Le prime 200 righe.
Başlangıçta...
...sadece okyanus vardı...
...ta ki ana ada belirene kadar.
Te Fiti.
Kalbi gelmiş geçmiş en büyük güce sahipti.
Kendiliğinden hayat verebiliyordu.
Te Fiti bunu dünyayla paylaştı.
Ama zamanla...
...bazıları Te Fiti'nin kalbinin peşine düştü.
Onu ele geçirirlerse...
...büyük hayat verme gücüne sahip olacaklarına inanıyorlardı.
Ve bir gün...
...içlerinden en yüreklis...
...onu almak için engin okyanusu aştı.
Rüzgar ve deniz yarı tanrısıydı.
Bir savaşçıydı.
Hilebazdı.
Sihirli kancasının gücüyle...
...biçimden biçime girebilen bir şekil değiştirendi.
Ve adı...
...Maui'ydi.
Ama Te Fiti kalbini kaybedince çökmeye başlayarak...
...korkunç bir karanlık yarattı.
Maui kaçmaya çalıştı...
...ama kalbin peşine düşen bir başkasıyla karşılaştı.
Te Kā!
Toprak ve ateşten bir iblis.
Maui gökyüzünde savruldu...
...ve bir daha onu gören olmadı.
Sihirli kancası ve Te Fiti'nin kalbi de...
...denizde kayboldular.
Şimdi...
1000 yıl sonra bile...
Te Kā ve derin suların iblisleri...
...hala kalbin peşindedirler.
Yayılmaya devam edecek bir karanlığın içinde saklanarak...
...balıklarımızı kaçırır...
...sırayla her adada yaşamın kökünü kuruturlar...
...ta ki her birimiz...
...kaçınılmaz ölümün...
...kana susamış pençelerinde yok olana kadar!
Ama bir gün...
...kalp bulunacak...
...biri resiflerimizin ötesine yolculuk edip...
...Maui'yi bulacak...
Te Fiti'nin kalbini geri vermek için...
...onunla büyük okyanusu aşıp...
...hepimizi kurtaracak.
Teşekkürler anne. Bu kadar yeter.
Baba.
Kimse resifin ötesine geçmeyecek.
Burada güvendeyiz. Karanlık yok.
Canavarlar yok.
Canavarlar!
- Canavar yok, canavar yok... - Karanlık var!
Hayır, resiflerimizin ötesinde fırtına ve dalgalı sulardan başka bir şey yok.
Kusacağım.
Son derece güvenli adamızda kaldığımız sürece...
...bize bir şey olmaz.
Efsaneler gerçek.
Birinin gitmesi gerekecek.
Anne, Motunui tam bir cennet.
Kim başka bir yere gitmek ister ki?
Kışt, kışt!
Moana!
Demek buradasın Moana. Ne yapıyorsun? Beni korkuttun.
Ne? Dönmek istiyorum.
Biliyorum, biliyorum. Ama oraya gidemezsin.
Çok tehlikeli.
Moana, hadi.
Köye dönelim.
Halkımızın bir sonraki büyük şefi sensin.
Olağanüstü şeyler yapacaksın benim küçük meleğim.
Evet. Ama önce nerede olman gerektiğini öğrenmelisin.
Moana
Yol verin, yol verin
Moana, vakti geldi öğrenmenin
Motunui köyü sana yeter de artar bile
Dansçılar çalışıyor
Eski bir şarkıyla dans ediyor
Kime gerek yeni bir şarkı Bize bu eskisi yeter de artar bile
Bu gelenek, görevimiz
Ve Moana, yapılacak çok şey var
Gölevez köküne takılma
Bu sana yeter de artar bile
Yaptığımız her şeyi paylaşırız
Şakalaşır, sepetlerimizi öreriz
Balıkçılar döner denizden
Görmek istiyorum
Uzaklaşma
Moana, yerine otur
Halkımıza bir şef gerekecek
-Ve o sensin - O sensin
Bir gün gelecek
Etrafına baktığında Anlayacaksın ki, mutluluk
Olduğun yerdedir
Hindistan cevizini düşün
Neyi?
Onun ağacını düşün
Hindistan cevizinin her şeyini kullanırız Bu bize yeter de artar bile
Liflerinden ağ yaparız
İçindeki suyu tatlıdır
Yapraklarıyla ateş yakarız İçinde et pişiririz
Hindistan cevizlerini düşün
Gövdelerini ve ağaçlarını
Ada bize gerekeni verir
Ve kimse buradan gitmez
Aynen öyle, kalırız
Karnımız tok, sırtımız pek
Ve geleceğe baktığımızda
Seni görürüz
İdare edeceksin
Zamanla benim gibi öğreneceksin
Mutluluğu olduğun yerde bulmalısın
Suyla dans etmeyi severim Akıntıyla ve dalgalarla
Su haylazdır Ha! Severim yaramazlıklarını
Köy bana deli de dese Hayalperest de
Neyi sevdiğini çözdüğün an Bulursun kendini
Babanın kızısın Hem inatçı hem gururlusun
Onun sözünü dinle ama unutma İçinde bir ses duyabilirsin
Ve o ses en uzaktaki yıldızı Takip etmeni fısıldamaya başlarsa
Moana, içindeki o ses seni sen yapandır
Baba!
Sadece teknelere bakıyordum. Binmeyecektim.
Gel. Sana bir şey göstereceğim.
Dünyaya geldiğin andan beri seni buraya getirmek istiyordum.
Burası kutsal bir yer.
Şeflerin yeri.
Bir gün gelecek...
...bu zirveye çıkıp bu dağa bir taş koyacaksın.
Benim gibi. Babam gibi.
Onun babası ve gelmiş geçmiş her şef gibi.
O gün...
...taşını koyduğunda...
...adayı çok daha yükseğe taşıyacaksın.
Sen halkımızın geleceğisin Moana.
Onlar uzaklarda değil.
Hemen buradalar.
Onların ihtiyaç duyduğu gibi biri olmanın zamanı geldi.
- Liflerinden ağ yaparız - Liflerinden ağlarımızı öreriz
- İçindeki suyu tatlıdır - Çok lezizdir suyu
- Yapraklarıyla ateş yakarız - Koroyla şarkı söyleriz
- İçinde et pişiririz - Besleyecek boğazlar var
- Köy bize inanıyor - Doğru
Köy inanıyor
Ada bize gerekeni verir
Ve kimse buradan gitmez
Burada kalacağım
Yuvamda, yanımda halkımla Ve yarını düşündüğümde
Hep beraberiz
Önderlik edeceğim
Halkım bana rehberlik edecek
Geleceğimizi birlikte kuracağız
Olduğumuz yerde
Çünkü her yol çıkar
Olduğun yere
Mutluluğu bulabilirsin
Olduğun yerde
Olduğun yerde
Kaç palmiye yaprağı eklesem de her fırtınada bu çatı akıyor.
Hallettim!
Palmiye yapraklarından değilmiş.
Rüzgar direği kaydırmış.
Ne leziz hayvanmış!
Demek istediğim... Ben...
Ne? Beni çağırıyorlar, gitmeliyim. Hoşça kal!
Çok iyi gidiyorsun.
Bitti mi?
Az kaldı.
Şu tavuğun taş yemesi kafamı kurcalıyor.
Her konuda gereken temel zeka seviyesinden yoksun gibi.
Onu pişirsek mi acaba?
Bazen güçlü yanlarımız derinlerde yatar.
Kimilerinde çok derinlerde.
Ama eminim Heihei göründüğünden daha niteliklidir.
Mahsullerimiz.
Bu sabah Hindistan cevizlerini soyarken...
Peki.
Hastalıklı ağaçları temizleyip yeni bir koru kuralım.
Şuraya.
Teşekkürler Moana.
Harika gidiyor.
Bu iş sana yakışıyor.
Şef?
Görmen gereken bir şey var.
Doğu lagünündeki dalyanlarımız...
...giderek daha az balık yakalıyor.
Balıkçılık alanlarını dönüşümlü kullanırız.
Kullandık. Balık yok.
Ya. O zaman adanın ilerideki ucunda balık avlarız.
Denedik.
Ya rüzgara bakan tarafı?
Rüzgar yönünü, sığlıkları ve kanalı da.
Bütün lagünü denedik.
Yoklar.
Yemi değiştirmeyi denediniz mi?
Yemden olduğunu sanmıyorum.
Balık yok.
Giderek de kötüye gidiyor.
Elbette, endişenizi anlıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.