처음 200줄입니다.
İşte buradasın! Çok şükür. Her yerde seni aradım.
Dediğim gibi fırtına geldi.
Kim olduğunu sanıyorsun?
Ben Ejderha Kraliçesi'yim!
Beni kestin.
Ne yaptığımı biliyorum.
Ve buna ihtiyacım yok.
Onu çaldın mı?
Nasıl hissettiriyor?
Birçok kişiye yaptığınızın sizin başınıza gelmesi?
Çaldığınız arsaları geri verin ve adamdan defolup gidin.
Adan mı?
Koruyan benim.
Ya gitmezsem sürtük?
Ada bir kurban isteyecek.
Ve o kurbanı almasını sağlayacağım.
Tamam, gideceğim.
Burayı sevmiyorum. Çok böcek var.
Sana inanmıyorum.
Buna son vermenin zamanı geldi.
Ve böylece ada, kurbanını aldı.
Çok yazık.
Arkadaş olacağımızı sanıyordum.
Umarım yalanlarında
boğulursun.
Merhaba çocuğum.
Haklıydın Ya-Ya.
Ama bunu zaten biliyorduk.
Yolumu kaybettim.
Ama artık buldun.
Seni ne kadar çok sevdiğimi hiç unutma.
Tanrım.
Sorun yok.
Sadece veda etmek istedim.
Bunu yapmana gerek yok.
Var.
Ama gitmeden önce
ruhsuz biri gibi davranmayı seviyorsun
ama ruhun var, biliyorum.
Kalbinde sevgi olmayan insanlar öyle şarkı söyleyemez.
Korkma.
Çok çalışıp kalbinin sesini dinlersen
bir gün sana "Kraliçe" diyecekler.
Böyle bir fırtınadan sonra yapacağınız ilk şey durum kontrolüdür.
Ve Yumurta, bacağındaki kurşun yüzünden desteğe ihtiyacı olduğunu biliyordu.
Yeni birini çok hızlı bulmuşlar.
Andros'ta para için her şeyi yapacak birini bulmak kolay.
Evet. Las Vegas da öyle ama genelde
insanlar masa tenisi toplarını garip yerlere sokar.
Çok rahatsız edici.
Bilmek istemezsin.
Tamam. Hadi. Buradan gidelim.
Kafamızı toplayalım.
Yeni bir adam olmasaydı ne yapacaktık?
Planın olduğunu söyledin.
Bir planı marine ediyorum dedim.
Tüm suyunu ve baharatlarını çekince
planlarım çok lezzetli olur.
- Planın yoktu. - Bir şey diyeyim mi?
Takım arkadaşlığımız böyle başlamasın.
Bak, hızlıca bir şey bulmalıyız
çünkü kaçacaklarına dair bir önsezim var.
Las Vegas'taki masa tenisi topları...
Bazen popolarına sokuyorlar mı?
Sadece klas mekânlarda.
Dinle, sana bir şey öğreteceksem bu olsun.
Las Vegas'ta bir geceden fazla kalma.
İki gece kalmak isteyeceksin ama her seferinde pişman olacaksın.
KASIRGA MEL, TROPİK FIRTINAYA GERİLEDİ.
Dün gece kasırga Bahamalar'ı minimum hasarla geçti. Açık denize ulaşınca
tüm gücünü emen bir yüksek basınç sistemiyle karşılaştı.
Neyse...
Fırtına bitti.
Andros'tan gidelim.
Ne kadar acıdığını anlatamam bile.
Dalga mı geçiyorsun?
Bunu yapmayalım. Hangimizinki daha kötü diye kıyaslamayalım.
Tamam mı?
Bir makale okudum,
ayağını vurunca kurşun yarası kadar acıyabilirmiş.
Kan işemeyi bırakınca bir bakarım.
İyi haberim var!
Kanaman durmuş.
Sarı şeyin görüntüsü hoşuma gitmedi.
Sence omurga sıvısı mı?
Bilmiyorum. Tadına bak. Ben nereden bileyim?
Bacaklarını oynatabiliyorsun, değil mi?
Sadece ayak parmaklarımı.
Harika.
Bende seni neşelendirecek bir şey var.
Yok artık.
İşte gülümsedin.
- Buraya gel. Her şey iyi olacak. - Sağ ol bebeğim.
Seni seviyorum.
Selam Yumurta.
- Kimseden iz yok. - Tanrım. Gracie'yi duydum.
Ne olmuş, biliyorlar mı?
- Hayır. - Yumurtacık. Çok üzücü.
Çok üzgünüm. Gerçekten harika biriydi.
Yumurtacık, bir sorum var, ismini unuttum.
İsim vermedi.
Ona Sucuk diyeceğim.
Sucuklu yumurta gibi.
Hoşuna gitmez.
Kimin umurunda? Sana Sucuk diyeceğim.
Demeyeceksin.
Tamam.
En sevdiğin yerde misin yoksa
geleceğimden korktuğun için başka yere mi geçtin?
Lütfen Bahamalar'da olmadığını söyle.
Olduğum yer önemli değil.
Önemli olan şey, kimseyi kaçırmayı planlamamam.
Adam kaçırma hakkında düşündüklerini açıkça söyledin.
Ama bazı arkadaşlarımı Miami'ye götürmeyi planlıyordum.
Bir anda çıkıp "Sürpriz, tutuklusunuz" demeni umuyordum.
Bir pilota ihtiyacım var ve Claspers adında bir adam var
ama yaptığı şeyler yüzünden yargılanmayacağına dair
söz almazsa Andros'a dönmeyecek.
Ona anlayışlı olacağımı söyle.
Harika. Özellikle ona çoktan mesaj attığım için.
Haberin olsun diye söylüyorum, cevabı
"Geliyorum" oldu. On bir ünlem işareti ve beşlik emojisi var.
Garantiye almak için patlıcan emojisi bile koymuş.
Kapatmam lazım.
Kapatmadan önce bir iyilik daha isteyebilir miyim?
Ne?
- Meclis Üyesi Browning'in ofisi. - Ben FBI Miami ofisinden Direktör Rhodes.
Nick ve Eve Stripling için nezaketen arıyorum.
Yanımda Dedektif Andrew Yancy var
ve bana Stripling'lerin yasa dışı etkinliklerine dair kanıt gösterdi.
O yüzden bugün mesai sonunda mali varlıklarını donduracağız.
Sağ olun. Mesajı onlara iletirim.
Harika. Resmî olarak işimiz bitti.
Acının tek iyi tarafı,
Nick'in her şeyi ilk defa apaçık görmesiydi.
Hayır, iyiyiz.
İyi miyiz? Sadece üç ayak parmağın sağlam.
- Bir dakika susup dinler misin? - Yumurta'nın önünde öyle konuşma.
Sert davrandığında azdığımı biliyorsun.
Bak, Yancy hakkında endişeleniyordum ama Miami'deyse
tetikte olmamıza gerek yok.
Yapmamız gereken şey önce Nassau'ya, oradan da Londra'ya geçmek.
Londra mı?
Londra'ya gitmeyi hep istemişimdir. Heyecanlandım.
Çaya bayılırım ve...
Ama yine de nakit gerekecek.
Hesabımızı mesai sonuna dek dondurmayacaklar.
Yumurta, Claspers ortada yok, bizi Nassau'ya götürecek bir pilot bul.
Eve, sen de bankaya git.
Tamam patron.
Biraz daha ağrı kesici almam lazım.
Seni seviyorum bebeğim.
Seni Londra'da tedavi edecekler. Kısa sürede yürüyeceksin.
Biliyorum.
Ne?
Tabii, genelde omurga yaralanmalarında böyle olur.
Günden güne iyileşirler.
Siktir git.
Ama yine de düşündürdü.
Tamam, bana iyi haber ver. Yeni bir silah bulabildin mi?
Dayım Charles ile konuştum.
Elindekini Neville'e vermiş
ama birilerini arayacakmış.
Dürbününü ödünç alabilirmişsin.
Tanrım. Dayın Charles'ı tanımıyorum
ama silah talebimize karşılık dürbün teklif ediyorsa
takımımıza katılması iyi mi olacak bilmem.
Buralarda silah bulmak zordur.
Bazı polislerde bile yok.
Bu, Yancy'ye fikir verdi.
Bir bakalım.
- Ne istiyorsun? - Selam Rosa. Lütfen dinle.
Uçağa binmediğim için hayal kırıklığına uğradın.
Hayal kırıklığı mı?
Önceliğin o değildi.
Yorum için sağ ol. Başka yere geçeceğim.
Rosa, dinle.
Bu, bizim sonumuz değil, biliyorum, tamam mı?
İyi bir çiftiz. Üzgünüm ama bu işi bitirmeliyim.
Sadece... İşler korkunç bir hâl aldı, anladın mı?
Evet.
Eve sağ salim dönmeni istiyorum.
- Dikkatli davranıyor musun? - Evet.
Söz veriyorum.
O silahı tam olarak nereye attığını
hatırlamıyorsun, değil mi?
Suratıma kapatmadın, sağ ol.
- Nefret ediyorum, biliyorsun. - İnanılmaz.
Rosa?
İşte buradalar!
- Selam. - Selam.
Bu adamın yardımı lazım ve tek istediği arkadaş,
o yüzden neşeli şekilde selam verin. Bir, iki, üç.
- Claspers! - Claspers!
Ne?
Şimdiden beklediğime değdi.
Seni görmek ne güzel dostum.
- Evet! - Merhaba!
Kaldığımız yerden devam.
- Devam ediyoruz. - Selam.
No comments yet. Be the first to leave one.