Twin Peaks

Twin Peaks

Scarica il sottotitolo Turkish

Stagione 3

Informazioni sulla release

Twin Peaks S03 1080p TrueHD 5 1 AVC REMUX-FraMeSToR
Un commento di BartuW

Tag

bluray
Download Turkish Subtitle Files for Mobile (18)
Scarica il sottotitolo Turkish
Translate with Pro
Show all subtitles
Pubblicato il: 2026-05-28
Download: 90
Sottotitoli per non udenti: No

Anteprima dei sottotitoli in Turkish

Le prime 200 righe.

SILVER MUSTANG KUMARHANESİ

İşte bu!

İşte bu!

İşte bu!

Kaç ikramiye oldu?

Şimdilik 29 büyük ikramiye.

Bittim ben.

İkramiye Bey! İkramiye Bey!

Hangisi? Söyleyin.

Teşekkürler!

Bununla 30.

Teşekkürler İkramiye Bey!

Teşekkürler! Teşekkürler İkramiye Bey!

Çok teşekkürler.

Teşekkürler! Teşekkürler!

Dougie!

Dougie, sen misin?

Allied Chemicals'tan Bill Shaker.

Hovardalık mı yapıyorsun?

Bill Shaker.

Bill Shaker.

Dougie Jones.

Dougie Jones.

Evet, ben Bill Shaker'ım, sen de Dougie Jones.

Çok iyi görünüyorsun be Dougie.

Diyet mi yaptın? Saçını mı kestirdin?

Özür dilerim, çok açım da.

En son evde kahvaltı etmiştim.

Evde.

Kusura bakma Dougie ama anlamıyorum.

Eve mi gitmek istiyorsun?

Doğru mu anladım?

Eve gitmek istiyor herhalde.

Ev.

Evin nerede? Biliyor musun?

Tabii ki biliyor.

Nerede peki?

Ev nerede?

Aman be. Lancelot Court'ta.

Kırmızı kapılı olan.

Ben de öyle buluyorum hep.

Merlin Market'ın orada. Buraya da uzak değil.

Buraya uzak.

Hayır, uzak değil.

Taksiyle altı dolar tutar, belki sekiz.

Taksiyle.

Bir şey mi oldu Dougie?

Kapıda bir sürü taksi var.

İyi misin?

İyi mi?

Seni gördüğüme sevindim Dougie!

Umarım iyidir ya.

Bence değil.

Geldi!

Gidiyor!

Pardon beyefendi.

Pardon. Pardon. Beyefendi. Merhaba.

Merhaba.

Benimle gelebilir misiniz?

Şuradan.

Buyurun.

Kazandıklarınızı almadan gitmeyecektiniz herhalde,

değil mi beyefendi?

Beyefendi.

Yardımcı olabileceğim bir şey var mı?

Yardım çağır.

Kimi çağırayım?

Kimi?

Biz size yardımcı olmak isteriz.

Oda ister misiniz? Güzel bir yemek. İçki.

Yanınıza birini yollarız.

Bizden.

Evinizde gibi hissedebilirsiniz burada.

Ev.

Buralarda mı yaşıyorsunuz?

Eviniz nerede?

Lancelot Court. Taksi.

Hayır. Taksi olmaz.

Adınız neydi?

Dougie Jones.

Bay Jones'a limuzin.

Smithie, ön tarafa bir limuzin getir.

Ama sizden bir söz almak istiyorum.

Yine gelip burada şansınızı deneyin.

Arayı açmayın. İstediğiniz zaman.

Gündüz veya gece.

Veya gece.

Aynen öyle.

Sizi izliyoruz

Bay Jones.

Lancelot Court'a geldik.

Adresinizi bilmiyor musunuz?

Sadece kırmızı kapı mı?

Kırmızı kapı.

Sorun şu ki

gece renkleri ayırt etmek zor.

Kırmızı.

Hayır.

Siyah o.

Dediğim gibi geceleri

renkleri ayırt etmek zor, o yüzden...

Burası.

Kapınız hemen şurada Bay Jones.

Bay Jones. Bay Jones.

Bay Jones.

Peki.

Peki. Sizinle bekleyeyim.

Öf be.

Bunlar ürpertiyor beni.

Dougie.

Sen misin?

Dougie!

Neredeydin?

- Bu ne? - Hanımefendi,

kendisi Silver Mustang'deydi,

tek başına. Bana evine bırakmam söylendi.

Ben artık gideyim.

Üç gündür sesin çıkmıyor.

İşe gitmemişsin,

Sonny Jim doğum gününü kaçırdın.

Nasıl yaparsın bunu?

Gir içeri.

Neler çeviriyordun?

Neden beni aramadın?

Bu takımla bu saç tıraşı nereden çıktı Dougie?

Çantada ne var?

Dougie...

Dougie.

Dougie, burada...

Burada binlerce

dolar var.

Nereden buldun bunu?

Silver Mustang'den mi?

Dougie!

İkramiye kazandım deme.

İkramiye Bey.

Sen mi kazandın?

Dougie.

Borcumuzu ödeyebiliriz bununla.

Şeyle... Sen de...

Biz...

Hayatımın en kötü günüydü,

iyisi oldu.

Hayatımın.

Evet.

Sana sandviç yapayım.

Sonra da Sonny Jim'in

pastasından getiririm.

Sana da bir dilim ayırdık.

Tamam mı?

Ah, Dougie.

Eve dönmene çok sevindim Dougie.

Ev.

Müdürümüz birazdan sizinle ilgilenecek.

Nerede?

Toplantıda. Bitmek üzere.

Peki Bill.

- Martha nasıl? - Gayet iyi.

Teşekkürler Gordon.

Paul meselesini çözdü mü?

Evet, evet.

Sorduğun için teşekkürler.

Paul şu an Kuzey Kutbu'nda.

Ne güzel.

Otursana.

Teşekkürler Bill.

Denise.

Gordon.

Geldiğin için teşekkürler. Ne oldu?

Cooper.

Bulduk onu.

Nerede?

Güney Dakota'da Denise.

Güney Dakota'da bir federal hapishanede.

Yarın görmeye gideceğiz.

Duydum.

Öyle mi? Nasıl?

Ajan Preston'la mı gidiyorsun?

- Evet. - Gerçekten mi Gordon?

Ne demek istiyorsun Denise?

Tipini biliyorum Gordon.

30'una gelmemiş güzel ajanlara bakarsın.

Eski kafalı olduğumu biliyorsun Denise.

Henüz Denise değil

Dennis'ken ve ben de senin patronunken,

UMD'de gizli görevlere giderken

kafan karışıktı

ve bazen çılgınca davranırdın.

Büyük Kanyon'u dolduracak kadar sırrın var bende

ama hiçbirini ifşa etmedim

çünkü her zaman çok iyi bir ajandın.

Ve Denise olduğunda tüm meslektaşlarına, o soytarılara

ya düzgün davranın ya da geberin dedim.

Evet ve daha önce de söylediğim gibi Gordon

sana bu konuda borcumu ödeyemem.

Tammy Preston işinin ehli Denise.

Biliyorum.

Şu an daha ziyade bir kadın olarak konuşuyorum,

tüm Federal Soruşturma Bürosu'nun

özel kalem müdürü olarak değil.

More Turkish subtitles for Twin Peaks

Commenti

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left