처음 200줄입니다.
Çeviren: Selçuk Pınar İyi seyirler...
Ona sadece partileri sor.
Üniversite berbat ama sen de çabalamıyorsun.
Hey, sahil nasıldı?
- Benimle mi konuşuyorsun? - Ha?
Evet.
Oh, kahretsin, telefonda olduğunu sanıyordum.
Ne? Ne demiştin?
Sahilde eğlenip eğlenmediğini sordum.
Oh! Evet, eğlenceliydi. Su topu takımı oradaydı.
Herkes mahvoldu.
Kaptanlar çuvalladı.
Ben, uh... güneş resmen kıçımı yaktı.
Amele yanığı gibi oldu.
Ama, evet. Yandı işte.
Denedin. Hadi eve gidelim.
Bir de, oh... Sahilde bir kız vardı.
- Tamam mı? - Evet.
Onda kocaman, lanet olası bir şey vardı...
eller.
- Anladın mı? - Evet, komik. Hadi gidip toparlanalım.
Evet, çünkü ellerim göğüslerime yakın.
Evet, biliyorum, "memeler" diyeceğini düşünmüştüm.
Evet?
Sence bu komik mi?
Mesela, bunu sahnede yapsam.
Seyirciler buna güler mi?
Evet.
Ne?
Evet. Sanırım, biraz güldürebilir.
Evet. Güzel. İyi.
Sadece, stund-up komedisi gibi yapmaya çalışıyordum.
Bilirsin?
Demek istediğim, Los Angeles'tayız, yani.
- Kesinlikle. - Evet, yani.
Üniversiteden sonra lanet olası su topuyla uğraşmam.
Değil mi?
Evet, doğru dedin.
Evet.
Bu gece herhangi bir parti var mı, biliyor musun?
Ohh... şeyde, hmm...
Evet, evet. Shithouse'da bir parti var.
- Evin adı "Shithouse" mu? - Mmmhmm.
Başka, başka bir evde parti var mı?
- Ne var mı? - Başka evlerde bir şey var mı?
Hayır, hayır, dostum. Sadece Shithouse'da var.
Ha, biraz uzak ama Seb, dedi ki...
ateşliymiş. Yani...
- Ateşli. - Ha?
Hmm?
Ne, ne dedin... Bir şey mi söyledin?
Oh, Tanrım.
Neden bu kadar soğuk?
Siktir!
Sam?
Merhaba. Sen oda görevlisisin, değil mi?
- Dışarıda mı kaldın? - Evet, maalesef.
Endişelenme. Odan nerede?
Bu tarafta.
Az önce çamaşır mı yıkadın?
Evet, sen de duş mu aldın?
- Evet, bu. - Tamam.
Çok teşekkür ederim.
Gerçekten üzgünüm.
Ranzamı kontrol ettiğimde fark ettim ki...
Evet, anne.
Bu acımasızdı.
Bilmiyorum.
O halde burada biraz şık olmalıydı.
Yaprakları seversin.
Oh, hayır, hayır... Seni endişelendirmek istemedim.
Endişelenme, o iyi.
Sadece zor bir haftaydı.
Yine de doğum gününde...
sana sarılamadığımıza inanamıyorum.
Biliyorum.
O çok tatlı.
Sanırım sadece arkadaşını özlüyor.
Tamam, sanırım o, benim için İskoç Bey'i olacak.
Bunu yapacağım.
Odamdaki herkese merhaba.
Kimler uçmaya hazır?
Jack, iç. İç şunu.
Dostum, daha yeni içtim.
Hepiniz partiye hazırlanmak için mi buradasınız?
Sen ne sikim diyorsun?
Sadece hepinizin partiye hazırlanıp hazırlanmadığını sordum.
Görünüşe göre hazırlanıyorsunuz.
Evet.
Şimdi Uber çağırıyorum, gelecek misin?
Henüz emin değilim.
Henüz emin değilim.
Daha önce Shitouse'a gittin mi?
Evet, 90 kere falan.
Vay canına!
Oh, siktir.
Evet, dostum. Evet.
Oh! Üniversiteyi çok seviyorum!
Evet, harika.
Evet, dostum. Bu feci lanet bir amcık.
Feci vajina, kardeşim. Benim lanet yüzümde, kardeşim.
Siktir.
Aman Tanrım, dostum.
İyi misin?
Evet, kardeşim. Siktir, dostum, kahretsin.
Artık içmemeliyim, kahretsin. Oh, siktir.
Ama hayat bu dostum.
O söylenen hayat bu.
Şimdi kusacak mısın?
Hayır, tamam. Sorun yok.
Ben iyiyim, iyiyim. Sağ ol, dostum.
Senin için kapıyı kapatacağım, dostum.
Shithouse'da eğleniyor musun?
Ne? Hayır, burası gerçekten boktan.
Ne dediğini bilmiyorum, ahbap.
O şarabı partiden mi çaldın?
Hayır, bunu evden getirdim.
Partide elimde ağır bir şey tutmayı seviyorum.
Evet, anladım.
Sanki, onu tuttuğumda çok küçük gibi hissediyorum.
Ne demek istediğimi anladın, değil mi?
Evet, çok küçük.
Hey, gömleğini beğendim. Gömleğini beğendim.
Hangisi? İki tane giyiyorum.
Oh, içindekini görmeliyim.
Yani, şimdi bunu çıkarmalı mıyım?
Bilmiyorum.
Eğer rahat hissedeceksen, neden olmasın, evet.
Rahat hissediyorum.
Tamam.
STAT'dan Scott, seni sikmek istiyor.
Sofia az önce onunla konuştu, tamam mı?
Yani, Sik Scott Operasyonu tüm hızıyla devam ediyor, anlaşıldı mı?
O siki gidip alacaksın. Bu bir gizli görevdir.
Selam.
Oyun oynamak ister misin?
Alex, senin ki ne?
Ha?
Naber?
- Oyun oynamak ister misin diye sordum.. - Oh, oyun!
Evet, hangi oyun?
Buna şişe döndürmece deniyor.
Duydun mu?
Evet.
Tamam, ilk sen başlayacaksın.
Oh, burada mı? Tamam. O nasıl dönüyor?
İşte böyle.
Ah.
- Sen belasın, değil mi? - Bela mı?
Bekle, affedersin. Senin adın ne?
Georgia.
Tamam, Georgia. Hemen, hızlıca gidip geleceğim.
Georgia, ben Texas'lıyım.
Georgia'dan değil misin?
Evet. Hayır, ben içindenim.
Ben de Texas'lı değilim.
Sorun değil.
Hadi yatağa girelim.
Tamam. Evet. Ben gerçekten hızlıca gidip geleceğim.
Sırt çantamı kontrol edeceğim.
Partiye sırt çantası mı getirdin?
Evet. Hayır, belki de getirmedim...
ama sadece onu getirip getirmediğimden...
emin olmak için kontrol etmek istiyorum.
Oh ve o özler.
Vay!
Ve o attı.
Ve o attı.
Ben potayım.
Hey, tatlım.
Affedersin. Seni uyandırdım mı?
Hayır, uyanığım. Az önce partideydim. İyi misin?
Evet. Ben, evet.
Sadece uykuya dalmakta biraz güçlük çekiyorum.
Çünkü, sanırım soğuk algınlığım var.
Kahretsin, çok üzgünüm.
Evet, teşekkürler. Sorun değil.
Bir şey aldın mı? Bir şeyler almalısın.
Evet, 24 saat içinde...
CVS için kampüse gidecektim.
Biraz Claritin alacaktım ama...
Hayır, tatlım, Claritin değil.
Sana hep Claritin alma diyorum.
Çünkü senin için hiçbir işe yaramıyor.
Allegra almalısın.
Oh, doğru. Evet.
Dekonjestan için Allegra'ya ihtiyacın var.
Ama aslında geceleri Benadril almalısın.
Bunu üç gün kadar yap, hiçbir şeyin kalmaz.
Tamam. Mükemmel. Tamam. Harika. Oh, şimdi CVS'ye doğru yürüyeceğim.
Tatlım, Josh seni bırakabilecek mi bir bak bakalım.
Bu halde dışarıda dolaşmamalısın. Dinlenmelisin.
Evet. Belki bir bakarım.
Tamam.
Sen iyi misin?
Evet. Kendimi iyi hissetmiyorum. Bu çok sinir bozucu.
Ama, Josh'a beni CVS'ye götürebilir mi diye soracağım.
Bu yüzden kapatmalıyım.
Tamam, hoş çakal, tatlı çocuk.
Tamam. İyi geceler, seni seviyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.