처음 200줄입니다.
Selam tatlım.
Günaydın.
Günaydın.
Seni sersem!
-Sophie? -İyi misin?
İyiyim!
Olamaz.
Seçmelerde söyleyeceğin şarkı içine sindi mi?
Prova yaparken kendimi yakana dek sinmişti.
Kendini kaptırdığını gösterir. Bu iyi bir şey.
Belki de şarkı söylerken maşa yapmamalısın.
-Tamamdır. -Güzel oldu.
Öyle mi?
-Sayılır. -Pekâlâ.
Jenna'yı Mallory alacak. Çok bariz.
Jenna kimdi?
Garson Kız'daki başgarson. Annie'de Annie'yi oynamak gibi.
Belki Dawn'u oynarım. Komik arkadaş.
İyi olmak istiyorum.
Olacaksın tatlım.
BABA
Babam neden arıyor?
-Bilmiyorum. -Alo.
Lütfen kardeşini yalama.
-Poposuyla aramış. -Ethan…
-İşletelim mi? -Kardeşin yeri yalıyor.
Bu ikiniz için de sorun. Yerler çok pis.
Sophie, boynundan beline kadar uzanan
kelebek dövmesini iyi ki bana gösterdin, çok beğendim.
Evet, bunu yaptırmama izin verdiğin teşekkürler.
"Babana söyleme" dediğin için de.
Lafı bile olmaz çünkü babanın kadın haklarına inanmadığını biliyoruz.
Git sebze yala.
-Bizi duymuyor. -Evet, acayip.
Ted! Telefonun!
Yine mi?
-Evet! -Çok komik.
Atıştırmalık istiyorum.
Daha yeni kahvaltı ettin.
-Doğru. -Yok ya, ciddi misin?
-Dişlerini fırçalamış mıydın? -Hayır.
İkimizinkini de fırçaladım.
-Dilinde beyaz noktalar vardı. -Seninkinde de var.
Simitleri ve yumurtaları bitirdiler.
Sana muz ayırdım. Biliyorum, simidin yerini tutmaz.
-Muz yeterli baba. -Sağ ol.
-Kim sırtıma binecek? -Hadi beyler.
-Gelip seni alırım. -Tamam.
Halledeceğiz.
-Tamam mı? -Evet.
-Seni seviyorum. -Ben de seni.
-Trafiğe kalmayalım. -Kardeşine iyi davran. Ona bulaşma.
Güzelsin ve yeteneklisin.
-Yapma. -Ve hazırsın.
Teşekkür ederim.
-Carolyn bekliyor. Gideyim. -Peki. Sürüş dersi alacaksın, söz.
-"Bol şans" diyebilir miyim? -"Şeytanın bacağını kır" de.
Birinin bacağı kırılırsa üzülürüm ama.
Atlatırsın.
-Seni seviyorum. -Ben de seni.
-Hoşça kal. -Güle güle.
İYİ ŞANSLAR DİLEME
Ne var?
Şapka getirdin mi? Seçmelere öyle girersin.
Herkese öpücük morluğu diyeceğim, sakın çaktırma.
-Yüzünde mi? -Evet.
Kes artık. Sür hadi.
Kanka, bu…
WESTRIDGE LİSESİ GARSON KIZ SEÇMELERİ
-Günaydın Frank. -Günaydın patron.
Selam çocuklar. Günaydın.
Günaydın.
Teşekkürler.
-Lenny, karalahanalı dürüm ne durumda? -Hazırlanıyor, yolda.
-Simitle daha iyi olur. -Anlamıyorsun. İnsanlar sağlıklı istiyor.
Dürüm yiyip aç kalmak istiyorlar.
Ama simit üzeri daha güzel.
Simidimiz yine var. O da seçenek Lenny.
Dinle. Erken çıkmam lazım. Lizzy'yi bir yere götüreceğim.
Vay, öğleden sonra kaçamağı mı?
Mutlaka altıncı bölümü okuyun,
çarşamba günü üzerine konuşacağız, tamam mı?
Pekâlâ, ders bitti. Haftaya sınav var, unutmayın.
Kısa kısa.
Çeneler gevşesin.
Güzel.
Hazırız.
Şöyle bir silkelenin.
Trampet sesi.
Karşımızda
benden sonra en sevdiğiniz öğretmen,
bu yapımın yönetmeni
Bayan Parker!
Teşekkür ederim.
Çok sağ olun Bay Stewart.
Pekâlâ çocuklar, başlayalım!
Öyle şeyler yapacağım ki acın dinecek
Zihnini serbest bırak, utancın geçecek
Söz, benim için senden ötesi yok
Bana uyan tek kişi sensin
Asla geçmeyecek bu hevesim
Ah be, keşke sevgilin olabilsem
Merak etme, çok iyi geçecek.
Herkesin önünde söylemek korkunç.
Seyirciyi iç çamaşırlı hayal et.
Ah be, keşke sevgilin olabilsem
Ya da hayal etme.
Bu ormanda takılıp kaldım
-Jack hariç belki. -Kes şunu.
Teşekkür ederiz Trista!
-Sahnede epey eğlendin. -Sağ olun Bayan Parker.
Mallory?
-Yaparsın Mallory. -Ne tatlısın Sophie.
Merhaba.
Tamamdır.
Ver bana
-43. -Hadi Mal!
-Sen yaparsın Mal! -Hadi!
Ver bana, şu aşk denen şeyi
İstiyorum onu
Ver bana, şu aşk denen şeyi
İhtiyacım var ona
Sence Jenna rolünü alınca nasıl bir orgazm yaşayacak?
Sus. Çok kötüsün.
Kötü değilim. Sağlam bir orgazm iyidir.
…aşk denen şeyi
Verin bana…
Bence demin bir orgazm yaşadı.
Jenna rolü için Hannah Williams ve Mallory Sinclair ikinci tura geçti.
Tabii ki.
Doktor Pomatter rolü için Jack Davis ve TJ Everett.
Yürü be TJ!
Dawn rolü için Rebecca Lewis ve Sophie Birenbaum.
Becky rolü için…
ROOSEVELT KANSER MERKEZİ
Dr. Lambert görüntülemeye lütfen. Dr. Lambert görüntülemeye.
Kocanızın da gelmesi çok hoş.
Şey, evet.
Ben kocama söylemedim.
Benimkiyle prova yapabilirsiniz.
Elizabeth Birenbaum?
İyi şanslar.
Teşekkürler.
Elizabeth. Ted.
Başrolümüz Jenna.
Bir kasaba lokantasında garson ve şahane turtalar yapıyor.
Annesi ölmeden önce ona hamur işi yapmayı öğretmiş.
Şimdi de Jenna hamile ama bebeğin babasıyla arası iyi değil.
-Tuvalete gideceğim. -Heyecan çişi mi?
Her zamanki gibi.
Ya beni görünce Ondan hoşlandığımı anlarsa?
Ya bir kapı açarsa Ve onu bir daha kapatamazsam?
Ne yaparım…
Selam baba.
Beni poponla aramayı keser misin?
-Onlara ne diyeceğim? -Bilmiyorum.
Buna inanamıyorum. Gerçekten.
-Biliyorum. -Gerçekten.
Biliyorum.
Uzun sürdü. Çiş miydi gerçekten?
-Beni eve bırakır mısın? -Daha sahneye çıkmadık.
-Boş ver, yürürüm. -Araba sürmeyi öğrenmelisin.
Ailemin başka öncelikleri var.
Aferin TJ!
Çok teşekkürler TJ.
Soph, ne oluyor?
Sophie Birenbaum?
Sophie.
Bir saniye.
Stage Door Manor'da nefes tekniği vardı. Hazır mısın?
Nefes al, iki, üç.
Tut, iki, üç, dört.
İki, üç, dört.
Sen yaparsın.
-Selam. İyi miydim? Ne dersin? -İyiydin.
Affedersiniz.
Ya beni görünce Ondan hoşlandığımı anlarsa?
Ya bir kapı açarsa Ve onu bir daha kapatamazsam?
Ne yaparım o zaman?
Ya bana sarıldığında
Kalbim pır pır ederse
Hiç hazır değilim buna Korkuyorum gardımı düşürmekten
Yine de alamıyorum kendimi Ümit etmekten
Bulmak için dertleşecek birini
Beni ben olduğum için seven
Beni bir kez gördüğünde
Yeniden görmek isteyecek birini
Merhaba.
-Selam. Seçmeler nasıl geçti? -İyi geçti.
Benim sıram! Önce ben!
-Durun. -Çocuklar.
-Nazik olun çocuklar. -Hey. Adamım.
"İyi geçti" diyerek kestirip atmazsın herhâlde.
Bilmiyorum.
Çocuklar, salona geçelim mi? Annenizle ben sizinle bir şey konuşacağız.
Gel Soph.
Nüks etmiş.
Hayır.
Mücadele edecekmiş.
Tedavi planı yapacaklar ama…
No comments yet. Be the first to leave one.