1923

1923

Turkish 字幕をダウンロード

シーズン 2

リリース情報

1923 S02E01-03 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
解説: pitiko

タグ

webdl
公開日: 2025-03-19
ダウンロード: 73
聴覚障害者向け: No
FPS: 23.976

Turkish字幕のプレビュー

最初の200行です。

1923'te daha önce….

DAHA ÖNCE

Montana'da bana ihtiyaçları var.

Karım kayıp.

Ailemin toprağı için savaş oluyor ve kaybediyorlar.

Viskimi Fort Worth'a götürürsen zamanında geri dönebilirsin.

Hayır!

Yemin ederim kızım, kötü şansın olmasa hiç şansın yokmuş.

Hayır!

Bu yaşamak değil, bu hayata tutunmak.

Fırtına geçtiğinde eve döneceğim.

Saha işi yapan bir marşal var mı?

Baktığınız kişi.

Komançi ulusuna

kaçtığına inandığımız bir katili arıyoruz.

Gitmeliyiz.

Zane, aileni eve götürüyoruz. Taburcu oldun.

Arabayı çevirmeliyiz!

Atları arayalım.

Çocuklar donarak ölecekler. Ateş yakmalıyız.

Burada yakacak odun bulamazsın. Arabayı kullan.

Arabayı şimdi kullanırsam seni çıkaracak bir şeyim kalmaz.

- Ben zaten bundan çıkamayacağım. - Böyle konuşmayacağız, duydun mu?

Pes etme Zane. Onlar senden vazgeçmiyor.

Arabayı yak. Atlarla gideriz.

Ata binemezsin.

At sırtında uyurum bile. Oturmanın bir şeyi yok.

Tamam, güzel. Dayan.

Şunu yapalım bitsin.

Hayatım, iğneleri olmazsan öleceksin.

Bunu bilmiyorsunuz. Kuduz muydu bilmiyorsunuz.

Biliyoruz.

Kurtlar insanlardan kaçar. Onların peşine düşmez.

Saldırmazlar. Evlerine girmezler.

Bu hayvanı delilik yönetiyor. Seni de ölümüne götürecek.

- Şimdiden götürüyor. - Bu delilik değil. Bu korku.

Ve bunu aşmalısın.

Hayır. Lütfen.

Hayır! Lütfen! Hayır!

- Lütfen zorla yapmayın! - Otur. Hayır efendim.

Hayır!

- Bizde… - Hayır.

- Bırakın beni! - Bacaklarını tut.

Sanırım seni salonda vurmam gerekir,

ateşten deliye dönmüş bir hayvan gibi.

Dünya adil bir yer değil, eminim şimdiye kadar fark etmişsindir.

Sana karşı, Doktor Miller'ın arabasının

arkasında yatan kadınlara olduğundan çok daha nazik davrandı.

Bunu temin edebilirim.

Artık bir kadınsın.

Hazır olup olmadığın tartışılır ama sen bir kadınsın.

Öyle davranmanın zamanı geldi.

Şimdi, uzan.

Ayakta duracağım.

Bizi yalnız bırakın.

Elbiseni kaldır.

Yahni yapıyorum. Hazır olduğunda sesleneceğim.

Günaydın, kaptanınız konuşuyor.

New York limanı göründü ve kısa bir süre içinde demir atacağız.

Şahsi eşyalarınızı ve yolculuk belgelerinizi yanınıza alın.

Birinci ve ikinci sınıf yolcular, lütfen üst güvertede toplanın.

Turist sınıfı ana güvertede. Teşekkürler.

Dikkat.

Gemiden benimle ineceksiniz

ve ABD göç memurlarıyla pruvanın altında demir atan vapura gideceksiniz.

Affedersiniz. Teşekkürler. Ne vapuru? Nereye giden vapur?

Ellis Adası'ndaki göç işlemlerine efendim.

Niye onlar özgürce şehri gezerken bize işlem yapılıyor?

Çünkü onlar kalkıştan önce Londra'daki ABD Elçiliğine evraklarını verdiler.

Bunu yapsaydınız siz de özgürce dolaşabilirdiniz.

Beni takip edin lütfen.

Arkamda tek sıra hâlinde yürüyeceksiniz.

Yürüyün, tek sıra. Düz yürüyün.

- İngilizce biliyor musun? - Tabii ki.

Ben İngiliz'im. Biz icat ettik.

Kabalık yapan insanlar için özel bir gemimiz var.

Geldiğin yere geri götürür. Ağzını aç.

A de.

Derince nefes al.

Tut.

Sağdan ilerle.

- Adınız. - Alexandra.

- Soyadınız. - Sussex'ten Alexandra.

Soyadınız Sussex mi?

Sussex ailemin memleketinin adı.

Nerelisiniz diye sormadım. Soyadınızı sordum.

Dutton.

Alexandra Dutton. Adınız bu mu?

Adım bu, evet.

Amerika Birleşik Devletleri'nde işiniz ne Bayan Dutton?

Montana'da kocamla buluşacağım. Bozeman, Montana.

- Montana'da mı yaşıyor? - Evet.

- O da mı Sussexli? - O Amerikalı.

Yolculuğunuz için evrakları hazırlamadı mı?

Marsilya'da ayrıldık. O başka bir gemiyle yola devam etti.

Orada bekleyin.

Rahatsız mısın?

Korkuyorum.

Askerler hamile kadınların giremeyeceğini söyledi.

Bizi geri gönderiyorlar.

Niye bileti almadan önce söylemediler?

Niye içeri almıyorlar?

Çünkü beslenecek iki boğazım var ve çalışma imkânım yok.

Çalışabilirim.

İsa'nın beşikte olduğundan beri kadınlar çocuk emzirerek çalışıyor.

Dutton.

- Doğum gününüz. - 1 Nisan 1901.

Eşyalarınızı koyun lütfen.

Mantonuzu çıkarın.

Öksürük, ateş, deri döküntüsü, mide bulanıklığı var mı?

Hiçbiri.

Solunuzdaki iskemleye bakın. İskemlenin üzerine çıkar mısınız?

Aşağı inin lütfen.

Dizlerinizi bükmeden eğilip iskemleyi elinize alır mısınız?

Bunun tıbbi amacı nedir?

Tıbbi amacı, bunu yapıp yapamadığınızı görmemiz.

Amerika'nın melezlere ya da sakatlara ihtiyacı yok.

Başınızın üzerine kaldırın.

Çok güzel.

Soyunun lütfen.

Kıyafetlerinizi çıkarın.

Bu bir istek değil Bayan Dutton. Bu bir zorunluluk.

Arkanızı dönün lütfen.

Kollarınızı açın.

Masaya oturun lütfen.

- Derin nefes alın. - Bunu daha önce yaptım.

Benim için yapmadınız.

Nefesinizi verin.

Akciğerler normal. Nabız normal.

Refleks normal. Masaya yatın lütfen.

Bacaklarınızı açın.

Başka bir İrlandalı göçmenin daha bacak arasına bakıp

zührevi hastalık aramak hoşuma gitmiyor ki endişe verici oranda bulunuyor.

Tüm İrlanda adası hastalıklı gibi duruyor.

- Yapmayacaksınız. - O zaman okyanustan geri dönersiniz.

Bacaklarınızı kapatın.

Bana söylemeyi unuttuğunuz bir şey mi var?

Hamilesiniz.

Kontrol etmemize şaşmamalı. Dosyasına kaydet.

Üzerime ne yazdınız?

Sonraki tabip için gebeliğinizi kaydediyorum.

Başka biri daha mı var?

Üç tane var.

- Giyinebilir miyim? - Henüz değil.

Ayağa kalkın lütfen.

Kollarınızı açın. Bana dönün.

Hamile olduğunuzu biliyor muydunuz?

Biliyordum.

Kaç aylık?

Sanırım dört.

Masaya oturun.

Spekulum getir lütfen.

Derin nefes alın.

Ağlamayı bırakmalısınız.

Böyle oturun.

Yemeğin var mı?

Sen, sarışın.

O şık çantanda hiç yemek var mı?

- Yok. - Yok mu?

Cips, ekmek, hiçbir şey yok mu?

Yemeğim yok.

Girmek için para vermelisin. Biliyorsun, değil mi?

Ya da paran yoksa takas yapmalısın. Para durumun nasıl?

Neyimin olup olmadığı seni ilgilendirmez.

Takas o zaman. O yüzle geçmen için ne isteyeceğini biliyorum.

Soyadın ne?

Sadece benden önce mi, sonra mı olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Hamile.

Çoktan şanslı bir adamla takas yapmışsın gibi görünüyor.

Onu geri ver.

Belki de memur bayat bir ekmekten ısırmayı sorun etmez.

Collins.

Umarım bolca paran vardır aşkım

çünkü onun yapabileceği tüm takası yapacağım.

Dutton.

Dutton!

Benim.

Oturun.

Amerika'ya geliş amacınızı söyleyin.

Montana'daki çiftliğinde kocamın yanına gidiyorum.

- Çiftliği mi? - Evet.

- Sığır çiftliği mi? - Doğru.

Sanırım bu çiftçi uzun ve yakışıklıdır

ve Büyük Ovalar'da vahşileri ve hırsızları kovalarken aldığı

savaş yaralarından dolayı hafif topallayarak yürüyordur.

Bu ofise ucuz bir roman ve hayaliyle

gelen ilk kadının siz olduğunuzu mu sanıyorsunuz?

Amerika hayallerin ülkesi değil. Fırsatların ülkesi.

Fırsat ele geçirilmesi gereken bir şeydir.

Kazanılması gerekir. Kısacası çalışmanız gerekir.

Dürüstlüğümü mü sorguluyorsunuz bayım?

Dürüstlüğünüzü sorgulamak benim işim.

Evlilik cüzdanınız var mı?

Evet. Bir fırsat ülkesi yalnızca Amerika'da

yaşamak isteyenler bunun uğruna çalışabilirse gerçek olur.

Amerika'ya bir dilenci ya da fahişe İspanyol gribinin gerektiği kadar gerekli.

Geçiminizi nasıl sağlamayı planlıyorsunuz?

Kocamın ve ailesinin yanında çalışacağım.

Siktiğimin kocası yeter artık.

Kocanız olsaydı sizinle olurdu.

コメント

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left