- Denedim, iyice karışık bir hâl alıyor. - Tamam.

- Günaydın. - Günaydın Anne-Lise.

Günaydın. Güzel bir hafta sonu geçirdiniz mi?

- Evet, çok güzeldi. - Sessiz sakin.

Bunlar "Soykırım Sırasındaki Kurtarıcı" posterleri mi?

İyi bir şey yapmış biri hakkında bizim de bir şeyler yapıyor olmamız güzel.

- Günaydın. - Günaydın Paul.

- Harbiden çok güzel gözüküyor. - Çok teşekkürler.

- Buna bir başlık buldunuz mu? - Hayır, henüz değil.

- "Herkes bir fark yaratabilir." nasıl? - Çok güzel.

Yaptığımız şeyin bir fark yarattığını insanlara hatırlatmanın güzel bir yolu.

Evet, evet.

- Listeye ekleyeceğim. - Güzel.

Camilla, önümüzdeki hafta çarşamba veya perşembeye...

...Dış işleri Bakanı ile bir toplantı ayarlar mısın? Sağ ol.

Haftaya eğlenceli bir şeylerle başlayalım mı? Eğlenceli bir şeylerle başlamam gerek.

YouTube vidyoları mı? Hafta sonu çok eğlenceli bir tane buldum.

- Burası çok komik işte. - O vidyolardan mı yine?

- Gönderir misin bana? - Gönderirim.

Ben de hafta sonu bir tane buldum. İzlemek ister misiniz?

- Evet, tabii. - Henrik ile gül gül bir hâl olduk cidden.

- Buraya koyabilir miyim? - Evet.

- Oradan görebileceğini pek sanmıyorum. - Her şeyi duyabilirim.

Danimarka Soykırım Bilgilendirme Merkezi, ben Iben.

Evet, merhaba. Geri döndüğünüz için teşekkürler.

Danimarka Soykırım Bilgilendirme Merkezi'nden arıyorum.

Litvanyalı bir tercümana ihtiyacım var. Bu konuda yardımcı olabilir misiniz?

Evet, uluslararası hukuki sonuçlar ile alakalı.

Bir etnik grup mu yoksa bir sınıf mı? Bunu inceleyecek birisinin olması gerekiyor.

Evet, çok iyi olur. Çok sevinirim, tamam.

Kapıyı kapatıyorum. Ayağımdaki artrite cereyan hiç iyi gelmiyor.

- Evet, aynen öyle. Oradan. - Saplarını kesip atacağım.

Yaptığın bu mantar sosunun bu denli meşhur olmasına hiç şaşmamalı.

- Anne-Lise yaptı. - Ben sadece senin tarifine uydum.

Burada asıl önemli olan, mantarı hangi yöne doğru kesmen gerektiği.

- Bu sırada Barry White'ı dinlemelisiniz... - Aşk, en önemli malzemedir.

- İşler nasıl? - Yoğun.

Nijerya'daki köy yangınlarıyla ilgili İspanyolca...

...Almanca ve İngilizce raporlarla uğraşıyorum.

Fakat fail isimlerini ve yer adlarını farklı yazdıklarında...

...aralarında çapraz bağlantı kuramıyoruz. Bununla uğraşıyorum işte.

İş arkadaşların iyi mi peki? Henrik pek iyi olmadıklarından bahsetmişti.

- Ne? Hayır. - Birlikte çalışması zor kişiler olduklarından.

Peşimde olduğunu düşündüğüm bir patrondan bahsetmiştim...

...Henrik de senin de sorunlar yaşadığından bahsetti.

Hayır.

Oradaki kültüre alışmam gerek sanırım.

En nihayetinde bir şehir kütüphanesinden farklı bir yer.

Kusura bakma Rasmus. Yapamam.

- Üzgünüm. - Ne oldu?

Tam olarak o duyguya erişemiyorum sanırım.

Limonlu bir su yapıp getirmemi ister misin?

Peki.

Sana bir konuda yardımcı...

Ben sağılacak bir inek değilim.

Öyle demek istememiştim.

Biliyorum.

Münih'ten bahsetsene. Nasıldı?

Köln'deydim. İyiydi.

Seyahat ederken hep mutlu olurum.

- Gerçekten elimden geleni yapıyorum. - Biliyorum.

Her konuda arkandayım ama eve dönmek için de sabırsızlanıyorum.

Sana.

- Yatağa gelsene hayatım. - Birazdan geliyorum.

Alo?

Sakin ol. Iben, alo? Sakin ol. Dediklerinden bir şey anlamıyorum.

Büyük ihtimal Kenya'dan birisi olduğunu acil durum merkezine bildirdim...

...fakat bir e-posta olduğu için ellerinden bir şey gelmiyor.

Onlara savaş suçluları tarafından rehin tutulduğumu ve lanetlendiğimi söyledim.

Iben, Iben. Bana da geldi.

- Ne? - Okuyorum.

"Sen, Malene Jensen, diyarının kötü ve gizli hükümdarına sadakat yemini ettin.

Kötülüğe ve hükümdarına ölene kadar itaat edeceğine ant içtin."

- Seninki de aynı mı? - Hayır, değil.

"Sen, Iben Højgaard, insanlar arasında kendini herkesten doğru ve üstün gören birisin.

Bu yüzden senin ölümüne sebep olmak benim için bir ayrıcalık ve zevktir."

- Büyük olasılıkla Kenya'dan birisi değil. - Bunu pekâlâ sana da göndermiş olabilirler.

Evet ama bir daha okumayı dene.

Benimki Hitler'e sadakat yemini etmiş SS subaylarıyla ilgili...

...seninkiyse Soykırım Müzesi'ndeki yazıta yapılan bir gönderme.

- Bu, rehin alan Kenyalı değil. - Hayır.

Gönderici aynı. Casus yazılım ile geri gönderebilirim.

Kesin işe yarar mı bilmiyorum ama denemeye değer.

Neden biz?

Kahve, çörekler ve meslektaşlarla dolu...

...sıcacık bir ofiste bu tarz şeylerle uğraşırken...

Dünyanın en güçlü adamlarına karşı savaştığımızı unutmak bu kadar kolay oluyor.

Elbette bir fark yarattığımızda peşimize düşecekler.

Son zamanlarda diğerlerinin müdahil olmadığı yalnızca ikimizin yaptığı ne var?

Mirko Zigic.

"Kötülüğün Psikolojisine Dair" makaleme yardım ettin. Ortak yazar olarak yazıldın.

Kötülüğün Psikolojisine Dair 3, Iben Hojgaard & Malene Jensen.

Savaş suçu işlemeleri istenen bir grup asker içinden...

...yüzde elli ila sekseni aslında karşı olmalarına rağmen...

...emirleri aynen yerine getirirler.

Yüzde on ila otuzu, emredilenden çok daha fazlasını öldüren ve tecavüz eden...

..."aşırı fail" olarak adlandırılan kişilere dönüşür.

Bunun modern bir örneği, Sırp savaş suçlusu Mirko Zigic.

Zigic, sıradan bir ergenlik geçirdi.

Müzisyendi, okulda popülerdi; iyi arkadaşları vardı ve terbiyeliydi...

...buna rağmen vicdanında yüzlerce cinayet ve tecavüz yüküyle...

...en berbat Sırp milis güçlerinden birinin lideri oldu.

Birçok insan savaştan sonra normal hayatlarına dönerken...

...aynı zamanda asla normal hayatlarına dönemeyecekler de var.

Bugün Zigic'in, şiddet düzenini gasp...

...insan kaçakçılığı ve cinayet ile...

...Doğu Avrupa mafyasında sürdürdüğüne inanılıyor.

Mirko seni öldürmek isteseydi, önce bir e-posta atması pek bir aptalca olurdu.

- Belki de bizi korkutmak istiyor. - Eğer oysa.

- Güvenlik beni neredeyse almıyordu içeri. - Evet, bugün fazladan güvenlik var.

Commenti

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left