200 baris pertama.
Nihayet açılıyor kapı
Işık içeri giriyor
Zemine sızıyor
Hiç var olmamış öz
Şimdi olacak
Eskilerin arta kalan kemikleri
Her adım, her atış
Her düşünce, her nefes, her şey
Özlem dolu
Raised by Wolves, 1. Sezon, 6. Bölüm "Kayıp Cennet"
Seni gökyüzünden çekiyor
Tıpkı sevginin yapacağı gibi
Seni yerden çekiyor
Tıpkı sevginin yapacağı gibi
Çeviren: Sacrer İyi seyirler dilerim.
Bir terslik var.
İçimde bir his var.
Her şey canımı acıtıyor gibi.
Evet.
Bunun için çok üzgünüm.
Birlikte geçirdiğimiz zamanın bütün anılarını sileceğim.
- Böylece artık canını acıtmayacak. - Hayır, o zaman seni kaybederim.
Öyleyse arşivlerim. Gerekirse geri alabilirsin.
Hayır, lütfen yapma. Lütfen...
Durdur.
Yeniden oynat.
Git hadi.
Baştan başla.
İnsan ırkımızın yeni annesi sensin.
Bizi kurtar.
Anı arşivinden çık.
Mutlu görünüyor.
Onu geri aldığımızda...
...ona ne söyleyeceğimizi düşünüyordum.
Ona doğruyu söyleyeceğim. Bunu söyleyeceğim.
Pekâlâ Caleb. Peki nasıl olacak?
"Selam ufaklık, annen ile babanı vurduk ve 13 yıl boyunca yüzüne karşı yalan söyledik.
Ama biliyor musun? Seni çok seviyoruz."
Tropik bölgeye ulaştığımızda söylerim.
Başka seçeneği olmadığı için mi bizimle kalmasını istiyorsun?
Tamam. Tamam Caleb, anlıyorum. Senin için çok zor olmalı.
- Bir çocuğun olması fikri... - Başlama yine şu zırvalığa.
Onu senin kadar çok seviyorum.
Koş! Koş, koş, koş!
Onu hemen şimdi alabiliriz.
Şimdi onu kaçırdık diyelim. Sonra ne olacak?
Yarın, ertesi gün ve ondan sonraki gün peşimizden gelecek.
Onu yok etmeliyiz.
Yoksa asla güvende olamayacağız.
Her gün aynı uçuş güzergahını izliyor.
O lanet dağdan eve dönüyor.
Nereye gittiğini öğreneceğim.
Bugün devriyen sırasında bir şeyle karşılaştın mı?
Önemli bir şey yok.
- Emin misin? Gideli uzun zaman oldu. - Bana ihtiyaç duyuldu mu?
- Yaratıklar gündüz aktif olmuyor... - Hayır. Acil bir ihtiyaç olmadı.
Ancak uzun süreli kayboluşların bazen çeşitli senaryolar kurmama sebep oluyor.
Yaptığın şeylerin ne olduğu hakkında tahmin yürütmek zorunda kalıyorum.
Belki de sen çocuklarla burada dururken devriyeye ben çıkmalıyımdır.
Ne yazık ki, onlarla yeterince zaman geçirmiyorsun.
Düzgünce öğretmiyorsun.
Keşke uçabilseydin Baba.
Ama yaya olarak devriyeye çıkman bütün gününü alır.
Evet, haklısın.
Ama çocuklarla daha fazla zaman geçirmeye çalışacağım.
Belki benimle de geçirirsin.
Yeni bir espri buldum.
Bir kapı nasıl zamanı belirtir?
Aralık olunca.
Kapı zamanı belirtmez Baba.
Özel konuşmamız ilgini çekiyorsa Hunter, duymak için kendini zorlama.
- Bir dahakine bize katıl. - Dinlemiyordum. Ben... Özür dilerim.
Güzel bir oyuncak bebekmiş Vita.
- Kendin mi yaptın? - Tally öğretti.
- Tally mi? - Eskiden yatağımda yatan kız.
Onunla ilgili konuşmamalısın Vita. O öldü.
İşte buradasın. Yatma zamanı geldi. Baba seni arıyor.
Bugün bebeğin hakkında pozitif duygular hissediyor musun?
Bana bu soruyu kaç defa sorarsan sor...
...cevabım hiç değişmeyecek. - O zaman bana olan sözünü tekrarla.
Kendimi ya da bebeği öldürmeye çalışmayacağıma söz veriyorum.
Teşekkür ederim.
Şimdi şunu kenara bırak. Uyuman gerekiyor.
Önce şu şarkıyı çalmasını öğreneyim.
Kâbuslar düşünceden ibarettir Tempest. Gerçek değillerdir.
Benim gördüğüm değil. Gördüğüm şey gerçekten oldu.
Gözlerimi ne zaman kapatsam tekrar oluyormuş gibi oluyor.
Ama sen nereden bileceksin? Kâbus bile görmüyorsun.
Yoksa görüyor musun?
Hayır.
Aklımın işleyişi üzerinde mutlak bir kontrolüm var.
Hangi modda olursam olayım.
Görebilmeyi diler miydin?
Kâbus değil de, rüya.
Ben hiçbir şey dilemem.
Ben isteyen değil, hizmet edenim.
Benimle kalır mısın?
Elbette.
Burada bir sürü var.
Hava çok sıcak.
- Bu yılana benziyor. - Sağ ol.
- Başka şeyler de yanabiliyor! - Nereye koyalım?
O yanmaz. Oldukça canlı.
En iyi yakacak odun ölmüş odundur.
Yakmak için değil. Başka bir şey için.
- Çubuktan adam mı? - Hayır.
- Artık o kadar küçük değilim. - Ne için öyleyse?
Sürpriz olsun.
Yaratığın kemiklerini gömmek zorunda değilsin.
Söylemiştim Campion. Hayvanların ruhu yoktur.
Sen söyledin diye doğru olduğu anlamına gelmez.
Uydurmadım ki. Çok küçükken babam söylemişti. Bu bir gerçek.
- Baban nereden biliyormuş? - Kutsal kitapta okumuş.
Peki kutsal kitabı yazan kişi nereden biliyormuş?
Bilmiyorum Campion. Ama şu an sinir bozucu oluyorsun.
Bence her şeyin bir ruhu var. Anne ile Baba'nın bile.
Hatta ağaçların bile.
- En azından büyük ağaçların. - Çocukça konuşuyorsun.
Seninle aynı fikirde olmamak benim için sorun değil Paul.
Aynı fikirde olmasak da arkadaş olabiliriz.
Anne ile Baba hiçbir zaman aynı fikirde olmuyor...
...ama hâlâ arkadaşlar. - Benim için de sorun değil.
Neye istiyorsan ona inan Campion.
Bence bu odun toplama gezileri...
...benim haricimde odun toplayan olursa daha faydalı olur.
Sürekli nereye gittiğini öğrendin mi?
Anne ile olan özel konuşmamızdan mı bahsediyorsun?
Evet. Genelde insanlar bu tarz sorunlar yüzünden ayrılırlar.
- Ne tarz sorunlar? - Bilmem, eşin yalan söyleyince falan.
Anne yalan söylemiyor ki.
Biraz daha uyanık olsaydın seni bu kadar çok kandırmayabilirdi.
Teklifim hâlâ geçerli.
Sana biraz ayar çeker, işlem gücünü arttırırım.
Az da olsa önemli.
Bunları taşı.
Şimdi üç tane kare oluşturman lazım...
...ama sadece üç çubuğu hareket ettirebilirsin.
Bu bulmaca çok zormuş.
Benim yapmam ne kadar sürmüştü Anne?
Bunu çözmen 23 dakika 35 saniye sürmüştü.
Senin yaşında bir çocuk için ortalamanın üzerinde bir süre.
Bütün çubuk bulmacaları bu kadar uzun sürmez ama bazıları sürüyor.
- İpucu ister misin? - Paul kendi çözmeye çalışsın.
Çalışma öncesi cevap verilirse ders bir işe yaramaz.
Hayır, buldum galiba.
Oldukça etkileyici Paul.
Hile yaptın.
- Campion... - Hayır, yapmadım. Yapmadım.
- Cevabını biliyordun. - Hayır, yemin ederim. Şimdi çözdüm.
Yarışma yapmıyoruz. Problem çözme dersi görüyoruz.
Campion?
Ne yapıyorsun?
- O da neydi? - Yok bir şey. Yatağına dön.
Artık gemide değiliz. Bana emir veremezsin.
Öyle olsun. Anne'yi çağırayım mı?
- Sakladığın şeyi ona gösterebilirsin. - Dur, dur, dur. Holly, Holly, Holly, Holly.
Hâlâ taze.
- Nerede buldun? - Yakacak odun ararken buldum.
Hayatta kalanlar olmalı. Muhtemelen bizi kurtaracaklar.
Anne ile Baba ne olacak?
Onları seviyorum. Zarar görmelerini istemiyorum.
Tamam da çok sorun olduğu için gözlerini çıkarmamaya karar vermesi an meselesi...
...sonra da puf! Üstünde ismimiz yazan beş mezar taşı daha dikilecek.
Öyle bir şey olmayacak.
Meşhur son sözler.
Sayın Kardinal, çocukları geri alma planımızda ölecek olursam...
...babamı, ölümcül günahını affettiğiniz için...
...size derin şükranlarımı sunmak istiyorum.
- Olayın tamamını biliyor musun? - Resmi raporda yazdığı kadarını biliyorum.
- Siz söyleyince, biraz yetersizdi. - Pekâlâ. Raporda ne yazıyordu?
Belki bir şeyler ekleyebilirim.
Raporda müfrezenizin ateist bir çocuk asker ele geçirdiği yazıyor. Kız çocuğu.
Babam onu infaz etmek yerine tutsak almaya karar vermiş.
Kısa süre sonra kız vücudundaki bombayı patlatarak...
...müfrezenizin yarısını öldürüyor.
Ardından kaba yargılama hatasından dolayı babamı infaz ettiniz.
Ama bunu bir androide yaptırmak yerine...
...onu bizzat kendiniz vurma şerefini kazandırdınız.
Bunun için, daima minnettar kalacağım efendim.
Evet, evet.
Lafı bile olmaz.
Olaya dair ekleyeceğiniz bir şey var mı?
Hayır.
Her şey anlatılmış.
Tetikte olmak için, babamın zayıflığa olan eğilimine karşı kendimi korumak için...
...elimden geleni yapıyorum.
Baban zayıf değildi.
Marcus, bir şey buldum.
Görünüşe göre parça arıyormuş.
- Bunu kullanıyormuş. - Ne amaçla? O android.
Arayüze direkt olarak bağlanıyormuş.
Şu kayıtlara bir bak. En kısası iki saatten fazla.
Bağlandığı zaman hareketi algılayamaz.
Göremez. Duyamaz. Savunmasız kalır.
İşte bu. Kaltağı bu sayede yakalayacağız.
Ee? Ne düşünüyorsun?
- Nedir bu? - Bu bir tuzak.
Hayvan avlarken kimsenin yaralanmamasını garantilemek için bir yöntem.
Üzgünüm Campion.
Ama artık o mantarı hazmedemiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.