De eerste 200 regels.
- Hey, Troy. Çok salaksın. - Kes sesini.
Hey, ucube.
Affedersiniz.
Orada öleceksiniz.
Kes sesini yoksa kıçına tekmeyi yersin.
Sopamız var.
Ağaçlardan nefret ederim.
Pişman olacaksınız.
Pişman olacaksınız.
Pişman olacaksınız.
İşte böyle!
Sadece bana aitsin
Troy!
Harika.
- Yürü. - Sen yürü geri zekâlı.
Şuna baksana.
Kokuyor burası. Leş gibi kokuyor.
Geçen yaz rakunu
bacamıza sıkıştırmıştık, hatırlıyor musun?
Aynen öyle kokuyor. Gidip bulalım şunu.
Hayır, kötü kokuyor. Ben çıkıyorum buradan.
Troy?
Troy?
Kim var orada?
Kes şunu Troy.
Kes şunu.
GÜNÜMÜZ
- Düzenli âdet oluyor musun? - İki ayda bir.
O kadar kandan sonra şikâyet etmiyorum tabii.
Ben, kandan tiksinir.
- Tahrik olmakta sorun mu yaşıyorsun? - Kendi başımayken değil.
Uzanabilirsin.
Biyoeşdeğer hormon tedavisi kullanan senin yaşındaki kadınlarda
son zamanlarda başarı sağladım.
- Ne konuda? - Önleyici saldırı gibi düşün.
Bedenin ev gibidir.
Mutfak ve banyodaki fayansları tamir edebilirsin
ama evin temeli çürüyorsa zamanını boşa harcıyorsun demektir.
- Yan etkileri neler? - Oturabilirsin.
BHRT'ler cildin ve organların için çok faydalıdır.
Bunları verdiğim birçok kadın
on yıl genç hissetmeye başladığını söylüyor.
Bilemiyorum. Ailemin plastik şişeden su içmesine bile izin vermem ben.
Yan etkilerinden habersiz
vücuduma hormon almak mı?
- Sadece... - On yaş gençleşeceksin.
Hormona ihtiyacım yok Doktor. Olanlardan sonra
vücudumun kontrolünü geri kazanmaya çalışıyorum sadece.
Bunu başarman için bir teklif sunuyorum.
Ev falan değilim ben.
Vivien, bu kadar korktuğun şey ne?
- 911. - Evimde biri var.
Aile ferdi olmadığına emin misiniz?
Onlar evde değil.
- Adresiniz ne? - Drumlin Caddesi, 35 numara.
- Devriye gönderiyoruz. - Çabuk.
Aman Tanrım. Viv, hayır.
Viv. Üzgünüm. Hayır.
Hayır...
Pişman olacaksın. Pişman olacaksın.
Pişman olacaksın. Pişman olacaksın.
Buranın ışığı farklıymış.
- Yumuşak. - Kirli havadan.
Heyecanlanmalısın Vi.
Sigara aşırmayı bırakıp derin nefes alabilirsin.
- Tuvalete gitmeliyim. - Geldik sayılır.
- Gitmem gerek. - Vi, otobandayız.
Sahiden. Nereye çekmemi istersin?
Yanımızdaki Honda'nın tuvaleti vardır belki.
Çakma bebek sıçmak istese bir yer bulurdunuz.
Cidden mi Violet? Söyleyen ben olmadıkça o sözcükten nefret ederim.
İyi ki ikinci seçeneğimizi boş verip sana Violet adını takmışız.
- Diğer seçenek neydi? - Sunshine.
Komikti. Hadi ama. Komik olduğunu kabul etmelisin.
Ben bayıldım. Sen de sevdin mi hayatım?
İnternettekinden bile güzel görünüyor.
Evet, ilginçmiş.
Harika. Şimdi de Addams Ailesi olduk.
- Huysuz kız! Buraya gel. - Ne yapıyorsun?
Burası harika değil mi?
Hoş geldiniz.
Klasik Los Angeles Viktorya tarzında bir yapı,
1920'lerde yıldızların doktoru tarafından yaptırılmış.
Olağanüstüdür. Bunlar gerçek Tiffany parçalardır.
Gördüğünüz gibi, önceki sahipleri burayı çocukları gibi sevmiş.
Her şeyi restore etmişler.
- Geyler miydi? - Sizce?
Tiffany. Vay be.
- Yemek yapar mısınız? - Viv iyi aşçıdır.
Birkaç yıl önce yemek kursuna gitmişti
ama öğretmen ondan birkaç şey öğrendi.
Yemek kursu. Ne romantik.
- Psikolog değil miydiniz siz? - Psikiyatrist.
Telefonda konuştuğumuzda
ofise dönüşebilecek bir oda var demiştiniz.
Ailemle vakit geçirmek için hastalarımla burada görüşeceğim.
Ne hoş fikir.
Violet, hayatım, Hallie nereye gitmiş baksana.
Teşekkürler.
Neye havlıyorsun?
Bu odanın fotoğraflarını internette görünce
müzik odası olarak kullanabileceğini düşündüm.
Müzisyen misiniz?
- Öyleydim. - Çellocu. Çok iyidir hem de.
Neden bıraktınız?
Buradaki duvar kâğıdı soyuluyor.
Altında bir duvar resmi var gibi.
Muhtemelen önceki ev sahibi kapatmıştır. Yenilikçi insanlardı.
Önceki sahipler demişken,
bilgi gizlememe kuralı gereği onlara ne olduğundan bahsetmeliyim.
Aman Tanrım.
Burada ölmediler, değil mi?
Aslına bakarsanız, öldüler. İkisi de. Cinayet-intihar vakasıydı.
Onlara da evi ben satmıştım.
Çok tatlı bir çiftti. Bilemiyorsunuz işte.
Neden semtteki diğer evlerin
yarı fiyatına olduğu belli oldu.
Yüzyılın ortalarında yapılmış çok hoş bir çiftlik var ama vadide
ve bu evin içte birini iki katı fiyatına alırsınız.
- Harika. - Nerede oldu?
- Bodrum katında. - Alıyoruz.
SATILDI
Hadi bebeğim. Yatağa girelim. Onları sabah halledersin.
Violet için biraz endişeliyim.
Buradaki çocuklar çok farklı.
Uyum sorunuyla bir yıl daha başa çıkar mı bilmiyorum.
Ben başa çıkamam demek istedin herhâlde?
Burada olanlar yüzünden bu evin seni ürkütmediğine
inanamıyorum.
Evin değerinin ödediğimizin dört katı olması,
bu kötü hissi bastırıyor.
O yüzden bunu düşünmeyelim.
Profesyonel tavsiyeniz bu mu Doktor? İnkâr etmek mi?
Hadi ama. Sana biraz şefkat göstereyim.
Buraya taşınmak, bu evi almak, ailemiz için yapılacak
en doğru şeydi.
İyi bir şey bu.
Yaşadığımız onca kötü şeyden sonra güzel şeyleri hak ediyoruz.
Kutudan çıkarmak istediğim...
Birkaç eşya var mutfakta.
Deniyor olmanı takdir ediyorum.
Ben de deniyorum.
- Peki. - Biraz zaman alacak.
- İzin verdim. - Göğüs ucundan kokain çekmesine mi?
İki gün falan uyuşuk kaldılar.
Hey! Öğrenci konseyi açık alanda sigara içmeye karşı bir kural getirdi!
- Pasif içicilik öldürür. - Yeniyim ben. Bilmiyordum.
Derdin ne senin? İnsanlar buraya oturuyor, yemek yiyor.
Beni tanımıyorsun bile. Derdin ne?
Leah'nın büyükannesi akciğer kanserinden öldü. Bu işi ciddiye alır.
Ye bunu. Ye bunu yoksa seni fena yaparım.
- Hayır. - Hadi Leah. Yeter bu kadar.
Hayır. Yediğini görmek istiyorum.
- Ye şunu! - Leah, saçmalama, 12 yaşında daha.
Öldün sen! Öldün!
Burada öleceksin.
Kimsin? Ne yapıyorsun?
Ne işin var burada?
Adelaide.
Adelaide.
Adelaide.
Oturup izlemen için Kâşif Dora'yı açtım sana.
Koş Diego Koş'u açmıştın. Sevmiyorum onu.
Hepsi kahverengi. Farkı anlamazsın bile.
- Affedersiniz. - Merhaba.
Merhaba.
Ben Constance, yan komşunuz.
Bu da kızım, Adelaide.
- Merhaba. - Eve git Addy. Hemen.
Bu kız tam bir canavar.
Onu seviyorum ve iyi bir Hristiyan'ım ama İsa aşkına,
şu testlerin birazını olsun birkaç yıl daha önce bulsalar kesin...
Evime nasıl girdin?
Arka kapıyı açık bırakmışsın.
Ama söylemeliyim, Addy girmenin yolunu bulur daima.
Bu eve kafayı takmış durumda. Hep böyleydi.
- Eşyalarınız çok güzelmiş. - Teşekkürler.
- Köpeğiniz var mı? - Köpeğim var, evet.
Küçük bir köpek evi işletiyorum.
- Köpek bakım merkezi gibi bir şey ve... - Ne hoş.
Safkanları tercih ediyorum.
Uzun bir soy ağacının güzelliğine hayranım
ama evimde melezlere de daima yer var.
Tanrım.
Şu küpelere bak. Gerçek elmas mı onlar?
- Evden alışveriş saçmalığı değil umarım? - Hayır.
Benimde böyle pırlantalarım vardı. Haftanın her gününe farklı bir çift küpe.
- Kocan mı verdi bunları? - Evet, o verdi.
Genç ve güzelken hediye alırlar hep.
- Güneyli misiniz? - Virginia'lıyım ve gurur duyuyorum.
Doğma büyüme eski koloniliyim. Fark ettiğin için teşekkürler.
Buraya film yıldızı olmak için gelmiştim.
Ekran testini, her şeyi geçtim. Ama çıplaklık o dönemde büyük bir sorundu.
Ahlak anlayışı çökmeye başlamıştı
ve ben de ülkedeki her erkek, kadın ve çocuğun görmesi için
oramı buramı 20 metre yüksekte sergilemeyecektim.
Ben de hayallerimi bir rafa kaldırıp o defteri kapattım.
Sonra da mongoloidler geldi
ve tabii ki ondan sonra çalışamadım.
Seni tanımak çok güzel.
No comments yet. Be the first to leave one.