最初の200行です。
CAMBRIDGE, İNGİLTERE
- Evet! - Evet!
İyi misin?
- Shot lazım mı? Değil mi? - Hayır.
Seninle iletişime geçmek, olanları anlatmak istedim.
Ama her şey çok fazla geldi.
Ed, bak, sorun yok.
Toparlanmaya çalışıyordum.
Reddedilmekle başa çıkmaya.
Reddetme değildi.
Değildi.
Hey, gel buraya.
Geçti.
Sorun yok.
Nasıl yardımcı olayım?
Burada kalabilir miyim?
Başka nereye gidebilirim, bilmiyorum.
Burada kalmak mı?
İşlerim var.
İş mi? Ed, ne oluyor?
Adam, daha fazlasını söylememi isteme.
Konu bu kadar.
Çalışman.
Evet.
Şey, evet.
Tabii ki.
Şu kafan var ya.
Bir gün başını derde sokacak.
Birazdan aşağı inerim, olur mu?
LONDRA, İNGİLTERE
Yeni ofisin harikaymış.
Faturaları kim ödüyor?
Axiorn'un ofisleri.
Operasyonu onlar finanse ediyor.
Çıkarlarıyla çıkarlarımız örtüşüyor.
Demek öyle?
Olson'u öldürdüler, beni de öldüreceklerdi.
Ve aynı şekilde Ed'i de.
- Ben değildim. - Harika.
Ben senin sorumlu olduğunu düşünüyorum.
Evet, bir yanılgı daha çürütüldü.
Ne istiyorsun?
Kıyafet değiştirmek ister misin? Duş almak? Belki bir fincan kahve?
Hayır! İstediğim...
Jane, istediğim şey, birinin bana,
beni yetiştiren kadına ne olduğunu açıklaması.
Sana güvenmiştim.
Hazır olduğunda daha detaylı konuşuruz.
Kahve ve yiyecek bir şeyler verin.
Ve kapılarda sürekli güvenlik olsun.
Mesaim birazdan bitecek.
Tamam.
Bu gece burada kalabilir miyim?
Üzgünüm.
Patronum izin vermez bence.
Evet, birkaç gece için.
Bitirebilmem için.
Teyzemin Doğu Londra'da bir dairesi var.
Hiç kullanmıyor.
Biraz küçük ama...
Adam, ben...
bu... Ne desem bilemedim.
Teşekkür yeterli.
Seni götürebilirim. Birkaç gün iznim var zaten.
Sen işini yaparsın, ben de sana bakarım.
Peki. Gitmem lazım. Kapatmak üzereyiz.
Evet. Alt katta.
Evet.
Bilmem. Birkaç saat olmuştur.
Evet, o...
Evet, kendim götüreceğim.
Sonra. Evet.
Tamam.
Beni unuttun sandım.
İmkânı yok.
- Benim işim neredeyse bitti. - Kiminle konuşuyordun?
Teyzem Laura'ydı.
Haftanın geri kalanında dairede kalabileceğini söyledi.
Hatta istiyorsan önümüzdeki hafta da.
Nobel Ödülü alman için yeterli bir süre mi acaba?
- Belki. - Belki mi?
Kendine güvenine bayılıyorum.
Ne?
Çalıştığım şey, benim...
Yaklaştım.
Hiç şüphem olmamıştı.
Seni gerçekten çok özledim.
Ben de seni özledim.
Peki ne diyorsun? Laura teyzeme ne diyeyim?
Ya da istersen seni babana da bırakabilirim.
Hayır. Londra harika olur.
Laura teyzenin evi o hâlde.
Neredeyse geldik.
Hatırladığım kadarıyla köşede harika bir kafe var.
Neredeyiz?
Söyledim ya.
Çok kalmadı.
Teyzen burada mı yaşıyor?
Güzel yermiş.
Ed, dinle. Konuşmamız lazım.
Ne oluyor Adam?
Bak, ne diyorlarsa onu yap.
Bırak çıkayım.
- Çalışmanı bitir. - Kapıyı aç.
Teoremi bitir. Çöz. Tamam mı?
- Yemin ederim Ed, bir şey olmayacak. - Tanrım.
Hayır. Lütfen bunu yapma. Lütfen.
Bunu yapma.
Gerçekti, biliyorsun, değil mi?
Tamam mı? Gerçekti.
Bunca zaman...
Yanımda olduğun bunca zaman.
Biliyordun.
Tanrım.
- Beni öldürecekler. - Hayır.
- Öldürecekler Adam. - Hayır.
Hayır, öldüremeyecekleri kadar önemlisin.
Öte yandan ben...
Sen hiçbir şeysin. Sıfırsın.
Bırakın beni. Bırakın.
Adam!
Adam!
Andrea.
James.
Charan'a olanlara çok üzüldüm.
Tanrım. Neler yaşadın.
Çok üzgünüm.
Döndüğümden beri uyuyamıyorum.
Tek düşündüğüm...
...bunca katliam.
Her şey nerede başladı?
- Andrea. - Beytü'l-Hikme'de.
Ve onu aramak için kendimden ne kadar verdim, biliyorsun.
Ne kadar büyük umutlarla.
Ama şimdi açıkçası keşke
- adını hiç duymasaydım diyorum. - Yeter. Kendini suçlama.
Bilen birinin sözüne inan...
...orası seni delirtir.
Sen bir tarihçisin.
Bildiğim kadarıyla görevin
bizim için hâlâ gizemini koruyan ne varsa, aydınlatmak.
Anlamamıza yardımcı olmak.
Biliyorum ama oradayken
anladım ki oda tesadüfen ortaya çıkmamış.
Birileri onu arıyormuş.
Ne?
Ve patlatıp içeri girmişler.
Buna inanıyor musun?
Nereye bakacaklarını nereden biliyorlardı?
- Selam. - Hayır!
Ağırdan alsan daha iyi olur.
Sakinleştirici verdik.
Al.
Evet, mide bulantısı geçecektir.
Birazdan.
Yiyebilecek durumdaysan kahvaltı var.
Ne istersen. Bobby'ye söyle, getirir.
- Uyandı. - Tamam.
Adam.
Evet.
Tatlı çocuk, değil mi?
Seni ve çalışmanı izlemesi için görevlendirilmişti.
Ama sanırım kendini biraz fazla kaptırdı.
Burada ne işim var?
O da, biz de seni buraya getirmemiz en iyisi olacak diye düşündük.
Yetişkin gözetimine yani.
Bizim için değerlisin Ed.
Ve gördüğün gibi ihtiyacın olan her şey var.
Hatta daha da fazlası.
Sanırım bunu arıyordun.
Safiya Zamil'in tezi.
ASAL SAYILAR, SONLU ALANLAR VE KRİPTOGRAFİYE UYGULANMASI
Sizin için asal sayı bulucuyu yazmamı istiyorsunuz.
Hadi ama. Kimi kandırıyorsun? Şu anda doktoralı altına etmişsindir.
Bu senin hayalin Ed.
Yapmak için doğduğun şey.
Biz iyi adamlarız.
Öyle görünüyor.
Biliyor musun, her dijital kilidi kırabilecek bir şifre
eskiden bir hayaldi. Sonra belki kuantumla olur diye düşündüler.
Ama kuantum... 10 yıl falan uzakta, değil mi?
Bu, hızlı seçenek.
Ama sen bunu umursamıyorsun, değil mi?
Sadece bilmek istiyorsun.
Püristsin, değil mi?
Hey.
Buna saygı duyuyorum.
Tamam. Anlaşma şu.
İstediğin kadar zamanın var. Uyumak istediğinde ışıkları kısalım.
Yemek, televizyon, yaylı çalgılar dörtlüsü çalsın mı istiyorsun,
söylemen yeter.
Ed...
...başladığın işi bitir.
Çünkü şundan emin olabilirsin.
Bir daha böyle bir şansın olmayacak.
HALİFENİN AYDINLANMASI. HARUN REŞİD
FELSEFE DOKTORASI İÇİN SUNULDU
BEYTÜ'L-HİKME'NİN TAHMİNÎ YERİ
Hadi.
Hadi.
No comments yet. Be the first to leave one.