200 baris pertama.
BİR DÜNYALI BİR GÜN ŞÖYLE DÜŞÜNDÜ
İNSAN NÜFUSU %1 AZALIRSA
SAÇTIKLARI ZEHİR DE %1 AZALIR MI?
İNSAN NÜFUSU YARIYA İNDİRİLİRSE
KAÇ ORMAN DAHA AYAKTA KALIR?
BİR DÜNYALI BİR GÜN ŞÖYLE DÜŞÜNDÜ
TÜM CANLILARIN GELECEĞİNİ KORUMALIYIZ
Ne dedin sen orospu çocuğu?
Saçmalığa bak.
Kimseyi öldüremem mi sanıyorsun?
- Ah, siktir. - BOŞ LAF YAPMA
Al işte.
Sizi adi piçler.
Huh!
Ay... Aşkım, buraya uyumaya mı geldin?
Gel dans et. Hadi?
Kalk hadi dansa.
Aman, için ölmüş senin.
Yat uyu sen.
Oh? Aşkım.
Aşkım, biraz kendine geldin mi? Ha?
BİR SAAT ÖNCE
Ha?
Yine çalışmıyor.
Bir dakika.
Efendim, makine yine gitti.
Bu şey beni delirtiyor.
Poşet ister misiniz?
Market kartı?
Burası 44 bin 990 von tuttu.
Beyefendi, bunun için et reyonundan barkod almanız gerekiyor.
Efendim!
Efendim!
Et reyonundan bu ürün için barkod almanız gerek.
Bana böyle verdiler.
Et reyonundan barkod almalısınız.
Bak, o benim sorunum değil, çok lazımsa git de kendin al.
Bakın etlerle et reyonu ilgileniyor,
- lütfen oraya gidin ve- - Ah, sikeceğim, yeter artık ama ha!
Git kendin al, utanmadan müşteriye emir veriyor orospu çocukları.
Ah, hay sokayım. Olaya bak ya.
Kaşınıyor bunlar.
Ahhhh. Geberteceğim hepsini.
Buyurun.
İşim bitti, çıkıyorum. Görüşürüz.
İyi akşamlar Su-in. Bugün sıkı çalıştın.
Sağ ol.
Bugün iyi çalıştın.
Hey, kaltak karı.
Ne demiştin bana?
Tekrar söyle yüzüme, adi karı.
Ha? Söyle hadi. Siktir, ah!
Orospu. Hassiktir.
Lan orospu çocukları! Kimseyi öldüremem mi sandınız? Ha?
Seni adi kaltak.
Onu öldürmem lazım. Sikeyim.
Ah! İşini bitirmeye geliyorum lan!
Ha, saklanmış.
Sen dur geliyorum...
Şimdi geliyorum senin ağzına sıçıcağım.
Alo?
Namcheon santralinin yanındaki kavşakta...
Sanırım bir kaza olmuş.
Yerde motosiklet var.
Bir de araba.
Evet.
Ben sabah sizi bilgilendireceğim.
Tabii, anlaşıldı.
- Merhaba, efendim. - Merhaba.
Bıktım usandım artık bundan.
Ah, gerçekten, bugünkü üçüncü şiddet suçu.
Hep böyle olur.
Won-seok nerede?
Komiser Kang az sonra gelir.
Bu adam neden bir olay olduğunda hep geç kalıyor?
Peki zanlı kim?
- Adı Lee Kyung-chun. - Evet.
43 yaşında.
İki şiddet suçu işlemiş bir şizofren çıktı.
Şizofren mi?
Evet.
Kurbanın çalıştığı markette bir tartışma yaşamış.
Marketteki çalışanların ifadelerini aldık.
İş çıkışı kurbanın motorunu takip etmiş.
Çarpmış, sonra da bıçak çekmiş.
Manyak herif.
Başka?
Başka?
- Ah, şey bir de... - Şey...
kurbanı bıçakla kovalayıp olay yerinde ölmüş.
Kan kaybından.
Nasıl yani?
Zanlı mı ölmüş?
Evet, anlaşılan adam göğsünden yüzüne doğru keskin bir şeyle kesilmiş.
O şerefsiz, kadını takip edip çarptı demedin mi sen?
Ah, yani, motora çarptığında mı yaralandı
yoksa bir şeye takıldı da kesik
o zaman mı oldu belli değil.
Otopsi yapmamız gerek.
Ah, ben bu işten hiçbir şey anlamadım.
- Kurban peki? - Ah, evet, kurbanın adı
Jeong Su-in. 29 yaşında.
Onu tanıyor musunuz?
Evet.
Durumu nasıl?
Bilinci kapalı,
ama durumu iyiymiş.
Kıza araba çarptı dediniz, ne diyorsun, nasıl iyi olabilir?
O kısmı da çok tuhaf.
Kızın, sırtında bıçaklanmış gibi yara izleri bulunuyor.
Kıyafetlerindeki kan lekeleri de kendi kanından.
Ama, bu yara izleri bugüne ait değilmiş.
Bak, buraya bir daha gelemezsin.
Affedersiniz, ne oldu acaba?
Siz daha iyi misiniz?
Chul-min.
Su-in.
Sen iyi misin?
Neden buradayım ben?
Ah, hatırlamıyor musunuz?
Bugün yolda bir saldırıya uğradınız.
Evet, marketteki adam yaptı...
Aa, o adam, evet.
Bu yüzden geldim, gerçekten iyi misin?
O adamla markette, küçük bir tartışma yaşadım, takip etti herhalde.
Arabasıyla çarptı ve sonra beni,
bıçakladı.
Neyse ki, hiç yara almamışsınız.
Ne?
Ama beni bıçakladı.
Yara izleriniz eski bir yaraya ait gibi görünüyormuş.
İz mi, bende hiç yara izi yok ki.
Peki ya saldırgan nasıldı,
olay anında yaralı mıydı?
Değildi.
Elinde bıçakla beni kovaladı.
Çok fazla kanamam vardı.
Tam hatırlayamıyorum.
Adamı yakaladınız mı?
Adam olay yerinde ölmüş.
- Göğsünden yüzüne kadar kesilmişti. - Bir dakika,
ben onunla bir konuşayım, siz çıkın.
Hadi?
- Tabii. - Tabii.
Dışarıda bekleyin.
Ben anlayamıyorum.
O adam beni bıçakladı, peşimden gelirken birdenbire öldü mü yani?
Hiç beklemediğin travmatik bir olay yaşadığımızda, beynimiz olayları
karıştırıp çarpıtabilir.
Yani, kendini zorlamana gerek yok, hı?
Ama...
bıçaklandığımdan eminim.
Ne?
Neden öyle düşünüyorsun?
Bıçaklandığımda şunu düşündüm çünkü:
"Yine aynısı oluyor."
Aynısı mı oluyor?
Evet.
Yine başıma bir şey geliyor.
"Yine mutsuz olma vaktim geldi" hissi.
Çok alışık olduğum bir his bu.
- Su-in, bir daha böyle bir şey olmayacak. - On yaşında yoktum, babam
istismarda bulunduğunda,
öfkelenip eline ütüyü aldığında,
ya da kemiklerimi kırdığında
hep aynı şeyi düşünürdüm.
"Yine mutsuz olma vaktim geldi."
Bıçaklandığım an,
bu düşünce tekrar zihnimde belirdi.
Hayır, bir daha böyle bir şey olmayacak, hı?
Eğer beni babamın elinden kurtarmasaydın şu an hayatta dahi
olmazdım.
Polisi arayan sendin.
O yaşta bir çocuğun kendi babasını polise ihbar etmesi kolay mı sence?
Yani seni ben kurtarmadım...
sen kendini kurtardın.
Unutma,
kendini kurtarabilecek tek kişi sensin.
İşte böyle.
Olanlarla ilgili en ufak bir şey bile hatırlarsan bana haber ver.
İyi olduğun için rahatladım doğrusu. Hm...
Bir şeye ihtiyacın olursa çekinme ve beni ara.
Yat dinlen.
Chul-min abi!
Tanrım, eh, üzgünüm, geciktim.
- Acele etmeseydin. - Akşam ayininde miydin?
- Şşş. Bak... - Dua işleri sana yakışmıyor.
Kapa çeneni.
Kiliseye mi gittin?
Bugünlük eve git.
Yani... Ah, siz kurbanla konuştunuz mu yoksa?
Bugünlük biraz ara verelim.
Sabah erkenden gelin.
- Emredersiniz. - Emredersiniz.
Chul-min abi, bugün yaşanan vakalardan sadece birkaçını çözsek, var
ya...
hemen terfi alırız.
BİRKAÇ AY SONRA
Patron...
Ne oldu, Mangnani çetesi, bir hamle yaptı mı?
No comments yet. Be the first to leave one.