NYAD

NYAD

Turkish 字幕をダウンロード

リリース情報

NYAD 2023 720p NF WEBRip DDP5 1 Atmos x264-EDITH
解説: hadilan

タグ

webrip
web
x264
720p
720
BRip
1080
Web-DL
web-dl
WEB-DL
x265
HEVC
公開日: 2023-11-03
ダウンロード: 28
聴覚障害者向け: No

Turkish字幕のプレビュー

最初の190行です。

Adı Nyad. Yunanca'da "su perisi" anlamına geliyor.

yirmi sekiz yaşındaki Diana Nyad

yine engin bir maviliği fethetmek için yüzüyor.

Dünya şampiyonu, maraton yüzücüsü,

Phi Beta Kappa ödüllü, dilbilimci ve yazar...

Bayan Nyad Capri'den Napoli'ye

yüzme dünya rekorunu elinde tutuyor.

51 kilometre yüzerek Ontario Gölü'nü geçti.

Manhattan Adası'nı yüzerek dolaştı

ve 45 km'lik bu mesafeyi rekor sürede tamamladı.

Manhattan'da yüzmekten kaçınanlar

elbette "Neden" diye soruyor.

Nyad, bunun duygularını içeren karmaşık bir mesele olduğunu söylüyor.

Bahamalar'dan Florida'ya 43 km'lik mesafeyi

27 saat, 38 dakikada tamamladı.

Yeni bir açık denizde yüzme rekoru.

Karşınızda Diana Nyad.

- -

5 EYLÜL 1979

Tebrik ederim.

Bu olağanüstü başarıdan dolayı tebrik edilmekten sıkılmadınız mı?

Hayır, sıkılmadım. Buna değdi.

Bu...

Bu arada memnun oldum.

Sizinle tanışmak için

kaç kez daha geleceğimi merak ediyordum.

Etap 60 saat, iki buçuk gün sürüyor.

Küba'dan Florida'ya.

- Çok uçuk... - Suda iki buçuk gün mü?

...ve iddialı ama bence yapabilirim.

Ve son yüzüşüm olacak.

Açık denizde aralıksız 60 saat.

Olimpiyat Oyunları'nda altın madalya kazanıyormuşum gibi.

Bana göre Bahamalar aperatif, Küba ana yemek ve emeklilik de tatlı.

Küba'da yüzmek zor.

Yani şu anda kimse yapılıp yapılamayacağını bilmiyor.

Diana Nyad etabı tamamlayarak dünya rekoru kırmak

ve ölümsüz olmayı istiyordu.

Ancak bitirme şansının yüzde 50 olduğunu biliyordu.

Nyad bunun son yüzüşü olduğunu söylemişti.

- -

Ara verseydi başarabilirdi diye düşünmüştük.

- Senden bu kadar mı? - Maraton yüzmesi bitti.

22 AĞUSTOS 2010

- Evet, sanki tüm dünya uyuyor. - Evet.

Ve uyanık olduklarında bile zar zor oradalar.

Tembellik bulaşıcıdır Bonnie.

Bizim de herkesin sıradan bir varoluşa teslim olması normalmiş gibi

başımızı sallamamız gerekiyor.

- Bu 60'la mı ilgili? - Ne?

- Altmış? - Hayır.

- Tamam. - Bu arada yarın için bir şey istemiyorum.

Tamam mı? Pasta yok. Marketten alınma pasta bile.

Doğum günü kutlamak istemeyen biri olarak doğum gününden sık sık bahsediyorsun.

Evet. Sakin bir şey. Olur mu? Sadece biz. Belki Scrabble oynarız.

Güzel çünkü ben hiçbir şey planlamadım. Bana 37 kez yapma dedin.

Evet. Bunu yapmayacağız.

Kaka torbalarını unuttum.

Bonnie, buraya gelmenin tek sebebi buydu.

Evet, biliyorum. Sadece birkaç adım daha. Hadi. Bir, iki, üç. Yaparsın.

Teddy, merhaba! Merhaba! Oturabilir misin? Oturabilir misin?

Aferin oğlum! Aferin. Aferin.

Pekâlâ.

- -

Hu-huu!

- Evet, kapı kilitli. - Ne söylemeliyim? Mutlu yıllar.

Evet, Scrabble'ımı getirdim çünkü kabul etmeyi reddetsen de

bir C, iki İ ve en az bir boş taşın eksik.

- Hey, buraya gel lütfen. - Akşam ne yiyeceğiz?

- Sana bir şey göstereyim, gel. - Ne?

- Ne... Neden böyle konuşuyorsun? - Nasıl yani?

Bildiri yaparcasına.

Saçına fön mü çektin sen?

Sürpriz!

İyi ki doğdun

Mutlu yıllar Diana!

- Yeni yaşın kutlu olsun tatlım. - Bonnie, parti yok demiştim!

- Ama ben inanmadım. - Aa...

- Mutlu musun? - Öyleyim.

Üfle hadi!

Tamam. Hayır, bekle, bir dilek düşüneyim.

- Hadi, bir dilek tut. - Evet, bir dilek tut.

- Dileğim... -

Beş yaşındaydım ve babam Webster Sözlüğünü tam önüme koydu

ve "Canım kızım, beş yıldır adının taşıdığı anlamı

göstermek için bekliyorum, hazırım.

Senin adın Yunan mitolojisinde atalarımın göllerde, nehirlerde

ve okyanuslarda yüzenlerin isimleriymiş.

- Bu kaderin... - Evet, şimdi seni almam gerekiyor.

- Gidiyoruz. - Ama en iyi kısmına geliyordum.

Evet ama şu sözü biliyorsun, değil mi? Bildiğine eminim.

"Merak iyi bir şeydir." Biliyorsun.

Benim için geçerli olduğunu düşünmemiştim.

- Hadi buraya gel. - Ne?

- İşte Nina. O hâlâ... - Şuraya bakmanı istiyorum.

Şu beyaz pantolonlu, uzun boylu olana.

Ohh... Ah, Tanrım.

- Ne? Sorun nedir? - Bilmiyorum.

Bilmiyorum, sanki biraz, hm.

Güzel mi? Sıradan mı? Psikopat değil?

Hakkımda çok şey biliyor mu?

Duvarında senin posterin var.

ve kıçında senin yüzünün dövmesi var. Evet.

Bu hiç komik değil.

Hadi gidip konuşalım. Onun hakkında her şeyi sorabilirsin.

Ve, ee, kendin hakkında hiç konuşmayacaksın.

Vietnam'a, Uganda'ya, Belize mağaralarına, Sidney'e gittim.

Olimpiyatları haber yaptım.

ABC Sports'ta geçirdiğim 30 yıl beni dünyanın dört bir yanına götürdü.

Ama en sevdiğim yer. Küba.

Eminim tahmin etmişsindir. Yani, tahmin ediyorum. Şeyi biliyorsun.

- Evet. Ah, evet. - Evet.

Küba. Küba çocukluğumdan beri hayalimde büyüttüğüm bir yer.

Suyun ötesindeki büyülü yer. Yasak topraklar.

Bize orası yasak, onlara burası yasak.

Vay canına, bu inanılmaz.

Bonnie'yi nereden tanıyorsun? Düşündüm de belki sen ve o...

Ah, hayır, hayır, biz çok iyi arkadaşız.

Yani, iki yüz yıl önce bir saniye kadar çıktık ama...

Bana kendinden bahset.

Ölüme doğru hızla ilerleyen tek yönlü bir yolda olmamız,

sıradanlığa boyun eğmek zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor.

Altmış yaşına geldin

ve dünya bir kemik torbası olduğuna karar verdi.

Elli sekiz yaşındayım, o yüzden bilmiyorum.

İyi gitti diye düşünüyorum, şey, ee, neydi onun adı?

Ah, evet, harikaydı. O harikaydı. Harikaydı. Harikaydı.

Hayır, o değil. Şey, ben... Yani biriyle çıkmak.

Artık buna ihtiyacım olduğunu sanmıyorum.

Seni anlıyorum, ben de.

Evet, ah, sorun ne? İş mi?

Sorun her şey. Tamam mı, yani mükemmel var mı?

- Ah, Tanrım. Olamaz. Yine o. - Ben ciddiyim.

Yani, daha fazla dinleyebilir miyim bilmiyorum.

Eğer böyle hissediyorsan o zaman bu konuda bir şeyler yap.

- Scrabble oynayalım mı? - Yıkanacak şeyler var, yani işim var.

Aa, demek kaybetmekten korkuyorsun. Anlaşıldı, tamam.

- Kıçını tekmeleyeceğim. -

Yenileceksin, küçük hanım.

Kemik torbası veya değil. Ayrımcılık yapmayacağım.

- Bon... - Hm?

Gerçekten iyi bir partiydi.

Rica ederim. Hadi.

Kaybetmeye hazır ol. Ölmeye hazırlan!

- -

PIRLANTA, İŞİNDE AZMEDEN BİR KÖMÜR YUMRUSUDUR

Sonunda annemden kalan kutulara baktım.

Şeyden, yani huzurevinden gelen eşyaya. Şunu dinle.

"Söyler misin, bana ne yapmayı düşünüyorsun,

o vahşi ve değerli hayatınla?"

Mary Oliver.

Mary Oliver'ı biliyor musun?

Çok bilinen bir mısra.

Yani ben şiiri pek sevmem de.

- Çünkü çok sabırsızsın. - Ne demek istediklerini söyleseler ya?

Yani, bütün bu eşyaları kaldırmalıyız.

Bu çok saçma, hiçbir şeyi kaldırmıyorsun.

Bakar mısın? Şunlara bir bak. Bunları saklayacak mısın?

New Yorkerlar mı? Yani, bu 2006'dan. Tam bir istifçisin. Atamıyorsun.

Düşünüyorum da Lucy bu şiiri okudu mu acaba?

Bu sayfaya kulak mı tıkadı? Ama bu çok garip, öyle değil mi?

- Çünkü hayatında hiçbir bok yapmadı. - Ölmüş annen mi?

Hayır, ne demek istediğimi biliyorsun. Yapan kişi o değildi.

Babam tarafından ezilmiş biriydi. Bizi terk edene kadar.

Yani, bu şiirin onun için bir anlamı olmalı mutlaka.

Bu kitaba tutundu. Kendi hayatı hakkında ne hissediyordu?

Bunu bana bir mesaj olarak mı bıraktı?

- Bir mesaj. - Sonra fark ettim ki, bak.

Onun bile değilmiş.

Yan komşumuz Uli adında yüz iki yaşında bir adama aitmiş.

Belki de Uli size bir mesaj bırakıyordu.

Başka ne yapmalıydım? Her şey sonunda ölmüyor mu?

Kısa bir yaşamdan sonra?

Söyler misin bana, ne yapmayı düşünüyorsun?

O vahşi ve değerli hayatınla?

Maraton yüzücülüğü gibi zor bir uğraş içindeyken

tüm bu rahatsızlığı hissetmek veya hissetmemek arasında kaldım.

Söz konusu sıkıntıyı hissetmek, kusmak istemek,

soğuk ve geçen saatler.

Açıkçası arada kaldım, yapmazsam kendime olan saygımı kaybedebilirim.

Sanırım aradığım kelime gurur.

Özellikle zihinsel olarak başarısız olduğumu hissediyorum.

Tamam, kısa bir yüzme.

Önemli değil. 30 yıl. Hiçbir şey değil.

- -

Dört, beş...

[Simon ve Garfunkel'dan "The Sound of Silence" çalar]

Yirmi beş...

Nyad, Yunan mitolojisindeki ismimiz,

"su perisi" anlamına geliyor.

More Turkish subtitles for NYAD

コメント

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left