最初の200行です。
Çeviri: Sacrer & Yağızhan Helvacı İyi seyirler dileriz.
"PROMETHEUS TANRILARDAN ATEŞİ ÇALARAK İNSANLARA VERDİ.
BUNUN KARŞILIĞINDA BİR KAYAYA ZİNCİRLENEREK SONSUZA DEK İŞKENCE GÖRDÜ."
Dr. Oppenheimer.
1. FİSYON
Dr. Oppenheimer?
İlk olarak, kayda geçirilecek bir açıklama okuyacaksınız sanırım?
Doğru, Sayın Yargıç.
- Biz Yargıç değiliz Doktor. - Doğru.
Değilsiniz.
Güvenlik Kurulu üyeleri...
...şahsıma yönelik yazılan iddianamenizdeki sözde itibar kırıcı bilgiler...
...hayatım ve çalışmamın bağlamından koparılarak yeterince anlaşılamaz.
İfadesi ne kadar sürdü?
2. FÜZYON
Açıkçası hatırlamıyorum.
Duruşmanın tamamı bir ay sürmüştü.
- İşkence usulü. - Sadece tutanakları okudum.
- Kim bütün hayatını aklamak ister ki? - Duruşmada değil miydiniz?
Başkan olduğumdan bulunma yetkim yoktu. Cidden bunu soracaklar mı?
Yıllar önceydi.
- Dört yıl önce. - Beş.
Oppenheimer hâlâ Amerika'da tartışma konusu.
Kurul nasıl bir pozisyon aldığınızı öğrenmek isteyecektir.
Senatör Thurmond mahkemede yargılanıyor gibi hissetmemenizi iletmemi söyledi.
Komik. Sen bunu dile getirene kadar öyle hissetmiyordum.
- Aslında Bay Strauss... - "Amiral."
Amiral. Amiral Strauss, formaliteden ibaret olacak.
Başkan Eisenhower kabinesinde yer almanızı istedi.
- Senato'nun tek seçeneği onaylamak. - Ya Oppenheimer konusunu açarlarsa?
Oppenheimer konusunu "açtıklarında" dürüst cevap verirseniz...
...hiçbir senatör görevinizi yaptığınızı inkâr edemez. Rahatsızlık verecek.
Sonuçta kim bütün hayatını aklamak ister ki?
Birleşik Devletler'den neden ayrıldınız?
Yeni fizik üzerine çalışmak istemiştim.
Burada çalışacak kimse yok muydu?
Berkeley'nin teorik fizik bölümünün öncü olduğunu sanıyordum.
Doğru. Ben kurduktan sonra.
Fakat önce Avrupa'ya gitmem gerekti.
Patrick Blackett'ın yanında çalışmak için Cambridge'e gittim.
Orada Amerika'da olduğunuzdan daha mı mutluydunuz?
- Daha mı mutlu? - Evet.
Hayır.
Hayır. Ben...
Yurdumu özlüyordum ve...
...duygusal olarak olgunlaşmamıştım.
Gizli bir evrenin görüntüleri...
...bana rahatsızlık veriyordu.
Laboratuvarda işe yaramazdım.
Tanrı aşkına Oppenheimer.
Gözüne uyku girmedi mi senin?
Baştan başla.
Konferansa katılmalıyım hocam.
Nedenmiş?
Niels Bohr verecek.
Aklımdan çıkmış.
Pekâlâ! Gidiyoruz.
Hayır, sen kalıyorsun Oppenheimer. Plakaları kaplamayı bitir.
POTASYUM SİYANÜR
Kuantum fiziği ileri atılmış bir adım değildir.
Evreni anlamlandırmak için yeni bir yöntemdir.
Einstein kapıyı araladı.
Biz ise o aralıktan dikkatlice bakıyor, dünyamızın içinde başka bir dünya görüyoruz.
Enerjiden ve herkesin kabul edemeyeceği paradokstan meydana gelen bir dünya.
İyi misin?
Niels, J. Robert Oppenheimer'la tanış.
- "J" neyin kısaltması? - Bildiğim kadarıyla hiçbir şeyin.
Konferansıma gelmiştin. Tek iyi soruyu soran sendin.
Anlama yeteneği şüphe götürmez. Tatmin edici olmayan laboratuvar çalışması.
Aynı konferansı...
Harvard'da vermiştim, doğru. Sen de aynı soruyu sormuştun.
- Neden tekrar sordun? - Cevabınızı beğenmedim.
- Dünkünü beğendin mi bari? - Hem de çok.
Altından çıkacak yılana hazır olmadan da taşı kaldırabilirsin.
Artık hazırsın gibi görünüyor.
- Fakat laboratuvar hoşuna gitmiyor mu? - Hayır.
Öyleyse beherleri ve iksirleri olan Cambridge'ten ayrıl.
Düşünmene izin verecekleri bir yere git.
Nereye?
- Göttingen. - Born mu?
Born.
Almanya'ya git ve Max Born'la çalış. Teorinin temellerini öğren.
Haber göndereceğim.
Solucan deliği var.
- Matematiğin nasıl? - Olmak istediği fizikçi için yeterli değil.
Cebir, nota kağıdına benzer.
Önemli olan müziği okuyabilmen değil, onu duyabilmendir.
Müziği duyabiliyor musun Robert?
Evet, duyabiliyorum.
ÇORAK ÜLKE
Wyoming Senatörü.
Amiral Strauss, Dr. J. Robert Oppenheimer'la olan münasebetinizi merak ediyorum.
1947'de mi tanıştınız?
Doğru.
Atom Enerjisi Kurumu'nun başkanı mıydınız?
Evet ama Robert'la Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü'nün...
...yönetim kurulu üyesi sıfatıyla tanıştım.
Savaş sonrasıydı, o da büyük bir fizikçi olmasıyla dünya çapında ünlenmişti.
Ben de onu Enstitü'nün başına geçirmekte kararlıydım.
Dr. Oppenheimer. Onur duydum.
- Bay Strauss. - "Strauvs" şeklinde telaffuz ediliyor.
"Oppenheimer", "Appenheimer."
Nasıl telaffuz edersem edeyim Yahudi olduğum anlaşılıyor.
Manhattan'daki Emanu-El Sinagogu'nun başkanıyım.
"Strauvs" sadece Güneyli telaffuzu.
Her neyse. Enstitü'ye hoş geldiniz. Burada oldukça mutlu olacaksınız bence.
Evden işe gidip gelmeyi çok seveceksiniz.
Pozisyonun yanında o ev de sizin olacak. Siz, eşiniz...
...ve iki çocuğunuz muydu? - Doğru, iki.
Çalışmanızın büyük hayranıyım.
Fizik eğitimi almış mıydınız Bay Strauss?
Pardon. Burası ortak kullanılıyor. Dört çayı var.
Hayır, fizik ya da herhangi bir şeyin eğitimini almadım.
- Hayat okulundan mezunum. - Anlayabiliyorum.
- Gerçekten mi? - Evet. Babam da öyleydi.
Burası da sizin ofisiniz.
Genelde öğleden sonraları orada oluyormuş.
Manhattan Projesi'ne neden onu dahil etmediğinizi hep merak etmişimdir.
Zamanımızın en büyük bilimsel dehası sonuçta.
Kendi zamanının.
Einstein, Görelilik Teorisi'ni yayımlayalı 40 yılı aşkın zaman geçti.
Asla açığa çıkardığı kuantum dünyasını benimseyemedi.
"Tanrı zar atmaz."
Tam da öyle.
Resmi olarak fizik okumayı düşünmüş müydünüz Bay Strauss?
Teklifler aldım ancak ayakkabı satıcılığını tercih ettim.
Lewis Strauss bir zamanlar nahif bir ayakkabı satıcısıydı demek?
Hayır, sadece ayakkabı satıcısıydım.
- Sizi tanıştırmayı çok isterdim. - Lüzum yok.
Onu yıllardır tanıyorum.
Albert...
Ne oldu? Ne söylediniz ona?
Bir şeyi yok.
Bay Strauss, geçmişime dair bilmeniz gerekenler var.
AEK başkanı olarak güvenlik dosyanıza erişimim mevcut. Okudum.
- Endişeli değil misiniz? - Hayır.
Ülkeniz için ettiğiniz hizmetin ardından neden endişe edeyim?
Zaman değişir Bay Strauss.
Bu enstitünün amacı bağımsız zihinlere sığınak olmaktır.
Burada siz devreye giriyorsunuz. Siz bu iş için biçilmiş kaftansınız.
Teklifinizi düşünürüm öyleyse.
Yarınki AEK toplantısında görüşürüz.
Ülkenin en prestijli pozisyonlarından birini teklif ediyorum.
Doğru. Evden işe gidip gelmesi de harika.
Bu yüzden düşüneceğim.
Dr. Oppenheimer siz ona pozisyonu vermeden önce geçmişteki ilişkilerini anlattı demek?
- Evet. - Bu ilişkiler sizi endişelendirmedi mi?
O sırada Einstein'a benden soğutacak ne söylemiş olabileceğini düşünüyordum.
Daha sonra?
Daha sonra ne olduğunu hepimiz biliyoruz.
Doktor, Avrupa'dayken çeşitli ülkelerden fizikçilerle tanışmışsınız.
Evet, doğru.
Aralarında Rus var mıydı?
Hatırladığım kadarıyla yoktu. İfademe devam etmeme...
...izin verirseniz... - Bay Robb.
Çapraz sorgu için yeterince fırsatınız olacak.
Göttingen'in ardından Hollanda'daki Leiden'a taşındım. Orada Isidor Rabi'yle tanıştım.
İzninizle.
Amerikalı biri yeni fizik konferansı mı veriyor? Dinlemesem olmaz.
Ben de Amerikalıyım da.
Aman ne şaşırdım.
İngilizceden anlayamadığın yer olursa bana söyle.
Ne anlatıyor?
- Yok, kalsın. - Zürih'e daha çok yol var.
Daha fazla zayıflarsan koltuğun minderleri arasında kaybolacaksın.
- Ben Rabi. - Oppenheimer.
Moleküller üzerine verdiğin konferansı dinledim.
Bir kısmını dinleyebildim.
İkimiz New York Yahudisiyiz. Felemenkçeyi nereden öğrendin?
Bu dönem geldiğimde öğrenmemin daha iyi olacağını düşündüm.
6 haftada kuantum mekaniği konferansı verecek Felemenkçeyi mi öğrendin?
- Kendimi zorlamak istedim. - Kuantum fiziği yeterince zor değil miydi?
- Shvitzer. - "Shvitzer" mı?
"Gösterişçi."
Altı haftada Felemenkçe öğreniyorsun ama Yidiş öğrenmedin mi?
- Bizim taraflarda pek konuşulmuyor. - Hadi oradan.
- Yurdunu özlüyor musun? - Gayet iyi biliyorsun.
Türümüzün burada hoş karşılanmadığı hissine kapılıyor musun hiç?
Fizikçiler olarak mı?
- Ne komik. - Bölümde kapılmıyorum.
Bölümün hepsi Yahudi.
Ye.
Arayıp bulman gereken bir Alman var.
- Heisenberg. - Evet.
Kuantum dünyasının ardında nedenselliğin geçerli olduğu...
...gerçek bir dünyanın gizlendiğine dair varsayıma sürüklenebilirsiniz...
...fakat böylesi spekülasyonlar açıkçası bize faydasız görünüyor.
Teşekkürler. İyi günler.
- Harikaydı. - Teşekkürler.
- Dr. Oppenheimer. - Oppenheimer. Tabii!
- Molekül konulu makalenizi beğendim. - İlham kaynağım siz olduğunuzdandır.
Gelecekte ilham kaynağı olursam haber verin, beraber yayın çıkarırız.
- Amerika'ya dönmem gerekiyor. - Neden?
Orada kuantum mekaniğini ciddiye alan kimse yok.
Sebebi tam olarak bu.
Manhattan'ın gökdelen vadilerini özlüyor.
New Mexico'nun vadilerini.
- New Mexicolu musunuz? - Hayır, New Yorkluyum.
Fakat kardeşimle Santa Fe'de çiftliğimiz var.
Şu an özlediğim Amerika orası.
No comments yet. Be the first to leave one.