200 baris pertama.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
EYLÜL 2020
Yerlerinize.
Ateş etmeye hazır olun.
Birimler yerlerine.
Rapor verin lütfen.
Ne düşünüyorsun?
Tanımlanamayan bir yaratık bildirildi. Tetikte bekleyin.
- Çıktı efendim! - İnsan mı?
Bilemiyorum efendim.
Kar yüzünden net göremiyorum.
Daha iyi bakmak için yaklaşıyorum.
İnsana benziyor!
Tehlikeli görünüyor. Görüntü onaylanana dek tetikte bekleyin.
Yaklaşmaya devam ediyor efendim! Ne yapalım?
Birimler köprüde hazır bekleyin.
Ateş etmeye hazır olun.
Yaklaşma.
Durmazsan ateş edeceğiz.
Alfa Ekibi hazır, tamam.
Keskin nişancılar pozisyon alın.
- Görüş alanımızda. - Ateş etmeye hazır olun.
Ateş!
Zamanında biri şöyle demiş:
"En koyu karanlık bile
kısık ışıkta kaybolur."
Bu bizim hikâyemiz,
yaşamak için
bir neden arayanların,
ki bu dünyada bu, sırf yaşamaktan
çok daha zor.
ORİJİNAL HİKÂYE: CARNBY KIM VE YOUNGCHAN HWANG'IN SWEET HOME WEBTOON'U
AĞUSTOS 2020
YENİDEN İMARI İPTAL EDİN
YETERSİZ SENDİKA ÜYELERİNİN GREEN HOME YENİDEN İMARINDA SÖZ HAKKI YOK
YAŞAMA HAKKIMIZI KORUYUN GREEN HOME SAKİNLERİ
Aman tanrım. Ucuz yırttın.
Oraya kadar nasıl uçtu bilmiyorum.
Özür dilerim. Bu benim işim değil
ama hafta sonunda çalışacak kimse yokmuş.
Buradaki insanlar, güvenlik görevlilerini köle sanıyor.
Her neyse…
Affedersin.
Seni ilk kez görüyorum.
Hangi rüzgâr attı?
Taşındım…
Ne? Duyamıyorum. Daha yüksek sesle konuş.
Buraya taşındım.
Taşındın mı?
Birinin Oda 1410'a taşınacağını duymuştum. Galiba o, sensin.
Yalnız mı yaşıyorsun?
Evet.
Ne? Duyamıyorum.
Yalnız yaşıyorum.
Anladım.
GÜZEL VE TEMİZ GREEN HOME MÜDÜRİYETİ
Ölsem mi?
Bayım!
Evet.
Hep uyuyorsun.
- Hiç çalışıyor musun? - Özür dilerim.
Yatağı çıkar.
Efendim?
Biri yatak konusunda şikâyet etti.
O yatak yüzünden işine odaklanmıyorsun ve tüm gün uyukluyorsun.
Ama o zaman nasıl dinleneceğim?
Sana dinlenme diyorum.
Anladın mı?
Neden bir şeyi anlayamıyor?
Çok gürültücü ve kültürsüz.
Merhaba.
Onu kafana takma. Görgü kurallarını öğrenmediğinden öyle.
Ama bilirsin, eskiden Gangnam'da yaşıyordum.
Oradaki güvenlik görevlilerinin yatakları yoktu.
Efendim?
Sadece söylüyorum.
Ama buraya neden geldiniz?
Bu. Biri bana balık yolladı.
Ama ben sadece mercan balığı yerim.
Bunları sen yiyebilirsin.
Ne gerek vardı? Çok teşekkürler.
"Asalet bunu gerektirir." Bilirsin, değil mi?
- İyi günler. - Evet. Teşekkürler hanımefendi.
Afiyetle yiyeceğim. Teşekkürler!
Lanet olsun.
Kahretsin.
Hey!
Sen miydin?
Hayır.
Belki gangster heriftir.
Kimin yaptığını gördün mü?
Hayır.
Bir tane ister misin?
Hayır.
Dışlandın mı?
Yakışıklı adamlar dışlanmaz sanıyordum.
Belki de sadece hıyarın tekisin.
Burada ölme.
Buradaki birçok kişiye sorun çıkarırsın.
Ölecek başka bir yer bul.
Ne yapıyorsun?
Ofise gel, demiştim ama sanırım unuttun. Kayıt belgesi doldurman gerek.
Sonra gelirim.
Biraz öncesi için üzgünüm.
Al.
Peki.
Evet, anne.
Bu seçmeden elenirsem döneceğim.
Daha kaç kez söyleyeceğim? Bu seferki son.
Sözünden dönme.
Bu sefer kesin seçileceğim. Finansörlük mü?
Fahişe olmayacağım. Tamam mı?
- Merhaba. - Evet.
Çok açım.
Bunu para kazanmak için yapıyorum ama yakında açlıktan öleceğim.
Ne? Neden birden burnum kanıyor?
- Ne düşünüyorsun? - Berbat.
Cidden orada gösteri mi yapacaksın? Gururun yok mu senin?
Hey, gururum bana para kazandırmıyor.
Çok para veriyorlar.
O para için ruhumu bile satarım.
Hey, işe gitmem gerek. Hoşça kal.
Galiba buraya yeni taşındın.
Evet, bir hafta önce geldim.
Kendimi tanıtmadığım için üzgünüm. Oda 1510'dayım.
Tanıştığımıza sevindim.
Amanın! Sorun değil Da-eun.
Sadece bir komşu.
Üzgünüm.
Sanırım biraz gürültü ettim.
Gelecekte de üzgün olmam gerekebilir gerçi.
Sorun değil.
Bebeğiniz kaç yaşında?
Küçük prensesim bir yaşında.
Selam!
Güzel, değil mi?
Evet, öyle.
Binmiyor musun?
Ben…
…cüzdanımı evde unuttum.
Seni beklerim.
Gerek yok. Devam edin.
Nesi var?
Sorun değil. O iyi biri.
Geçen yıl bebeğini kaybetti.
Ona bakmadığı bir anda bebek arabası sokağa çıkmış.
Bu çok üzücü.
Tanrı bazen bize üstesinden gelmesi zor sıkıntılar verir.
Ama onların üstesinden gelemedik diye
diğerleri tarafından eleştirilmemeli
ya da korkutulmamalıyız.
Evet. Haklısın.
Her şey Tanrı'nın takdiri.
Tanıştığımıza sevindim.
Ben Jung Jae-heon. Oda 1506'da yaşıyorum.
Fazla mı yakın davranıyorum?
Hayır, sadece
ellerim sigara kokuyor.
Pekâlâ.
Ben Yoon Ji-su.
Sanırım gitar çalıyorsun.
Bas çalıyorum.
Evet.
Sen ne iş yapıyorsun?
Ben Korece öğretmeniyim.
Kiliseye gideceğim için İncil'im var. Çünkü bugün pazar.
- Güzel. - Evet.
KUTSAL İNCİL
- Misyoner falan değilim. - Evet. Anladım.
- Hoşça kal o zaman. - Hoşça kal.
İçeri gelme.
- Ders ücretin. - Çoktan ödedim.
- Parayı nereden buldun? - Zengin bir adamla buluştum.
Gerçeği söyle.
Söylersem bir şey değişir mi?
Neden bu kadar meraklısın?
Bıyıklarından çektim!
Sonra da bıçağımla derisini yüzdüm.
Bak. Bu, o.
Bunu görüyor musun?
Bu yılanı da sen mi yakaladın?
Neden bahsediyorsun? O ne?
Bir yılan!
Ne yapıyorsun?
- Hey! - Ne? Yılan mı o?
- Ne? - Efendim…
Aman tanrım!
Hey! Hazır ol!
Bunu bana neden yapıyorsun?
Ben bir şey yapmadım!
- Hey, bu tehlikeli. - Konu ne bilmiyorum
ama özür dilerim.
Bunu ihbar etmeyeceğim.
Kimseye bundan bahsetmeyeceğim.
Gerçekten gidecek misin?
Hatırlamıyor musun?
Sen dördüncü sınıftayken…
Ne? Bu ne?
Lütfen beni öldürme.
Deniyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.