Le prime 200 righe.
BAŞKENT
Durdurun onu!
Önünü kesin!
Ateş Ulusu adına dur!
İşte orada!
- Koşun! - Koşun!
Orada! Yakalayın!
- İşte orada! - Kaçmasına izin vermeyin!
Koşun!
Peşini bırakmayın!
Dur!
Toprak bükücüymüş.
Acele et!
Hadi!
Çabuk!
Şu tarafa gitti!
Bunu Toprak Kralı'na götür. Savaş başlatacaklar!
- Orada! - Git hadi!
Geç kaldın. Savaş planların Toprak Krallığı'na doğru yola çıktı bile.
Güzel.
Tüm gözler Toprak Krallığı'nda olacak.
Bizimkiler hariç.
Saldırınıza hazır olacağız.
O planlar kralının eline geçince
askerlerini sınırlarınıza çekecek
ve diğer uluslardan destek isteyecek.
Su Kabileleri, Hava Gezginleri ve yedi düvel
toprak bükücülere dikkat kesilecek.
Haberimiz olsun mu istedin?
Asıl hedef biz değiliz.
Benim odağımda daha yüksekler var.
Çok daha yüksekler.
Neden?
Bunu neden yapıyorsun?
Çünkü bizim devrimiz geldi.
Dâhiyane bir yanıltmaca, Ekselansları.
Ama hava bükücüler stratejik bir tehdit teşkil etmiyor.
Mesele hava bükücüler değil.
Mesele aralarında yaşayan, yolumuza taş koyabilecek yegâne kişi.
Ama Avatar'ın kimliği açıklanmadı.
O yüzden hepsini öldürmeliyiz.
Su.
Toprak.
Ateş.
Hava.
Binlerce yıl boyunca dört ulus uyum içinde yaşadı.
Avatar sayesinde dünyaya barış hâkimdi.
Dört elementte de ustalaşma yeteneğine sahip bu yegâne kişi
uluslar arasındaki hassas dengeyi korumayı başardı.
Bir avatar öldüğünde
ruhu ebedî bir döngüyü takip ederek yeni bir bedende tekrar doğar.
Son avatarın ölümünün ardından
yeni reenkarnasyonu henüz ortaya çıkmış değil.
Bu yüzden Ateş Ulusu'nun acımasız önderi Ateş Kralı Sozin
dünyayı fethetmek amacıyla amansız bir sefer başlatmak için
kendisine gün doğduğuna inanıyor.
İlk adımı, bu yolda karşısında durabilecek tek kişiyi saf dışı bırakmak .
Dört elementin sıradaki ustasını.
Avatar olma sorumluluğuna tam olarak hazır olmayan bir hava bükücü.
GÜNEY HAVA TAPINAĞI
Aang!
Aang!
Attın yine havanı.
Ne var? Manzaranın tadını çıkarıyordum.
Keşiş Tsutop seni arıyordu.
Çalışmanı yine ekmişsin!
Hep aynı çalışmalar. Zaten hâkimim, sen de biliyorsun.
Aang.
Diğerlerinden daha ileride olsan da hâlâ öğrenmen gereken çok şey var.
Ve belki inanması zor ama
bir gün "Keşke öğretmenlerimle daha çok vakit geçirseydim" diyebilirsin.
Hadi arkadaşlarını da alıp
Büyük Kuyruklu Yıldız Şenliği hazırlıklarına yardım et.
Diğer tapınaklardan hava gezginleri gelmeden önce halledilecek çok iş var.
Kaç kişi gelecek?
Yukarı bakın!
Şunlara bakın.
Ne çok uçan bizon var!
Hepsi.
Hadi Aang! Şuraya indiler!
Beni bekleyin!
Söyledin mi?
Doğru zaman değildi.
Doğru zaman mı? Doğru zamanı bekleme lüksümüz yok.
Derhâl gidip konseyle konuşmalıyız.
Aang'in dehası başından beri belliydi.
Ustalık dövmesini kazanan tarihteki en genç hava bükücü.
Ama daha sadece 12 yaşında.
Ondan bunu isteyemeyiz.
Sozin, Toprak Krallığı'na saldıracak.
Su Kabileleri savaşçı yolladı bile, toprak bükücülere biz de yardım etmeliyiz.
Avatar'a ihtiyacımız var.
Evet, Aang güçlü olmasına güçlü
ama daha öğrenecek çok şeyi var.
Sorumluluğa dair,
beklentilere dair,
fedakârlığa dair.
En önemlisi de kendini tanıması lazım.
Onu bunları öğrenmeden yollarsak
ihtiyaç duyduğumuz kişiye belki de hiç dönüşemeyecek.
Ve hem Aang hem de dünya
bir daha toparlanamayabilir.
Avatarlık çok ağır bir sorumluluk,
bir çocuğa göre değil.
Ama bu yükü kimin taşıyacağına biz karar veremeyiz
ve korkarım Aang'e olan yakınlığın bunu görmene engel oluyor Keşiş Gyatso.
Aang hemen yola çıkıp diğer disiplinlerdeki eğitimine başlamalı.
Umalım da savaşın akıbetini değiştirmek için geç kalmış olmasın.
Bu şenlik hep zahmetli midir böyle?
Bir önceki 100 yıl önceydi ve inanmazsın ama
o kadar yaşlı olmadığım için öncekini görmedim.
İşte buna şaşırdım.
- Buraya son gelişimizi hatırlıyor musun? - Evet. Dövmelerim yapılmıştı.
Çoğuna dövmeleri ana salonda işlenir
ama ben seninkilerin Yangchen'in huzurunda yapılmasını istedim.
Avatarlık yapmış son hava gezgini.
O ölünce sıradaki avatar ebedî döngüdeki bir sonraki ulusa doğdu.
Yani, Yangchen'in ölümünden sonra
Su Kabilesi'nden Kuruk geldi, sonra Toprak Krallığı'ndan Kyoshi...
Ve Ateş Ulusu'ndan Roku.
Bu demek oluyor ki yeni avatar
yine bir hava bükücü olacak.
Yangchen'in ruhu içimizden birinde yankılanıyor.
Aang, sen hep çok özeldin.
Tanıdığım en yetenekli hava bükücüsün.
- Özel olmayı ben istemedim. - Ama özelsin.
Aang.
Sen Avatar'sın.
Ateş Ulusu karanlık bir yola girdi.
Eylemleri dünyadaki dengeyi yerle bir etmek üzere.
Yalnızca Avatar, dört elementte de ustalaşabilecek tek kişi
dünyayı kurtarabilir.
Dünyanın Avatar'a ihtiyacı var.
Dünyanın sana ihtiyacı var Aang.
Hemen yola çıkıp diğer disiplinlerdeki eğitimine başlayacaksın.
Hemen mi?
Arkadaşlarımı, evimi, seni bırakıp gidecek miyim?
Böylesine ağır bir yükü taşımakta kim olsa zorlanır
ama sen sıradan biri değilsin Aang.
Sen güçlüsün,
iyi kalplisin
ve özverilisin.
Bunu unutma.
Kim olduğunu asla unutma
çünkü bana göre bu güç daha iyi birine bahşedilemezdi.
Ama ben bu gücü istemiyorum.
Tam da bu yüzden harika bir avatar olacaksın.
Niye ben farklı olmak zorundayım?
Senin arkadaşınmış gibi hayatıma devam edemez miyim?
Arkadaşımsın zaten.
Sen daima benim arkadaşım olacaksın.
Selam Appa.
Seni de mi uyku tutmadı?
Gyatso'nun dediğine göre Avatar olacakmışım.
Ben.
Keşişler bana yavru bizon emanet etmezken dünyayı mı kurtaracağım?
Kim olduğumu unutmamalıymışım.
Ama ben kim olduğumu biliyorum.
Hava topu oynayıp muzlu kek yemeyi, arkadaşlarımla aylaklık etmeyi severim.
Ben böyle biriyim.
Ateş Ulusu'nu durdurabilecek, bir savaşı durdurabilecek biri değilim.
Diğer çocuklar yetenekliyim diye şanslı olduğumu söylüyor hep
ama keşke onların yerinde olsam.
Buradan gitmek istemiyorum.
Bu sorumluluğu istemiyorum.
Gücümden korkuyorum. Yalnız kalmaktan korkuyorum!
Korkuyorum.
Doğru diyorsun. Kafamı toplayabileceğim tek yer gökyüzü.
En azından şimdilik.
Yip yip!
Unutmayın,
kimse sağ kalmayacak.
Kardeşlerim, saldırı altındayız!
- Ne oluyor? - Benimle gelin! Çabuk!
Aang nerede?
Aang!
Acele edin! Hadi!
Fırtına sertleşiyor Appa. Eve mi dönsek?
Evet, oraya.
Sessiz olun. Köşeye saklanın.
Sakın kalkmayın.
Bir şey olmayacak Appa! Dayan!
Başka bir gecede belki galip gelirdin.
Ama biz kuyruklu yıldızın gücüne sahipken bu imkânsız.
KURT KOVUĞU
Hadi!
Teşekkürler.
Pekâlâ, dinleyin.
Surda üçer saatlik nöbet tuttuk hep
ama belli ki bazılarınızın nöbet yerini terk etmeyeceğini düşünmek hataymış.
Bu yüzden artık ikili nöbet tutacağız, yani vardiya sayısı iki katına çıkacak.
Bir sorun mu var? Bence de olmamalı. Herkes görevinin başına.
- Gidelim hadi. - Nereye gidiyoruz?
Balıkçı tekneleri boş döndü. Ben el atmadan hiçbir iş hallolmuyor işte.
- Olağanüstü liderliğin takdir görmüyor. - Aynen, anlayan yok.
Aman ne komik.
Katara!
Sen nerelerdeydin?
Yine su büküyordun, değil mi?
Merak etme, kimse görmedi.
No comments yet. Be the first to leave one.