Le prime 200 righe.
Juliana Bordereau karşımda otururken
kalbim, diriliş mucizesi adeta
sadece benim için gerçekleşmişçesine atıyordu.
Varlığı Jeffrey Aspern'in varlığını da taşıyordu sanki.
Ve onu gördüğüm an kendimi Jeffrey Aspern'e hiç olmadığı kadar
ve bir daha olmayacak kadar yakın hissettim.
Jeffrey Aspern'in ellerinin içine almış olduğu
o eli tutmak için karşı konulmaz bir tutku hissettim.
İnsan Tanrı'sını savunmaz. Tanrı'sı içindeki bir savunmadır.
Jeffrey Aspern günümüzde tüm dünyanın gözleri önünde
edebiyat cennetimizde ışıldıyor
O yürüdüğümüz ışığın bir parçası.
O, zamanının en dahiyane şairlerinden biri olmakla kalmayıp
en içten, en yakışıklılarından biri de oldu.
Hayatındaki tek karanlık an ölümü oldu
ancak Bayan Bordereau'nun elindeki mektuplar
başkalarını da ortaya dökebilirdi.
Ne tutkularla harap olmuştu?
Hangi ıstıraplarla benzi solmuştu?
Evimiz merkeze oldukça uzaktır
ama küçük kanal pek "comme il faut."
Pek saygın.
Burası Venedik'in en tatlı köşesi.
Daha büyüleyici bir şey hayal edemiyorum.
Sesinizi yükseltmenize gerek yok.
Sizi mükemmel işitebiliyorum.
Lütfen, geçip şuraya oturun.
Anlatın, benden beklentiniz nedir?
Bu sabah beni nezaketle ağırlayan genç hanım
belki de size bahçe meselesini açıklamıştır.
Bahçeniz, bana böyle sıra dışı bir adım atmam için
cesaret verdi.
Burada konaklayabileceğimi düşündüm.
Edward Sullivan. Bayan Bordereau'yu görecektim.
Affedersiniz.
Bahçe sizin mi?
Bahçe mi?
Buradaki hiçbir şey benim değil.
Ama bahçe elbette eve ait olmalı.
Evet ama ev bana ait değil.
O zaman kiminle muhatap olmam gerektiğini söyler misiniz?
Bakın,
bir bahçe arıyorum.
Bir erkek için size saçma gelebilir ama
çiçekler olmadan yaşayamam.
Burada mevzubahis olabilecek bir çiçek yok.
Onları yetiştirmek çok pahalıya mal oluyor.
Evde erkek olması gerekir.
O erkek neden ben olmayayım?
Venedik'in en güzel çiçeklerine sahip olurdunuz.
Ama sizi tanımıyorum.
Beni, sizi tanıdığım kadar tanıyorsunuz.
Artık adımı da bildiğinize göre daha fazla hatta.
Madem bahçelere o kadar düşkünsünüz
neden Tiera Fierma'ya gitmiyorsunuz?
Orada benimkinden iyi nice bahçe var.
Önemli olan bu eşleşme.
Denizin ortasında bir bahçe fikri.
Bahçe denizin ortasında değil.
Ama o gondollara binmeyeli
yıllar olmuştur.
Size hizmet etmekten nasıl zevk alacağımı
ifade etmeme izin verin.
İngiliz'siniz, değil mi? Öyleyse hemşeriniz sayılırım.
İngiliz değiliz.
Amerikalı olduğunuzu kastetmiyorsunuz, değil mi?
Bilmiyorum.
-Öyleydik. -Öyleydiniz?
Çok yıllar geçti.
Artık hiçbir şeyiz.
Sizden hiçbir şey almayacağım. Yazmam gerekenler var.
Bir süre sessizlik istiyorum, muhtemelen kış boyunca.
Ayrıca, bol bol açık havaya ihtiyacım olacak.
Onun için bahçeler çok zaruri.
Sizler için hiçbir şey değişmeyecek.
Elbette çiçekler hariç.
-Hepimiz için mi? -Tüm ailenizi kastediyorum.
Kaç kişiyseniz. -Sadece bir kişi daha var.
Çok yaşlı.
Bu kocaman yerde sadece tek bir kişi daha mı?
Demek şüphesiz paylaşacak yeriniz var.
Bana iki, üç oda verebilirseniz işimi gayet iyi görecektir.
Ben hiçbir şeye karar veremem.
Halamla görüşmelisiniz.
Sizi nezaketle ağırladığını söylediğiniz o genç hanım
yeğenim. İsmi Tina.
O da gelecek ama sizi bir süre yalnız görmek istedim.
Yeğeninizi yeniden görmekten memnun olurdum.
Bayan Tina bana çok nazik davrandı.
Çok terbiyeli bir kızdır. Onu kendim yetiştirdim.
Herhalde beni çok tuhaf bulmuş olmalı.
Ne kadar tuhaf olduğunuzun pek önemi yok.
Kim olduğunuz umurumda değil.
Bugün pek az bir önemi var.
-Bundan anlamam gereken-- -Anlayacak bir şey yok.
Dikkatle dinleyin.
Burada istediğiniz kadar odanız olabilir
ancak bana yüklü miktarda para öderseniz.
Memnuniyetle öderim ve tabii peşinen.
Ne kadar istemenizin uygun olduğunu düşünüyorsanız.
O halde, ayda bin frank.
Bin frank.
Hanımefendi, görüşleriniz benimkiyle mükemmel örtüşüyor.
Yarın üç aylık kirayı size sunmaktan mutluluk duyacağım.
Üç bin.
Üç bin frank mı?
Kastettiğiniz frank mıydı, dolar mı?
Sanıyorum frank demiştiniz.
Bu bana çok iyi göründü.
Sen ne bilirsin? Nereden bilirsin?
Bu konulardan hep bihabersindir, Tanrı aşkına.
Bu çok doğru. Ben paradan hiç anlamam, hem de hiç.
Sizin de eminim kendi uzmanlıklarınız vardır.
Gençken çok iyi bir İngiliz edebiyatı eğitimi aldı.
Ama sonrasında hiçbir şey öğrenmedi.
Sürekli seninle olduğum için ama.
Ne demezsin.
Yarın parayı saat kaçta getirirsiniz?
Sizin için uygunsa öğlen gelirim.
Uygun.
Öğlen parayla beraber görüşürüz.
Dakik olacağım.
Anlaşmamız üzerine elinizi sıkabilir miyim?
Ben adetin o olmadığı bir döneme aitim.
Siz hanımefendi, elimi sıkar mısınız?
Siz eminim günümüz adetlerini kabul ediyorsunuzdur.
Parayı altın olarak mı getireceksiniz?
Altın mı?
Evde öyle yüklü miktar altın tutmaktan korkmuyor musunuz?
Sizden bile korkmuyorsam kimden korkacağım?
Doğru.
Tercihinizse altın getiririm. -Evet.
Sorduğuma göre tercih ediyorum.
Bu sohbet beni yorgun düşürdü. Artık gitmenizi istiyorum.
İşin tuhafı, Juliana Bordereau'nun hâlâ hayatta olduğunu keşfettim.
Adeta meşhur Leydi Hamilton'ı keşfetmiş gibi oldum.
Ve soyu artık tükenmiş bir kuşağa ait.
Aspern'in çağdaşlarının hepsi öldü.
Onun gözlerine bakmış bir çift göze dahi hiç bakamamıştım.
Veya elinin dokunduğu ihtiyarlamış bir ele dokunamamıştım.
Bunca yıllık araştırmalarımda
hayaletlerle, siluetlerle karşılaştım.
Yankıların yankıları.
Diğer yanda günümüze ulaşmayı başarmış olan
bu tek bilgi kaynağı gözümden hep kaçmış.
Neden sadece yüklü bir para teklif etmiyorsun?
Böylece o uykusuz geceler olmadan da mektupları ondan alabilirsin.
Öyle değerli bir şey için asla para kabul etmez.
Dünya Jeffrey Aspern'i tanıdı
ve şimdi onu en çok ben tanıdım.
Anısı için herkesten çok şey yaptım
ve bunu hayatına ışık tutarak yaptım.
Ve kendininkine?
Kadim Babil toz duman
Magnus Zoroaster, ölü evladım
Bahçede yürürken Kendi suretiyle karşılaştı
O tezahürde
Yalın bir adam gördü
Aspern'in şiirlerinden biri mi?
Tabii.
Gizeme çok düşkünsün. Büyük kusurun bu.
Ama adını değiştirmen gerekecek.
Juliana dünyanın mümkün olduğunca dışında yaşar.
Yine de Bay Aspern'in editörlerini herhalde duymuştur.
Yayımladıkların kulağına gitmiş olabilir.
Okumuş bile olabilir.
Bunu düşündüm.
Tek yol ikiyüzlülük.
Önce onunla beraber oturmam
sonra asıl işi halletmem gerek.
Veya yeğenini baştan çıkarırım.
Ne hoş değil mi? Gri ve pembe.
Keşke bu kadar köhne bir havaya sahip olmasaydı.
İnsanın hevesini kırıyor.
Üstesinden gelebilsen bile böyle bir şeye kimse ümit bağlamıyor.
İnsanlar belki de Bayan Bordereau'dan korkuyorlar.
Onlarda cadıların namı var.
Bana şans dile.
Şansım umduğumdan yaver gitti.
Söyleyin, onu ikna etmeyi nasıl başardınız?
Onu ikna eden para düşüncesi oldu.
Tek savınız o muydu?
Ve iyi bir anlaşma yapabileceğini düşündüğümü söylemem.
Zengin olduğunuzu düşündüğümü.
Bu fikri aklınıza ne soktu?
Bilmiyorum. Konuşma tarzınız belki.
Aman.
Galiba farklı konuşmalıyım. Korkarım sesim sizi aldattı.
Sizce çok mu fazla?
Bu, karşılığında alacağım zevke bağlı.
Zevk mi? Bu evde hiç zevk yok.
Demek halanızın kalmamı istediği yer burası.
Odanızın çok ayrı olması gerektiğini söyledi.
Uzak. Anlarsınız.
Bu kesinlikle en iyisi.
Sizin için bir şeyi değiştirir mi bilmiyorum
ama o para benim için.
-Para mı? -Getireceğiniz o para.
Üç yıl kalmak istememe neden olacaksınız.
Bu benim için çok iyi olurdu.
No comments yet. Be the first to leave one.