Le prime 200 righe.
İNGİLTERE
E? Nasıl gitti?
Nasıl mı gitti?
Tahmin et bakalım.
E T İ Y O P Y A
Ona ne zaman söyledin?
Bu sabah.
Bir yere mi gidiyorsun?
Başka bir ülkeye.
Ürdün'deki uluslararası bir okuldan iş teklifi aldım.
Ne kadar sürecek?
Bilmiyorum.
Gitmekten kastettiğin...
Tamamen mi? Yoksa...
İkisi de.
Hangi stratejiyi kullandın?
Tercihim omurgasızlık, bir tutam zavallılık,
bir tutam da bencillikti.
Tam olarak ne söyledin?
Neden Addis Ababa'da olduğumu bilmiyorum, dedim.
İşimden sıkıldım dedim. Boşanmayla başa çıkamıyorum.
Kızımı özlüyorum. Falan filan işte. Unutamıyorum falan.
Ne zaman gidiyorsun?
Bu gece.
Peki o neler dedi?
Çok kızdı tabii. Bağırdı.
Ayrılık sahnesi gibiydi ama birazcık daha acımasızı.
Olacağı varmış sanırım.
Ebediyen kalmayacağını biliyordum,
hele de olanları göz önüne alınca.
Ben toparlanırım. Ben Hartum'da ailemle kalabilirim.
Üniversitede yardımımı istediler.
Üzgün müsün?
Ben de.
Ama güzeldi.
Çok güzeldi.
Ağladı.
Fiziksel yakınlaşma istedi.
Daha önce söylemediğin için teşekkür ederim.
Daha çok acı verirdi.
Beni bir daha asla görmek istemiyor.
Sen şimdi nasılsın?
Gayet iyiyim.
Evet, çok ciddiyim arkadaşım.
Korkunç bir ağrı, vurulmuşum gibi. Hayalarıma tekme yemiş gibi.
Sanki biri beni tutmuş...
Nereye gidiyoruz?
- Airlock'a. - Lanet şeyi nereye...
Ama Airlock geride kaldı.
Biri uzun süredir yok sanki?
Öyle bir ağrı ki bu,
biri elini aşağıdan kıçına sokmuş, oradan omurganın içine yayıyor.
Sinir sistemi hastalığı gibi bir şey bu.
Doğrudur.
Sende migren var dedi. Migren falan değil bu.
Şu andan itibaren, her zaman Airlock üstünden gidip geleceksin.
Eğer Nine Elms'e gideceksen,
yolda araç değiştirmelisin.
Eğer iki ya da dört teker üstündeysen...
Bir otobüse bin, ya da tam tersi.
Lanet olsun.
Lanet olsun.
Coyote burada durdurulmuş, burası Vulica Lieninya.
Minsk şehir merkezindeki otoyolda, konser salonunun yakını.
Kullanılan baz istasyonlarına göre Coyote'nin rotası bu.
Kavşaktaki güvenlik kameraları,
çarpmadan önce saatte 95 kilometre hızla
kırmızı ışıkta geriye kaydığını gösteriyor.
- Kovalayan birileri? - Belki o öyle sandı.
Ya da kendini Batman sandı.
Vulica Suchaja'daki polis karakolu.
Ekibimiz bir blok ötede, harekete hazır.
O karakolda sahte tutuklama ayarla. İçeriye birini sok.
Tamam.
- Rapor ettikleri an bilmek istiyorum. - Anlaşıldı.
Frank.
Ona kim alkollüyken eğitim verdi?
Ben verdim.
Kaydını getir.
Olur.
Bu sana geldi.
Söylemesen olmuyor muydu? Belim ağrıyor biliyorsun.
İlaç kullanıyorum.
Test sürüşü yapayım dedim, sakıncası yoktur umarım.
Bir tavuk kümesi için çok şık bir şey.
Evet, bence de çok güzel. O yüzden aldım zaten.
Coyote tutuklanmış.
Sahi mi?
Ne arıyorsun peki şimdi?
Her zamankini. Ne olursa.
Adım Owen Taylor. Yeni amirin benim.
Blair nerede?
Başka yere gönderildi.
Nereye?
Bu gizli bilgi.
Güzel. O halde güle güle Blair, merhaba Owen.
Başlayalım mı?
Ben dosyayı inceledim ve sence de uygunsa
görüşmeye Albay Saroka'yla kurulan son temasla başlayalım isterim.
- Nedir bu? - Kentucky.
Alkollüyken gizliliğini koruyabildiğini bilmeliyiz.
İçemem ben onu.
Gizliliğini koruyacağından emin olmadıkça Minsk'e gidemezsin.
Bunu yapamam.
- Bak, dinle... - Hayır.
Altı yıldır ağzıma sürmedim.
Eğer sarhoşsam, biri beni içmeye zorlamıştır.
Ve Belarus'ta biri beni içmeye zorlamışsa,
artık çok geçtir. Kimliğim bilinir.
- Protokol böyle. - Başkasını bulun.
Uzun zaman önce ilk amirim,
eğitimi, protokolü ve sezgileri kullanırsın demişti.
Ve aynı programdayım. 11 yıl oldu.
ADDİS ABABA MERKEZ ÜNİVERSİTESİ
PROFESÖR, SOSYAL ANTROPOLOJİ ANABİLİM DALI
Tehlikeliydi bu. Ve yanlıştı.
Hiçbir geleceği yoktu.
Ama ne olursa olsun kaçıramazdım.
Kızımı görmek istiyorum.
- Günaydın. - Günaydın.
Günaydın.
Günaydın.
Şefim.
Belarus'da neler oluyor?
Şu ana dek özel bir şey yok.
Güzel. Peki bu ne demek?
Söylemek için erken.
Belarus'ta özel bir şey olmadığını
söylemek için mi erken?
Hiçbir şey olmuyor demedim aslında.
- Özel bir şey yok dedim. - Şimdilik.
Durum değişirse söylerim.
Güzel.
Çünkü özel bir şey olmasını istemediğim tek yer varsa,
şu sıra istemediğim ve hiç istemeyeceğim
o da Belarus.
- Alo? - Evet, ben Ogletree.
Eğitim kayıtlarını hazırladın mı?
Bir sorun çıktı.
Dosya hasarlıymış.
Yedeği ne durumda?
O da öyle. Sorun orijinal kayıt olabilir.
İçerik bozuk.
Yapacak bir şey yok.
Zamanında bildirilmemiş mi bu?
Şey, şu ana kadar görmek isteyen olmadı.
Önceki amir de mi izlemedi bunları?
Hayır, bana güvenirdi.
Kaydı düzeltmenin bir yolunu bul, sana ben de güveneyim.
Bunlar kimin kitapları?
Burayı Cape Town'da yaşayan bir adamdan kiraladım.
O ya ressam ya heykeltıraş.
Yatak odası bir tane mi?
Kalmaya geldiğinde ben kanepede yatacağım.
Bu geçici bir ev.
Öyleyse harika.
Eee? "Görev tamamlandı mı?"
Buna böyle diyenler var mı gerçekten?
Hep böyle denir.
Adam öldürdün mü hiç?
Onlarca. Yüzlerce.
Kahretsin. Söyleyememeliydim.
Ama söyledim.
Başın belada.
Nane çayı?
Peki hiç rehine takası falan yaptın mı?
Nükleer silah buldun mu?
Evde durumlar nasıl?
Annemle mi? Hep aynı.
Tatilde nereye gideceksin?
Portekiz'e.
Luke'la mı?
Luke?
O erkek arkadaşın, değil mi?
Aslında Luke onun kod adı.
Gerçek adını söylerdim ama biliyorsun o zaman.
Benim görevim temas kurmaktı.
Belli bir ortamda insanlarla tanışmak,
onları gözlemlemek, tanışmak,
yararlı bir şey bilip bilmediklerini öğrenmekti.
Bilgileri onlardan nasıl alıyorsun? Şantaj yaparak mı?
Bu nadiren işe yarar. O, davalarına destek olmak,
veya büyütmek isteyenlere.
Benim işim, ilgili kişileri tespit etmekti.
Onlarla arkadaş olarak.
"Arkadaş" sevdiğin insana denir.
"Ahbap" olarak.
Yani altı yıldır ahbap edinmek için bizimle değildin.
Adam öldürsem daha mı iyiydi?
Yerinde olsam onu içmezdim.
- Al. - Ona ihtiyacım yok.
Al şunu. Başka türlü alamayacağın bir şey satın al.
Tamam.
- Ayrıca... - Biliyorum.
İstanbul'daki gibi takip edileceğim, değil mi?
Bu sadece prosedür.
Benim izlenmediğimden emin olmak için.
Bu hepimizi koruyor.
Ve eğer bir sapık beni takip ederse hemen haber verebilirim. Değil mi?
Bu olumlu yanı.
No comments yet. Be the first to leave one.