200 baris pertama.
Hapis cezanı tamamladın.
Hadi.
Artık özgür bir adamsın.
Cüzdanın burada.
Paran içinde mi, kontrol et.
Saatin de burada.
Bu saat hayatımı gösteriyor.
14 yıl önce takıldığında gösterdiği saatle
şu anki saat aynı.
Bir de iskambil destesi var.
Bu da sizin.
Bu benim değil, gardiyan.
Başka birine ait.
Kendisine teslim edeceğim.
Bayım, burası bir yetimhane.
Çocuklar gider ve gelir.
Ya evlatlık verilirler
ya da yol yordam öğrenip ufak tefek işler yaparlar.
Bazen de kaçar giderler.
Bir çocuk gelmiş mi, gelmemiş mi,
söylemek güç.
Neyse, bir bakalım. Bay Totaram.
-Bir şey buldunuz mu? -Evet, bakıyorum.
Neden oraya bakıyorsun?
1960-70 kayıtlarına bakman gerek!
-Adı ne demiştiniz? -Ravi Kumar.
Evet! Ravi Kumar.
Tamam, buldum.
Öyle mi? Neredeymiş?
1970 yılında
Ravi Kumar adlı bir çocuk
kurumumuza kabul edilmiş.
Bu o çocuk mu bayım?
-Evet. -Onu yetimhaneye
kimin bıraktığını bilmiyorum.
Bırakan kişi geri dönmemiş
ve hatta çocuk da altı ay sonra ortadan kaybolmuş.
Elimizde bu kadarı var.
Nasıl yani?
Yedi yaşındaki bir çocuk
ortadan kayboldu ve hiçbir şey yapmadınız mı?
Bakın bayım, olay basit.
Gayrimeşru bir çocuk olmalı. Öyle çocuklar kaçarsa biz sorumlu olmayız.
Bununla ilgilenmemiz...
Bir kelime daha edersen o dilini koparırım.
O çocuk benim oğlumdu.
Dinleyin...
Oğlumu bulamazsam
ikinizi de kendi ellerimle öldüreceğim
ve çocuklarınız bu yetimhanede büyüyecek.
Geri döneceğim.
Bir şey yapın bayım yoksa bizi öldürecek.
Hayır! İçmeyeceğim.
Sıkıysa yakala.
Daha hızlı baba.
Daha hızlı baba!
Baba, daha hızlı.
Hayatımız
Sevgi dolu
Kederli olsak bile
Eksik olmasın neşemiz
Hayatımız
Sevgi dolu
Kederli olsak bile
Eksik olmasın neşemiz
Hayatımız
Yol arkadaşım, önümüzdeki yol
Zorlu olsa bile
Yol arkadaşım, önümüzdeki yol
Zorlu olsa bile
Birlikte olduğumuz sürece Korkacak bir şey yok
Kollarımızı sıkı sıkı tuttuğumuz müddetçe
Fırtınalar geçecek
Mevsimler değişecek
Kederli olsak bile
Eksik olmasın neşemiz
Hayatımız
Hayatımızda bir çiçek açtı
Eşsiz güzellikte bir çiçek
Hayatımızda bir çiçek açtı
Eşsiz güzellikte bir çiçek
Ailemizde müthiş bir mücevher var
Tüm yıldızlardan daha parlak
Rüyalardan yapılma aynada
İkinizin yansıması var
Kederli olsak bile
Eksik olmasın neşemiz
Hayatımız
Hadi tatlım Roma. Hadi.
Aferin sana.
Hoş geldiniz Bay Dinesh Verma.
Geç kaldınız.
Yönetim kurulu toplantısı yüzünden geç kaldım.
Buraya gelmek konusunda çok diretti.
Onu çok şımartıyorsun baldız.
Niye şımartmayayım? O kızım gibi.
Kumar Amca'nın da
-bir tanesiyim. -Evet.
Evet, elbette.
Hadi tatlım.
Koş.
-Mary, onları içeri götür. -Tamam.
-Biraz çay da hazırla. -Tamamdır.
Bak, Roma.
-Lütfen otur Dinesh. -Tamam.
-Oynayalım. -Tamam.
İkiniz de bana çok destek oldunuz.
Aksi takdirde, bu çocuğu
Shobha'nın ölümünden sonra
anasız büyütmek çok zor olurdu.
İşe gidiyorum
ve okuldan hemen sonra buraya geliyor.
Senin aksine o bizi dışlamıyor.
Asıl sen beni dışlıyorsun.
Sabahın bu saatinde kavga mı ediyorsunuz?
Etmeyelim mi?
Bu harika insan, ne kadar iyi iş çıkardığını
bana henüz söylemedi.
Ama daha dün oldu.
Nereden öğrendin?
-Casus mu tuttun yoksa? -Dedikodusunu aldım.
Dürüstlüğü ve prensipleri zarar görebilirdi.
Baldız, deniz taşımacılığı şirketim var. Dört gemim var.
Sürekli başka işlerle meşgulüm.
Tüm işi Jagdish'e teslim etmiştim.
Jagdish'i tanıyorsunuzdur.
Jagdish mi?
Shobha'nın kardeşi mi?
-Evet. -Adını çok duydum
ama kendisiyle hiç tanışmadım.
Evet, ben de öyle.
Şanslısın.
Merhum eşimin kardeşi olduğu için onu işin başında tuttum
ama çok fena alkol ve kumar bağımlısıydı.
O yüzden onu kovdum.
Şirketime sorumlululuk sahibi bir genel müdür almak istiyorum.
Ve o sorumluluk sahibi genel müdür sensin.
Hayır, dinle...
-Sorun çözüldü. -Tartışmak yok.
-Günaydın efendim. -Günaydın.
Gel Jugal.
Bu, arkadaşım Mohan Kumar
ve bu Jugal Kishore.
-Merhaba. -Merhaba.
Buranın müdür yardımcısıyım.
Bay Jugal Kishore, buraya siz ve çalışanların geri kalanının
bana yardım edeceği düşüncesiyle geldim.
-Merhaba. -Merhaba.
Efendim, muhasebecimizle tanışın.
-Tamam. -Bhandari Bey.
Bay Bhandari, bütün gün yanımda olmanız gerekecek.
Şirketin içinde bulunduğu durumu öğreneyim.
Elbette, tamamdır.
Ne zaman isterseniz. Efendim, ben...
Sizin için bir rapor hazırlayayım.
O kadar dosyaya bakacak zamanı nereden bulacaksınız?
İş için bolca vaktim var.
Sizi diğer çalışanlarla tanıştırayım.
Tamam, tamam. Kamyonu boşaltın.
Faturayı vereceğim.
Kaçacak hâlim yok.
-Çabuk. -O Balwant Singh.
Müsait olur olmaz sizi tanıştıracağım.
Bu arada kendisi depo memurudur.
İhracat işlerine bakar, diğer şehirlerden
gelen mallar gemiye yüklenene dek mallarla ilgilenir.
Ayrıca malların gemiye yüklenmesinden de o sorumludur.
Balwant Singh çok fazla işle ilgileniyor gibi.
-Nasıl? -Açıkçası söyle olmalı:
Bir kişi depoya konulacak mallarla ilgilenmeli.
Diğeri ise gemiye yüklenecek mallara bakmalı.
Bay Jagdish'in alkol ve kumardan zamanı kalmıyordu.
Ancak bir gün
Mohan Kumar, gemilerdeki malların yanında
düzenli ihracatla ve başka işlerle uğraştığımızı,
depolarımızda başka şirketlerinin mallarının bulunduğunu
-ve ilaçların depolandığını öğrense... -Bay Bhandari!
Endişelenmek için bahane arıyorsun.
Dostlar! Neden herkes böyle endişeli?
-Bana da söyleyin. -Selam Bay Jagdish.
Hoş geldiniz Bay Jagdish. Sizi bekliyorduk.
Kayınbiraderim Dinesh Verma, eşinin kardeşi olduğum için
beni hizmetçi olarak alıp
sonra da kovdu.
Ama sorun değil, hayatım düzene girdi.
-Yarın Hong Kong'a taşınıyorum. -Cidden mi? Aferin.
Dinleyin dostlar. Kalıp size para kazandırdığım sürece sorun yok.
Kendimi genel müdür olarak düşünmedim.
-Değil mi Bay Bhandari? -Evet Bay Jagdish.
Sana hiç genel müdür gibi davranmadık.
Anlıyor musunuz?
Daktilo kullanmayı bilmiyor musun?
Stenograf olarak işe alınmışsın
ve daktilo kullanmayı bile bilmiyorsun.
Şaka mı bu?
Seni kim işe aldı?
Seni kim atadı?
Efendim lütfen.
Beni birazdan kovabilirsiniz
-ama önce dinleyin. -Anlat.
No comments yet. Be the first to leave one.