처음 200줄입니다.
Yanıma son kez geldiğinde yatağıma oturdun ve beni öptün, bir baba gibi değil.
Oh, Tanrım!
- Ben Brackagh'tan Liam Ward. - Bir sorunun mu var, Liam?
Londra'da üç bomba patladı.
Şüphelendiğimiz adam, hem komşunuz hem de kiracınız - Liam Ward.
Çeviri ve senkron: Henok
- Burada mutlu değil misiniz? - Başka bir yerde daha mutlu olurum.
- Patron sana dokunduğu için mi? - Kısmen..
Ben 12 yaşımdayken, bir gece çok sarhoş oldu ve
silah odasındaki kasasını açarak altınlarını bana gösterdi.
Neden ihtiyacımız olanı almayalım?
- Ben kimseyi öldürmedim. - Bunlar Bromit.
Ben geri geldiğimde sen
ve yarım akıllı kardeşin bu evden gitmemişseniz sizi kırbaçlayacağım!
Şimdi bavullarını topla
ve defol git bu evden!
Suçum, seni büyütmem ve seni çok sevmemdir.
İyi geceler öpücüğü ver bana.
- Kaç tanesini kullanmalıyım? - Tümünü.
- Bunu yapabilir misin? - Evet.
Kırılan gümüş huş ağacının yanında bekliyor olacağım.
Tanrım, hardalla doldurmuşsun, kızım.
Çok sevdiğinizi biliyorum, efendim.
- Kilitleyecek misin? - Şüphesiz.
Lütfen bana annemin nasıl öldüğünü anlat.
Biliyorsun.
Bir kazaydı.
Evet, ama nasıl?
Corvey Adası annenin çeyizinin bir parçasıydı,
diğeri de uzun boynuzlu vahşi bir boğaydı.
Onunla gurur duyuyordu, herkese adının Cooley olduğunu söylüyordu,
ama yıllar geçtikçe, Cooley güçlü bir şekilde büyüdü.
Sonra, bir gün, o vahşi döndü.
Bunu duyduğumda, gitmek zorunda kalacağını söyledim.
Ertesi gün, erkekler onu yüklerken gökyüzü açıldı ve zavallı annen
Midilli ve atlı arabayla o anda avluya girdi
ve yağmurun puslu havasında bir şey göremedi.
Cooley'in vücudunun yarısı arabaya girmişti,
erkekler onu arabaya yükleyip bağlamak istiyordu.
Sonra oradan kurtulup fırladı, kükreyerek...
Bu midilliyi delirtti ve arabayı devirdi
annen havaya fırladı, araba parçalandı ve zavallı annen...
Kafatasına bir balta
ve boğazına bir bıçak gelene kadar onu buradan duydum.
Avluya koştuğumda....
Oh, Cennetteki Tanrım, ne karmaşaydı!
Onu güzel beyaz yüzünü bir at battaniyesi ile örttüm
ve başını caddeden kaldırdım,
ama o ölmüştü,
senin... zavallı annen...
ölmüştü.
Ölmüştü.
Üzgünüm.
Çok üzgünüm.
"Ben, William Hudson Winters, sağlam bir zihin ve hafızaya sahip
"olarak ve yaşamın belirsizliğiyle ölümün kesinliğini göz önüne alarak
"bunu son arzum ve vasiyetim olarak ilan ediyorum."
"Sevgili kızım Elizabeth Winters'e ve onun ömür boyu kullanımına sunmak üzere
"tüm gayrımenkullerimi, tüm canlı ve ölü hisse senetlerimi,
"tüm tahvillerimi ve ipoteklerimi, el notlarımı
"ölümümle birlikte ortaya çıkabailecek
"her türlü kira ve borçlarımı.
"Eğer evlenirse...
"Protestan inancına sahip birisiyle evlenmeli.
"Bu gerçekleşmez ve başarısız olursa, tüm araziler, paylar ve para güvende kalacak.
"Evlenmeyi başaramazsa ve çocuksuz olduğu ıspatlanırsa,
"tüm mülkler sonraki akrabama geçecektir."
'Clonoula. Cumartesi, 11 Temmuz,
'1885.
'Sevgili, Billy, Efendim.
'Ayrılış tarzımın seni kızdıracağını biliyorum.
'Özür dilerim.
'Bana küçük bir seçim bıraktın..
'Geçtiğimiz yıllarda bana nasıl davrandığınızı,
'her şeyi çok iyi biliyorsunuz ama şimdi çok masummuş gibi davranıyorsunuz
'Sağduyuya karşı olmasına rağmen, seni her zaman sevdim
've hâla bir şekilde doğduğum bu evi,
've büyüyüp serpildiğim bu alanları
'çok özleyeceğim.
'Annem seni kandırmakla çok büyük bir yanlış yaptı.
'Ona davranış şekliniz zaman zaman çok kötüydü.
'İki tarafın da suçu vardı ama artık ortada duramam.
'Beni bulmaya çalışma. Çok uzağa gidiyorum.'
Sorun nedir? Neyden korkuyorsun?
Neden korkuyorsun, Punch?
Bir şey yok, korkma, bu Dummy.
Sorun nedir?
Anlamıyorum.
Özür dilerim, anlamıyorum.
Hayır... Gitmem gerek...
Gitmem gerek...
Şşşş! Patron uyuyor.
Sessiz ol.
Ev?
Cadde?
Otlak?
Otların arasında uyuyordun. Evet anladım.
Bir şey seni uyandırdı.
Kazma?
Kazı yapan bir adam?
İki adam.
Ne kazıyorlardı?
Bir mezar.
Mezarımı mı?
Benim için kazdıklarını nereden biliyorsun?
Adımı mı söylediler?
Bu adamlar kimdi?
Liam Ward?
Yanında kim vardı?
Frank Blessing?
Bana yalan söylemiyorsun, değil mi?
Beni oraya götür. Göster bana.
Gitmelisin.
Hadi, hemen.
Beni uyardığın için teşekkürler.
Hayatımı kurtardın.
Yalancı hırsızsın.
Seni yalancı hırsız!
Hadi koş!
Hırsız melez sevgilin Ward'a koş!
Hadi git, o sana yardım eder!
Yardım et ona ki dünyayı paramparça etsin!
Sen koş ve koşmaya devam et!
Altınlarımı asla alamayacaksın! Tarlalarım!
Beni duyabiliyor musun? Kendini bir kenara attın!
Utanç verici! El altından!
Onunla bir hendekte çiftleşmeye git!
Seni hayatımda bir daha asla görmek istemiyorum!
Yaşadığım en uzun gün!
Asla!
Beni duyabiliyor musun, kız?!
Burada bir yerde bir mezar var, ama içine koyacak kimse yok.
Bu benim vücudum, bu benim kanım.
Tanrı neyin peşinde?
Dünyadaki her şey yanlış.
O beni seviyor...
...beni sevmiyor.
Bir masanın üzerinde...
...ya da birahanede hangi sözcükleri kullandılar?
Aralarında ne planlamışlardı?
Boynumda bir ip mi?
Kafatasına bir darbe mi?
Beyne saplanan sivri uçlu bir metal...
...sonra seğirmeler, ölmekte olan herhangi bir yaratık gibi gözlerin açık bir halde
açılmış olan bu deliğe yuvarlanmak ve kil, taş ve solucanlarla
uyumak için debelenmek?
Nereye peki? Şimdi nereye?
En iyi seyahat kıyafetimle benim için kazılmış mezarımın
yanında meteliksiz yaşamak...
Clonoula'ya dönmek?
Bu olanaksız.
Geri dönüş olamaz.
Öyleyse nereye?
Öyleyse nereye?
Eee!
Hiçbir şey yok.
Sen?
Hiçbir şey yok.
Tanrım, nerede bu?
Belki hâlâ aşağıda uyuyordur?
Belki de cesaretini kaybetti, fikrini değiştirdi?
- Belki Billy onu kasada yakaladı? - Uyuşturulmuş ve ayakta duramaz haldeyken?
Billy'nin altınını tek başına kapmış olabilir mi?
- Çiftliğin aşağısındaki tali yoldan gitmiş olabilir mi? - Onu görmüştüm.
Bu altınlar olmadan Parnell'in bitirmeye cesaret edemediği işi
tamamlamak için silah temin edemeyeceğiz.
Tanrım! Dostum, bana bilmediğim bir şey söyle.
Bir şeyler duyarsan, bana haber ver.
Tanrı seni bağışlasın, Billy Winters, çünkü ben bağışlamayacağım.
Sabahın erken saatlerinde ışık gelir,
aşkım, Liam...
kahramanım gelir.
İsa aşkına.
Seni ele mi geçirdi?
Evet, beni yakaladı.
Ona tüm bromürleri vermedin mi?
Biraz viski içti. Belki hastalandı.
Her neyse, uyandı. Kasadaydım.
Boğa gibi bağırdığını duymadın mı?
Hayır...
Bir şey duymadım.
Ne diyerek bağırıyordu?
Koş koş, Ward'a, o kararlı velete, Fenian melezine koş,
o hırsız ve haşare arkadaşlarına koş.
Bunun gibi şeyler.
Komik değil.
batağa saplandık.
İki canımız var.
Biz genciz, sağlıklıyız,
polis tarafından avlanmıyoruz ve saklanmak zorunda değiliz,
bu evden çıkıp yeni bir hayata yelken açabiliriz.
Belki de bu en iyi servetimizdir.
Bir servetimiz yok.
Hiçbir şeyimiz yok.
Bu yerin kirası için bir şeyler alabilirsin. 80, 100 pound.
Ve bu, buradan ayrılan bir milyon kişiden on kat daha fazla.
- Bu yeterli değil. - Ne için yeterli? - Yeterli.
Çok parası olan insanların nadiren mutlu oldukları söyleniyor.
Billy Winters mutlu bir adam değil ve çok parası var.
Sarhoş olduğu zamanlar dışında asla mutlu olmaz ve sonra nefret eder,
No comments yet. Be the first to leave one.