처음 200줄입니다.
Adım Gala Scott.
Ve hayır, uyuşturucu satıcısının metresi
ya da beyaz yakalı suçlunun striptizci sevgilisi değilim.
Dün hayatım mükemmeldi.
En azından öyle sanıyordum.
Evet, bazı tehlike işaretleri vardı. Biri kocam olur.
Bu kadar zor biri olmasaydı
vücuduma para yapıştırmak yerine şu anda kutlama yapıyor olurdum.
İKİ GÜN ÖNCE
Perdeye benzedim.
- Elbisen var sanıyordum. - Vardı. Elbise sipariş ettim. Bu geldi.
Evet. Zaten orta yaş krizindeyim.
Kıçım plastik deriye sığar mı sanıyorsun?
Tamam, öncelikle orta yaş krizi değil. Tamam mı?
Meme uçlarına takılıp düşersen ara.
Evet.
Bak. Kate nasıl bu arada?
İyi. O, işte...
...okula gittiğinden beri pek konuşmuyoruz
ama o çok destekleyici ve yani bu aslında onun fikri.
İyiymiş. En azından çocuğun seninle hâlâ konuşuyor.
Benimki çok fazla emoji kullandığım için sosyal medya hesaplarında engelledi.
Kullanıyorsun.
Bu gece gelmediğine hâlâ inanamıyorum.
Biliyorum ama adamla bir aydır mesajlaşıyorum.
Şuna bak. Bu gece buluşuyoruz. Roberto'yla tanış.
- Adı Ronaldo. - Ronaldo. Evet.
Deneyebilir miyim?
Annesinin Napa'da üzüm ezdiğine inanabiliyor musun?
Ve şimdi, bu gece kendi şarap dükkânını açıyor.
- Bunu söylediğin beşinci kişi. - Biliyorum ve çok gururluyum.
- Gidelim. - Benimdi.
Tamam. Her şey hazır.
Yemek şirketi saat yedide gelecek.
- Misafir listesindeki herkes döndü. - Peki.
Takımını kuru temizlemeciden aldım.
- Sağ ol. - Yeşil olan. En sevdiğim.
- Ve başardım. Elbise buldum! - Harika.
- Elbise ne kadardı? - Bilmiyorum. Üç tane aldım.
Aynı anda yalnızca bir elbise giyebilirsin.
Biliyorum ama haftaya bağış etkinliğinde
içlerinden birini giyerim dedim.
- Evet, tamam. - Ev sahibini aramalıyım. Mesaj bırakmış.
- Ben aradım. - Öyle mi? Tamam.
Peki aydınlatma şirketinden gelen e-posta?
Depozitoyu almamışlar mı?
- Yok, her şey kontrol altında. - Ya?
- Evet. Hallediyorum. - Tamam.
- Yetiştiğin için çok mutluyum. - Hey.
Mükemmel olacak çünkü sen mükemmelsin.
En sevdiğim iş adamısın.
Hey, tek yaptığım hesap kitaptı.
Geri kalan her şeyi sen yaptın.
Doğru.
Kahretsin.
Ofiste bir şey unuttum. Geri dönüp almam lazım.
Ne?
Hayır. Şimdi mi?
Evet. Üzgünüm.
Bak, seni eve bırakıp partiye geleyim...
- Kaç? 8.15'te falan? - Tatlım, yok,
- eve gidip hazırlanmamız lazım. - Bebeğim. 8.15, söz veriyorum.
Söz veriyorum.
Tamam.
GALA SCOTT'IN İYİ ŞARAP DÜKKÂNI
Peki, ne düşündüğünü söyle. Dürüst ol.
O kadar güzel ki ağlamak ve sarhoş olmak istiyorum.
Kate yatılı okula gittiğinden beri üzerinde çalışıyorum.
Başarılı olmalı.
Tatlım, şarap konusunda daha bilgili kimseyi tanımıyorum.
Basını kafaya takma.
Yeterince sarhoş edersen övgü dolu eleştiriler gelir.
Mantıklı.
Tanrım, Fred nerede acaba? Çoktan gelmiş olmalıydı.
Yoldadır, eminim.
Tamam, sen içmeye devam et.
Kocanız biraz geç kalıyor demek?
Biraz trafik olmasa New York denmez.
Sizi tanıyor muyum? Fred'in arkadaşı mısınız?
Borcumuzu almak için Fred'le burada buluşacaktık.
Söylemedi mi?
Yemek şirketindensiniz.
Çok üzgünüm. Fred halletti sanıyordum.
Size çek yazabilirim. Borcum ne kadar?
On beş milyon dolar.
Şaka, değil mi?
Paradan bahsederken şaka yapmayız.
Fred o parayı patronumuzdan borç aldı.
Burası için kullanmış olmalı.
- Yani artık ortak oluyoruz. - Harika duruyor bu arada.
Burası 15 milyon falan tutmadı.
Evet.
O kadar parayla ne yaptı, kim bilir?
Evet, yani olay şu, görebileceğin gibi...
Fred burada değil.
Tamam, neden bahsettiğinizi anlamıyorum yani...
- Güvenlik. - Pek iyi bir fikir değil.
Yirmi dört saatin var.
Parayı getirmezsen kızın Kate'i Rhode Island'da ziyaret edeceğiz.
Sonra huzurevindeki anneni.
Bir daha göremezsin.
Sen karar ver.
Fred?
Fred.
Tanrım. Şükürler olsun.
Şarap dükkânına iki adam geldi.
On beş milyon dolar borcun olduğunu söylediler. İğrenç bir şaka gibi.
Şaka değil.
- Ne? Nereye gidiyorsun? - Hayır.
- Ne yapıyorsun? Fred! - Şu an anlatacak zamanım yok...
- Ne? Zamanın mı yok? - Yok.
Ne halt oluyor?
Eğer şimdi gitmezsem öleceğim.
- Ne? - Evet, ben...
- Fred, gidemezsin. - Mecburum... Ben...
- Bunu düzeltmen lazım. - Ben... Benim...
- Düzelteceğini söyle. - Evet, yapacağım. Biliyorum.
Her şeyi düzelteceğim. Ben... Bana güven. Tamam mı?
Yanımda güvende değilsin. Kate'le anneni alıp New York'tan ayrıl.
Eyaletten ayrıl. Seni bulacağım.
Fred.
Fred!
Selam. Günaydın. Birikimlerimin bir kısmını çekeceğim.
Üzgünüm Bayan Scott ama hesabınızda borç bakiyesi var.
Tüm hesaplarınız ve kartlarınız iptal edilmiş.
Yıl dönümü hediyesiydi yani aslında paha biçilemez.
Olabilir. Ama sahte.
Ne?
Bakın, şuradaki parçalar için size 50 bin veririm.
Ve yüzük için fazladan beş bin verebilirim.
Selam, ben Kate.
Şu anda biraz meşgulüm, o yüzden daha sonra arayacağım. X-O-X-O.
Selam tatlım, ben annen.
Seni almaya geliyorum.
Sürpriz! Kız gezisi. Birazdan görüşürüz.
Tanrım.
- Tramadol var mı? Diazepam? - Hayır.
Biraz daha derine inmen gerekiyor çünkü çok talep var.
Cidden. Herkes ister.
Bende Xanax var.
İşte şimdi oldu.
Hadi işe koyulalım! Hadi. Tamam.
- Anne, ne yapıyorsun? - İspanyol Grubundan bir arkadaşla sohbet.
- Ya? Hoşça kal! - Hoşça kal!
- İspanyolca dersi veriyorum işte. - Hap mı satıyorsun?
Hayır, tatlım. Hayır. Hepsi yasal.
Birilerinin bu zavallı insanları neşelendirmesi gerekiyor. Görüyorsun.
Onu sonra konuşuruz. Hadi gidelim.
Ama burada ne yapıyorsun? Bugün pazar mı?
Hayır anne. Telefonda konuşmuştuk.
Geleceğimi söylemiştim. Hatırlamıyor musun?
Neredeyse.
Şey, neyse.
Geldim çünkü geziye çıkıyoruz!
- Harika. - Hadi bavulunu hazırlayalım.
Bavulumu mu?
Nereye gidiyoruz demiştin?
Kız gezisi! Burası hapishaneye benziyor, dersin hep.
Aptal kocan geliyorsa ben gelmem.
Fotoğrafları mı alıyorsun?
Evet. Ne kadar ateşli olduğumu unutmak istemiyorum.
Annen La Muga'nın en güzel kızıydı.
La Muga mı? Orası... Küçük bir kasaba, değil mi?
Güzel ama.
- Yok yani çok fazla insan gitmiyor. - Daha fazla insan lazım değil.
İspanya'daki bu ev de senindi, değil mi?
Evet. Evin yarısı benim, diğer yarısı da kız kardeşimin.
Oraya gidiyoruz.
La Muga'ya mı?
Her zaman kasabanla ilgili hikâyeler anlatırsın. Babamla ilgili.
Ve hep geri dönmek istediğini söylemişsindir.
Öyle mi söyledim?
Evet, tabii ki söyledin.
Şu an hatırlamıyorsun sadece.
Kökenlerimizle yeniden bağlantı kurmak harika olurdu.
"Yeniden bağlantı kurmak"mış.
- Sadece birkaç gün, lütfen. - Ben uçağa binmem.
Düşecek diye korkarım.
Yani uçağa binmemi istiyorsan beni sarhoş etmen gerekecek.
Bunun için zamanımız yok.
On dört yaşında sigara içemezdin ama bakmadığımda kesinlikle içiyordun.
Sen beni enayi mi sandın?
Tamam, uçakta sadece tek bir içki. Sadece bir.
- Üç ve bir de teklik. - İki ve bir teklik.
- Tamam. - Hadi anne! Acelemiz var.
Burada ne yapıyoruz?
Söyledim ya anne.
Kate'in okulu burası.
Kate!
Annen değil mi?
- Anne? - Kate! Selam!
Selam Bayan Scott!
Maggie, seni görmek ne güzel!
- Korkunç bir yalancısın. - Sus anne.
- Benden hoşlanmıyor bence. - Yok, hoşlanıyor.
- Akşam görüşürüz, olur mu? - Olur.
Kızının kız arkadaşı var, mutlu musun?
Elbette mutluyum. Sadece Maggie olması hoşuma gitmiyor.
Burada ne işin var?
Tamam, artık mesajlarımı da mı dinlemiyorsun?
No comments yet. Be the first to leave one.