On Falling

On Falling

Turkish 자막 다운로드

릴리스 정보

On Falling 2024 1080p AMZN WEB-DL H264-AURORA
다음의 해설 dikistutmaz
25 fps

태그

webdl
게시일: 2025-07-13
다운로드: 124
청각 장애인용: No
FPS: 25

Turkish 자막 미리보기

처음 200줄입니다.

Bunu size birisi gönderdiyse...

Şey, ben sarıyı ve griyi severim...

Tamam, hoşça kal. Umarım her şey yolunda gider.

Öptüm...

- Arkadaşın Paula mıydı? - Evet

Biriyle randevusu varmış, çok heyecanlı.

İster misin?

- Nasıl bir şey? - Çikolatalı.

Hepsi kırılmış, kusura bakma.

- İçinde kuru üzüm var mı? - Hayır. Sadece çikolatalı.

- Kuru üzümden nefret ederim. - Ben de.

- Üzüm severim, ama kuru üzüm... - Ben ikisini de sevmem.

Üzüm sevmez misin? Neden?

Bilmiyorum... Çocukluğumdan beri böyle; hiç sevmedim.

- Çekirdeği, kabuğu... - Ben üzüm severim.

Bilmiyorum...

- Özgeçmiş göndermiş miydin bir yerlere? - Evet, birkaç yere gönderdim...

- ...ama fazla umutlanmıyorum. - Ben de öyle.

Onlardan bir daha haber almadım.

- Ofistekilerden mi? - Evet, ofistekilerden.

Masa başı bir işim olmasını çok isterdim.

Tam bana göre.

Tüm gün oturarak para kazanıyorsun.

Şaka gibi...

Neyse...

- Bu akşam, yemeği bende yemek ister misin? - Bu akşam, benim için pek uygun değil.

Yapmam gereken birkaç iş var.

- Ama gelecek hafta bir şeyler ayarlayalım. - Tamam. Sonra bakarız.

Bu gece, benzin parasını ödeyebilir misin?

- Depoyu doldurmam gerekti... - Tabii.

...ve cuma gününe kadar biraz sıkıntılıyım.

Bu gece havale ederim. Aynı tutar, değil mi?

Tamam.

Aman Tanrı'm! Ben...

Adın ne ve kendine 1'den 10'a kadar kaç puan verirsin?

Bu kutunun içinde ne bulduğumuza inanamazsın.

Çok güzel bir dizi izliyorum.

Golden Chain. İzlemiş miydin?

- Hayır. Ama güzel olduğunu duydum. - Çok güzel. İzlemelisin.

İzlemeye çalışacağım.

Bu akşam sadece mısır gevreği mi yiyeceksin?

Yemek pişirmekle uğraşmak istemiyorum.

- İstersen... - Pekâlâ, afiyet olsun.

Teşekkürler. Sana da.

Kahretsin.

- Selam, canım. Her şey yolunda mı? - Selam.

- Evet, her şey yolunda. Sen nasılsın? - İyiyim.

- Hafta sonun nasıl geçti? - İyiydi, seninki nasıl geçti?

Aynı. Sadece, yeni bir köpek aldım.

Bir cockapoo. Küçük bir yavru.

Hafta sonumun çoğunu onunla geçirdim.

Adı, Coba.

Telefonumda bir fotoğrafı var. Sana göstereyim.

Evet, hafta sonumun çoğunu onunla geçirdim.

İşte, bu o.

- Çok tatlı! - Hayır, tatlı değil.

- Değil mi? - Değil, biraz baş belası!

Sürekli peşinden geliyor. Sana yapışıyor.

Onlara Yapışkan Köpek diyorlar. Sana yapışır, bırakmaz.

Onsuz tuvalete bile gidemiyorsun.

Orada, burada... Evde nereye gidersen git, peşinden geliyor.

Tuvalete gidiyorsun, çıkıyorsun: Orada.

Tam karşında. Öyle yani.

Hafta sonu ne yaptın?

- Evde birkaç işim vardı, o yüzden... - Çok sıkıcı. Sizin nesil niye böyle?

65 yaşındayım ve dışarıda dolaşıyorum...

...eğleniyorum, içki içiyorum, iyi vakit geçiriyorum...

Sevmiyor musun? Bu arada, İskoçya'da eski bir deyiş vardır.

Uzun yaşamak için değil, iyi yaşamak için buradasın.

O yüzden dışarı çık.

Eğlen.

İş arkadaşlarına da bunu söylüyordum.

Merhaba.

Numarayı tanıyamadım.

Bana iki dakika ver, hemen geliyorum.

- Kanka. Bu adımlar senin mi? - Evet.

- Bunların hepsini bugün mü attın? - Evet.

- Harika bir iş çıkardım. - Helâl, kanka.

Biliyorum, bu benim kişisel rekorum.

- Makine gibisin. - Biliyorum, dostum. Evet.

- Böyle devam et. - Sen de.

- 50 sentin var mı? - Bakayım.

- 50 sent borç verebilir misin? - Varsa vereyim.

- Çikolata alacağım da. - 30 sent çıktı.

İş görür. Sandığımdan az param varmış.

Sadece bozukluklar var.

- Sorun değil. - Ne kadar eksik kaldı?

20 sent.

Al.

- Teşekkür ederim. - Rica ederim.

Bir dahaki görüşmemizde geri veririm.

- Sorun değil, merak etme. - Olur mu, vereceğim.

Yemeğini beğendin mi?

- Beğendim, evet, iyi. - Fena görünmüyor.

- Ben de bugün körili tavuk yiyorum. - Tavuk da güzel görünüyor.

Güzel.

- Toplayıcı mısın? - Evet.

- Sen de mi toplayıcısın? - Aynen.

Çok uzun süre kendi başımızayız, değil mi?

Evet, ne demek istediğini anlıyorum.

- Başka bir iş bulmam lazım. - Mantıklı. Ben de öyle yapmalıyım.

Sen de başka bir iş bakıyor musun?

Açıkçası, ne yapabileceğimi pek bilmiyorum.

Diğer çalıştığım işler de aynı bokun lacivertiydi.

- Evet, benimkiler de öyleydi. - Evet. Bilmiyorum.

Burası dışında neler yapıyorsun?

- İşten sonra mı? - Evet.

Aslında, pek bir şey yapmıyorum.

Ya sen?

Ben, oldukça meşgul biriyim.

Çamaşır yıkıyorum.

Yani, kıyafetleri yıkıyorum, asıyorum, katlıyorum.

- Anladım. - Oldukça heyecan verici şeyler.

- Evet, ben de öyle yapıyorum. - Sen de mi yapıyorsun? Vay canına.

- Tesadüfe bak. - Evet. Garip.

- Gidelim mi? Vakit geldi. - Evet, gidelim.

- Gitmem gerek. - Tamam, kolay gelsin.

- Sana da. - Görüşürüz.

- Görüşürüz. - Görüşürüz.

Görüşürüz.

- Bugün hava buz gibi lan. - Evet...

- Odada ısıtıcıyı açmak zorunda kaldım. - Ben de.

Berbat bir hava.

Parayı transfer ettin mi? Hesapta göremedim.

Kusura bakma, tamamen unutmuşum. Ama hemen edeceğim, tamam mı?

Teşekkürler. Yarına kadar sıkıntıdayım, o yüzden.

Kazak almam lazım.

Bedenime uygun bir tane sipariş ettim...

- Pardon, aynı tutarda, değil mi? - Evet.

Bedenime uygun bir tane sipariş ettim; ama gönderdikleri bana hiç uymadı.

İade etmeyi sürekli unutuyorum. Öylece tozlanıyor.

- Gönderdim. - Teşekkürler.

Yağmur yağıyor muydu?

- Ne? - Yağmur yağıyor muydu?

Hayır, henüz yağmıyor; ama yağacak gibi görünüyor.

Hava son zamanlarda çok değişken.

Dün gece çöp kutularım devrildi, her şey dağıldı.

Rüzgâr yüzünden uyuyamadım.

Aranızda Golden Chain izleyen var mı?

- Hakkında çok şey duydum. - Ben izlemedim.

- Sen izliyor musun? - Evet.

- Güzel, değil mi? - Ben pek ısınamadım.

Şu anda The Dark Road 'un yeni sezonunu izliyorum.

- Yeni sezonu mu çıktı? - 2. sezon mu?

Evet. Geçen hafta çıktı.

1. sezonunu beğenmemiştim.

Konusu ne?

Amerika'yı karavanla gezen bir adam hakkında.

Karavanı bozuluyor ve ormanda yolunu kaybediyor.

- Selam. - Selam.

Tamamen taşınabildin mi?

- Tamamen taşınabildin mi? - Evet, sanırım taşındım.

Pardon, hangisi benim dolabım, biliyor musun?

Şu.

Demek yanımdaki odada kalıyorsun?

Ben birinci kattayım... şey, odada.

Odan güzel.

- Büyük. - Evet, beğendim.

Evet.

Sanırım eskiden oturma odasıydı.

- Şey, penceresi güzel. - Beğendim.

Odanın aydınlık olmasını seviyorum.

Nerelisin?

- Polonyalıyım. - Güzel.

- Ya sen? - Ben Portekizliyim.

Güzel.

Portekiz'e hiç gitmedim.

Ben de Polonya'ya hiç gitmedim; ama güzel bir yer olduğunu duydum.

Evet, fena değildir.

- Yorgun musun? - Hayır, sadece biraz esniyorum.

Çok çalışıyorum...

...taşınma ve diğer şeyler de var, yani çok yoğunum.

Anladım. Ne iş yapıyorsun?

- Ben o “kamyonetli adam”ım. - Anladım.

Evet, açıkçası pek sevdiğim bir iş değil.

Parası fena değil.

- En azından o var. - Aynen.

Peki ya sen? Ne iş yapıyorsun?

Ben de şeyli kadınım...

Bir depoda toplama işçisi olarak çalışıyorum.

- Selam. - Selam.

- Organize sanayi bölgesinde mi? - Evet.

O işi yapan birini tanıyordum galiba.

Belki onu tanıyorsundur. David. Kısa boylu?

Bizim işi yapan çok kişi var.

- Evet. Aptalca bir soruydu. Tabii ki. - Hayır, aptalca değildi.

İster misin?

Çok lezzetliler.

Olur, tabii. Teşekkürler.

Ee, akşamları, mutfakta mı takılıyorsunuz...

...yoksa birlikte bir yere gidiyor musunuz?

Aslında pek gitmiyoruz.

Herkes farklı saatlerde çalışıyor ve...

...birlikte bir şeyler organize etmek zor oluyor.

Evet.

- Kris! - Selam!

- Hoş geldin! - Teşekkürler.

- Her şey yolunda mı? - Evet.

- Güzel. - Her şey yolunda mı?

Evet, işteki yavşağın teki işte.

On Falling subtitles in other languages

댓글

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left