Emily in Paris

Emily in Paris

Turkish 자막 다운로드

시즌 4

릴리스 정보

Emily in Paris S04 Part 1 720p NF WEBRip x264-GalaxyTV-FLUX-ETHEL-PSA
다음의 해설 pitiko
Rip ve Düzenleme: hadilan ----- Bölüm 01~05 sadece. Part 2; 12 Eylül 2024

태그

webdl
게시일: 2024-08-15
다운로드: 50
청각 장애인용: No
FPS: 23.976

Turkish 자막 미리보기

처음 200줄입니다.

Hepinize merhaba. Şimdi size bu kadının

bu ailenin hayatını nasıl mahvettiğini anlatacağım.

Bu kız benim ablam.

Bu da onun nişanlısıydı.

Ailemizin şatosunda güzel bir nişan partisi düzenlediler.

Sonra o, ablama evlenme teklif etti.

Ablam evet dedi.

Ama onun bu kadına âşık olduğunu biliyordu

ve gözyaşları içinde kendi düğününden kaçtı.

Onun adı Emily.

Bu da Emily'nin

âşıkmış gibi davrandığı ama aslında âşık olmadığı adam.

Ve bu aileyi ilk kez tehlikeye atışı değil.

Son gelişinde babam neredeyse

parmağını kaybediyordu.

Ne kadar etkileyici bir hikâye anlatıcısı.

Ondan önceki seferse

ona tüm kalbiyle güvenmiş masum bir çocuğu avladı.

Bu hikâye için ikinci bölümü izleyin.

Vay be!

Ama en azından Alfie'nin onca konuğun karşısında

bana sahtekâr dediği ve ben açıklayamadan

gittiği kısmı atlamış.

İkinci bölümde anlatır belki.

Ben yanlış bir şey yapmadım, tamam mı?

Bu Camille ve Sofia'nın ilişkisiyle ilgili,

ki konuşmasında bu kısma gerek görmemiş zaten.

Ben sadece Alfie'ye açıklamak istiyorum ama mesajlarıma dönmüyor.

Ama öte yandan,

Gabriel'le olabilmen için sana güzel bir yol açmış oldu.

Tamam, yani kastettiğin kişi

başka bir kadına âşık olan bir kadından çocuk sahibi olacak olan adam

ve bunu bir tek ben biliyorum.

- Evet. Sağ ol. - Evet ama hiçbir ilişki mükemmel değil.

- Cidden mi? - Bence sana lütufta bulunmuş sayılır.

Hayır. Durum aslında tam aksi.

O beni lanetledi resmen.

Kilisede.

Olumlu bir yanını bulmaya çalışıyorum sadece.

Hiçbir olumlu yanı yok.

Gabriel seçenek değil, Alfie ise bir hayalet.

O yüzden ben kafamı öne eğip işime odaklanacağım.

Evet, hoşça kal.

Güle güle!

İkinci kısma hoş geldiniz.

Merhaba.

Merhaba.

Sen iyi misin?

Ah, evet, şey...

Dün restoranda elimi yaktım, ondan işte.

- Tanrım. Dur, yardım edeyim sana. - Teşekkür ederim.

Teşekkür ederim.

Biliyor musun? Bunu yapmana gerek yok. Hallederim.

- Hayır! Bana bırak. - Zahmet etme.

Tamam.

E, şeyden ıh...

- Camille'den haber aldın mı? - Hayır.

Ailesinin şatosunda kaldı ve biz o zamandan beri konuşmadık.

Sen Alfie'den aldın mı?

Hayır.

Ve alır mıyım, bilmiyorum.

Çok üzüldüm. Hep benim yüzümden.

Çünkü evlilik işini aceleye getirmemeliydim.

Doğru olanı yapıyorum sandım.

Doğru olanı yapmanın yanlış bir yanı yok.

Galiba ikimiz de arada bir bunu yapmaktan suçluyuz.

- Hem de kendimiz pahasına. - Lütfen dur!

Bırak.

Bu sefer başkası sana bir şey pişirsin.

Tamam, öyle olsun.

Dinle, ben sizinle aramı düzeltmek istiyorum.

Bak, yine yapıyorsun! Doğru olanı yapmaya çalışıyorsun.

Alfie senin sorunun değil Gabriel. Camille de benim sorunum değil.

Sizin konuşmanız gereken çok şey var. Ama konu ben değilim.

O öyleymiş gibi yapmayı sevse bile.

Affedersin, çıkar mısın mutfağımdan?

O ateş fazla harlıyor.

Birazcık pişene kadar öyle yapamasan daha iyi.

Tamam.

Ben söyleyeyim de.

Ne yaptığını bildiğinden emin misin?

SYLVIE - TIKTOK'U GÖRDÜN MÜ? HEMEN GEL.

Aslına bakarsan bilmiyorum. Gitmem gerekiyor. Çok özür dilerim.

Ne?

Emily?

Pekâlâ.

Sen TikTok'u görmüşsün.

Bir iyilik sayesinde ve bunu ne kadar az konuşursak o kadar iyi.

Saat tam 10'da AMI geliyor. AMI, Julien'in müşterisi.

Senin katılmanı istediler. Ben katılamayacağım

ama şimdiden rica ediyorum.

Ferme ton clapet.

Ben biliyorum bunu.

Çeneni kapat.

Sen dahil olma.

Julien'e şirketten ayrılması için daha fazla sebep vermek istemiyorum.

Emily! Buradasın.

Timothée'nin sürükleyici ifşasından sonra ülkeden kaçmış olabilir diyordum.

Kimse seni suçlayamazdı.

Neden bahsediyor o?

- Yok canım. TikTok'u görmedin mi? - Ben TikTok kullanmıyorum.

Üstelik AMI'nin yöneticileri toplantı odasında bizi bekliyor.

AMI senin müşterin. Orada bulunmama hiç gerek yok.

Ah, yanılıyorsun. Konu seni çok ilgilendiriyor, göreceksin.

HAVADA AŞK KOKUSU VAR

Havada Aşk Var kampanyamızın...

...lansmanı için çok heyecanlıyız.

Başrolde de Emily Cooper var.

Balonlardaki çiftleri değerlendirdik,

siz ikiniz açık ara en yüksek puanı aldınız.

Havadaki aşk taklit edilemez.

Açık hava kampanyamız bugün itibarıyla başladı.

Paris, New York ve Seul'deyiz.

Reklamın prömiyerini

yarın Roland-Garros'da büyük ekranda yapacağız

ve mutlu çiftimizi

AMI saha kenarı locasında ağırlamayı planlıyoruz.

İkiniz de orada olmalısınız. Reklam interaktif olmalı.

AMI çifti kanlı canlı, sırılsıklam âşık ve büyük ekranda.

Görmen gereken bir şey var.

Fısıldamasana Luc, herkes seni duyabiliyor.

Benim bir fikrim var.

Ih...

İnteraktif olsun istiyorsanız neden tüm stadyumu dahil etmiyorsunuz?

- Elbette. - Bırakın kamera dolaşsın

ve diğer âşık çiftleri bulsun.

Öpücük kamerası.

Öpücük kamerası nedir?

Evet. O ne Emily?

Seyirciler arasında âşık çiftler bulursunuz

ve Jumbo turuna çıktıklarında öpüşürler.

Cubs maçlarındaki gibi.

Doğru, Camera bisous gibi.

Oui, oui. Bisou ama herkese dönük.

- Doğru. - Bu daha iyi.

Sırf ben ve Alfie'den çok daha iyi.

Evet, yani bize ihtiyacınız kalmaz.

Non, non. Sizin için de bisou. Tüm dünya için.

Oui. Oui, oui.

Emily, AMI kampanyası

Alfie ile senin arandaki aşk hikâyesi hakkında.

Aynen.

Putain!

Neden daha önce söylemedin?

Müşterinle arana girmemeye çalışıyordum.

- Söz verdiğim gibi. - Araya girmemek mi?

Sen kendini kampanyanın içine soktun!

Evet, doğru ama işin böyle balon olacağını kim bilebilirdi ki?

Ne oldu içeride?

AMI onu ve Alfie'yi locasında istiyor

ama ayrılık haberi şu an internetin her yerinde.

Seni bu konuda uyarmıştım Emily.

Hayatını herkese açık bir şekilde yayımlıyorsun

ve bu artık işimi etkiler hâle geldi.

Bunu kaldırtmaya çalışabilirim tabii.

Bu olur ama Alfie ne der bilemem.

Benimle konuşmuyor bile.

Numaramı engellemiş ve beni Instagram'dan silmiş.

Böyle bir rezaletten sonra ona kim haksız diyebilir ki?

Okay, ça suffit.

Maison Lavaux'da toplantım var.

Düzelt bunu.

Voila.

Maison Lavaux ve Baccarat'nın ilk iş birliği.

Çok etkileyici.

Peki ya kokusu?

Muhteşem.

Yeteneğini kaybetmemişsin.

İsim verdin mi?

İngilizce bir isim buldular, kabul ettim.

"Crystal Heart."

Ne?

"Crystal Heart." Amerikalı striptizci ismi gibi.

- Hem de ucuzundan. - Ticari isim.

Hayır, kalitesiz.

Catherine ne diyor? Bana katılacaktır.

Catherine işin içinde değil. Boşanmak istiyor.

Merde.

Çok üzüldüm.

Çok şaşırdım.

Cidden mi?

Pek sayılmaz.

Maison Lavaux için anlamı ne? Ailesi çok yatırım...

Anlamı şu, Crystal Heart başarılı olmalı.

Korkunç isimle olmaz.

Dinle Sylvie, satamayacaksan

belki de satacak başka birini...

Affedersiniz.

Ben sizi bölmek istemezdim.

Hayır, alakası yok.

Aslında seninle bir işle ilgili konuşacaktım.

AMI'yi hatırlıyor musun?

Emily'yle ilişkinizi ilan etmekte kullandığınız müşteri.

Bu tamamen onun fikriydi.

Benim değil.

Bak, şu anda aranızın iyi olmadığını biliyorum.

Fakat AMI'nin ağırlıklı olarak sen ve Emily'nin

yer aldığı kampanya ile ilgili birkaç isteği var.

Peki.

Bu benim sorunum değil.

More Turkish subtitles for Emily in Paris

댓글

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left