처음 200줄입니다.
Her yıl 300'den fazla suçlu polisten kaçmak için denizaşırı ülkelere gidiyor.
Birçoğu Güneydoğu Asya'da saklanıyor
ve Koreli turistlere ve işadamlarına karşı suç faaliyetlerine devam ediyor.
HOCHI MINH VİETNAM, 2008
Harika değil mi? Şehre yakın.
Tatil yerinizi inşa etmek için mükemmel bir yer.
Burası neden henüz gelişmedi?
Yarı iletken fabrikasının bulunduğu yerdi,
ama bu plan rafa kaldırıldı, turizm bölgesine dönüştürülecek.
Böyle birinci sınıf konumu ve manzarasıyla önemli bir turistik nokta olacak.
Bugün kiminle buluşacağım?
Bir araba kiralama işi var, seninle tanışmak için can atıyor.
Sana ne kadar ödedi?
Öyle değil.
Ödeme alacaksın.
Rüşvet alacak birine mi benziyorum?
Senin iyi tarafını bulmak için her şeyi yapar.
Bay Choi, akşamdan kalma durumunuz nasıl?
Dün gece bira neden bu kadar çoktu?
Senin sayende ilk defa XIII. Louis içtim.
Onu içmesine izin mi verdin? Onları durdurmalıydın!
Ama çok kazandın.
Kazanmak güzeldir,
parayı akıllıca harca, hepsini içkiye harcama.
Ayılmak için çorba içelim.
Bu adam seni şahsen görmek için yalvarıyordu.
Biraz parası var.
Sadece Korelilerle iş yapmıyor.
Ho Chi Minh'de de birkaç binası var.
Bay Choi Yong-gi?
Tünaydın.
Hakkınızda çok şey duydum.
Atla.
Hadi sohbet edelim.
Çok mu sıcakta kaldınız?
Atıştırma ister misin?
İyi bir şeyler yemelisin.
Jong-hoon bana senin büyük bir araba kiralama işi yürüttüğünü söyledi.
Çok zenginsin diye duydum.
Ne?
Seni orospu çocuğu.
Pislik!
Başını kaldır!
Sizi piçler, size ne oluyor?!
Bu ne?! Sizi pislikler!
Kenara çekil.
Araba kiralama işi yürütüyor gibi mi görünüyorum?
Öyle miyim?
An itibariyle açırıldın.
HAYDUT
Ahbap! bıçağı bırak.
Heady! Kanka!
Sana Youngdeungpo'lu Heady olduğumu söylemiştim!
Pekala, tamam, ne diyorsun?!
Siktirin gidin pislikler!
Yapma dostum!
İçeri gel!
Hepinizi öldürebilirim pislikler!
Lanet olsun! Yine cevap vermiyor.
Burada! Buraya gel!
Bu taraftan, bu taraftan!
Tünaydın, Başkomiser!
İşte burada. - O nerede?
İçeride.
Hayır, Seok-do nerede?
Telefona cevap vermiyor!
Lanet olsun...
Bıçağı bırak, Heady!
Sizi görmek güzel, efendim.
Neler oluyor?
Neden bu kadar uzun sürdü?!
Randevum..
Randevularınız mı?
Bir gün evlenmek zorunda.
Onun nesi var?
Heady olarak biliniyor, kesinlikle büyük bir kaçık.
Heady mi?
Rehabilitasyondan kaçmış.
Rehine?
İki tane, biri üniversite,çağında bir kız.
Hemen içeri dalalım mı?
Olmaz! Bu çok tehlikeli, hadi SVVAT'ı çağıralım.
O delinin ne yapacağını bilemeyiz..
Nereye gittiler?
Ona kolay gelsin, çok fazla kişi var!
Sizi orospu çocukları!
Haydutların ne kadar zorlu olduğunu biliyor musunuz?
Biliyorum, biliyorum.
Annem Suncheon'lı
- Peki ya o? - Bir bok yapamaz!
Lanet olsun, senin için çok kötü hissediyorum.
İşeri gir de seni bıçaklayayım.
İçeri gir de seni bıçaklayayım.
Bıçağı yere bırak!
Ne oluyor?!
Lanet olası...
Kahretsin, sıçtık!
Heady!
Ne yapacaksın?
Ne?!
Buraya gel, konuşalım.
Ne?!
Geride kal!
Hadi adamım!
Bana yaklaşma! - Sakin... Sakin.
Bu tehlikeli.
Heady.
Beni hiç görmedin, değil mi? Ben de seni hiç görmedim.
Bana güveniyor musun, güvenmiyor musun?
Güvenecek ne var?!
Bıçağı bırak, bu gerçekten tehlikeli!
Onları dışarı çıkarı
Tamam, Hong-seokh
Lütfen dışarı çıkın! Buradan!
Acele et, onları arabaya koy!
Acele et, onları arabaya koy!
Seni orospu çocuğu.
İnsanları bu bıçakla bıçaklarsan,
acıtır mı, acıtmaz mı? Acıtır mı, acıtmaz mı?
Acıtır!
Seni serseri.
Kalk.
Lanet olsun!
Piç herif, zombi falan mısın sen?
Buraya gelin, lütfen fotoğraf çekmeyin!
Rehabilitasyondaki gence polis şiddeti.
Ne şiddeti be?
Belki de manyağa kibarca sormalıydık,
"Affedersiniz efendim, sakin olur musunuz?"
Tezahürat edip alkışlıyorlardı, ne berbat bir yazı bu?
Sorun değil. Sansürlü gözlerle tanınmaz haldeyim.
Vücudunuzun tanınmaz olması için sansürlenmesi gerekiyor.
Kimse bilemez.
Dürüst olmak gerekirse, herkes onu bu şekilde bir suçluyla karıştırabilir.
Çaylağımız artık büyümüş.
Rus bir haydut gibi görünüyor.
Böyle bakarsan Başkomiserin teröristtir.
Lise günlerinden beri yüzü asıktı.
Haksız mıyım?
Köyün totem direğine benziyor!
Yüzü o gün genişledi ve darald
- Başkomiser ile ilk tanıştığımda... - Sessiz ol, kapa çeneni!
...neredeyse onu kelepçeliyordum!
Ne kelepçesi, pislik, kapa çeneni dostum.
Eğlendiniz mi? Mutlu musunuz?
Dostum.
Gazetede olmak iyi hissettiriyor mu?
Başkomiser olmak günah gibidir.
Seni iyi dövdüler mi?
Ben komiserle konuşmaya gideceğim.
Unut gitsin.
Vietnam'a gitmelisin.
Neden?
Yoo Jong-hoon'u hiç duydun mu?
Hiçbir fikrim yok, o kim?
Garibong bölgesindeki bir kuyumcuyu soyan adamlar.
Yoo gözcüydü.
Şu serseriler, hatırlıyorum.
Bu olaydan sonra Vietnam'a kaçmış.
Neden?
Allah bilir.
Öğrenmek için onu getir, bunu 3 günlük bir iş gezisi gibi düşün.
Bir kereliğine yurtdışına gitmek gibi.
Kimi götüreceğim?
Patron, babam bir Vietnam savaşı gazisi.
Oraya gitme sırası oğlunda o zaman.
Efendim, kız kardeşimin arkadaşının yakın arkadaşı Vietnam'da yaşıyor!
- Senin neyin var? - Elimden geleni yapacağım!
- Şu serseriye bak. - Kıdemin yok!
Salaklar!
Bunun tatil olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Şiddet uygulayan bir suçluyu ülkesine getirme işi bu!
Onunla ben gideceğim.
Bekleyin. - Ne var?
Gidemezsiniz, İngilizce bilen birine ihtiyacım var.
İngilizce mi?
İngilizce biliyor musunuz?
Bana İngilizce bilip bilmediğimi mi soruyorsun?
Önce salata sipariş etmeyi severim.
Önce salata sipariş etmeyi severim.
Fakat..
soğansız
ve balzamik sirkesiz.
Mutlu oldun mu?
İngilizceyi gerçekten iyi konuşuyorsunuz.
Evet, yurtdışında benimle olursanız sorun olmaz!
Unut gitsin.
Bu konuda daha fazla şeye gerek yok, bana güven ve liderliğimi takip et.
Başkomiserimiz inanılmaz!
HO-CHI MINH ULUSLARARASI HAVALİMANI
Güveniyor musunuz bunlara?
Bu adamlar İngiliz aksanını hiç anlamıyor.
Dostum, Balzamik sirke büyük bir kırmızı...
Hep buraya gelmek isterdim.
Affedersiniz.
Merhaba? Merhaba? Merhaba?
Biz Kore polisiyiz, polisiz.
Gerçekten meşgulüz, gitmemiz gerekiyor.
Dışarı, tamam mı? Dışarı.
Sessiz olun!
No comments yet. Be the first to leave one.