The Pitt

The Pitt

Turkish 자막 다운로드

시즌 1

릴리스 정보

The Pitt S01E11 500 P M 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb[EZTVx to]
다음의 해설 chargephoton88

태그

webdl
게시일: 2026-08-21
다운로드: 1
청각 장애인용: No
FPS: 23.976

Turkish 자막 미리보기

처음 200줄입니다.

ON BİRİNCİ SAAT 17.00 - 18.00

- Selam. - Şimdi olmaz Myrna.

Doğum yapan kadın. 10 dakikaya burada.

- Sen hâlâ burada ne yapıyorsun? - Bir saatim kaldı.

Altıdan önce dönersem Benji anlar.

Morarmış gözün seni ele verir.

Bir hastadan aldığım savaş yarasıyla ilk eve dönüşüm değil.

Doktor, sandviçin var mı?

Aslında daha iyisini yapabilirim Earl.

Tagari'den pizza söyleyeceğim.

Hepimize biraz moral lazım.

Sandviç yok mu?

New York usulü ikiye katlarsın, sandviç gibi olur.

Ananas olmasa iyi olur.

Ananas yok, söz. Bu sefer olmaz, tamam mı? Anlaştık mı?

Kalbimdeki tüm sevgi ve saygıyla söylüyorum. Gerçekten.

- Defol git buradan. - Bana ihtiyacın var.

Tomografi normal çıktı. Burnumda ince bir kırık var.

İyiyim. Beni merak etme.

Benim gibi konuştun. Bu iyi değil.

- Bırak da mesaimi bitireyim. - Tamam, seninle tartışmayacağım.

O kadar bilgiliyken hâlâ öğreniyorsun. Çok etkileyici.

En azından soğuk kompres yapar mısın?

Söz veremem.

Çok kahve içtim, yine çişim var. Benimle gel.

Sana bir şey söylemeliyim.

- Ne? - Langdon gitti.

- Gitti mi? Nereye? - Eve.

Hastalarına ben bakacağım. Başkasına yüklemek yok.

Dr. Ellis genelde erken gelir.

Yumruk yiyen benim, erken giden o mu?

Hayır, öyle değil. Güven bana. Langdon olmak istemezsin.

Bir ricam var.

Langdon'ın son üç günde sipariş ettiği ilaçları denetle.

Tedavi ettiği büyün hastalar

ve reçete ettiği ilaçların listesi lazım.

- Nedenini bilmek ister miyim? - Hayır, istemezsin.

Hâlâ kalmak istiyor musun?

Evet. Sen?

Açıkçası şüphe etmeye başlıyorum.

Tanrı bir şey söylemeye çalışır gibi mi?

Konuşmayı uzun süre önce bıraktık.

Robby'yi hiç o kadar kızgın görmemiştim.

Ölü sincaptan daha mı kötü?

0228.

Çok daha kötü. Onun sonu komikti, bu değildi.

Evet, 20 tane yeterli olur. 10 peynirli, 10 pepperonili.

Tanrım, hayır. Ananas yok. Hayır.

Bize bakıyor. Ondan bahsettiğimizi biliyor.

Tamam. Çok teşekkürler.

- Konuşabilir miyiz? - Bizimle mi?

Dr. Santos'la.

Tabii, şunu kapatayım.

Sonra görüşürüz hanımlar.

Sana Filipinli demiştim.

Ama çok beyaz!

Daha önce konuştuğumuz durum halledildi.

Dr. Langdon'ı eve gönderdim.

- Büyük bir etki yaratmak istemiştim. - Kalsın.

Şu an bir kıdemli asistanımız eksik. Yani herkes iş başına.

- Tamam mı? - Tamam.

Umarım bundan kimseye bahsetmemişsindir.

Hayır, kimseyi tanımıyorum.

Güzel, böyle devam et.

Dr. Garcia, ben Trinity Santos.

Acil servis asistanı. İlk gün.

Sizinle bir şey konuşmalıyım.

Müsait olduğunuzda görüşsek iyi olur. Teşekkürler.

Bu arada pizza geliyor, isterseniz...

Dr. Robby?

Theresa. David'den ses var mı?

Hayır ama bunu 10 dakika önce Instagram'da paylaşmış.

"Sadece uyum sağlayıp sevilmek istedim.

Ama benimle dalga geçtiler ve beni acı dolu bir varoluşa ittiler.

Böyle olması gerekmezdi."

- Vay canına. - Bunu onlar yaptı.

Listedeki kızlardan bahsediyor.

Ama polis DAG için yeterli olmadığını söyledi.

DAG, "dikkat anonsu geçmek" demek.

- Evet, polisler gitti. - Langdon gitmiş diye duydum.

Theresa, derin bir nefes al ve bekleme odasına git.

Gelip seni bulacağım. Bu konuşmayı bitireceğiz. Söz.

Evet, Langdon gitti. Onun yerine ben bakacağım.

Vardiyanın bitmesine iki saat var.

Gitmek istersen birini çağırırım, erken gelir.

Neden eve gitmek isteyeyim ki?

Sen söyle.

Tamam, bunu sadece bir kez söyleyeceğim.

Düşük yaptım.

Heather, çok üzgünüm.

İyiyim ve eve gitmek istemiyorum.

Hayır, konuşmak istemiyorum.

Tüp bebek deniyordum.

Ne diyeceğimi bilmiyorum.

İşe dönmeye hazırım.

- Tamam. - Tamam.

Buraya doktor lazım.

Natalie Malone, 35 yaşında, ikinci doğum. 39 haftalık gebe.

Erken rüptür sonrası doğumda.

Ben iyiyim, gerçekten. Bu ilk seferim değil.

Hızlı bir kontrol için Travma 2'ye alalım.

Sonra da doğumhaneye gönderelim.

Tamamdır.

- Ben Dr. Heather Collins. - Memnun oldum.

Justin şimdi gelir. Tam arkamdaydı.

- Hamilelikle ilgili sorun var mı? - Üçte keramet vardır.

Justin çok gergin ama. Bu onun ilk seferi.

Tansiyon 112'ye 72. Nabız 84.

- Dr. Collins, katılabilir miyim? - Tabii.

- Tamam, kasılmalar ne zaman başladı? - Dün.

Gerçekten mi?

Son iki doğumum çok uzun sürdü, bu yüzden beklemeye karar verdim.

Ama sonra suyum geldi.

Natalie, geldim. Pardon, biraz kayboldum.

- Kasılıyorum. - Perdeler.

Ikınma, sadece nefes al.

Muayene et Dr. King.

Tamam.

Saçını görüyorum.

Bebeğin saçını.

- Natalie, doğum başlamış. - Haklıydın, çok bekledim.

- Daha vakit var sanıyordum. - Tamam. Sadece nefes al.

Peki. Seni hızla doğumhaneye çıkarabiliriz

ama bu hızla giderse bebeği asansörde doğurabilirsin.

- Diğer seçeneğim ne? - Bebeğini burada doğurturuz.

Buraya bir doğum kiti ve bebek ısıtıcısı getirin.

Doğumhaneyi arayıp bebeğin geldiğini söyleyin.

Triyajda 20 kişi gerideyiz.

Mateo, tedavi et ve gönder. Yatak boşalsın.

Kıdemli asistan eksikmiş. Yarım edeyim mi?

Öyle mi? Hangi kıdemli?

Langdon erken çıktı, bir işi varmış. Yerine Robby bakıyor.

Mateo'yu takip et. Sana orada ihtiyacımız var.

Bekleme salonu sıkı dursun.

Bunun tartışmayla ilgisi var mı?

Ne tartışması?

Robby ve Langdon dolapların orada tartıştı.

Çok şiddetliydi, cidden.

Bu kadar yeter. Tek kelime etmek yok.

Ortalık karışacak.

Devam edin. Yoksa tatil günü de çalışırsınız.

Demiştim sana.

Haklı olabilirsin.

Neyimiz var?

39 haftalık, erken rüptür sonrası doğumda.

Merhaba anne. Ben Dr. Robinavitch.

Ben Natalie ama anne değilim.

- Ne oluyor? - Tam zamanında geldin.

Biz babalarız. Natalie arkadaşım ve taşıyıcı annemiz.

İkimiz de öğretmeniz, hatta sınıfları paylaşıyoruz.

Aynı sınıf, aynı rahim.

Böyle söyleyip durma, diyorduk.

Doğum çantasını getirdim, telefondan doğum çalma listemi açayım.

Vakit geldi.

Yemişim Beyoncé'yi. Boş ver.

Devralabilirim.

Hayır.

- Bende. - Hadi Dr. Collins.

Pekâlâ. Natalie?

Bir sonraki kasılmada doğum gerçekleşebilir.

Burun aspiratörü hazır.

Tamam, başı çıktı.

Güzel, biraz ara ver. Nefeslen, sonra yine ıkın.

Tamam. Senden güçlü bir ıkınma daha isteyeceğim.

Yaparsın.

Üç, iki...

Burada kim var?

Ivan Puglisi, 55 yaşında, bir gündür

karın krampları, kusma ve ishali var.

Ateş yok. Nabız 124, taşikardik. Tansiyon 192'ye 100.

- Ben Dr. Mohan. - Ben tıp öğrencisi Whitaker.

Memnun oldum.

Doktorumu arardım ama New York'luyum.

- Hiç oraya gittiniz mi? - New York'a gitmedim.

Nebraska'dan ilk ayrılışım Pittsburgh'e gelmek içindi.

Ne kadar kalacaksınız?

Pazartesiye kadar. Kızım evleniyor.

O benim bebeğim ve tek kızım.

- Tebrikler. - Teşekkürler.

Çocukların arasında seçim yapılmaz derler ama...

Tek çocuğum. Başka seçenekleri yok.

- Whitaker? - Dört çocuğun en küçüğüyüm.

Ailem adımı hatırladığında mutlu oluyorum.

Hayır, hastaya sormak istediğin bir soru var mı?

Ağrı için bir şey alabilir miyim?

Bu değerlendirme biter bitmez.

Durum tespiti yapmak istiyoruz.

Bağırsak hastalığı hikâyeniz var mı?

Ülser, safra taşı, mide rahatsızlıkları, ameliyatlar?

Hayır, hiç.

- Bağırsak sesleri iyi. - Sağ olun.

Karın yumuşak, bir ses yok.

Başka ağrınız var mı?

Sırtım beni öldürüyor. Dört saat araba kullanınca normal.

En son incittiğim zaman

sanırım bana morfin verdiler ve çok işe yaradı.

- Sigara? - İçmiyorum.

Alkol içer misiniz?

Ayda bir, iki kez. Çok içen biri değilim.

Hap ya da enjeksiyon yoluyla bir uyuşturucu?

댓글

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left