Nine Perfect Strangers

Nine Perfect Strangers

Turkish 字幕をダウンロード

シーズン 2

リリース情報

Nine Perfect Strangers S02E04 The Major Lift 720p AMZN WEB-DL DD+5 1 H 264-playWEB
解説: pitiko
Süre: 44:00 [playWEB uyumlu]

タグ

webdl
公開日: 2025-06-11
ダウンロード: 40
聴覚障害者向け: No
FPS: 23.976

Turkish字幕のプレビュー

最初の200行です。

Burayı bir spa sanıyordum.

Bir zihin temizliği.

Bu inziva, annem ve benim ilişkimizde süregelen

bazı sorunları çözmemiz için bir fırsat olacaktı.

Kızımla asla baş edemiyorum.

- Bütün gece barda oturamam. - Oturamazsın.

İçimden bir ses benden hoşlanabileceğini söylüyor.

Doğru diyebilirim.

Peter, baban nerede?

Aslında gecikti.

Gelmene çok sevindim.

Milyarder.

Nesi bu kadar önemli?

Başta müziği duyabiliyordum,

elim piyanoya gitmiyordu.

Engellerin var. Bu işe yarayabilir.

Piyano çalmamı o kadar çok istiyorsun ki beni bir tarikata mı getirdin?

Şerefe.

Buna değse iyi olur.

Parmakları perdeli olduğu için çok hızlı çalabiliyor.

Hazır mısın?

Şunu aklından çıkarma, sükûnet güçtür.

Ve ışıklar, üç, iki, bir.

DOKUZ KUSURSUZ YABANCI

Agnes!

Brian!

Bu üstümdeki de ne...

Wolfie!

Wolfie. Ne çalıyoruz?

Hayır. Ne çaldığımızı bilmiyorum.

Lanet olsun!

Ne oluyor? Ne...

- Sorun yok. - Bu ne...

- Buradayım. - Tanrım.

- Ne yapıyorsun? - Sadece soğuk kompres.

Tanrım.

Neden?

Çok sıcaktın bebeğim. Serinletmeye çalıştım.

Ateşin olabilir dedim.

Uyuyordum.

İnliyordun. Senin için endişelendim.

Kâbus görüyordum. Çok gerçekçiydi.

- Konuşmak ister misin? - Hayır.

Ben var mıydım?

Evet.

Evet Wolfie, vardın.

Hep...

Uykumdayken varsın, uyandığımda varsın.

Hep varsın.

Biz bir çiftiz.

Olmam gereken yerdeyim.

Ne?

Bu da ne?

Bu da ne?

Ne...

Ne?

Kahretsin.

Şaka yapıyor olmalısın.

Ha siktir.

Büyük bir yer. Belki düğündür.

Belki oda müziği konseri falandır.

Benim bir ilgim yok.

Benim bir ilgim yok.

Günaydın David. İyi uyudun mu?

Uyudum.

Çok iyi uyudum, sağ ol.

Şu ritüelinden dolayı küçük düşsem de.

Sabah programını boşaltıp

- kahvaltıya inmene sevindim. - Tabii.

Güneş doğdu mu kalkarım.

Tesisin tadını çıkarmak için vaktim oldu.

Her şey çok güzel, çok karakterli.

Sahibi meteliksiz, buna kim inanır?

Meteliksiz mi?

Ekibim buraya gelmemi istemedi.

Operasyonun için fizibilite çalışması yaptılar.

Ne buldular?

Aslına bakarsan epey gizemli.

Görünüşe göre burası bir aile vakfına ait

ve sen gelmeden önce bile

borca batık hâldeymiş.

O zamandan beri, muhtemelen muhteşem tadilatları

finanse etmek için yüksek faizli krediler çekmişler.

Şirketler büyümek için borç almazlar mı?

Tabii.

Ama sonra bu davet geldi.

Birdenbire.

Onca yıldan sonra.

Tuzak gibi geldi.

Derin bir kişisel anlayışın eşiğinde olabilirsin.

Ne açıdan?

Üzücü.

Herkes seni paran için istiyor sanıyorsun.

Bu da kendine değer vermediğini gösterir.

Beni param için mi çağırdın?

İyileşmen için çağırdım.

İyileşmeme gerek yok Masha.

Burada diğerinden bir şey isteyen biri varsa

o da sensin.

Göreceğiz.

Neyse.

Müsaadenle kahvaltıya gideceğim.

Evet, merhum kızımla bağ kuruyordum

ve son derece dönüştürücüydü.

Günaydın.

Biraz dengesiz görünüyorsun.

- Ben... - İlacı kendin mi alıyorsun?

Hiç ilaç almadım ve almayacağım.

Neyi kaçırdığını bilmiyorsun.

Dün zor bir gündü.

Evet.

Ama herkes sağ salim döndü.

- Seni bekledim. - Evet.

Planlarımda bir değişiklik oldu.

Bana söylemen çok hoş.

İdare edersin dedim.

Bana tuzak kurdun.

Lütfen. Oraya hiç girmeyelim.

Bugün yeni bir gün.

Buna ne dersin?

Hayır, önce test edilmeli.

Ne? Kimde?

Detayları bana bırak Martin.

Kimse yok mu?

Tanrım.

Pardon.

Şans için yaptığım bir şey sadece.

Şansa ihtiyacın yok.

Çok yeteneklisin.

Üzgünüm.

Sorun değil.

- Şey... - Tavşan gibi hapşırdın.

Hayır, ben...

Tavşan değilim, Tina'yım.

Vaktinin çoğunu ya yatak odasında yalnız geçiriyor

ya da kendisini banyoya kilitliyor.

Garip, değil mi?

Sanki bir canavar falanım.

Sülükmüşüm gibi davranıyor.

Resmen benden iğreniyor.

Bu sabah daha az dışkı tadı var.

İşte bir örnek. Bu sabah

biraz ateşi varmış gibi geldi.

Islak bir bez aldım

ve alnında gezdirdim.

Ter içinde uyanmasın diye.

Bence çok tatlı bir düşünce.

Bir dakika. Uyuyor muydu?

- Ne olmuş? - Sanırım...

Partnerime biraz mesafe istediğimi anlatmaya çalışıyorsam...

Gayet de başarılı bir şekilde açıklamış.

Sonra ben uyurken üstümde dikilmiş vaziyette

yüzüme soğuk su damlatsaydı...

Bakın, biz böyleyiz, tamam mı?

Ben ilişkilerden falan çok anlamam

ve Agnes belli ki bekâr, yani...

Aslında evliydim.

İsa'yla.

Pardon ama aynı şey değil, değil mi?

Bilmem. Çok fazla talepte bulunuyor.

Sürekli bağlılık, bir sürü kural

ve karşılık alamıyorsun.

Bence hemen hemen aynı.

Tanrım.

Ne?

Gizemli kayıp konuğumuz.

Tanıyor musun?

Merhaba.

Ya da şöyle mi...

David Sharpe.

Brian.

Niye buradasın Brian?

Rezil bir kuklacıyım.

Ve bu da Wolfie, dominant ve müzisyen bir lezbiyen.

Merhaba.

Bu da Agnes, kendisi eski bir rahibe.

Agnes.

Rahibe Agnes Romero?

Tanışmıştık.

Sanırım 1998 yılıydı.

Bana Kosova'daki sahra hastanesini gezdirmiştin.

Üzgünüm, hatırlamıyorum.

Bağış için fotoğraf fırsatı kollayan

benim gibi bir sürü insan olmuştur.

Gidip oğluma katılsam iyi olur.

Ama hepinizi tanımak için can atıyorum.

Beni tanımadı bile.

Sen tanıyor musun?

Tanımıyor musun?

David Sharpe, şu milyarder.

Medya imparatorluğu var.

Ve uydu teknolojisi.

Imogen'i hatırlıyorsun, değil mi?

- Merhaba. - Tabii.

Kendimi kaybettiğim o videoyu

kanalı tekrar tekrar oynattı.

Şerefsiz herif.

Bir sürü kanal aynısını yapmadı mı?

Evet ama o başlattı.

O defalarca gösterdikten sonra

コメント

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left