Wildcat

Wildcat

Muat Turun Sari Kata Turkish

Maklumat siaran

Wildcat 2025 WEB-tr
Ulasan oleh BartuW

Tag

webdl
Diterbitkan pada: 2026-06-03
Muat Turun: 23
Masalah Pendengaran: No

Pratonton sari kata Turkish

200 baris pertama.

Londra'nın suç dünyası

karşılaşmaktan kaçınmak isteyeceğiniz iki korkunç gangster tarafından kontrol ediliyor.

Bayan Vine çok muntazam ve uslu görünebilir,

ama imparatorluğunu demir yumrukla yönetiyor.

Oğlanları uyandır.

Hallederim hanımefendi.

Ve Frasier Mahoney, şey, göründüğü gibi biri.

Tam bir pislik herif.

Dostum, benim duyacağım mesafede öyle bir laf edersen

o lanet dilini kesip kıçına sokarım.

Daha da kötüsü, yeni bir grup ortalığı karıştırıyor.

Mushka sokak çetesinin sayıları artıyor

ve kimseyle takışmıyorlar.

Kanun bile Mushka'nın bölgesine

ciddi bir destek olmadan yaklaşmıyor.

- Lütfen beni öldürme. - Geber, domuz!

Polis Londra tarihindeki ilk sokağa çıkma yasağını uygulamaya çalıştı,

ama bu pek de iyi karşılanmadı.

Gerginlikler kaynama noktasına ulaştı

ve Doğu Londra'nın suç dünyası topyekün bir savaşın eşiğinde.

Ve ben kendimi tam da bunun ortasında bulmak üzereyim.

Edward, senden istediğim neydi?

Kıpırdama, arabayı izle, çalışır vaziyette tut.

Bana güvenebilirsin, tamam mı? Söz veriyorum.

Hayır, biliyorum.

- Üç... - İki...

Burası Vine's Jewels.

Bir randevum var,

elmas bir yüzük bakacağım.

İngilizce biliyor musunuz?

Büyük ikramiye!

Ooh!

İçeri al yoksa işimi başka yere götürürüm.

Birini mi bekliyorsun?

Randevusu olan şu Rus kadın olmalı,

yüzük almaya gelmiş.

Yine de yarım saat erken.

Yalnız mı?

Evet.

İçeri al.

İçeri girebilirsiniz.

Kapı... yı... aç.

Kapıyı açın lütfen!

- Allah kahretsin! - Kapıyı itse olmaz mı?

- Hazır mısın? - Başla.

Pov, pov, pov!

Herif.

Kahretsin! Şu herifin boyuna bak.

Ba, ba! Kahretsin. Siktir. Kahretsin.

İngilizce konuş, çünkü hiçbir şey anlamıyorum.

Merhaba.

- Silahı indir lan. - İki saniye.

Ne?

Ha?

- Herkes yere yat! - Takviye istiyorum... şimdi!

- Buraya park edemezsin dostum. - Sadece bir saniye ver dostum, tamam mı?

Kalk, oraya git.

Köşeye geç. Diz çök. Git. Etrafa bak.

Buranın kime ait olduğunu bilemezsin. Burada olmazdın. Delirmişsin!

Kıpırdamana izin vermem.

Sana bir lanet dakika ver dedim!

İyi misin dostum?

Aç.

Fişekler yerleştirildi.

Kafanızı indirin, kimse zarar görmez.

Duvara dön.

Üzgünüm tatlım.

Yaramaz, yaramaz.

Wildcat!

- İyi misin? - 100 bin lira ve kocaman bir çanta dolusu elmas.

Çok teşekkürler Bayan Vine.

Kimse dönüp bakmasın, yoksa vururum.

Sonunda!

Tüm bu elmaslar, işe yarayacak.

Roman, işe yaramak zorunda.

Tanrım, bu bir yetenek.

Aynen böyle yeniden doldurabiliyorsun. Art arda. İnanılmaz.

- Neden, tekrar gitmek mi istiyorsun? - Tekrar gidebilir misin?

Sana bir şey sorabilir miyim?

Hiç düşündün mü?

Hayatımızı değiştirmek hakkında şimdi mi konuşmak istiyorsun?

Bahse girerim bir aile istiyorsun.

- Biz bir aileyiz. - Biliyorum aile olduğumuzu, sadece...

Eğer tamamen ayrı yollardaysak, bilmem gerekiyor.

Peki sence kardeşin aileye yapılacak bir eklemeyi nasıl karşılar?

Bir çocuğumuz olsa nasıl olurdu tahmin et.

Bunu onun yüzünden yapma.

Bilirsin, bir...

paranoid kişilik bozukluğu olan bir kardeşim var, bu hafta ne deniyorsa artık.

Ve ben onun ablasıyım.

Yani ondan ben sorumluyum.

Daha cesur olsaydım, ya da...

Ona daha önce yardım etseydim, belki bu kadar...

- Olduğu gibi olmazdı! - Beni dinle.

Sana kaç kere söylemem gerek, bu senin suçun değil.

Kendini bu boktan kurtarmanın bir yolunu bulmalısın.

Roman, kim olduğum ya da ne istediğim konusunda sana asla yalan söylemedim.

Ya şimdi ya da hiç.

Çünkü zamanım tükeniyor.

Bir çocuğu bu dünyaya getirsem mi bilmiyorum.

Yaptığımız iş çok tehlikeli. Ya etrafta olmazsam?

Ya baba olmak için orada olamazsam?

O zaman bırakırız, çıkarız bu işten.

Ada, yaptığımız iş biziz.

Siktir et onu. Hayır değil. Yaptığımız şey bu.

Bu, her benimle olduğun zamanda

aklının başka yerde olduğu anlamına mı geliyor?

Seninle olmayı seviyorum. Güzel. Sakin.

Eğleniyoruz seninle.

Öyleyse neden daha fazla eğlenemiyoruz? Daha fazla sakinlik?

Sonunda Ada, o sakinlik o kadar sağır edici olacak ki

kulaklarım kanayacak.

Buna nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum.

- Sadece... - Git.

Çok cana yakın. Adı ne?

- Poppy. Kız. - Poppy, ne hoş.

- Roman? - Dalga mı geçiyorsun?

Ne zamandır... Çok uzun zaman oldu.

Yıllar! Sensin diye inanamıyorum.

Burada ne yapıyorsun?

Aslında özel güvenlik işi yapıyorum

Curtis'le birlikte.

Peki sen kim olabilirsin meleğim?

Bu Charlotte.

Charlotte, bu annenin arkadaşı Roman.

Eskiden birlikte çalışırdık.

Roman mı? Hakkında hep konuştuğun?

Evet, konuşuyor!

Power Ranger'a benzediğini söylüyor.

- Öyle mi diyor? - Evet.

Tanıştığıma memnun oldum Charlotte.

Görüyorum ki ikimiz de yeni bir beceri edinmişiz.

Alyans yok, görüyorum.

Direk büyük sorulara dalıyorsun.

Sadece... bu akşam yemeğe davet etsem kimsenin sorun çıkarıp çıkarmayacağını merak ediyorum.

Bu gece dışarı çıkamam, üzgünüm.

Ama...

Charlotte'la birlikte tavuk nugget yemeye gelmek istersen...

Tavuk nugget mı?

Tavuk nugget en sevdiğim yemek.

- Sen Tavuk Nugget Adam'sın. - Beni böyle çağırırlar.

İyi seçim yapmışsın. Çünkü dinozor şeklindeler.

- Ne harika bir çocuk. - Annesinden daha akıllı ve daha güçlü görünüyor.

Peki ya baba? Yok mu?

- Bırakmayacaksın değil mi? - Sadece merak ediyorum.

Diyelim ki insan karakterini çok kötü okuyorum.

O zaman karakter okuma konusundaki kötülüğün benim için iyiye işaret.

Hey, hey, hey, rahat ol asker. Bu benim için biraz hızlı.

Emredersiniz hanımefendi.

- Burada ne kadar kalacaksın? - Birkaç hafta daha.

Doğru. Evet.

Sanırım... gitmeliyim o zaman.

Evet, evet.

- Yemek için teşekkürler. - Rica ederim.

Charlotte'la vakit geçirmeme izin verdiğin için.

- Evet. - Çok keyif aldım.

Ne mutlu bana.

Roman.

Montun.

- Seni görmek iyiydi. - Evet, seni de.

Şuna bak.

Şuna bak!

Onu buradan çıkar.

Şu bebek kardeşine bak Ada.

Küçük kızın benimle geliyor Ada.

Frasier Mahoney sana bir gün hediye ediyor.

Yarın sabah 6'da. Kailash'in çiçek pazarı kafesi.

Yarım milyon nakit getir.

Eğer geç kalırsan... Geç kalmak istemezsin.

Çok üzgünüm.

- Ne oluyor? - Ada, berbat ettim.

- Berbat ettim. - Ne yaptın?

Berbat ettim Ada, lütfen inan bana, ben...

Senin ve Charlotte'un bu işe bulaşacağını bilmiyordum.

- Neden Charlotte? - Çünkü sen benim kardeşimsin.

Borçlu olduğum parayı ödeyemem!

- Bende yok. - Ada, biliyorlar.

Ne olduğunu biliyorlar.

Özel kuvvetler geçmişini biliyorlar.

Ve senin sayende,

nakit parayı bulma ihtimalim olduğunu düşünüyorlar.

Bilmiyordum. Bilmiyordum!

Ada. Aradığına sevindim. Seni düşünüyordum.

- Charlotte'u kaçırdılar. - Ne?

Bekle. Ne diyorsun? Kim?

- Gelebilir misin? - Geliyorum.

Silah getir Roman.

Kocaman bir cephane getir.

- Buraya gel. - Tanrım.

Bunu halledeceğiz, tamam mı?

Her neyse, düzelteceğiz.

Biraz takviye getirdim.

Curtis!

Sana borçluyum Ada.

İyiliğini ödemeye geldim.

Hepiniz Mahoney ve Bayan Vine arasında kaynayan bu savaşı duydunuz.

Londra'nın en büyük iki gangsteri bir numaralı koltuk için savaşıyor.

Tek bir kıvılcım yeter ve havai fişekler patlar.

Aynen, yani Vine'ın kuyumcu dükkanını soyarsak,

olayı Mahoney yapmış gibi gösterirsek...

Komen

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left