Young Sherlock

Young Sherlock

Muat Turun Sari Kata Turkish

Musim 1

Maklumat siaran

Young Sherlock 2026 S01 1080p WEB h264-ETHEL
Ulasan oleh BartuW
ETHEL | FLUX | EDITH | GRACE | SuccessfulCrab | DOLORES | JFF | NTb | APEX | RBB | RUBiK | AFG | MeGusta | TiPEX | ELiTE

Tag

webdl
Diterbitkan pada: 2026-03-04
Muat Turun: 249
Masalah Pendengaran: No

Pratonton sari kata Turkish

200 baris pertama.

GENÇ SHERLOCK

Senin hatan değil Sherlock.

Senin hatan değil.

Sherlock…

Gel benimle oyna.

Beni bul Sherlock.

Beni bul.

Beatrice, beni duyuyor musun?

Dediklerimi duyuyor musun?

Beatrice?

Hayır, gitme. Lütfen.

Beni bul Sherlock. Beni bul.

Beatrice? Beatrice!

Beatrice!

Sherlock!

Hey, Sherlock.

Sorun yok, buradayım.

Biliyor musun, vurulmak çok aptalca bir şeydi.

-Gel, kalk hadi. -Hayır. Shou'an…

Shou'an babamı vurmaya çalıştı.

Onu durdurmalıyız.

-Sherlock! -Seni burada bırakamam.

Kan kaybediyor.

Karnındaki kurşun yüzünden olabilir.

-Evet. Yük olduğum için üzgünüm ağabey. -Yük falan değilsin kardeşim.

Hadi onu kaldıralım.

Hayır, durun…

Shou'an babama ulaşırsa Beatrice'i hiç bulamayabiliriz. Hadi!

-Tuttun mu? -Tuttum.

Git James!

Beni dinle, seni iyileştireceğiz.

-Ondan sonra… -Ağlıyor musun sen?

Hayır.

Neden ağlamıyorsun?

Bir, iki, üç, kalk bakalım.

Sherlock!

Vuruldu.

Ah canım oğlum.

Bir hastane bulmalıyız.

Bir tutam afyon çok iyi gelirdi.

Bu taraftan.

Neden? Nereden biliyorsun?

Hâlâ açık olan tek hastane var.

O da maalesef ateş seslerinin geldiği tarafta.

Tamam. Bırakalım.

Evet. Yavaşça.

Hey!

Hey!

-Ne yapıyorsun? -Ver şunu.

Onu vurmanı engelliyorum.

-Neden? -Çünkü o Sherlock'un babası!

Babası!

-Bilmiyordum. -Sakin ol.

Onu ben alayım.

Çok teşekkür ederim.

Bir, iki, üç, kalk bakalım.

Kolunu at. Tamam.

-Tamam, arkaya bindir. -Nereye gidiyoruz?

Uzun yoldan gitmemiz gerekecek anne.

Herkes binsin.

Gidiyoruz.

Yoluma çıkıyor olabilirsin James ama ölmeni istemem.

Bana kıyak yaptın demek.

Çünkü Sherlock'u vurdun.

Kasıtlı değildi.

Kasıtlı değildi. O zaman hiç sorun yok.

Kendisine iletirim.

Durumu nasıl?

Neyse ki yaşıyor.

Ağabeyi onunla ilgileniyor.

Sherlock babasını mı arıyor?

Evet.

-Nereye gidiyorsun? -Sherlock'u bulmaya.

O, Silas'ı arıyor. Ben de Silas'ı arıyorum.

Sherlock'un insanları bulmak gibi inatçı bir alışkanlığı var.

Ve Paris'te hâlâ açık olan tek hastane var.

Mycroft onu oraya götürecektir.

Geliyor musun?

Yapma!

Başka seçeneğin yoktu.

Başkaları da gelecektir.

Gitmeliyiz.

James, gitmeliyiz.

Yat hadi.

Tamam, elinle yaraya bastır.

Doktor, lütfen, oğlum vuruldu.

Etrafınıza bakın hanımefendi. Paris'teki herkes vuruldu.

Size yalvarırım.

Hadi ama. Sen olmazsan kim bana hayatı dar edecek?

Bakmazsanız ölecek.

Evet. Altın.

Alın. Devrim için.

Ama oğluma hemen bakmalısınız.

Hemen!

Bir bakayım.

Hemşire.

Bu hastayı ameliyata hazırlayın.

Burada kalamazsınız.

Gitmeniz gerekiyor.

Gel. Bırak işini yapsın.

-O katır gibi inatçıdır. -Öyle.

Çok yakında ayaklanıp ikimizi de delirtecek, göreceksin.

Sanırım haber vermemeleri iyi haberdir.

Evet, kesinlikle.

Durumu nasıl?

Elimden geleni yaptım.

Bundan sonrası ona bağlı.

Tatlım.

Hadi Sherlock. Mücadeleyi bırakma.

Anne.

Canım oğlum.

Sherlock.

-İşte döndü. -Seni kaybettiğimizi sandık.

Benim küçük kardeşim, sen en şanslı İngiliz'sin.

Su vereyim mi?

-Evet. -Çabuk, su getir canım.

İnatçıdır o, kolayca ölmez.

James, nerelerdeydin? İyi misin?

İyi misin?

İyiyim.

James.

İyiyim.

İyiyim.

Görüyorum ki hâlâ aylaklık peşindesin.

Kalk bakalım.

-Ne? -Yapılacak işler var.

Sadece şaka yapıyorum Bayan Holmes.

Seni gördüğüme sevindim.

Onu…

Durdurabildin mi?

Evet.

Ve buraya getirdim.

Sakın lazımlığına işeme.

Silahı yok.

Merhaba Sherlock.

Senin burada ne işin var?

Seninle konuşmam lazım.

Birkaç santimetre sola gelse kardeşim ölmüştü.

Silahı ona doğrultmuyordum.

Babana doğrultuyordum.

Bu anlaşılır bir durum.

Onu ben de iki kez vurmayı denedim ama ıskaladım.

James?

O neden geldi?

Çünkü bence söyleyeceklerini duymalısınız.

Benim adım Xiao Wei.

Gansu eyaletindeki Tai'an köyünden geliyorum.

Köyüm dağlardadır.

Oxford'daki bilim insanlarının geliştirdikleri şeyin etkisi bu işte.

O tünelde gördüklerini

ilk önce benim köyümde test ettiler.

Anne ve babamın üzerinde.

Halkımın topraklarının altında bir maden var.

Profesör Malik, bu madeni ölümcül bir zehre çevirmenin yolunu buldu

ve bunu bir silaha dönüştürdü.

Programa hükûmetiniz finans sağladı

ve Bucephalus Hodge yönetti.

Ama Malik ona ihanet etti ve maddeyi

en yüksek fiyat verene sattı.

Özel bir alıcıya.

Babama.

Evet.

5. HAVARİ

Bunun için gerçekten çok üzgünüm.

Acımanıza değil, yardımınıza ihtiyacım var.

Bunun bir daha hiçbir yerde, kimsenin başına tekrar gelmemesi için.

Babamı durdurmak istiyorsunuz.

Siz de onu bulmak.

Evet.

Yeteneklerimizi birleştirelim diyorum,

böylece onu bulma şansımız artar.

Evet…

Ama bir şartla.

Beatrice'in nerede olduğunu Silas'tan öğrenmeliyiz.

O yüzden bu bilgiyi alana dek ona dokunamazsın.

Ya sonrasında?

Sonrasında ne istersen yapabilirsin.

Yani, oğullarımın bir itirazı yoksa tabii.

Bu koşullar altında yolunuza çıkma niyetinde değilim.

Ben onu bu kadar kolay ölüme mahkûm etmekte

zorlanıyorum.

Ama Beatrice'i bulmak için bu gerekiyorsa

varsın öyle olsun.

O hâlâ Paris'te.

En azından ona çalışan adam burada.

-Adamın adı… -Esad Kaşgarlı.

Sunum esnasında

alıcılara İki Köşe'de her zamanki kişilerle iletişime geçmeleri söylendi.

Sipariş vermek isteyenler için

meşhur İki Köşe'de buluşmamız münasip olacaktır.

İki Köşe.

Bir kavşak mı?

Bu, seçeneklerimizi pek azaltmıyor Sherlock.

Kibrit kutuları.

Ne demek istiyorsun tatlım?

Babamın oturduğu masanın üstünde kibrit kutuları vardı.

Ve yüzeyinde iki köşeli bir tasarım bulunuyordu.

Üzerinde adres var mıydı?

Okuyabilecek kadar yakın değildim.

Emin değilim.

Komen

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left