Travis Barker: Louder Than Fear

Travis Barker: Louder Than Fear

Turkish 자막 다운로드

릴리스 정보

Travis Barker Louder Than Fear 2026 DSNP WEB-DL DD 5 1 H 264-playWEB
다음의 해설 tedi
Retail DSNP | 1:40:56

태그

webdl
게시일: 2026-08-14
다운로드: 1
청각 장애인용: No

Turkish 자막 미리보기

처음 200줄입니다.

Bence davulcu...

QUESTLOVE DAVULCU, THE ROOTS

...evrenin merkezidir.

Hiç kimse aslında vokallere ya da gitara kafa sallamıyor.

TOMMY LEE DAVULCU, MÖTLEY CRÜE

Bir davulcu olarak insanları harekete geçirirsin.

Davulu hissetmek çok da karmaşık değildir ve müziği hissettiğinde...

LIL WAYNE RAPÇİ

...bu unutulmaz olur.

Geri kalan tüm detaylar, melodi, müziğin temel amacının yanında

sadece birer süstür...

STEWART COPELAND DAVULCU, THE POLICE

...ki o amaç da kalça bölgesini harekete geçirmek ve davulların ritmiyle

insanları toplum içinde refleks olarak bir çiftleşme dansı yapmaya yöneltmektir.

O lanet gitaristler! Kimin onlara ihtiyacı var ki?

Dans ettikleri şey, ritmin kendisi.

Travis’in kendine has, anında tanınan bir tarzı var.

LARS ULRICH DAVULCU, METALLICA

Gösterdiği fiziksellik gerçekten akılalmaz.

Herkesin kendine göre bir hissi var, bazı gruplarda öyle davulcular var ki

grubu şahlandırır...

TAYLOR HAWKINS DAVULCU, FOO FIGHTERS

...her an diken üstünde tutarlar.

Travis’i davul çalarken görünce...

THE GAME RAPÇİ

...birini evire çevire dövüyormuş gibi görünüyor.

Saldırganlık, acı, öfke... Hepsini yaşadı.

NATE DIAZ MMA DÖVÜŞÇÜSÜ

Yaşayıp hayatta kaldığı şeylerden sonra

sanırım çoğu insan cenin pozisyonu alıp büzülür kalırdı.

Ama bence işin içinde daha yüce bir güç var.

İkarus gibi gökten düşmek

insanın kafasında muhtemelen çok çılgınca şeyler yaratır.

MGK MÜZİSYEN

Attığı her bir baget darbesi,

kendi hikâyesini dünyaya anlatma şekli.

Dostum, adamın hikâyesi manyak.

Hikâyesi harbiden manyak.

YUNGBLUD MÜZİSYEN

Görgü tanığı dün gece birkaç yüz metre uzağında

otoyol boyunca yuvarlanan bir alev topu görmüş.

Ardından yolda duran, alevler içinde birbirlerine vurarak

yangını söndürmeye çalışan iki adam gördüğünü belirtti.

POLİS MEMURU: "Burada yerde yatan, vücudunda yanıklar olan iki kişi var."

"Bize bir ambulans çağırın dostum."

BU BELGESEL, 2017 İLE 2026 YILLARI ARASINDAKİ

DOKUZ YIL BOYUNCA ÇEKİLMİŞTİR

KUZEY ATLANTİK’TE BİR YER

Kazadan beri tek bir uçağa adım atmadım.

Bu düşünceyi aklımdan bile geçiremiyorum, kafama sokup

zihnimin oraya kaymasına izin verdiğimde

kazaya dair en korkunç anları yaşıyorum

ve yapamıyorum işte.

Ölümden ya da bana ölümü getirebilecek her şeyden

olabildiğince uzak durmak istiyorum.

Avrupa’ya Queen Mary gemisiyle gidiyorum.

Atlantik’i uçtan uca geçen dokuz günlük bir gemi yolculuğu.

Turneye çıkabilmemin cidden tek yolu bu.

Travis’in tehlikeli bir şey yapmasını istemeyiz

ama bu da ideal bir turne senaryosu değil.

Grup arkadaşlarının hepsi anlayışla karşılıyor. Herkes anlıyor.

LAWRENCE VAVRA MENAJER, BLINK-182 & TRAVIS

Rotayı artık o kadar iyi biliyor ki Titanic’in battığı yerin oradan

tam ne zaman geçtiklerini bile biliyor.

Batı Avrupa Havzası Orta Atlantik Sırtı

Sular yükselip dalgalandığında işte.

Bazen can yeleğiyle oturur.

İçinde hep bir korku var,

her an bu dünyadan gidebilirmiş gibi.

Bir travma geçirdiğinizde fizyolojiniz değişime uğrar.

Muhtemelen evrimsel bir perspektiften.

Hafızanız "aşırı pekişmiş" denilen hâle meyillidir...

DR. JOHN BRIERE TRAVMA UZMANI

...yani zihne çok canlı, son derece güçlü şekilde kazınırlar.

Ancak bazılarımızın travması çok şiddetliyse

kendimizi tekrar o olayın ortasında,

yeniden yaşıyormuş gibi hissedebiliriz.

Queen Mary’ye sanırım şu ana kadar altı kez bindim.

Artık alıştım

ve ritmimi gerçekten oturttum.

Günde saatlerce prova yapmaya ve davul çalmaya odaklanıyorum.

Gemiye ilk bindiğimde yanımda bir davul seti getirmiştim

ve bana ayırdıkları bir odaya kurmuştum.

Bazen oraya giderdim.

Gözlerimi kapatıp davul çalardım,

aynı şeyi pratik yapardım işte...

Sonra gözlerimi bir açardım, dibimde durmuş

izleyen, kahvelerini yudumlayan beş tane yaşlı insan olurdu,

gemideki bir gösteri sanırlardı.

Gizliliği korumanın ve komşuları rahatsız etmemenin en iyi yolu bu gibi gelmişti.

İki bas davulu, bir milyon zili olan daha büyük davul setinde gibi

ses çıkarmak için meydan okumayı severim.

Davulcuların küçücük setleri çalıp darmadağın etmesini izlemeyi çok severim.

THE TONIGHT SHOW Sunucu JOHNNY CARSON

En sevdiğim caz davulcusu hep Buddy Rich oldu ve öyle kalacak.

İnanılmaz bir tekniği vardı ve tam bir şovmendi.

Ters dönerek davul solosunu o meşhur etti.

Çoğu insan hızını ve ne kadar eğlenceli olduğunu düşünür.

Bir davulcuda en sevdiğim iki şey tam olarak bunlar.

Travis’in davul setini "Buddy Rich kurulumu" olarak tanımlayabilirim.

Önde bir, yanda iki tane tom-tom,

eğik değil düz duran yatay ziller.

En küçük davul seti, en yüksek güç.

Bir devasa set kullanan adamlar var, bir de daha azıyla başaranlar var.

Trav'la yaptığım tek davul kapışmasında bir an bile temposunu düşürmedi.

Ben de içimden "Pes ettiğini görmesinler.

Üçlü vuruşları yapsan iyi olur" diyordum.

Sonra "Daha durmaya hazır değil misin? Siktir" dedim.

Yani adam bir sanatçı ve bir müzisyen

ama yaptığı şey o kadar atletik ki.

Davul çalış tarzına benzetebileceğim tek şey

bir boksör ya da UFC dövüşçüsü olabilir.

Her konsere sanki ringe çıkıyormuş gibi çıkıyor.

Davula her vuruşunda

içindeki öfkenin bir parçası dışarı çıkıyor.

Travis’in içinde çok fazla acı var.

Vurabileceği en sert şekilde vuruyor ama ritmi hiçbir şekilde aksamıyor.

Sadece vahşi hassasiyet olarak tanımlayabilirim sanırım.

Onu ilk çalarken gördüğümde bagetleri o kadar yükseğe kalkıyordu ki.

En arkadaki insanlara bile ulaşmak istersin yani...

SHEILA E. DAVULCU, PRINCE

...devleşmen gerektiğini hissedersin.

Dirseği sakatlanacak, omuz kası yırtılacak.

İleride canını yakacak her şeyi düşünüyorum.

Bileklerimden sürekli sesler geliyor, çatırdıyorlar, patlıyorlar.

Bir sürü su toplanması ve kesik var.

Bir gün konserin yarısına gelmiştik, Travis durdu.

Yakından baktım ve eli...

TIM ARMSTRONG RANCID / TRANSPLANTS

...resmen yarılmıştı.

Kemiği görünüyordu.

Dermabond denen bir malzeme kullanıyor ki genelde...

DANIEL JENSEN TRAVIS’İN DAVUL TEKNİSYENİ

...sezaryen yapan kadınlar için kullanılır.

Dermabond’u direkt sürüyor.

Doğruluyor...

"İyiyim."

Konseri sanki hiçbir şey olmamış gibi bitirdi ama o işte böyle biri dostum.

Genelde bütün grubu izlersin ama ben ona odaklanmış durumdaydım.

Bu adam tam bir canavar.

Davul savaşı!

Animal!

Çocukken davula ilgi duymamı sağlayan ilk şey

The Muppets’taki Animal olmuştu.

Çılgındı ve davulun arkasında

hep harika vakit geçiriyormuş gibi görünürdü.

Geri kalan herkes sıradandı.

Beni çeken şey Animal’dı.

- Asıl Animal kim bakalım? - Öyle mi?

Mutfağa gider, dolaptan tencereleri tavaları çıkarırdı...

RANDY BARKER TRAVIS’İN BABASI

...ve üzerlerine vurup dururdu. Eşim bana

"Sanırım davulcu yapmaya çalışacağım" demişti.

Dört yaşındayken ilk davul setim alındı, Muppets temalı bir davul setiydi.

Ve o davulun canına okudu.

Çocukken pratik yapmaktan gerçekten hiç hoşlanmazdım.

O yaşta hiçbir şey yapmak istemezsin. Arkadaşlarınla oynamak istersin.

Pratik konusunda disiplinli bir programa sahip olduğum için gerçekten şanslıyım.

Annem o pratik yaparken odada onunla birlikte otururdu.

Davul derslerini kasete kaydederdi,

kulağa nasıl gelmesi gerektiğini...

TAMARA BARKER TRAVIS’İN KIZ KARDEŞİ

...ne yapması gerektiğini bilirdi.

Annem benimle birlikte nota okumayı öğrendi.

Benim çalabildiğim her şeyi hemen hemen çalabiliyordu,

pratik yapıp yapmadığımı anlıyordu.

"Hayır, yanlış. Doğru yapmıyorsun" derdi.

Büyüdüğümde bir şeyler başarmam konusunda çok kararlıydı.

Sanki ben onun şekillendirdiği küçük bir eseriydim.

Annemle çok yakındı.

Annem olmasaydı, bugün olduğu yere gelmek için pratik yapacağını,

bunları başaracağını sanmıyorum.

RANDALAI BARKER TRAVIS’İN KIZ KARDEŞİ

Küçükken tam bir ana kuzusuydum.

Babam da annemin söylediği her şeyi desteklerdi.

Ben disiplini sağlayan taraftım, annesi ise evdeki öğretmeniydi.

Mütevazı bir hayatımız vardı.

Babam evimizi kendi elleriyle inşa etmiş.

Vietnam gazisiydi ve her gün Harley-Davidson’ına binen

bir çelik fabrikası işçisiydi.

Bize bakabilmek için haftada 60 saat çalıştığı için

onunla çok fazla vakit geçiremiyordum.

Babam hiç gülmezdi. Çok ciddi biriydi.

Arkadaşlarımızın çoğu eve geldiklerinde ondan korkardı

ama annemizi sevmeyen... Tek bir kişi bile tanımıyorum.

Harika bir kadındı.

Kendini çocuklarına adamıştı.

Derken birdenbire yüzünün kenarları, şuraları şişmeye başladı.

Dört ay boyunca onu kabakulakmış gibi tedavi ettiler.

Başlangıçta ne olduğunu anlayamadılar.

Anneme lenf bezlerine saldıran

Sjögren sendromu teşhisi kondu.

Hemen kemoterapiye başlaması gerektiğini söylediler.

Ertesi gün işe gittim

ve o gece eve geldiğimde kızım,

"Baba, annemde bir gariplik var" dedi.

Evet.

Otuz gün sonra hayatını kaybetti.

Kafam karışmıştı, öfkeliydim.

Bu durum Tanrı’yı, dini ve bana öğretilen her şeyi

댓글

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left