De eerste 200 regels.
İzleyeceğiniz film, gerçek bir hikayeden alınmıştır.
Yaşam, eve dönmekten ibarettir.
Satıcılar, sekreterler, madenciler, arı yetiştiricileri, sihirbazlar...
Yani hepimiz için.
İç huzuru olmayan herkes...
...eve dönmenin bir yolunu arar.
O zamanlar ne hissettiğimi tarif etmek zor.
Kendinizi, bir kar fırtınasında yürümeye çalışırken hayal edin.
Aynı daire içinde döndüğünüzü bilmezsiniz.
Ağırlaşan bacaklarınız sürüklenir.
Haykırışlarınız, rüzgarla dağılır gider.
Ne kadar küçük.
Evden ne kadar uzaksınızdır.
Ev.
Sözlükler bu kelimeyi hem başlangıç noktası...
...hem de hedef nokta olarak tanımlıyor.
Peki ya fırtına?
Fırtına benim beynimdeydi.
Şair Dante'nin dediği gibi...
Yaşam serüvenimin ortasında kendimi karanlık bir ormanda buldum.
Çünkü, doğru yolu kaybetmiştim.
Sonrasında doğru yolu bulacaktım.
Ama en beklenmedik yerde.
FAIRFAX HASTANESİ PSİKİYATRİ BÖLÜMÜ, 1969
Kaç parmak görüyorsun?
Deli herif. Bir daha insanı böyle korkutma.
Kaç tane?
- Dört. - Dört mü?
Dört mü?
Bir salak daha.
Burayı seveceksin.
Yeni biri geldi. Hunter Adams.
Kendi geldi. İntihar eğilimli. Doktor Prack'e ver.
Hey, Rudy! Nasılsın?
Üç haftadır yataktan çıkmadı. Seni rahatsız etmez.
Sürgü gerekirse dolapta var. Kalkma saati 7:00.
Affedersiniz.
Acaba tek kişilik odanız yok mu?
Olmaz mı.
Resepsiyonu arayıp, manzaralı bir süit iste.
Havuz kenarını tercih ederdim.
Uyumaya çalış.
Merhaba.
Merhaba.
Sen...
...eski oda arkadaşımdan daha kıllısın.
Sıcak tutuyor.
- Ne oluyor? - Kov onları.
- Kimleri? Nerede? - Kov onları.
- Tamam, sakin ol. - Kov onları.
Beni rahat bırak. Hain.
- Kimler? - Seninle içeri girdiler.
Kimse yok mu? Yardım edin.
Yardım edin.
Gidin başımdan, gidin.
Sakin ol, sakin ol.
Beni sincapların elinden kurtarın lütfen.
Beni sincapların elinden kurtarın.
Beni sincaplar ısırdı.
Sincaplar mı?
Babam öldüğünde dokuz yaşındaydım.
Ordudaydı. Fazla eve gelmezdi.
Ölmeden iki hafta önce...
...Kore savaşında ruhunu...
...kaybetmiş gibi hissettiğini söyledi.
Yıllar boyunca benden sanmıştım.
Geçen yıl yedi kez taşındım.
Bir sürü iş değiştirdim.
Uymayan bir şeyler vardı.
Ben uymuyordum.
Baban ölünce ne hissettin?
Bilmem, dokuz yaşındaydım.
Bir farklılık oluşmuş gibiydi.
Aniden kendimle, dünyadaki diğer insanlar arasında.
Hayat devam etti.
Tıpkı önceden olduğu gibi.
Ama önceki gibi değildi.
Amcam yardım etti. Ziyarete gelirdi.
En azından dinlerdi.
Ve ben sanırdım ki...
...eğer çıkardığım gazı ateşlersem aya, Uranüs'e gidebilirim.
Ya da en azından penisimi...
...bir yoyo gibi kullanıp etrafta gezinebilirim.
Anlamadım?
Evet, çok güzel.
İlerleme kaydediyorsun, Hunter. Grup terapisinde görüşürüz.
Teşekkür ederim.
Dört. Dört. Dört.
Dört.
Hepiniz kaçıksınız! Kaçık! Dört!
Arthur Mendelson.
O, Arthur Mendelson mu?
Brand Beaton Sanayi.
Zamanımızın en yenilikçi beyinlerinden biriydi.
Şimdiyse, pencereleri bile sayamıyor.
Ne oldu? Neden burada?
Kendi geldi. Dehalık sendromu. Howard Hughes tipi işte.
Sürekli insan zihninin derinliklerini kurcalamaktan.
Fazla kurcaladı galiba.
Dört.
Dört.
Niye buradayız? Çok sıkışık.
Everton, Rudy'nin de katılması için burada toplanıyoruz.
- Çok sıkışık. - Düşüncesi olan?
- Sıkışık. - Onun sorusu var sanırım.
Birinin zayıflığıyla dalga geçmeyi eğlenceli mi buluyorsun Hunter?
Belki sorusu vardır. Hala sağ.
- Katotonik durumda. - Bir beyni var.
- Belki katılmak istiyordur. - Evet.
Belki onun da bir sorusu vardır.
Evet, belki.
Belki neden sıkıştığımızı biliyordur.
Belki Beany sandığımızdan fazlasını biliyordur.
Affedersin, Beany? Cennet ne tarafta?
Doğru, gördünüz mü?
Yeter Hunter!
Wilt Chamberlain senden ne kadar uzun?
Doğru. Gördün mü?
Beany! Beany! Tavan nerde?
Kesin şunu.
Kuşlar nerede uçar, Beany?
Hitler'i nasıl selamlarsın Beany?
Beany, Hitler'e nasıl selam veriyor?
Bir filin basurunu nasıl kontrol edersin?
Bakma yarışını kim kazanırdı? Beany!
Kim osurdu?
Beany!
- Kimler mastürbasyonu sever? - Evet!
Beany, tek kollu bir hakem ofsayt'ı nasıl gösterir?
Hoşça kal, Beany!
Çav, Beany! Arigato Beany!
Bu çok yararlı bir seanstı.
Girebilir miyim?
Bir talusunu öbürünün önüne koyarsan...
...sorun olmadan girebilirsin.
Bu konuyu gazete haberi yapsalardı...
...başlık, kuş beyinli odaya giriyor olurdu.
Parmaklar. Cevabı neydi?
Sen de şu zeki genç adamlardan birisin.
Her zaman doğru cevabı bilenlerden.
Gerçek hayata hoş geldin.
Kaç tane görüyorsun?
- Dört parmak var. - Hayır, hayır. Bana bak.
Ne?
Sen, soruya odaklanıyorsun.
Eğer soruya odaklanırsan yanıtı göremezsin.
Asla soruna odaklanma. Bana bak!
Kaç tane görüyorsun?
Parmakların ardına bak.
Kaç tane görüyorsun?
Sekiz.
Sekiz. Sekiz. Evet! Evet!
Sekiz iyi bir cevap.
Kimsenin göremediğini görmelisin.
Başkalarının korkudan, uyum kaygısından...
...tembellikten ötürü görmemeyi tercih ettiğini gör.
Bak, tüm dünya her gün yenileniyor.
Aslını istersen, doğru yola girdin.
Burada kaçık ve çılgın bir ihtiyardan başka bir şey görmeseydin...
...başlangıç bile yapamazdın.
Bana bakınca ne görüyorsun?
Bardağımı tamir ettin.
Sonra görüşürüz.
Patch.
Rudy, dur.
Uyku düzenimi bozuyorsun.
Kör olacaksın.
- Lütfen. - Banyoya gitmem gerekiyor.
Git o zaman. İşte orada. 15 adım uzakta.
- Evet ama... - Ama ne? Sincaplar mı?
- Kaç tane? - Tek bir tane.
Banyoya gitmeni tek bir sincap mı engelliyor yani?
Kımıldarsam, öbürlerini de çağırır.
Konu bu değil. Onlar sincap.
Sincap, Rudy.
Dünyanın en sevimli yaratıkları onlar.
- Harikadırlar. - Değiller. Değiller.
Saldırgan yırtıcılar listesinde civcivlerle salyangozların...
...hemen altında yer alıyorlar.
Senden ne isteyebilirler ki? Kestanelerini mi?
- Öyle mi dersin? - Rudy.
- Tamam, seni götüreceğim. Gel. - Kımıldama.
- Yatağının ayak ucunda. - Bir tane daha mı?
Parmaklıkta duruyor. Dikkatli ol.
Atlayacak şimdi.
Kapıda. Kapının yanında duruyor.
Kapının yanında. Kapının yanında.
Banyodan çıkıyor. Banyodan çıkıyor.
Banyodan çıkıyor. Bak, bak.
Çok korkunçlar.
Omzunda. Zıpladı.
Başımdan al. Al dedim sana.
Sipere yat, hadi.
Sipere yat dedim sana. Hadi çabuk ol.
Kale inşa edelim. Hadi, bize kale lazım.
Evet. Geç arkasına. Yere yat. Evet, tamam.
Gittiler.
Sanırım artık banyo yolu güvenli.
- Hayır, çok riskli. - Hayır.
Bu varken değil.
No comments yet. Be the first to leave one.