180 baris pertama.
Hanımlar ve beyler, bu tren artık hizmet vermemektedir.
Kokuyu alıyor musun?
Dünya'ya doğru hızla ilerliyor. Belirsiz olsa da bizce...
Köpeğiniz dünyanın sonunun geldiğini biliyor mu?
Bir anlam bulun. Hayatı istediğiniz gibi yaşayın.
Tövbe edin! Kurtuluşu arayın. Çok geç değil.
Birçok kişinin işlerini bırakmasıyla çalışmak tarih oluyor.
Everest'i yapılacaklar listenizden çıkarmak için beklemeniz gerekecek.
Bugün borsa zili son kez çaldı.
Artık her saniye değerli. Her an...
Hareket hızıyla 9C, 10 milyon megatonluk bir darbeye...
Ernie Briggs, İngiltere'yi yüzerek geçme hayalini gerçekleştirdi.
Hiç bu kadar özgür hissetmemiştim!
Zaman dolmak üzere!
Yedi ay, 13 gün kalmışken sizler neler yapacaksınız?
Aynen öyle. Şu an yedi ay, 12 gün...
Selam Doktor Berookim. Ben Carol Kohl.
Umarım iyisinizdir. Hayatın tadını çıkarıyorsunuzdur.
Diş temizleme randevusu ayarlamak için aramıştım.
Programım epey boş.
Tekrar edeyim, ben Carol Kohl.
Umarım kısa zamanda dönüş yaparsınız. Tamam, hoşça kalın.
ÖZGÜRCE ÖL
Selam tatlım.
Selam anne.
Bernard! Michael! Carol geldi.
Anne! Baba! Carol!
Sizi seviyorum!
Yerde görüşürüz!
Bir, iki...
İnanmıyorum.
Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir!
Franklin Roosevelt!
Ne dedi o?
Fransızca bildiğini bilmiyordum.
- Çok lezzetliydi anne. - Teşekkürler tatlım.
Julia Child'ın yemeklerini yapmak çok keyifli.
Bu, en kolaylarından biriydi. O denediğimiz neydi?
- Bouillabaisse. - Bouillabaisse bir felaketti.
- İstiridyeleri yeterince temizlememişiz. - Harikadır eminim.
- Annen çarşaflarımızı yaktı sonra. - Pasta?
Bizimle her şeyi konuşabilirsin, biliyorsun değil mi?
- Biliyorum. - Güzel.
İyisin, değil mi?
Evet, gayet iyiyim.
Harika. Emin olmak istedik.
Çünkü Sotto ailesi...
Sotto ailesini hatırlıyor musun?
Köpekleri mi vardı?
Evet. Seni Applebee's'in orada gördüklerini söylediler de.
Junction'daki boş restoranda yani.
AVM'nin yanındaki.
Etrafta dolanıp içeri baktığını söylediler.
Sonra sen...
İçeri girip bir koltuğa oturduğunu söylediler.
Tatlım, bize anlatabilirsin. Sorun yok.
Sadece bilmek istiyoruz. Sen miydin o?
Hayır, tabii ki değildim.
Bak, üzülmeyeceğiz.
Hayatı kaçırmanı istemiyoruz sadece.
Hayır, bir şeyler yapıyorum.
Bir şeyim yok.
Ben...
Ben...
Sörf yapmayı öğreniyorum.
Sörf mü yapıyorsun?
Evet, sörf yapıyorum.
Sahilde.
Tatlım, müthiş bir şey bu!
İçime su serpildi şimdi.
Evet, çok seviyorum.
Ah tatlım.
Çok güzel.
Michael, pasta ister misin?
Tam bir lütuf.
Bernard.
Pauline.
Neyse, ben gideyim artık.
%100 MEYVE SUYU
BÜYÜK YUMURTA A SINIFI
O tavuklu dürümlerden satıyor musunuz hâlâ?
Reyonlarınızda kalmamış sanırım.
Belki de ben göremedim.
Carol?
Aman tanrım! Sen olduğunu anlamıştım.
Selam Janette.
Nereden geldiğime inanamayacaksın.
Süpermarketten mi?
Hayır şapşal.
Lisa'yla Tibet'ten yeni döndük.
Hayatımız değişti resmen.
Lhasa'ya gittik ve Potala Sarayı, Jokhang Tapınağı
ve Gelug gibi sıkıcı, turistik yerleri gezdik.
Başta zorlandık çünkü dillerini bilmiyorduk.
Köyler gelişmemiş olduğundan yemekler de iyi değildi.
Neyse ki iyi derecede İngilizce bilen bir tur rehberi bulduk
ve bize yemek yaptırdık.
Carol, Tibetliler çok misafirperver insanlar.
İnanılmazlar Carol.
Sen de mutlaka gitmelisin.
Gideceğine söz ver, olur mu?
- Peki. - Arayı kapatalım bir ara.
- Tamam. - Ben de senin maceralarını dinleyeyim.
Evet.
Harika olur.
JAMAİKA
MISIR
FIRST NATIONAL BANK CAROL KOHL - 518 MCKENNA YOLU
Sevgili Bayan Kohl,
umarım bu mektup elinize ulaşır.
Son ödeme tarihi geçmiş kredi kartı ekstreleriniz için
çek göndermemenizi rica etmek adına bizzat yazıyorum.
Yıllardır müşterimiz olduğunuz için teşekkürler fakat artık bize borcunuz yok.
Tek borcunuz kendinize.
First National'ın CEO'su olarak para için her şeyi feda ettim.
Bu uğraş beni, geleceğim konusunda öyle endişelendirdi ki bugünü göremedim.
Elimizdeki en değerli kaynak, zamandır.
Vaktinizi şüphe ve korkularla boşa harcamayın.
Hayatınızı yaşayın. Ona sıkı sıkıya tutunup sakın bırakmayın.
Hayat tuhaf ve çok güzel bir gizem.
İçinizdeki huzuru bulup hayatın tadını çıkarmanız dileklerimle.
Saygılarımla, Michael Gorman, First National Bank'in eski CEO'su.
Keppler 9C'yi sikeyim!
Kimler bu gece ölmeye hazır?
Sizi duyamıyorum!
Kimler bu gece ölmeye hazır, dedim lan!
Evet!
Evet, hazırız!
Uzay, ağzımıza sıçmak üzere!
Pardon.
Dikkat et kadın!
Çıkmaya çalışıyorum.
Pardon.
Affedersin.
Sakıncası var mı...
Yok, oturabilirsin.
Sağ ol.
- Dışarısı çok acayip. - Aynen!
- Çimlerin olduğu alanı gördün mü? - Evet.
Çok fazla insan var.
Çok acayip. Hemen çıkasım geldi.
Aşırı bunaldım.
Evet, ben de çıktığıma sevindim.
Evet!
- Greyfurtlu La Croix ister misin? - Tabii.
Sağ ol.
Şu adama bak.
Tavus kuşu adam.
İnanılmaz.
- Daha iyi misin? - Evet, çok daha iyiyim.
En son ne zaman salıncağa bindim, bilmem.
Eskiden salıncaktan korkardım.
- Sahi mi? - Evet.
Herkes hep daha yükseğe çıkmamı isterdi
ama benim canım hiç istemezdi.
- Kendini hiç salıncaktan fırlatmadın mı? - Hiç.
İtilmekten bile hoşlanmazdım.
Oturağın rahatlığını seviyordum sadece.
- Çöp kamyonları. - Ne?
- Çöp kamyonları da beni korkuturdu. - Kokusu mu?
Hayır.
İçindeki her şeyi ezerken sıkıştırıcının çıkardığı ses var ya hani?
Ondan korkardım işte.
Sesten mi?
Sanırım birinin içinde sıkışıp kaldığını hayal ederdim.
Yardım için bağırdığını ama kimsenin duymadığını falan.
Giderek daha fazla çöp eklerlerdi. Torba üstüne torba.
Öyle sıkışık bir hâle getirirlerdi ki
çığlık atmak bile imkânsız olurdu.
Çığlıklarla dolu küçük alanlar sadece.
Evet.
Anlayabiliyorum seni.
7 AY, 11 GÜN KALDI
Günaydın tatlışım. İyi uyudun mu?
Ne?
- Umarım çok soğuk gelmemiştir. - Hayır.
Gayet rahattı.
Denver omleti yaptım!
Çok hoş ama sanırım ben...
Çekil lütfen.
No comments yet. Be the first to leave one.