Pierwsze 200 wierszy.
Çekim olup olmadığını bilmiyorum.
JESSICA, 38 İÇ HASTALIKLARI DOKTORU
Bence seks önemli bir şey.
Bunu aşabileceğimizi… Bunu aşabileceğimi düşünmüştüm.
"Harika bir insan. Onu önemsiyorum."
Bana karşı hislerini de biliyorum.
Dedim ki "Bana kalırsa
bir şekilde o kısmı aşabiliriz."
Ve şimdi ben…
Numara yapmak istemem.
Ama buna ne kadar devam edersek…
Bu kişiyle konuşmadım.
Ama son iki gündür bunu düşündüm.
Acaba nasıl olurdu diye.
O kişiyle olsaydım nasıl olacağını düşündüm.
Hangi kişiyle?
İki numaramdaki kişi.
Sadece düşünüyorum.
Açıkçası aklımdan bunlar geçti.
"Bu nasıl olurdu?" dedim.
Bilmiyorum, belki de berbat olurdu. Anlıyor musun?
O kişi… Bunlar kafamdaki düşünceler.
Evet, bunları duymak oldukça zor.
Tamam, öyle olacağını düşünmüştüm.
Son iki gündür düşünmek için yeterince zamanım oldu.
Uzun vadeli düşündüm, bundan beş, 10, 15, 20 yıl sonrasını.
Bu zor gibi geliyor.
Ama bu sana karşı hislerimin gerçek olmadığı anlamına gelmez.
Her şey… Sana karşı hissettiklerim gerçekti.
-Ben… Üzülmeni istemiyorum. -Biliyorum.
Bunu çözmek için çabalamaya devam etmek istiyorum
çünkü birlikte eğleniyoruz.
Değil mi?
Bundan sonra eğlenebileceğimi sanmıyorum.
Vay canına. Tamam.
Aptal gibi hissediyorum.
Neden?
Neden?
Açıkçası gerçek şu ki…
Bu konuşmada her gün spor yapmamamın söylenmesi bile gerçekten inanılmaz.
Tanrım, demek istediğim bu değil.
Öyle dedin.
-Amacım şey değil… -Şunu demeye çalıştım.
Daha önce çıktığım insanlar öyleydi.
-Onları beğeniyordum. -Her gün hastanede çalışıyorum.
-Özür dilerim yani… -Tamam, anlıyorum.
Bu konuda çok açık sözlüydüm.
Her gün pilatese gideceğimi söylemedim.
Anlıyorum.
Bu yüzden berbat hissediyorum.
Yeterince iyi değilmiş gibi.
Kontrol edemediğim bir şekilde.
Kendimi yetersiz hissediyorum.
Üç gün önce bunu sorgulayıp sorgulamadığımı sorsaydın…
"Sen delisin" derdim.
"Bu adam bana herkesten daha iyi davrandı.
Bana âşık olduğunu, benimle bir gelecek istediğini söyledi."
Bugün benim için her şey altüst oldu.
Beni dünyanın en iyi şeyi olarak görürken "Belki de değil" noktasına geldin.
Bedenim senin için yeterince iyi değilse asla "Lütfen beni yine de sev" demem.
Buraya bunun için gelmedim.
Sanırım eve gitmem gerekiyor.
Aşkın gözü benim için kördü.
Chris'e deli gibi âşıktım.
Hayatımın geri kalanını onunla geçireceğime kalpten inanmıştım.
Bir anda tamamen değişip bambaşka biri gibi davrandığı için
ona artık asla aynı gözle bakamam.
İnanılmaz hayal kırıklığına uğradım. İnanılmaz incindim.
Ama iyi olacağım.
Hep iyi oldum. Başımın çaresine bakarım.
Harika bir hayatım var.
Hayatımı daha iyi kılmayacaksa biriyle olmak istemiyorum.
Bence aşkın gözü kördür.
Birine görmeden âşık oldum ve hayatımı onunla geçirmek istedim.
Ama iki insanın birlikte olmak, seks yapmak istemesi
insanlar için önemli olmayabilir.
İlişkinin küçük bir kısmı görürler.
Anlıyorum, 90 yaşına gelince kimse iyi görünmeyecek.
Anlıyorum.
Ama 90 yaşında değilim.
Böyle olduğu için hayal kırıklığına uğradım.
Spor yapmadığını söyledi. Anladım. Sorun değil.
Ama Bri benim iki numaramdı ve sanki…
Bilirsin…
Belki o daha çok ilgimi çekerdi.
Kötü biri gibi hissetmeden o şeyleri söyleyebileceğimi düşündüm.
Yanılmışım.
Hislerimden hoşlanmadıysa, benimle olamayacağını düşünüyorsa…
Durum bu.
Tişörtün ve eşofmanın yatakta.
Gördüm. Sağ ol.
Çamaşırların bitmesi iyi gelmedi mi?
Direkt söylemeyeceğim
ama ortalığın güzel görünmesi için bu işleri yapmak…
Hayattaki güzel şeyleri takdir ediyor.
Temiz bir ev gibi.
-Bunu yapmamı takdir ediyorsun. -Güzel kokuyor! Evet!
-"Olumlu pekiştirme" dedim. -Savunmaya geçme! Öylesin diyorum.
-Bütün gün benden uzaktaydın. -Öyle.
Hayır!
-Ne yapacaksın? -Seni.
Yarın döndüğümde ne yapacaksın?
Ağlayacağım.
Biraz para kazan da evde kalayım.
Hep burada kalırım.
Sanırım düğünden önce ofise gitmem gerekmeyecek
ama sonrasında giderim.
-Bazen ofise mi gidiyorsun? -Ayda bir.
Üst düzey çalışanlar olarak ayda bir toplantı yapıyoruz.
Sen bana sarıldıktan sonra…
Yemin ederim bir âlemsin.
-Yapmam gerekeni yaparım. -Tamam.
Buna "verimlilik" deniyor.
-"Görev dağılımı." -Doğru.
Buradaki işleri paylaştırmam gibi.
-İtiraf etmeliyim… -Ev idare ediyoruz.
Farkında mısın? Bu akşam yemek yapacağız.
Bu evdeki ilk akşam yemeğimiz.
İşte cızırdıyor.
Evet bebeğim!
Lütfen dikkatli ol.
Olurum.
-Tamam. -Başka bir alet seçelim.
Bu tereyağı mı? Kaya gibi sert.
-Isınmalı mı? -Isınması gerek.
Connor?
Bu plastik!
20 saniye falan! Bir şey olmaz!
Başka tarafa bakacağım. Seninle yaşarken kanser olacağım.
Tanrım…
Bazen aptal gibi davranıyorum.
Seni öğrenci kulübündeki yetişkin gibi görüyorum.
Ben hiç kulübe katılmadım.
Katılmalıydın.
30'lu yaşlarda yapabiliyorken niye gençken yapasın?
-Sen… -Küstah mı?
-Evet. -Evet.
-Bazen biraz acımasız. -Tamam.
-Bana biraz… -Gördün mü? Şimdi kötü ben oldum.
Seni seviyorum.
Çok iyi gidiyorsun.
Neler yaptığına bak.
Temiz bir ev.
Şuna bak! Yemek yapıyor!
Yapıyor!
Hadi! Hayır, daha kibar olmalıyım. Haklısın. Bu iyi bir geri bildirim.
Ama ben…
Jess'ten mesaj aldım.
Chris'ten mesaj aldım.
-Ne? -Bilmiyorum.
Ne diyor? Eve mi gidiyormuş?
Hayır.
Bir kontrol edeyim.
Chris işi bitince konuşmak isteyebilir.
Vay canına.
Onlarla iyi arkadaşız.
DÜĞÜNLERE 14 GÜN KALA
-Beni utandıracak mısın? -Evet.
Orasını görürüz.
Çok güçlüsün.
-Hayır! -Bekle, bahse girmiş miydik?
İşte. Kazanmama izin verdin.
Kaybetmeyi hazmedemem.
Mükemmel!
-Kıyak mı geçiyorsun? -Evet.
-Bu delik de senin olsun. -Hepsini isterim…
-Resmen pas attım. -Evet.
İyi atış!
-Geri döndü. -Hiç gitmedim.
Şu hâline bak.
İlk kavgamızı yapmak kolay değildi ama eski hâlimize geri döndük.
-Oldu! -İşte. Beni etkiliyorsun.
-Hoşlanıyorsun. -Evet.
-Benden hoşlanıyor. -Evet.
İyi görünüyorsun.
Yap hadi.
Cinsel anlamda hüsran yaşamıştım, bu akşamdan sonra
büyük ihtimalle bu ihtiyacım giderilecek.
Hatta giderilmiş bile olabilir.
-Bunu deliğe sokmam lazım. -İşte bu.
Lütfen aileme söylemeyin.
Hız harika. İyi iş.
-Neredeyiz bebeğim? -Bu benim çalıştığım bina.
Burada seninle yemek yiyebilir miyim?
-Tabii, evet. -Evet mi?
Şuraya oturup.
Vic'i gerçek hayatta görmek çok güzel.
Doktor St. John.
Bunları takıyorsun.
Sesi duyabiliyorlar. Öğretiyorsun. El kaldırıyorlar.
Bir gün gelip bu köşelerden birine oturacağım.
Ayrıca ona bütün acılarımı göstermek istiyorum
çünkü beni bulunduğum yere onlar getirdi.
Nereye gidiyoruz?
Bakmana gerek yok, sürüyorsun.
Hillsboro, Ohio.
Hillsboro, Ohio.
Evet, memleketim.
Memleket.
Manzarayı göstermek ister misin?
No comments yet. Be the first to leave one.