200 baris pertama.
Hadi, hadi!
MEŞHUR HAYALET ERNEST
BİR YIL SONRA
- Merhaba! - Selam!
Merhaba Presley ailesi! Ben Barbara.
- Çok memnun oldum. - Biz de.
Biraz bakımsız, biliyorum ama biraz peyzajla düzelir, değil mi?
- Veranda nasıl? - Evet.
Her şey orijinal.
Hazır mıyız?
- Evet, görelim. - Peki.
Sorun mu var?
Hayır, buyurun, gelin!
Temizlik ekibi Salı'ya kadar yok.
Gördüğünüz gibi
bu ev tarih kokuyor.
Ev 1904'te inşa edildi.
Illinois Tarihi Koruma Derneği'ne kayıtlı,
mevcut fiyata dâhil
ve tüm şu muhteşem...
Kevin nerede?
Ne yapıyorsun?
İçeri gel.
Zorunda mıyım?
Zorundasın.
Geniş bir elbise dolabı.
Ana banyo, tesisat ve fayanslar orijinal.
Peki yüksek tavanı fark ettiniz mi?
Evin fiyatı çok düşük.
Tadilat gerektirdiğini biliyorum ama yine de ucuz.
Burada kötü bir şey yaşanmamıştır, değil mi?
Tanrım!
Tanrım, hayır! Alıcı piyasası işte.
Yakalandın salak.
Beni korkuttun.
- Bunca zaman orada mıydın? - Evet.
Tanrım.
Baya bekledim seni. Kıyafetim toz içinde kaldı.
Yaşarken bu ev göründüğünden daha güzel olacaktır.
Sence taşınacak mıyız?
İmkânsız.
Bu ev bir çöplük.
Sağ yap, topla gel!
Hayır, biraz daha git.
Dur, hayır!
Dikkat etsene! Posta kutusuna çarptın!
KEVIN'IN SAÇMALIKLARI
On kutu daha var ve kendi kendilerini taşımayacaklar.
Çok komik.
Joy!
Kötü.
Kötü.
Ne yapıyorsun?
İşte bu!
Hadi.
Dans partisi adamım.
Güzel bir şarkı seçelim.
Hadi adamım, dans partisi Kev!
Eskiden babanla dans ederdin. Birkaç hareket göster.
Hadi.
Hadi.
Hadi adamım.
Böyle iyiyim baba, sağ ol.
Ne yapıyorsun? Telefonu ver!
- Yemekten sonra. - Anne!
- Beni karıştırmayın. - Tabii ya.
Yapma Frank, uğraşma benimle.
Ne yani, gitar çalan Beyaz bir ihtiyarı mı dinlemek istiyorsun?
Terry Kath tüm zamanların en iyi gitaristlerindendir.
"Terry Kath tüm zamanların..."
Bu doğru değil, en iyisi Jimi Hendrix.
Müzik dergisinde mi okudun?
Hayır, gerçek bu. İstediğine sor.
Ya da Jimi Hendrix'e sor.
En büyük ilhamının Kath olduğunu söyledi.
O bir dâhiydi.
Herif yanlışlıkla kendi suratına sıktı.
Kesinlikle dâhi değil.
Resimli kitap okuyan adamın dediğine bak.
Biliyor musun...
...mutsuz olduğun için üzgünüm.
Tamam mı?
Burada hepimiz yeni bir başlangıç yapıyoruz.
Sen de biraz daha olumlu yaklaşırsan çok sevinirim.
Daha kaç tane yeni başlangıç yapacağız?
Ben saymayı bıraktım.
Ne yapıyorsun oğlum?
Ne?
O başlattı.
Dur, gitme!
Lanet olsun.
Tanrım.
HAYALET GERÇEKLERİ
"Birçok varlık travma yüzünden yerinden oldu."
Hey!
Evet, sen.
Bir saniye kapıya bakar mısın?
Hadi!
Bunu yapmasan daha iyi sanki.
Irkçı bir şerefsiz numaramı yazmış.
Bedava pirinç için bana mesaj atıyorlar.
Pirinç mi?
Bilmiyor musun?
Asyalılar sadece pirinç yer.
- Numaranı değiştirsene. - Bu ırkçılık altında
ezilerek mi yaşayayım?
Hayır...
Ayrıca bu numara ne kadar iyi, biliyor musun?
222-KAKA.
Bu numara kolay kolay bulunmaz.
Şey, sanırım komşuyuz.
Öyle miyiz?
Evet.
Ailemle yanınızdaki eve taşındık.
Ölüm Evi'ne mi taşındınız?
- Ne evi dedin? - Herkes perili diyor.
Ben ateistim, böyle şeylere inanmamam lazım
ama öldükten sonra gaddar bir hayalet olarak dönüp
Ted Cruz'a musallat olmak istiyorum.
Neyse.
Takılalım komşu. Okuldan sonra işin var mı?
Okuldan sonra çalışmam lazım.
- Bunu yapmam gerekiyor, bunun gibi şeyler. - İyi.
Tamam, şey, numaramı biliyorsun, fikrin değişirse
ya da bedava pirinç istersen.
O surat ne öyle?
- Dönüş yolu nasıldı? - Harika.
- Ya senin Kevin? - Güzel.
- Fulton, telefonunu ver. - Niye?
Susan bu sabah kardeşinin okula yürüdüğünü söyledi.
Tek bir görevin vardı.
Saçmalık bu.
Kevin.
Yorum yok.
Merhaba?
Yine ben.
Orada mısın?
Hey! Dur!
Dur.
Korkmuyorum dostum.
Bak, biliyorum, önceden herkesi korkutmuşsundur
ama zaten hayatım bundan bin kat daha korkunç.
Otursana.
E hadi.
Güzel gömlek.
Sekiz yaşındayken bovling oynamaya gitmiştik.
Babam acılı kanat siparişi için yan pistteki adamla
kavgaya tutuştu.
Müdür hepimizi dışarı atıp girişimizi yasakladı.
Konuşabiliyor musun?
Sadece inleyip gürlüyor musun?
Sen burada mı öldün?
Bu evde?
Hatırlamıyor musun?
Peki ne hatırlıyorsun?
Şey,
ismin Ernest, değil mi?
Gömleğinde yazan isim.
Ben Kevin.
Vay canına.
Bu çok garip.
Memnun oldum Ernest.
Yani...
...biz sana dokunamıyoruz ama sen bize dokunabiliyorsun.
Striptizci gibi.
Kev!
Telefonun lazım.
Tanrım, burası buz gibi.
Salak mısın, telefonun, hadi.
Niye, neden lazımmış?
Çünkü benim arkadaşlarım var. Telefonumu alması senin suçun.
Beni o kadar uzakta bırakan sensin.
- Tamam, nerede, burada mı? - Hayır. Fulton.
Dur! Fulton!
Bırak beni!
Ne oluyor?
Nereden geliyor bu neşe?
Ne?
Mutlu olmama izin yok mu?
Nasıl istersen öyle ol tabii.
Neşe iyidir, sadece nadir.
Bırak mutlu olsun.
Sağ ol.
Tamam.
Tüm bir vücudu oluşturan
her bir atom, her bir molekül enerjiden oluşuyor.
Peki öldükten sonra insanın enerji alanına ne oluyor dersiniz?
O enerjinin yakalanabileceğine inanıyorum.
Ötesini görün. Ötesini duyun.
Ötede olun.
Judy Romano, West Bay Medyumu.
- Cuma günü 8.00'de TSE'de. - Bu ne ulan?
Telefonumla ne yapıyorsun?
- Fulton. - Seni sinsi herif.
Bu saçmalığı niye sakladın?
- Fulton, ver şunu! - Bekle.
Keser misiniz şunu?
Hayaletimiz var.
- Peki. - Ciddiyim.
Kevin onu videoyu çekmiş. Bak.
No comments yet. Be the first to leave one.