157 baris pertama.
İş çıkış saati.
Her yerde aynı.
Gideceğiniz yere, en hızlı şekilde ulaşmaya çalışırsınız.
Hareketli dünyamızda doğa, karanlıklara mahkum edilmiştir.
Ama burada, Nepal'de, arka sokaklar sizi ancak bir yere kadar götürür.
Bu yüzden, ana yola çıkmak zorunda kaldığınızda, ya trafikte sıkışıp
kalırsınız ya da kendi şeridinizi yaratırsınız.
Bu meydan okuyan yolcu, türünün her zaman yaptığı şeyi yapıyor.
Akşamdan akşama, beslenme alanları arasında göç ediyor.
Ve günümüzde savan, bir varoşa dönüşmüş olsa da bu, onu durdurmayacak.
Çılgın dünyamızla yüzleşen doğa, bir geçiş yolu bulmak için çaba sarf eder.
Ve böylelikle, bu kararlı gergedanların her biri, çok geniş bir hayat ağına, kendi
minik ipliklerini dokur.
Bu canlı ağ örgüsü, dünyamızın her yerini kapsar. Ve her canlıyı birbirine bağlar.
Ve şimdi, ilk kez, nasıl olduğunu gözler önüne sereceğiz.
En sık ormanlardan, en derin okyanuslara, en sert havalardan, en sıcak çöllere kadar
bu gizli ağ, yaşamın tüm harikalarını gezegenimizin büyük güçlerine bağlar.
Böylece bütün dünyamızı, canlı tutar.
Ve bu hayati bağlantıları bozduğumuzda bile, doğa savaşmaya devam
eder.
Bu, Dünya'daki en büyük gücün, o anlatılmamış muazzam hikayesidir.
Yaşamın, kendisinin.
Sırlarını çözdüğümüzde, bu birbirine bağlı, yaşayan dünyamızda, hepimiz için
daha parlak bir geleceğin nasıl olabileceğini de keşfedeceğiz.
HAYAT DOLU DÜNYAMIZ
Doğanın Muhteşem Ağı
Baktığınız her yerde, doğanın ağ örgüsünün bir parçasını fark
edebilirsiniz.
Donmuş kuzeyin, bakir doğasında bile.
Bunu bilmiyor olabilir ama bu yeni doğmuş ren geyiğini çok önemli bir rol bekliyor.
Sadece rolünü oynayacak kadar uzun süre hayatta kalması gerekiyor.
Annesiyle olabilecek en güçlü bağı kurmak, buna yardımcı olacak.
Ama önce, ustalaşması gereken çok önemli bir hayatta kalma aracı var.
Bacakları.
O, doğuştan sporcu: hız, dayanıklılık, her şeye sahip.
Ya da sahip olacak, bacaklarına alıştığı zaman.
O zamana kadar, bu çaylak sürat koşucusu için en güvenli yer, tam
anlamıyla, annesinin ayaklarının dibi.
Çünkü kartalın gözleri üzerinde.
Yavrunun, anneden ayrılmasını bekliyor.
Anne, bu seferlik onu korudu.
Ama bacaklarına ne kadar çabuk alışırsa, hayatta kalma şansı o kadar
artacak.
Yavru, sürüye katılarak güvenliğe kavuşacak.
Ve bu hayvanlar hep birlikte, Kuzey Kutup Bölgesinin çok daha ötesinde hissedilen
bir etki bırakacaklar.
Tabii, sürekli tetikte olmaları şartıyla.
Kurtlar.
Düzlüklerde bu sürü, tehlikenin yaklaştığını hissedebilir. Böylece yapmak
için doğdukları şeyi yapabilirler.
Açık alanda en yüksek hıza ulaşabilirler.
Ama ağaçların içindeyken, derin kara saplanarak yavaşlarlar.
Neyse ki, daha kısa bacakların işi, daha da zordur.
Açık alana çıkmak, ayak basacak sağlam yer anlamına gelir.
Ve ürkek sürü bir kez daha, takipçilerine karşı tetikte olabilir.
Kuzey Kutup Bölgesinde hayatta kalmak, dünya çapında bir koşucu için bile çok
zordur.
Ancak avla avcının hiç bitmeyen dansı en nihayetinde, hepimizle bağlantılıdır.
Yavru geyik ve sürüsü ot ve çalıyla beslenirken, onları azaltırlar.
Bu da karın, bozulmadan kalmasını mümkün kılar. Avcı hayvanlarsa sürüyü hareket
halinde tutarak, otlama işini geniş bir alana yayarlar.
Birlikte, kesintisiz bir kar örtüsünün oluşmasına yardımcı olarak bu
beyaz düzlükleri, güneş ısısının yüzde 85'i kadarını uzaya geri yansıtabilecek
muazzam bir kozmik aynaya dönüştürürler.
İklimimizin dengede tutulmasına yardımcı olması ve bütün gezegeni hepimiz için daha
yaşanabilir kılması için Kuzey Kutup Bölgesinin donmuş halde kalmasına
ihtiyacımız var.
Bu olağanüstü soğutma sistemi okyanuslarımızın derinliklerine dalan
başka bir fiziksel olay zincirinin, tetiklenmesine de yardımcı
olur.
Çünkü kıyının hemen açıklarında, deniz donuyor.
Buz kristalleri yüzeye çıkarak daha yoğun deniz suyunu, deniz tabanına çökmeye
zorluyor.
Ve hızla gelen sıcak yüzey suları, onun yerini alıyor.
Dev bir dolaştım sisteminin başlangıcı. Adeta bir pompa gibi, deniz akıntılarını
bin yıllık bir gidiş dönüş yolculuğuna çıkarırken, Dünya'daki tüm okyanusları
birleştiriyor.
Akıntıların olduğu yerde, yaşam vardır.
En çok da, bir tropikal mercan resifinde.
Bilinen tüm deniz canlılarının dörtte biri, bu tür resiflerde yaşar.
Ve milyarlarca insan, yiyecek, geçim kaynağı ve koruma için, onlara muhtaçtır.
Burada, resifin etrafındaki akıntılarda bile aynı kurallar geçerlidir. Avcılar ve
avlananlar için.
İşin sırrı, rakiplerin önünde kalmaktır.
Ne şekilde olursa olsun.
Bu mürekkepbalığı yumurtaları, anneleri tarafından kayalara saklanmışlar.
Sorun şu ki, yakında şeffaf olacaklar. O yüzden minik embriyoların hiç kımıldamadan
durmaları gerekiyor, aksi halde, oh. Hep bir tane çıkar! Yerfıstığından daha büyük
olmayan bu erken gelişmiş yavru, etrafındaki resiften, şimdiden büyülenmiş.
Sadece bir yıl yaşayacak. O yüzden mümkün olduğunca çok şeyi mümkün olduğunca hızlı
öğrenmeye, kararlı görünüyor.
Ancak taşkınlığı, dikkat çekiyor.
Resifteki en keskin gözlere sahip, aç bir Mantis karidesi. O, yumurtasını ortası
yumuşak sever.
Ama ufaklık, şimdiden bir adım önde.
Şimdi beni görüyorsun. Şimdi, görmüyorsun.
Ama, bu numara herkese sökmez.
Apolet köpekbalığı, bir sonraki yemeğinin yaydığı elektrik akımını
hissedebilir.
Ve yavrunun kalbi, araba alarmı gibi bangır bangır atıyor.
Son saniyede, bir şekilde akıl edip şalteri indiriyor.
Nefesini tutup, üç kalbini yavaşlatarak, bir kez daha ortadan
kayboluyor.
Artık bu hevesli öğrencinin ihtiyacı olan tek şey, yemeğini nasıl
yakalayacağını öğretecek, bir yetişkin.
Bu, bir avcı özentisinin yumurtayı patlatarak açması için yeterli.
Yumurta okulundan mezun olarak, hayata en iyi başlangıcı yapıyor.
Bundan böyle, akıntıların getirdiği fırsatlarla ziyafet çekecek.
Minicik canlıların kullandığı, resiften, uzaklardaki resife uzanan sulu otoban.
Bu sualtı harikalarının geleceği için yeni yaşamlar ve yeni umutlar saçıyor.
Okyanus akıntıları ağı, tropikal resif yoluyla okyanusun nabzına güç veren yavru
ren geyiğinden başlayarak Antarktika'ya kadar devam ederken, iki kutbu birbirine
bağlar. Dondurucu sıcaklıklar, okyanusun nabzını güçlendirerek deniz suyunu bir kez
daha kuzeye doğru pompalar.
Orada, en güçlü akıntılar, yaşamı yeniden gençleştirir.
Hiç beklemediğimiz yerlerde.
Kurak sezonda, Afrika'nın Kalahari çölünde sıcakta serinlemekte herkes
zorlanır.
Ancak, burada bile doğanın ağ örgüsü bir yolunu bulup, tam da yaşamın gelişmesi
için gerekli şeyi temin eder.
Bunun nedeni, yüzlerce kilometre ötede, buz gibi Atlantik akıntısının, sıcak çöl
havasıyla buluşmasıdır.
Yoğun bir sis, karaya doğru ilerliyor.
Fırtına bulutları dağlık bölgelerde yükseliyor ve doğaya özgü bir simyaya imza
atıyorlar.
Her bir yıldırım öyle güçlüdür ki, havadaki molekülleri bölerek nitratları
meydana getirir.
Dünya'daki her türlü bitkinin büyümesi için şart olan, sıvı gübreyi.
Bu besinler yağmurla yere iner ve çağlayarak güneye akar.
Güney Afrika'da yüzlerce kilometre yol kat eder.
Ve sonunda, Okavango Deltasına dökülür.
Kavrulmuş Kalahari'yi, doğanın en büyük vahalarından birine dönüştürür.
Bir zamanlar çorak olan çölde, bir anda canlılığın gelişmesine zemin hazırlar.
Ancak uzak bir okyanusla bağlantı, suyu temin etse de, herkesin yararlanabileceği
bir ortam yaratmak yerel canlılara bağlıdır.
Ağırsıklet mühendisler, bitki örtüsünü dümdüz ederek ilerleyip, su kanallarından
ağlar oluştururlar.
Gölcükleri ve suvatları birbirlerine bağlayarak, bereketli suların daha da
uzağa yayılmasını sağlarlar.
Böylece, hiçbiri sudan mahrum kalmaz.
Ve aylaklığı seven bu suaygırı ailesi için havuz partisi sezonu başlamış.
Bölgedeki en iyi yıkanma yerinin ilk kullanım hakkı onlara ait.
Ama baba suaygırı, tamamen rahatlayamaz.
Bu gölcüğü ve damızlık dişilerden oluşan haremini elinde tutmak, hiç kolay
olmayacak.
Her ikisi de, kendi ailelerini kurmak isteten genç erkekler için çok cazip
şeyler.
Baba için bu davetsiz misafir, jakuzideki bir yara bandı kadar rahatsız
edici.
Baba onu geri çekilmesi için uyarıyor.
İki tonluk bir rakiple savaşmak çok yorucu olur. Aynı zamanda, ölümcül de olabilir.
Ancak serseri erkek gölcüğüne adım atarsa baba, basit bir seçim yapmalı: ailesini
kaybetmek, ya da savaşmak.
Sezon sona ermeden, babanın daha birçok rakiple başa çıkması gerekebilir.
Ama şimdilik, zafer için bir kutlama turunu hak etti.
"Evet! Bende hala iş var!"
Bütün bu eğlenceler ve dövüşler, parti sezonunun uzamasına yardımcı olur.
No comments yet. Be the first to leave one.