처음 200줄입니다.
Simon!
Keri!
Simon!
Keri!
Simon!
Keri!
Simon!
KAYIP
Babacım?
Baba!
Canım, iyi misin?
Pardon, bir plak arıyordum.
Gel hadi.
Bir süre hiç kimseyi göremeyeceğiz.
Evet, affedersin.
Bu arada, aynı giyinmemizi herkes çok hoş buluyor.
Hayatım?
Tamam. Bir saniye.
Bunu gerçekten kabul etti mi?
Evet.
Çok heyecanlı.
Bunu istediğinden emin misin?
Nasıl yani?
Tamam Tim'i severim ama son zamanlarda kendinde değil gibi.
Sizin epeydir...
...şey yapmamanız kafanı kurcalamıyor mu sanki?
Şu işi kabul edip seninle gerçekten yatacak bir çiftçi bulsana sen.
Hey.
Vay anasını.
Hâlâ müzik yaptığını bilmiyordum.
Aslında şu anda bir EP bitirmek üzereyim.
Süper. Yine aynı şirkette misin?
Bu sefer bağımsız çıkarım herhalde.
Bu arada, bütün Sound Off turnesinde varmışsınız. Tebrikler.
Kanka, bir şirkete geçmen lazım.
Bir sürü konser falan ayarlıyorlar.
Orası öyle. Benim de bir şirkete geçmem lazım.
Hâlâ çok zorlanıyor.
Zaten taşınmamızın ikimize de iyi geleceğini
düşünme sebeplerimden biri de bu.
Peki.
Çok heyecanlı.
Biliyor mudur sence?
Bir şeyden haberi yok.
Bize de aslında turne için gitarist lazım.
Ne? Cidden mi?
Taşındığın için bırakıyorsun diye düşündüm.
Hadi be.
Millie'ye sorabilirim tabii ama...
Kardeşimle çıkmaya başlayınca kardeşim daha havalı olur demiştim.
Onun yerine sen şey oldun...
- Bir siktir git. - Yok, sorun değil de...
...öldüğümde gözümün önünden başka birinin hayatı geçmesin isterim.
Geleceğim. Turneye.
Çok iyi.
Çok prova yapacağız.
Geri dönerim.
O kadar uzak değil.
Deli gibi uzakta.
Çok da sorun olmaz. Birkaç saatlik mesafede.
Dedi araba kullanamayan hıyar.
Şehirde kimin arabaya ihtiyacı var?
Sizi çok özleyeceğiz arkadaşlar.
Bu çılgın grup...
...benim tek ailem.
Yani...
Ama seninle gurur duyuyorum Millie.
Sen tanıdığım en tatlı...
...en özverili insansın.
O çocuklar eğitimlerine gerçekten önem veren...
...biri olduğu için ne kadar şanslı olduklarının farkında değil.
Yani tamam, biraz tatlı sert.
Biraz da korkuyorum ama...
...daha çok hayatımızdaki bu yeni adım için heyecanlıyım.
Evet.
Bu kadar.
Tamam, sakin olun. Sadece hava değişikliği.
Canım.
En değer verdiğimiz insanların önünde...
...hayatının geri kalanını...
...benimle geçirmek ister misin, diye sormak istiyorum.
Şaka mı bu?
Evet. Tabii ki. Evet, ben...
İsterim.
Affedersin.
Berbat ettim. Tamam mı? Ne olduğunu anlamadım, o yüzden de donakaldım.
Bunu hâlâ istiyorsun değil mi?
Biraz geç olmadı mı?
Evet, oldu.
Ama şimdi ayrılmazsak ileride daha zor olur.
Bildiğimiz ayrılma mı?
İstediğin bu mu?
Hayır, tabii ki değil.
Bilmiyorum.
Şeyden beri mesafelisin.
Sorun değil tabii.
Sadece...
...beni daha önce tereddüde düşürmemiştin.
Neyin tereddüdü?
Birbirimizi seviyor muyuz yoksa sadece...
...birbirimize alıştık mı?
Bak, özür dilerim. Tamam mı?
Affedersin.
Affedersin.
Çok içtim galiba.
Önemli değil.
Bak, seni seviyorum.
Ben de seni seviyorum.
Senin bana benim sana olduğumdan
daha çok ihtiyacın olduğunu herkes biliyor.
Buna gülüyoruz.
Ne?
Bana gücenmen seni daha az ezik yapmıyor.
Neden böyle diyorsun?
Gitmelerini söyler misin?
Kimin?
Bize bakarlarken uyuyamıyorum.
Günaydın.
Trafik sesini özlemediğin belli.
- Ne zaman uyandın? - Çok olmadı.
Birinden birinde kahve vardır, dedim.
Sence sana güceniyor muyum?
O ne demek?
Affedersin, henüz tam uyanamadım.
Çünkü hayalindeki kıza bakıyorsun.
Ondan olmalı.
Hazır dışarıdayken içeri bir şey getirir misin?
Tabii.
Tanrım.
Dikkat et.
Biraz endişelendim.
Babanın mıydı?
Belki arka verandayı tamir etmek için kullanırım.
Kullanmama hiç izin vermezdi.
Canım, kokuyu alıyor musun?
Çişimi yapıyorum.
Gerçekten hiç koku almadın mı?
Ne dedin?
Canım?
Tanrım.
Hayatım?
Ne yapıyorsun?
- Buldum. - Neyi?
Ananı...
Tanrım.
Orada olduğunu nasıl anladın?
- Pardon. - Merhaba.
Onu evden mi getirdiniz, benim kutumdan mı aldınız?
Affedersiniz. Bunlar çalışanlar için sanmıştım.
Ama bende...
Şeker?
Hayır, teşekkürler.
- Başım ne kadar dertte? - Tanrım.
Carol'a aldırma sen.
Kendisi de çay poşeti olduğu için çay poşetlerini hiç paylaşmak istemez.
Bayan Wilson, değil mi?
Millie.
- Ben de Jamie. Hoş geldin. - Hoş bulduk.
Bu işi almana çok sevindiğimi söyleyeyim.
Özgeçmişin dikkat çekici.
Okudun mu?
Evet. İşe alma komitesinde ben de vardım.
- Otursana. - Olur.
Senin seviyende birinin...
...bu küçük ormana ilgi göstermesine sevindim.
Olur mu hiç? Çok heyecanlandım.
Eski okulum çok büyüktü.
Öğrenciler ve çalışanlar arada kaynayıp gidiyordu. Burada...
...çocuklara bireysel olarak yardımcı olabileceğimi umuyorum.
Tutkulusun.
Nasıl bir şey olduğunu unuttum gibi.
Yerleştiniz mi peki?
Sen ve kocan, ya da pardon, karın, ya da...
Ben ve...
Tanrım, "sevgili" demek ne kadar çocukça.
Partnerim. Tim.
Ben ve erkek partnerim Tim.
Peki...
...keşfe çıktınız mı?
Partner olarak mı?
Tanrım, hayır, hayır. Hayır, etrafı.
Yani taşındığınız bölgeyi diyorum.
Pitt Road'un hemen sonundayız.
Kasabamız küçük olduğundan çok normal ama sanırım komşuyuz.
Evet, köşedeki sarı ev benimki.
- Hadi canım? - Evet, çok iyi yerdir.
Kasabadan biraz uzakta ama orman ve patika yollar çok güzeldir.
Yani...
...etrafı gezdirecek birini ararsan haberim olsun.
Sana ve partnerine yani.
Tabii.
- İyi günler. - Görüşürüz.
ÇİZGİLERİ ÇİZMEDİM AMA SEN ÇÖZERSİN
- Nasıl gidiyor? - Selam.
İnternetimiz var mı?
Adam haftaya gelecekmiş.
Beni Perşembe günkü konsere götüremezsin değil mi?
Tren istasyonuna götürebilirim.
Olur, teşekkürler.
Hadi yatalım.
No comments yet. Be the first to leave one.