처음 200줄입니다.
2025 Cannes Film Festivali Yönetmenlerin On Beş Günü
Neredeydin?
Ulaşamadım sana!
Çantamı kaybettim galiba.
Roger ve Debbie aşağıda.
Ne bu?
Hollandalı bir şarkıcı. 80'lerin başı'ndan.
- Mathilde Santing. - Yok, enstrümanı soruyorum.
Soracağını biliyordum!
Bir Elka Wilgamat 2.
- Artık üretilmiyor mu? - Hayır.
Ama İtalya'da hâlâ bulabilirsin.
- Çok küçük olmalı... - Çok ama çok küçük!
Laura?
- Efendim? - Duymadın mı?
- Hayır. - Hangi anahtar?
Debbie, şarkının anahtarını soruyor.
Bir dakika.
Si bemol majör.
- Si bemol majör. - Haklıymışım!
Buradan çıkıp, şuradan dolanacağız...
Harika bir nokta, bayılacaksın...
...dalış için mükemmel, suyu dupduru...
Arkadaşının nesi var?
Baksana!
Bir bakayım...
Çantan nerede? Gidiyoruz.
- Eve gitmek istiyorum. - Ne?
Jakob... Kendimi iyi hissetmiyorum.
Sorun ne?
Nesi var?
Bilmiyor.
Eve gitmek istiyor.
Al, onu terminale götür.
Biz burada bekleyeceğiz. Sorun olmaz, değil mi?
Uyar mı?
Bana vicdan yaptırma, tamam mı?
Bunun benim için ne kadar önemli olduğunu biliyorsun.
Berlin'de söyleseydin, tüm bu çileyi çekmezdik!
Hem sen de gelmek istemiştin zaten!
Özür dilerim.
Bu kadın da nereden çıktı?
Hayır, kıpırdama!
Dur, şunu başının altına koyayım! Sakin ol.
Yavaş.
Bir koşu eve gidip ambulans çağıracağım.
Hayır, gitme!
İyi misin? Gel.
Dikkat et...
Çok şanslıymış.
- Öyle mi? - Evet.
Sadece sırtında bir kesik vardı. Dikiş atılması bile gerekmedi!
Akrabası mısınız?
Peki arkadaşı mısınız?
Hayır.
Sizinle kalmak istiyor.
- Benim evimde mi? - Evet, hastaneye gitmek istemiyor.
Benim için sorun yok; ama siz istemiyorsanız...
- Yo, yo... - Geçmiş olsun.
Şey...
Yani... burada kalabilir...
...yerim var, sorun yok.
- Onu götürmüyor musun? - Hayır, burada kalacak, değil mi?
Evet.
Evet, şimdilik benimle kalacak.
Siz nasılsınız peki?
Ben mi?
O genç adamı görmek... korkunç olmalı.
Evet... Öyleydi...
Pekâlâ! Başka sorum olursa, onu nerede bulacağımı biliyorum artık.
- Gitmeliyim. - Ben de.
Bir şey olursa beni arayın, tamam mı?
İnanılmaz...
Neredeyse unutuyordum!
Üç gün sonra, sakıncası yoksa, sargısını değiştirin.
Sargı bezi ve tentürdiyot.
- Tamam mı? - Tamam.
- O zaman, size kolay gelsin. - Teşekkürler.
Burada kalabilir miyim?
Hastaneye gitmek istemiyorum.
Gel. Seni yatağa yatırayım.
Gel.
Adım, Laura.
Benimki de Betty.
Günaydın!
Günaydın!
Kahve mi, çay mı?
Kahve.
Ben de kahve seviyorum.
Sana birkaç kıyafet hazırladım.
Üzerine olacaklardır.
Teşekkürler. Gördüm.
- Beğenmedin mi? - Yo, beğendim!
Önce duş alabilir miyim?
Kusura bakma ya! Tabii ki!
Banyo, odanın karşısında, havlular da lavabonun altında.
Yelena?
Şey... Laura?
Yarana su değmemesi lazım. Üzerini kapatalım.
Betty?
Seninle beraber çitleri boyayabilir miyim?
Hoşuma gideceğini düşünüyorum.
Seni izlerken keyif almıştım.
Neye gülüyorsun?
Bana şeyi hatırlattı da...
Neyi?
Tom Sawyer'ı.
Tom Sawyer...
...hep yaramazlık yapardı.
Cezalandırmak için teyzesi ona çiti boyatıyordu.
Böylece, arkadaşlarıyla nehre balık tutmaya gidemiyordu.
Bu onu çileden çıkarıyordu; ama zihni hep yeni kurnazlıklar peşindeydi.
Arkadaşları, onu almaya geldiklerinde...
...onu, çiti boyarken gördüler...
...çok konsantre görünüyordu...
...ve büyük bir özveriyle boyuyordu.
Ona gelip gelmeyeceğini sordular...
...o da “Hayır, burada yapacak daha iyi işlerim var” diye cevap verdi.
Bunun üzerine etrafına toplandılar...
...onu izlediler ve o da kendini işine kaptırmış gibi yaptı.
İçlerinden biri “Ben de boyayabilir miyim?” dedi.
Tom “Olmaz!” dedi.
Para teklif ettiler, o da gönülsüzmüş gibi davranıp pazarlığı kızıştırdı.
Nihayetinde, hepsi para ödedi.
Böylece, çiti onlar boyadı...
...Tom'sa çimlerde uzanıp, parasını saydı.
Görünüşe göre tam olmuş sana.
Al, giy bunu.
Teşekkürler.
İhtiyar cadılar...
Buraya bırakalım. Teşekkürler!
Ot bahçem.
Çok bakımsız.
Buradaki pek çok şey gibi.
- Bunlar yabani ot mu? - Hayır!
Bunlar, mor çiçekli ballıbaba.
Bir tür ısırgan, tadı aynıdır.
Bitki çayı yapılır.
Bu, ananas adaçayı.
Çok lezzetlidir. Tatsana!
Buysa...
...güngüzeli.
Yenir, çok lezzetlidir.
- Gerçekten mi? - Evet, tatsana!
- Komple mi yeniyor? - Evet!
Salataya koyarız.
Hadi, ye.
Oraya hiç gitmemeliydim.
Jakob, beni geri götürmek zorunda kaldığı için çok kızgındı.
- Ona söylemeliydim... - Laura!
Yapımcısıyla geçireceği bu hafta sonu, onun için çok önemliydi.
Laura!
Senin suçun değil!
Mutfak lavabosunun musluğu damlatıyor...
Bozuk.
İçindeki çekvalfin değişmesi lazım.
- Tabağımı bulaşık makinesine koyayım. - Olmaz!
Bulaşık makinesi bozuk.
“Buradaki birçok şey gibi,” biliyorum.
Elde yıkayabilirim.
Hayır! Hiçbir şeyi yıkama; yukarı çık ve yat.
Günaydın!
Günaydın.
- Piyano çalar mısın? - Akordu bozuk.
Yani, çalıyorsun...
Köye alışverişe gidiyorum; bir saat sonra dönerim.
Kahvaltın ve kahven hazır, tamam mı?
Ben de gelebilir miyim?
Tabii ki gelebilirsin.
Ama diğer bisikletin selesi bozuk.
- Sana yemek yapmak istiyorum. - Hiç zahmet etme.
- Hayır, gerçekten, istiyorum. - Peki.
Uzman olduğun, favori bir tarifin var mı?
- Var. - Ney?
- Königsberger köftesi. - Ne?!
Königsberg köftesi mi?
- Kusura bakma, başka bir şey de... - Yok, ondan değil... Sadece...
Benimkiler ona bayılır ve yapmayı beceremediğim tek yemek odur.
- Seninkiler kim? - Richard ve Max.
Kocam ve oğlum.
Onları da davet ederiz.
- Kocanla oğlunu mu? - Evet!
- Yani... senin için sakıncası yoksa. - Yo, sakıncası yok.
Yani, eğer gelirlerse...
...usta oldukları için...
...bozuk bulaşık makinesini ya da musluğu görürlerse...
...yemeğe veda edebilirsin!
Hemen tamire başlarlar; delilerdir, demedi deme!
Çitimizi görünce “Böyle boya mı yapılır!” dediklerini, şimdiden duyar gibiyim!
O yüzden, piyano veya musluk hakkında tek kelime etme!
Söz ver bana!
Merhaba.
Evet...
Bir bakalım...
Afiyet olsun.
Bu güvenlik kilidi ayarıyla, arabanın motoru çalışmaz.
Tamirciye gidersen ya da aracı satarsan...
...kilidi açmak için şifreyi buraya girersin.
Şimdi kilitlemeyeceğim, yoksa GPS konumumu gönderip alarm verir.
Arabayı geri aldığında, seçtiğin şifreyi girip kilidi kaldırırsın.
No comments yet. Be the first to leave one.