Last Resort

Last Resort

Muat Turun Sari Kata Turkish

Maklumat siaran

Last Resort 2000 720p WEBRip x264 AAC-[YTS MX]
Ulasan oleh dikistutmaz
25 fps

Tag

webdl
Diterbitkan pada: 2026-07-29
Muat Turun: 9
Masalah Pendengaran: No
FPS: 25

Pratonton sari kata Turkish

200 baris pertama.

Servis aracı terminal binasına yaklaşıyor.

Lütfen varış, bagaj alım ve uçuş aktarmaları için servis aracından inin.

Lütfen sıkı tutunun.

Lütfen gişenin ön tarafına geçer misiniz?

- Kusura bakmayın. - Önemli değil.

Birleşik Krallık'ta ne kadar süre kalmayı planlıyorsunuz?

Henüz bilmiyorum.

Ne kadar paranız var?

Şey... 85 dolar.

Pek fazla sayılmaz, değil mi?

Aynen.

Lütfen şurada bir dakika bekler misiniz?

Oğlunuzla birlikte şuraya oturun.

Pasaportlarınız ve biletiniz şimdilik bende kalacak.

Tamam. Teşekkürler.

Hayır, hayır... Evlerinize, hadi...

Sessiz olun. Evine gir, sen de.

Evlerinize. Bu saçmalıktan bıktım artık.

Cidden, her gün aynı tantana.

Evinize. Artık bilmek bile istemiyorum. Hadi, içeri girin.

Tepemin tasını attırıyorsunuz ama...

İçeri girin, lütfen, evinize.

Bakın yemin ediyorum, kesmezseniz ikinize de zıplayacağım. İçeri.

İçeri girin. Bu ne be?!

- Sen neye bakıyorsun? - Gelsene. - İstiyor musun?

He, gel hadi!

Gelsene, gelsene!

“İngiltere'de insanlar sohbete havadan sudan konuşarak başlar.”

- Havadan sudan değil, “havadan”. - “Havadan.”

“Şu pahalı şeye bak.”

- “Örneğe.” - “Ne güzel bir sabah. Öyle değil, değil mi?”

- “Değil mi?” - “Evet, harika. Değil mi? ”

Sadece, Birleşik Krallık'ta bulunduğunuz süreyle ilgili olabilecek şeyleri arıyorum.

Valizinizde başka ne tür eşyalar olduğu...

...ya da olmadığıyla hiç ilgilenmiyorum.

Normalde bu tür eşyalarla mı seyahat edersiniz?

Yani, çerçeveli fotoğraflar gibi...

Tatile çıkan birinin yanında kişisel eşyalarını taşıması oldukça sıra dışı.

- Bunlar size mi ait? - Evet, bunlar benim.

- Çocuk kitaplarına illüstrasyon yapıyorum. - Ne güzel.

Birleşik Krallık'ta kaldığınız süre boyunca iş aramayı düşünüyor musunuz?

- Hayır. Onlar hediye. - Hediye mi?

- Evet. - Öyle mi, kime?

Nişanlıma.

- Burada bir nişanlınız mı var? - Evet, kendisi İngiliz.

- Adı ne? - Mark Wallow.

Bir şey rica edebilir miyim?

O ismi buraya yazabilir misiniz?

- Tabii. - Ve tabii ki, telefon numarasını da.

Ama o burada.

- Ha, burada mı? - Evet.

- Nerede, gelen yolcu salonunda mı? - Evet, bizi bekliyor.

Anladım.

Mark Wallow, lütfen havaalanı danışma masasına geçebilir misiniz?

Bana... eve giden yolu gösterir misiniz, lütfen?

Eve dönelim, anne.

Anne.

En iyisi bu. Eve dönelim, anne.

Sen neye bakıyorsun, hayırdır?

Burada bekle.

Affedersiniz, çok kısa bir şey diyeceğim.

Siyasi sığınma almalıyım.

- Siyasi sığınma mı? - Evet.

Çünkü Moskova’da can güvenliğim büyük tehlike altında.

Kafayı yedi amına koyayım.

Ne yapacağımı bilmiyorum. Gerçekten üzgünüm.

Üç kere değiştirdiğin hikâyene - pek içime sinmese de -...

...inanmaya çalışıyordum.

Tutuklandık mı?

Sessiz ol!

Ne yaptın?

- Bu taraftan, lütfen. Buyurun. - Bizi nereye götürüyorlar, anne?

Hiçbir yere gitmiyorum.

Dokunma lan bana!

Lütfen... Lütfen araca bin.

- Araca bin, lütfen. - Kes şunu!

Beni dinle!

İngiltere’de kalabilmek ve Mark’a ne olduğunu öğrenebilmek için...

...iltica etmek istediğimizi söyledim onlara.

- Bir sorun mu var? - Bir dakika lütfen. Bu çok önemli.

Onunla konuşmama izin verin.

- Kusura bakmayın, bekleyin lütfen. - Tamam.

Her şeyi sonra açıklayacağım.

Doğru olanı yapıyorum.

Yanımda dur ve bana güven.

İyi akşamlar, bayanlar ve baylar. Dreamland'a hoş geldiniz.

Bu akşamki oyunun sunucusu Alfie.

Teşekkürler. İyi akşamlar hanımlar, beyler.

Kartlarınızı hazırlayın. Yerinizde kalın.

Ve ilk numara...

...87, 87.

74, 74.

85, 85.

İki tane üç, 33.

Polis Kontrol Noktası Yavaş

Bu ne soğuk böyle, dostum. Dondum.

- Ne lazım? - Smoke house.

20 sterlin.

Sağ ol, dostum.

Ne demek. Görüşürüz.

3B.

Koridoru takip edip merdivenlere doğru ilerleyin.

- 17... Koridoru takip edip merdivenlere doğru ilerleyin. - Teşekkürler.

Gel, Artyom.

Muhteşemmiş...

Telefon edeyim bakayım ulaşabilecek miyim...

- Affedersiniz. - Buyurun?

Pardon, telefon etmek için ne yapmam gerekiyor?

Evet, buranın telefonu çalışmıyor.

- Öyle mi? - He, çalışmıyor. Bozuk.

O zaman nereden telefon edebilirim?

Ön tarafa çıkın. Oradan bir şey bulursunuz.

- Tamam, teşekkür ederim. - Hoşça kalın.

Artyom, yürü hadi!

Affedersiniz.

- Telefon için bozuk paranız var mıydı? - Yok...

Bu telefon bozuk para kabul etmiyor, sadece kartla çalışıyor.

Kartı nereden alabilirim?

- Grab City'den mi? - Grab City'den.

- Grab City'den mi? - Grab City'den, şu tarafta.

- Teşekkür ederim. - Hayır, sanmıyorum.

Artyom? Artyom.

Merhaba.

Şey, telefon kartı sattığınızı söylediler de...

- Telefon kartı mı istiyorsun? - Evet.

Seç birini.

İstediğini seç.

Seçtiğin onluk.

Nasıl kullanacağını biliyor musun?

- Göstereyim mi? - Olur.

Şu numarayı kazıyorsun.

- Tamam mı? - Tamam.

- Şuradaki numarayı çeviriyorsun, tamam mı? - Tamam.

- Bip sesini bekliyorsun, B-İ-P. - Tamam.

- Sonra şuradaki numarayı çeviriyorsun. - Tamam.

Böylece bağlantı kurulmuş oluyor. Anladın mı?

Anlamadım.

Göstereyim mi? Göstereyim.

- Gidiyoruz. - Dur, şu an galibiyet serisi tutturdum!

Tamam, burada bekle, hemen dönerim.

Hanımefendinin acil bir durumu var, tamam mı?

Telefon etmesi gerek. Hop, bir dakika.

Acil durum. Bir dakika. Telefon edecek.

He, hadi ama. Bir dakika, tamam mı?

Evet. Telefon etmek istiyor. Çok ama çok önemli.

- İdare ediver işte dostum, lütfen. - Edemem.

- Kadına baksana, yapma. - Sadece bir dakika, lütfen.

Tamam mı? Gel.

- Burada bir saat bekledik. - Bir dakika sürecek.

Hemen geri dönebilirsin, tamam mı? Tamam mı?

- Teşekkürler arkadaşlar. Gel. - Bir dakika.

- Perişan halde. - Sadece bir dakika.

Çalıyor, tamam mı?

Mark! Yok... Telesekretermiş.

Merhaba, aşkım. Ben Tanya.

İngiltere’deyiz. Neyin var? Neredesin?

Havaalanında değildin, o yüzden bizi...

- Pardon, buranın adı ne? - Stonehaven.

Stonehaven'a yerleştirdiler, denize yakın bir yer...

...bir apartmanda yaşıyoruz.

- Lütfen gelip bizi al. - Bir saat oldu be.

Ayrıca, seni özledim.

- Tamam mısın? - Hayır.

Gelmeyecek.

Ver ben açayım.

- Bunu neye dayanarak söylüyorsun? - Fikrini değiştirdi.

- Neden? - Çünkü nevrotik biri.

Sen de pek normal sayılmazsın gerçi...

Tencere kapak gibisiniz.

Merhaba? Kimse yok mu?

Londra biletleri nerede satılıyor?

- Anlamadım? - Londra'ya gitmemiz gerekiyor.

- Biletleri nereden alabiliriz? - Maalesef istasyon kapalı, canım.

Niye?

Bir sonraki duyuruya kadar tren seferi yok, üzgünüm.

İstasyon neden kapatılmış?

Tadilat yüzünden olabilir.

Belki de grev vardır.

- Ee, Londra’ya yürüyerek mi gideceğiz? - Hayır, bir araç bulmaya çalışacağız.

Siz üçünüz. Defolun. Hadi, defolun.

Sen burada dur, lütfen.

Bayan, siz benimle gelin, evraklarınızı düzenleyeceğim.

Gelin. Hayır, hayır. Sen tam orada dur.

Sadece anne gelecek. Tek başına.

Benimle gelin. Hadi. Hadi ama. Hadi.

Bunların geçerlilik süresi 7 gün...

...bu nedenle 7 gün sonra tekrar gelip başvuruda bulunmanız gerekecek...

- Anladınız mı? - Anladım.

Teşekkürler. Sıradan alayım.

İltica formunuz yanınızda mı?

- Adınızı teyit eder misiniz, lütfen? - Tatyana Krushina.

Dün burada kayıt yaptırmanız gerekiyordu.

Bu, genel bilgi paketi.

Bunlar, bu hafta için yiyecek ve kişisel bakım kuponlarınız.

Ama bunlara ihtiyacım yok. Londra’ya gitmek istiyorum ben.

- Hayır, bunu yapamazsınız. - Neden?

- Siyasi iltica başvurusunda bulundunuz. - Ee, bulunduysam ne olmuş?

Tüm başvuru sahipleri...

...kendilerine tahsis edilen bekleme alanlarında kalmak zorunda.

- Bakın, burada yazıyor. - Yani buradan ayrılamayacak mıyım?

Last Resort subtitles in other languages

Komen

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left