That Dirty Black Bag

That Dirty Black Bag

Turkish 자막 다운로드

시즌 1

릴리스 정보

That Dirty Black Bag S01E02 1080p WEB h264-KOGi
다음의 해설 egww

태그

web
1080
게시일: 2022-03-29
다운로드: 37
청각 장애인용: No

Turkish 자막 미리보기

처음 200줄입니다.

- Sen de kimsin? - Ben Red Bill.

Burada ödül avcılarını sevmeyiz biz.

Kabzasında Gorgon Gözü olan Bowie bıçağı taşıyan adamı arıyorum.

Ben altını alırım sen de susuzluktan ölürsün...

...tanrın yağmur yağdırsın diye beklerken. - Bir yere gitmiyorum.

Kasabadan ayrıldığında silahını geri vereceğim.

Çok güzelsin ve güçlüsün. Ve hiçbir şey için pes ettiğini görmedim.

Seninle kaderimizde daha iyi şeyler var.

Ters giden bir soygun bu.

- Atım nerede? - Bu senin atın.

Siktir git!

MAHKUM

Geri döneriz artık muhtemelen. Saatlerdir buradayız.

Hadi ama Kurt. Biraz daha ilerleyelim sadece.

Hadi ama Mac.

Unut gitsin onu.

Halletmemiz gereken daha önemli işler var.

Biri kanunları çiğnediğinde adalete teslim edilmeli.

- Hangi kanun bu? - Başkalarından çalmak.

Mac ikimiz de biliyoruz...

...o paradan ne kadar uzak kalırsak...

...birilerinin rastgele bulma ihtimali daha da yükselir.

O atı seviyorum.

Paradan daha çok mu?

Ben de öyle düşünmüştüm.

Paranoya. İşte bu.

Paranoya seni daha zeki yapmaz Kurt.

Sürekli altına sıçmak istiyormuşsun gibi gösterir.

Dikkatli ol. Düz çizgi olması gerekiyor.

Hayal gücün olmadığını söylüyor.

Öyle mi?

Çiftçiliği benden iyi mi biliyorsun?

Gel de göster.

Hadi. Gel göster.

Al bakalım. Al bakalım.

Çiftçiliği benden iyi mi biliyorsun?

Pekala çocuklar. Yeter.

Kime çocuk diyorsun sen? Kime çocuk diyorsun sen?

Kime çocuk diyorsun?

İşine dönün. İşine dönün.

Haç kolyen nerede?

Bilmiyorum.

Kaybetmiş olmalıyım.

Benimkini al.

Senin duaların daha güçlü zaten.

Doğru değil bu. Doğru değil.

Bak, yerleşimciler geliyor.

Greenvale'e doğru gidiyorlar.

- Annem bıçağı kullanırdı. - Pekala.

Köşelere doğru o zaman.

Tam onun yaptığı gibi.

Al bakalım.

Yakında yeni bir annen olacak.

Bu seni mutlu ediyor mu?

- Onu sevecek miyim? - Elbette seveceksin.

- Çok fazla ortak noktanız var. - Ne gibi?

Çok nazik biri. Ve çok güzel.

Onunla tanışmak ister misin? Evet mi?

- Ne zaman? - Biliyor musun?

Bugün.

İşe yaramayacak.

Yenilgiyi çabuk kabulleniyorsun Wanda. İşe yarayacak.

O ne demek?

- Sürpriz! - Sürpriz!

Neler oluyor? Bugün doğum günüm değil.

Özel bir gün ama. Neden bahsettiğimi bilmiyor musun?

Evet, biliyorum.

Ama hatırladığım kadarıyla senin zamanından biraz önceydi bu.

Ama bu haftada iki kere bize bahsetmesine engel olmuyor.

Çünkü çok heyecan verici.

O korkunç şerefsizin kıçına tekmeyi basıp her şeyi senin devralman.

Onu o şekilde küçük düşürmek.

Bana kalsa bugün ulusal bir tatil olurdu.

- Bu ne peki? - Bir hediye.

- Teşekkürler kızlar. - Aç.

- Mağazadaki günü hatırlıyor musun? - Hatırlıyorum.

İlk görüşte aşık olduğunu biliyorum.

Çok sinsisiniz.

Eve...

...dün akşam Barnaby'e su fiyatlarını düşürttürdüğümüze göre...

...ve bugün özel bir gün olduğuna göre...

...bugün izne çıkmaya ne dersin?

İzne çıkmak mı?

Evet. Kutla.

Charming'deki lokantada yemek yiyebilirsin belki.

Ya da geçen seferki gibi o havalı otele gidebilirsin.

Hanımlar.

Ya da burada kalıp sarhoş olup bütün gece uyumayabilirsin.

- Bugün olmaz. Üzgünüm. - Neden?

Yerleşimcilerin konvoyu geliyor.

İki üç günde aylarca kazanacağımız parayı kazanacağız demek oluyor bu.

- Mümkün değil. - Hadi ama Eve.

Suyu içeri getirin.

Hanımlar!

Burada ne arıyorsun?

- Symone nerede? - Bu sabah biraz yoğunuz.

- Bir dakikaya ihtiyacım var sadece. - Kim o?

- Hey. - Hey.

- Hey, bu da ne? - Burada neler oluyor?

Symone ile biraz baş başa kalmak istedim.

Biliyorum daha erken ama...

- Sorun yok Eve. - Hayır, sorun var.

- Çık git buradan. - Ne?

- Bugün kapalıyız. - Kızları kasaba dışına çıkarıyorum.

Ve ileride onlardan bir sana dışarı çık derse ona itaat edeceksin.

Anlamadım?

Beni duydun. Şimdi git.

Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun?

Burada bu işi yapabiliyor olmanın tek sebebi...

...bu.

Anlıyor musun?

O lanet olası elini çek üzerimden Nathan.

Ben bir teneke parçasıyla bir anlaşma yapmadım.

Ya da seninle.

- Benim anlaşmam McCoy ileydi. - Onun da hoşuna gitmeyecek bu.

Geri döndüğünde hoşuna gidip gitmediğini göreceğiz...

...ama o zamana kadar buradan uzak dur.

Git.

Köprüye doğru gidelim derim.

Bütün mevzu gurur.

Ve ben bunun için öldürülmek istemiyorum.

Korkuyorsun.

Sen de korkmalısın.

Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir zırdeli o.

Ama sen ve ben yüz binlerce doları riske atıyoruz.

Hayır.

O köprüden geçeceğiz.

- Benimle taşak mı geçiyorsun?! - Nereye gidiyorsun?

Kasabaya dönüyorum.

Sen de yarına kadar dönmezsen eğer kendi payımı alıyorum.

O paraya dokunmayacaksın. Anladın mı?

Hey.

Dur! Bu bir emirdir!

Öyle mi? Kim veriyor?

- Şerif mi yoksa haydut mu? - Hiçbir farkı yok.

İtaat etmemenin cezası aynı.

Orospu çocuğu.

Çantalı bir çocuktan korkup bana o silahı mı çekiyorsun?

Yeterince ölüm gördün Kurt. Eminim hepsini hatırlıyorsundur.

Yüzlerindeki o şaşkın bakışı gözlerinin güneşe doğru kısılmasını.

- Ne istiyorsun benden? - Neyi kaçırdığını bilmiyorsun Bili.

Çok yumuşaktı.

Kurtçuklar daha iyi anlıyor.

Ve ihtiyacın olan o gücü biraz toplayabilirdin.

Ne istiyorsun söyle.

Bu kabile ilacı değil mi?

Değil mi?

Onlarla birlikte mi yaşıyordun?

- Siktir git. - Sen bir hediyesin Bill.

Kader seni bana getirdi.

Sen ve o güzel kafa dolu çantan.

Söyle. Kaçının içinde olduğunu bilmem gerek.

Uyuduğunda görüyor musun onları?

Neden göreyim?

Seslerini duyuyor musun?

Benimkiler içimde yaşıyor.

Gülüşlerini duyuyorum.

Gözyaşlarını.

Konuşmalarını.

Ailem onlar benim.

Bu kan da son aramıza katılana ait.

Kaçı peki Bill?

Siktir git.

Hepiniz büyük bir aile olacaksınız Bill.

Steve?

Birine günah çıkarmam gerek.

Sen yapabilir misin bunu?

- Sadece rahiplere günah çıkarılır hayatım. - Burada ona en yakın şey sensin.

Pekâlâ.

Bugünlerde çok korkuyorum.

Ve öfkeliyim.

Ama çoğunluk hissettiğim şey sanırım...

...çaresizlik.

O konvoylardan birine katılıp...

...güneye, bedenimizi ve ruhumuzu her yıl bu kadar yormayacak...

...yağmur yağabilecek bir yere gitmek istiyorum.

...tanrının bizi terk ettiğini hissetmeye başladım.

Çünkü artık içimde varlığını hissedemiyorum.

Sorun yok.

- Var. - Sorun yok.

Var. Kendimi değersiz hissediyorum.

Dinle. Beni dinle. Beni dinle.

Tanrı acının olduğu yerdedir.

Ve şüphen varlığını pekiştirir sadece.

Anlıyor musun?

Bunu düzelteceğim Michelle.

Her şeyi.

Harika olacak.

- Günün başından sonuna kadar sarhoş olmak istiyorum. - Hadi bakalım.

Eve.

Neden Nathan ile öyle konuştun?

Neden sana evlenme teklifi ettiğini söylemedin?

Böyle şeyler olduğunda haberimin olması gerek.

Artık biliyorsun.

Düşünüyor musun bunu?

- Hayır. - Güzel.

Senin için yeterince iyi değil.

Neden?

Genç, yakışıklı...

...bütün bunları biraz zevkli kılıyor en azından.

댓글

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left